Konu Etiketleri:

osmanli motifler, halı desenleri çizimi, osmanlı zamanında kullanılan kumaş isimleri, osmanlı motifleri, osmanlı çicekli kumaş motifi, sümbül motifi, türk süsleme sanatında desen ve motif eski elbise motifi, çintemani figürleri, osmanlı kumaş sanatı, osmanli zamanindaki halilar,

+ Konu Cevapla
4 / 5 Sayfa BirinciBirinci ... 2345 SonuncuSonuncu
16 den 20´e kadar. Toplam 21 Sayfa bulundu
Like Tree1Likes

Osmanlı Sanatı-Osmanlı Motifleri-Osmanlı'da Kumaş & Nakışlar-Osmanlı Döneminde Sanat

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Osmanlı İmparatorluğu Forumunda Bulunan  Osmanlı Sanatı-Osmanlı Motifleri-Osmanlı'da Kumaş & Nakışlar-Osmanlı Döneminde Sanat Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Osmanlı Devletinde Halı Sanatı HALI SANATI-Osmanlıda Kalı Modifleri Osmanlı Halı Modifleri HALI SANATI B u devirde hayvan halılarının yanı sıra ...

  1. #16
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    15.500
    Tecrübe Puanı
    20


    Tanımlı Ce: Osmanlı Sanatı-Osmanlı Motifleri-Osmanlı'da Kumaş & Nakışlar-Osmanlı Döneminde Sa







    Osmanlı Devletinde Halı SanatıHALI SANATI-Osmanlıda Kalı Modifleri
    Osmanlı Halı Modifleri
    HALI SANATI



    Bu devirde hayvan halılarının yanı sıra geometrik dolgulu bölümler gösteren halıların da yapılmakta olduğu, tablolardaki halı tasfirlerinden anlaşılmaktadır. Bunlarda zemin karelere bölünmüş ve her karenin içi geometrik motiflerle dolgulanmıştır. Bunlar daha sonra Holbein adı ile tanınan halıların ilk basamakları olarak kabul edilebilir.
    Tablolarda görülen az sayıda geometrik halılar, 15.yy ortalarında hayvan halılarının yerini almaya başlar ve yüzyıl sonunda hayvan halıları tamamen kaybolarak geometrik motifli halılar hakim olur (Aslanapa, 1987:61s).


    Sanat tarihçilerinin aşağı yukarı, bize çok az numunesi intikal etmiş olan en eski halılar hakkında, halının yaşını kesin olarak tayinde ve halıları tasnifte, karşısında bulunmuş oldukları güçlük, onları bu halılarla Avrupalı ressamların yeniden resimlerini yapmaktan zevk duydukları halı resimlerini karşılaştırmaya sevketmiştir. Holbein, Bellini, Lotto halılarına ilişkin seriler, işte bu şekilde tesis edildi. En yeni halılara ilişkin isimler, imâlathaneden çok ticaret merkezlerinin isimlerinden oluşmaktardır; “Kura”, “Ladik”, “Bergama” halıları gibi. Bazıları, “Holbein”ların geleneğini sürdüren ve henüz imâlathaneleri yok olmamış olan halılar (Bergama), ekseriyetle, canlı renklerdir (Milas) ve nakışı mihrâb şeklindedir; o yüzden, bunlara, üzerinde secde edilen halı manâsında, seccâde denir.


    En meşhurlarından, nakışları soyut olan, renkleri mahdut olan “Holbein” halısı, sekizgen yuvarlaklardan dengeli ve düz çizginin hâkim olduğu bir kompozisyon yaratan son derece grifit süslerden müteşekkildir (Roux, 1992:901s.)
    Teknik özellikleri, motiflerin sıralanışı, Holbein halıları denilen grubun, Uşak bölgesine bağladığımız tipindekine benzer halılar, tamamen yün malzemeden ve Gördes düğümü (Türk düğümü) ile yapılmışlardır. Ancak geometrik motiflerin yerini bitkisel motifler ve bilhassa bu grup halılar için karakteristik olan madalyon almıştır.
    Madalyon şekli Türk halılarında ilk defa 16. yüzyılda kullanılmaya başlanmıştır. Halının tam ortası iri bir madalyonla belirtilmiş, köşeler bordürle kesilmiş çeyrek madalyonlarla değerlendirilmiştir. Madalyonların içi ve halının zemini bitkisel süslemeler ve insanı hayvan figürlü kompozisyonlarla doldurulmuştur. Bu motifler aynı devir minyatürlerinde de görülür. Halılara örnek teşkil eden kartonları hazırlayanlar, minyatürler yapan sanatkârlardı. Örnekler minyatür sanatına göre şekillenmişlerdir (Yetkin, 1991:87s).


    Holbein halılarının III. ve IV. tiplerinden gelişen Bergama halılarında geometrik desenler ve kuvvetle üsluplanarak geometrik şemaya uydurulmuş bitki motifleri görülür. Bunların en önemli tiplerinden biri, halı zeminin enine dolduran iki veya üç çeşit karenin üst üste sıralanmasını gösterir. Karelerin ortasına sekizgenler, bazen altıgen yerleştirilmiş, köşeler üçgenlerle doldurulmuştur. Diğer bir tip, ortadaki esas motfi olan sekizgenin etrafında küçük sekizgenlerin gruplaşmasını gösterir. Geometrik motifler yanında, kuvvetle üsluplanmış bitki


    motifleri de geometrik düzene uymakla beraber bordürlerde ve 19. yüzyıldan sonraki halılarda natüralist çiçek ve yaprak motifleri görülür. 18. yy örneklerinde dolgu motifi olarak tekrar ortaya çıkan küçük hayvan figürleri Bergama halılarının Hayvan halıları ile bağlantısını açıkça belli eder (Aslanapa, 1987:134s).

    16. yüzyıl, Türk halı sanatının en parlak devri olarak kabul edilmeye lâyık bir zenginleşme göstermektedir. 1514′te Tebriz’in ve 1517′de Kahire’nin Osmanlılar tarafındana alınması, Türk halı sanatında yeni bir teknik ve desen anlayışını sağlamıştır. Bu yeni anlayışın şekillendirdiği halılar, Osmanlı saray halıları adıyla tanınmaktadır. Türk sanatında birbirine bağlanan halı tipleri dışında kalan tek grup olmalarıyla dikkati çekerler. Bu halılar, bir gelişme sonucunda değil, birden ortaya çıkmışlardır. 16. yüzyıl İran halı sanatından ilham alınmış sivri kıvrık hançer yaprakları, palmet şekilleri ve madalyonlar tipik bir

    Türk üslûbunda natüralist lâle, sümbül, karanfil çiçekleri ile birleştirilerek yeni bir halı deseni dünyası yaratılmıştır. İran halıllarının zemin dolgusu olarak görülen kıvrık dal sistemi, Osmanlı saray halılarının zemininde daha gevşek halde esas örnek olarak kullanılmıştır. Araya katılan bahar çiçekli tabiattakine çok yakın bir naturalizmle verilerek örneği zenginleştirmiştir. Osmanlı saray nakkaşlarının 16. yy boyunca geliştirdiği üslupları Osmanlı saray halılarında en olgun şekilde birleşerek, saray halısı sanatındaki üstünlüğünü de belirtmektedir.


    Osmanlı saray halılarının bir özelliği de, İran halılarına has madalyon düzeninin tamamen Türk halılarına has bir şekilde uygulanışıdır. İran halılarında esas motif olan madalyon, Osmanlı saray halılarında ikinci derecede bir motif olmuştur. Esas örnek zeminin süslenmesidir. Madalyon kaldırılsa bile zemin örneği değerinden kaybetmez. Sanatkârlar tarafından çizilen ve Türk Çiçeği adı verilen lâle, sümbül, karanfil ve gülün verilişindeki naturalizm ile tabiattan uzak palmet ve rozetlerle birleştirilerek, madalyonun da kullanılmasıyla meydana getirlien desen zenginliği ve kompozisyon sağlamlığı, Osmanlı saray üslûbundaki yüksk sanat duyuşunu kuvvetle ifade etmektedir. Çok zarif ve ince olan bu desenlerin yapılabilmesi için İran düğümü tekniği kullanılmıştır.
    İlk Osmanlı saray halılarının renklerinde tatlı bir krımızı, sıcak bir sarı, koyu mavi ve çimen rengi yeşili kullanılmıştır ki, bu renkler Memlûk halılarında da kullanılan renklerdir. Osmanlı halıları ipek gibi yumuşak bir yünden yapılmıştır. Bursa’da yapılmış olduğu ileri sürülen halılarda ise malzeme farkı görülür. Çözgü ve atkılar ipekten yapılmıştır (Yetkin, 1991:116s).
    Saray halıları masa örtüsü olarak da kullanıldığı için, buna uygun yuvarlak veya haçvari biçimlerde yapılanları da vardır. Avrupa saraylarına hediye olarak gönderilen bu halılardan memleketimizde İstanbul Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’nde biri harap halde iki büyük halı ile, küçük bir seccade, Topkapı Sarayı‘nda da büyükçe bir seccadeden başka örnek kalmamıştır. Türk ve İslâm Eserleri Müzesi’ndeki büyük halı kırmızı zeminli olup, örnekler beyaz renkli, iri çift rûmîlerin meydana getirdiği dört kollu motiflerin zemin rengi koyu mavi ve yeşil olarak değişik ek seriler üzerinde sonsuz sıralanmasını gösteriyor. Bunların dört tarafındaki palmetler birbirine bağlanarak sağlam bir baklava şeması meydana getiriyor (

  2. #17
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.571
    Tecrübe Puanı
    10


    Tanımlı Ce: Osmanlı Sanatı-Osmanlı Motifleri-Osmanlı'da Kumaş & Nakışlar-Osmanlı Döneminde Sa






  3. #18
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    15.500
    Tecrübe Puanı
    20


    Tanımlı Ce: Osmanlı Sanatı-Osmanlı Motifleri-Osmanlı'da Kumaş & Nakışlar-Osmanlı Döneminde Sa






    Puşide tasvirlerine gelince Konya İnce Minare Müzesi'ndeki 967 envanter numaralı şakayıklarla bezenmiş sanduka, 5818 envanter numaralı rozet çiçekleriyle bezenmiş sanduka yanı sıra İstanbul Ferhat Paşa Türbesi'nden çintemani motifleriyle bezenmiş 1001 (1592 M.) tarihli İbrahim Bey sandukası 16. yüzyılda; İstanbul Eyüpsultan'daki Cafer Paşa Türbesi'ndeki Cafer Paşanın oğlu ve Hatice Binti Mehmed isimli bir hanıma ait sandukalar ise 17. yüzyılda bitkisel bezemeler ve çintemani motifleriyle süslenmiş puşideler yapılmış olduğunu göstermektedir. Gerek bu parçalar gerek Eyüpsultan Sıbyan Mektebi Haziresi'ndeki Üyeler Görebilir ]. yüzyıla




    tarihlenen Mehmed Bey sandukası ve Mihrişah Sultan İmareti Haziresi'ndeki isimsiz sanduka çintemani motifleriyle yapılmış süslemelerin 17. yüzyıldaki boyutuna işaret etmektedir. Bütün bu örnekler hem puşidelerde seçilen konular hem puşidelerin kompozisyon çeşitlemelerini sergilemeleri hem de Klasik Dönemden günümüze hiç puşide ulaşmamış olması açısından değer arzetmektedir.
    İlgi çeken bir başka örnekse Eyüpsultan Zal Mahmud Paşa Cami Haziresi'nin köşesindeki 1218 (1803 M.) tarihli şahidedir. Ali Baş'a ait olan bu mezar taşında bir sayeban tasarımı yer almaktadır.


    Osmanlı İmparatorluğu Dönemi'nde işlemeler, saray ve saray dışı (ev, çarşı, ordu, tekke, okul) olmak üzere iki çevrede yapılıyordu. Şehirdeki en fakir evden konağa, saraya; dar bir çevre olan köy evinden çevreler arasında geçiş sağlayan çarşıya; çarşıdan ile, ilden ile yayılarak, yöre ve bölgeler arası iletişim kuran, bazı tarikat


    mensuplarının hücrelerinden daha geniş bir çevre olan yerli yabancı ustaların çalıştığı saray; saraydan ordu mensuplarına kadar geniş bir alanda uygulanan bu sanat dalı geniş bir tabana


    oturmaktaydı. Böylece saray, ev, çarşı etkileşerek girift eş değerde bir zincirin halkaları gibi birbirini tamamlıyordu. İşleme sanatı belli bir zümrenin değil herkesin yarar sağladığı, estetik haz duyduğu bir sanat dalı olarak uygulanıyordu.


    Duru beğendi.

  4. #19
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    15.500
    Tecrübe Puanı
    20


    Tanımlı Ce: Osmanlı Sanatı-Osmanlı Motifleri-Osmanlı'da Kumaş & Nakışlar-Osmanlı Döneminde Sa







    rastlanmaktadır. Ya şahideyi taçlayan başlık ya da sandukayı örten puşide biçiminde tasarlanmış bu örnekler arasında 16. yüzyıldan Konya Mevlana Dergahı'ndaki Kuyucu Murat Paşa'nın kızı Fatma Hanım'a ait olduğu düşünülen sandukayı taçlayan fes palmet motifleriyle, İstanbul Sokollu Türbesi'ndeki Safiye Hanım'ın sandukasını taçlayan fes küpe motifleriyle kaşbastı olarak isimlendirilen işlemeli bantların fesleri bezemek için de kullanılmış olabileceğini akla getirmektedir.



    Eyüpsultan Sıbyan Mektebi Haziresi'nde bulunan 17. yüzyıl sonu 18. yüzyıl başına tarihlenebilecek bir başka başlıksa kavuk örtüsü olarak hazırlanan örtünün yalnız kavukluktaki kavuğu tozdan korumak amacıyla değil aynı zamanda yüksek silindirik külahları bezemek amacıyla tasarlanmış örtüler olduğu görüşünü desteklemektedir. Bütün bu parçalar günümüze ulaşan kaşbastı ve kavuk örtülerinin konu ve kompozisyon repertuarını zenginleştirmekte işlevinin yanı sıra estetik açısından bizleri aydınlatmaktadır.

  5. #20
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    15.500
    Tecrübe Puanı
    20


    Tanımlı Ce: Osmanlı Sanatı-Osmanlı Motifleri-Osmanlı'da Kumaş & Nakışlar-Osmanlı Döneminde Sa





    Üyeler Görebilir ] daha çok kadife ve çatma, İstanbul ise 16.yüzyıl ikinci yarısından itibaren kemha ve seraser kumaşları ile tanınmıştır. Çatma dokunuş tekniği açısından kadifenin bir çeşididir. Genellikle zemin kadife, desen gümüş klaptanla, ya da tam tersi klaptan zemin üzerine desen kadife ile dokunmuştur. Döşemelik ve kaftan yapımında kullanılan çatma kumaşların yanı sıra, özellikle dar



    uçları nişli bordürlü yastık yüzleri çok revaç bulmuştur. Osmanlı Sarayı'nda değerli kumaşlar hazine eşyası olarak kullanılmış; yüksek rütbeli devlet memurlarına, yabancı hükümdar ve elçilere hediye olarak kaftan ve kumaş gönderilmiştir. Kıymetli malzemeden yapılmış başlıca kaftanlık kumaşlar kemha, seraser ve zerbafttır. Kemha'nın çözgüsü ve atkısı ipek, deseni oluşturan takviye atkıları ipek ve gümüş ya da altın klaptandır. Seraser'in çözgüsü ipek, atkısı gümüş veya altın teldir.
    Osmanlı kumaşları arasında en değerli olan zerbaft ise bazı motifleri altın telle dokunan bir brokar türüdür.




    17. yüzyıldan itibaren dokumaların kalitesi azalmış, ekonomik durum bozulmaya başlayınca kıymetli madenlerin kullanımı yasaklanmıştır. III.Selim devrinde, 1758 yılında Üsküdar Ayazma Camii civarında kurulan atölyede kısa süreli de olsa kumaş sanatı canlandırılmaya çalışılmıştır. Dönemin kadın giysilerinde yaygın

    Üyeler Görebilir ]
    olarak kullanılan Selimiye ve Savaî kumaşları yollu ve serpme küçük desenlidir. Üsküdar ve Bilecik çatması yastık yüzleri ve döşemelikler ise Türk Rokokosu denilen süsleme üslubundadır.
    Osmanlı İmparatorluğu Dönemi Türk İşlemelerine Genel Bakış:
    Günümüze ulaşan işlemeler yanı sıra bazı belgeler, yazılı



    Üyeler Görebilir ]

    kaynaklar, yerli yabancı sanatçıların yapmış oldukları minyatürler, gravürler, suluboya resimler, yağlı boya resimler, fotoğraflar ve bazı mezar taşlarındaki tasvirler bu dönem işlemelerinin yapıldığı merkezler, toplumdaki yeri, önemi, işlevi ve plastik değerleri konusunda bizlere bilgi vermektedir. Örneklersek: 19. yüzyılda Allom'un çizdiği "Yerebatan Sarnıcı'ndaki


    Üyeler Görebilir ]
    *Sansür**Sansür**Sansür**Sansür*l İplik Çekicileri" şimkeşhaneden sonra bu sarnıcın da iplik üretiminde kullanıldığını göstermektedir. Nicolay de Nicolas'ın çizimleri 16. yüzyıl kadın giysileri ve örttükleri dolamalar konusunda bizleri


    Üyeler Görebilir ]

    aydınlatmaktadır. Benzer bir durum Van Mour, Liotard, Levni, çarşı ressamları, Ruhi Arel ve Osman Hamdi için söz konusudur. Bu ressamlar giyim, ev eşyası vBulletin. gibi işlemeleri görselleştirmişlerdir. Van Mour'un "Oyun Oynayan Kızlar" isimli eserinde işlemeli yastıklar ve divan örtüsü, "Ut Çalan Kadın" isimli eserinde ise işlemeli atlas yastıklar ve figürün işlemeli giysisiyle pelerini Buhara atması tekniği yanı sıra dival işinin varlığını ortaya koymaktadır.



    Levni'nin minyatürleri ise işlemeli giysiler yanı sıra işlemeli
    uçkurlarıyla, kemerleriyle farklı türleri sergilemektedir. Ruhi Arel'in 1910, 1911 tarihli "Kasnakta Nakış İşleyen Kız" ve "Gergefte Nakış İşleyen Kız" isimli tabloları teknik uygulama konusunda bizleri


Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0