Turizm Bilimi Nedir? Turizm Bilimi Tanımı, Turizm Bilimi Anlamı
Turizm bilimi, ekonomi, işletme, hukuk, siyaset bilimi, çevre bilimi, sosyoloji, coğrafya, psikoloji ve benzeri birçok bilim dalından yararlanarak insanın yaşadığı yer dışındaki geçici konaklama ve seyahatlerinden doğan tüm olay ve ilişkileri bilimsel yöntemlerle ele alan ve inceleyen sosyal bir bilim dalıdır.


Turizm olayının çok yönlülüğü nedeniyle turizm biliminin çeşitli bilim dalları ile yakın ilişkiler içinde bulunması kaçınılmazdır. Turizm için gerek duyulan temel bilgiler değişik bilim dallarından sağlanmaktadır.

‘’ İnsan yaklaşık 50.000 yıllık bir evrim içinde önce yaşadığı bölgeyi, daha sonra uzak bölge ya da ülkeleri görmek istemiştir.Bu da turizm olayını meydana getirmiştir.Tarihi gelişim içinde turizmini neyi içerdiği ve gelişimi ele alınırken, seyahat kavramından, turizm amacına yönelmiş seyahatleri ayırmak çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Çünkü tarihi dönemlerde turizm olgusu ilkçağlarda ticari, ortaçağda dini, yeniçağda kültürel amaçlara dayanmıştır.1920’lerde otomobil çağının başlamasıyla karayolları ağlarının genişlemesi, otomobillerin ucuzlayarak kullanımının yaygınlaşması, insanların hareketliliğini önemli ölçüde arttırmıştır. Turizm amacıyla yapılan seyahatlerde otomobilden yararlanma tüm beklentilerin ötesinde bir gelişme göstermiştir. 20. yüzyılda yaşanan iki dünya savaşı bir taraftan ekonomik sosyal refahı, seyahat özgürlüğünü ve güvenliğini azaltarak turizmi olumsuz yönde etkilerken diğer taraftan da ulaştırma araçlarında, özellikle havacılık teknolojisinde önemli ilerlemeler yaratarak seyahatleri geliştirici yönde etkiler doğurmuştur.Günümüzde turizm olayının değişen ve gelişen iki önemli boyutu da konaklama işletmeleri ve tur organizatörleri olmaktadır. Bu yüzyılın başlarında çoğunlukla zengin ve aristokrat kişilerin zevklerine ve taleplerine uygun oteller günümüzde kitle turizmin koşullarına uygun, büyük kapasiteli ve standart hizmet sunan konaklama işletmelerine dönüşmüşlerdir ‘’ ( Maviş, 1994: 9 –14 ).

‘’ Turizm, ilk defa kutsal mahaller seyahati olarak başlamıştır. Gerek İslam, gerek Vatikan arşivlerinde bu konuda pek çok kitap ve seyahatname vardır. Bu hal, Ortaçağdan Rönesans dönemine kadar sürüp gitmiştir. Rönesans ile beraber sanat ve kültür dalları da insanları gezilere çıkaran etkenlerin başındadır. 19. yüzyılda yeni buluşlar, buharlı gemiler, trenler turizmi hızla geliştirmiştir. Arkasından uluslar arası sergilerin açılması,birbirini izleyen savaşlardan sonra bildirilerde adı geçen yerlerin görülmek istenmesi, savaşların verdiği sıkıntı ve usanç duygularından sonra eğlence ihtiyacı, bazı memleketlerde bütçe açıklarının turizm gelirleriyle kapanmasının görülmesiyle bu endüstri baş tacı edilmiştir. Bugün yine, turizmin başladığı noktaya doğru büyük bir yöneliş vardır. Gerek İslam, gerek Hıristiyan dünyasında kutsal mahallerin ziyareti ön plana yaklaşmaktadır ‘’ ( Ziyaoğlu, 1969: 6 ).

‘’ İnsanların tatil bekleyişlerinin analizi çıkarıldığında iki esas motif ortaya çıkar. Bunlardan birincisi ‘ kaçış’, ikincisi ‘ yöneliş’ motifleridir. Kaçış motifi monotonluktan uzaklaşmak, yöneliş motifi ise bekleyişlerine uygun bir dünya arayışı olayını ifade etmektedir. Bu arayış insanoğlunun sırf arzu ve ihtiyaçlarını tatmin amacı ile olabileceği gibi merakla gerçeği keşfetmek duygusuyla da olabilmektedir. Nitekim turistik mahallerde mukaddes sayılan ziyaret yerleri mevcut ise çekicilik artmaktadır. Günümüzde bu tip ziyaret amacında olan büyük kitlelerin yer değiştiğine şahit olmaktayız. Buna en güzel örnek olarak hac turizmini verebiliriz. Başka hiçbir güç her yıl aynı yerde ortalama 2 milyon kadar dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen Müslümanlar’ın bir araya toplanmasını başarmış değildir ‘’ ( Yılmaz , 1998: 2, 28 ).

Yüzyılımızın sonlarına doğru Müslümanlar, hac ibadetini yerine getirirken yeniçağın beraberinde getirdiği teknolojinin nimetlerinden en başta ulaştırma aracı, konaklama işletmeleri olmak üzere faydalanmaya başlamışlar. Bu turistik öğelerin en önemli ve ortak özelliklerinden biri konfordur ki hacı adayları genelde yaşlı insanlar oldukları için çok sıcak bir ülke olan Arabistan’da bu tür hizmetlerin konforu lehlerinedir.

‘’ Hac olayı ekonomik bakımdan üretim, tüketim, dışsatım, yatırım, dış ödemeler dengesi ve milli gelir gibi ekonomik boyutları olan bir faaliyettir. Uluslararası döviz hareketliliğini sağlayan hac turizmi vasıtasıyla üretim ve tüketim artmakta, geniş istihdam olanakları yaratılmaktadır. Hac olayı; milli geliri arttıran, ödemeler dengesi açığını kapatan ve ülkeler arasında döviz girdi çıktısı sağlayan özellikleri taşıması bakımından da önemlidir. Ayrıca hac, bilim, kültür, sanat ve estetik anlayışı bakımındantoplumların birbirinden etkilenmesi açısından da önem taşımaktadır ‘’