+ Konu Cevapla
1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Deyimler Sözlügü ( Z )

 Nedir-Sözlük Katagorisinde ve  Nedir U-Z Forumunda Bulunan  Deyimler Sözlügü ( Z ) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Zahmet çekmek: Sıkıntı, güçlük, yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.”Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben.” Zahmete sokmak: Birine sıkıntı, güçlük ...

  1. #1
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.216
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Deyimler Sözlügü ( Z )







    Zahmet çekmek: Sıkıntı, güçlük, yorgunluk ve eziyetlere katlanmak.”Senin adam olman için az zahmet çekmedim ben.”
    Zahmete sokmak:
    Birine sıkıntı, güçlük ve yorgunluk vermek; masraf ettirmek.”Adamcağızı durup dururken zahmete sokmuşsunuz.”
    Zaman kazanmak:
    Birini oyalayarak ihtiyacı olduğu zamanı mümkün olduğunca uzatmaya çalışmak.
    Zaman kollamak:
    1. Uygun bir fırsat beklemek. 2. Bir işin sırasını beklemek.”Zamanını kolla öyle gir işe, zamansız girip de rezil olma.”
    Zaman öldürmek:
    Kimi şeylerle uğraşarak belli bir zamanın geçmesini sağlamak, boş şeylerle vakit geçirmek.”Burda beklemekle zaman öldürüyoruz beyler.”
    Zaman vermek:
    Bir iş için belli bir süre ayırmak.”Bana biraz zaman verirseniz gidip onu çağırabilirim.”
    Zaman zaman:
    Belli olmayan zamanlarda, ara sıra.”Zaman zaman o da aramıza katılırdı.”
    Zamane çocuğu:
    Eski nesile göre hayli yadırganacak davranışlarda bulunup sözler sarf eden kimse.”Zamane çocuğu ne olacak.”
    Zar tutmak:
    Tavla oyununda istediği sayıyı getirmek için, atmadan önce, zarlara parmaklar arasında belli bir biçim verip öyle atmak.
    Zart zurt etmek:
    Bağırıp çağırarak, yükseklerden atıp tutarak çıkışmak; kendini büyük göstererek kaba kuvvet gösterisinde bulunmak.
    Zar zor:
    1. Güçlükle, zorla. 2. “Ucu ucuna, kıt kanaat, istenilen ölçüye ancak yaklaşabildi.” anlamında kullanılır.”Zar zor getirdik adamı.”
    Zehir etmek:
    Bir şeyin tadını kaçırmak, iyiyken kötü duruma sokmak.”Yediğim şu yemeği zehir ettiniz bana.”
    Zehir zemberek
    : İnsanın içine işleyen, onurunu zedeleyen çok acı söz.
    Zembereği boşanmak
    : 1. Saatin zembereği kurulmaz duruma gelmek. 2. Kendini tutamayarak uzun uzun gülmek.
    Zemheri zürafası (gibi
    ): Kışın ince elbise giyip gezenler için söylenir.
    Zemin hazırlamak:
    Bir işin gerçekleştirilmesi için uygun ortam hazırlamak, meydana getirmek.
    Zemzemle yıkanmış olmak:
    Biri, ötekine göre çok daha iyi nitelikte olmak.
    Zerre kadar:
    Hiç denecek kadar az.”Onu zerre kadar sevmiyorum.”
    Zevahiri kurtarmak:
    Bir işi gereği gibi değil de üstünkörü yapmak ve böylece söz gelmesini önlemek, görünüşü kurtarmak.”Bu girişimimizle zevahiri kurtardık, daha ne istiyorsun?”
    Zeval bulmak:
    Son bulmak, bozulup yok olmak, çökmek.
    Zeval vermemek:
    Zarar ziyan vermemek, korumak.”Allah kimseye zeval vermesin.”
    Zevkten dört köşe olmak:
    Çok mutlu olduğu anlaşılmak, çok sevinip keyiflenmek ve aşırı zevk duymak.”Takımı galip gelince zevkten dört köşe oldu.”
    Zevkine varmak:
    Bir şeyin tadını alabilmek, çıkarmak ve duymak; inceliklerini görebilmek.”O sabah, manzaranın zevkine vardık.”
    Zevkini çıkarmak:
    Bir şeyin tadından, güzelliğinden olabildiğince yararlanabilmek.”Gelin şu gezinin zevkini çıkaralım.”
    Zeytinyağı gibi üste çıkmak:
    Bir konuda haksız olduğunu kabullenmeyerek kurnazlıkla kendini haklı ya da suçsuz çıkarmaya çalışmak.
    Zıddına gitmek:
    Karşısındakini sinirlendirmek, sinirini bozmak; bir şeyin tersine hareket etmek.”Niçin devamlı benim zıddıma gidiyorsun.”
    Zılgıt yemek:
    Azarlanmak, paylanmak.”Senin yüzünden öğretmenden zılgıt yedik.”
    Zınk diye durmak:
    Birdenbire, aniden durmak.”Önümdeki adam zınk diye durunca ne yapacağımı şaşırdım.”
    Zırnık (bile) vermemek:
    Az da olsa, en ufak bir şey de olsa vermemek.”Ona bu mirastan zırnık bile koklatmayacağım.”
    Zıvanadan çıkmak:
    1. Çok sinirlenip öfkelenmek, taşkınca hareketlerde bulunmak. 2. Delirmek, aklını oynatmak.”Biraz daha konuşup da beni zıvanadan çıkarmayın!”
    Zihin açıklığı:
    İyi, sağlıklı düşünebilme gücü.”Sana Allah`tan zihin açıklığı dilerim.”
    Zifiri karanlık:
    Çok karanlık.”Zifiri karanlıkta yola çıktık.”
    Zihni bulanmak (karışmak):
    Sağlıklı düşünemez olmak, olaylar arasındaki bağlantıyı kaybetmek, ne yapacağını şaşırmak.”Bir anda zihnim bulandı, saçmalamaktan korkup konuşmayı yarıda kestim.”
    Zihnini bulandırmak:
    1. Kuşkulandırmak. 2. Düşünemez hâle getirmek.
    Zihnini çelmek:
    1. Bir kimseyi yanıltmak. 2. Kandırıp baştan çıkarmak.
    Zihnini kurcalamak:
    Aklına takılan bir şeyi anlamaya, kavramaya çalışmak.”Akşamki mesele zihnimi kurcalayıp duruyor.”
    Zihnini oynatmak:
    Çıldırmak, aklını yitirip delirmek.”Sen zihnini mi oynattın?”
    Zil takıp oynamak:
    Çok sevinmek.
    Zimmetine geçirmek:
    1. Kendine mal etmek. 2. Bir hesabı birinin borcuna eklemek.”Devletin onca malını zimmetine geçirmiş.”
    Zincire vurmak:
    Prangaya vurmak (mahkûmu).”Bütün esirleri zincire vurup zindana atmışlardı.”
    Zindan kesilmek:
    1. Çok karanlık duruma gelmek. 2. Yaşanılan yer çok sıkıntı verici, yaşanılamayacak derecede kötü hâle gelmek.
    Ziyafet çekmek:
    Konukları yemek vererek ağırlamak.”Düğünümde bir ziyafet bile çekemedim.”
    Ziyan etmek:
    Yersiz, boş yere harcamak.”O kadar ekmeği ziyan etmeye utanmıyor musun?”
    Ziyanı yok:
    “Önemli değil, önemi yok!” anlamında kullanılır.
    Ziyaret etmek:
    Birini görmeye, biriyle görüşmeye, bir yeri görmeye gitmek.”Hastaları ziyaret etmek görevlerimiz arasındadır.”
    Zokayı yutmak:
    Aldatılıp zarara sokulmak.
    Zora binmek:
    İş güçleşmek, ancak zor kullanarak halledilecek hâle gelmek.”Bir yolunu bulun, sakın işi zora bindirmeyin.”
    Zora gelmemek:
    Sıkıntıya ve baskıya katlanamamak, güçlüğe sabredememek.”Zora gelemem ben, lütfen ısrar etmeyin!”
    Zorun ne?:
    “Ne istiyorsun, amacın ne?” anlamında kullanılır.
    Zoru olmak:
    Kendisini zorlayan bir sıkıntısı, derdi olmak.”Adamın bir zoru olduğu yüzünden belliydi.”
    Zurnanın zırt dediği yer:
    Yapılmakta olan işin en hassas, en önemli, en can alıcı noktası.
    Züğürt tesellisi:
    Kötü bir işte en önemli şeyi kaybettiği zaman bazı önemsiz, iyi olmayan bir yan bularak sevinmek ve kendini avutma.
    Zülfüyâra dokunmak:
    İşle ilgili olanı, hatırlı ve güçlü kimseyi veya yüksek bir makamı kimi söz ve davranışlarla gücendirmek, darılmasına yol açmak.”Hayır geri duramam, zülfüyâra dokunsa da söyleyeceğim.”

  2. #2
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.336
    Tecrübe Puanı
    9


    Tanımlı Ce: Deyimler Sözlügü ( Z )





    hay maşallah kanki popopini kaşı nazarım değcek sana wuğğğğğğ

  3. #3
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.216
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Ce: Deyimler Sözlügü ( Z )





    yürü git ayarsızz))))))))

  4. #4
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.336
    Tecrübe Puanı
    9


    Tanımlı Ce: Deyimler Sözlügü ( Z )





    bak kalbimi kirin kanki bak be diyecem sana.kankim hava ana bana özel irkeğimi üretsin onla evenem sonraaaa oğlum oldumudaaaa senin kızı oğluma alcam bak söz verim

  5. #5
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.216
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Ce: Deyimler Sözlügü ( Z )





    hahahaha avucuna bi duz dök heleee yanındada bol su bulundur)))))))))))

+ Konu Cevapla

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •  
Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0