d- 16. Kolordu ve 2. Ordu Kumandanlığı
Mustafa Kemal Paşa Suriye’den döndükten sonraki hayatı da hareketli ve fırtınalı geçmişti. Balkanlarda isyancı çetelere karşı mücadele verirken de Suriye’de gördüklerinden çok farklı şeyler görmedi. Ancak burada halkın meşrutiyete ilgisi biraz daha fazlaydı. O İttihatçıların genel yaklaşımına ters olarak ordu ve siyaset ilişkisinden rahatsızdı. 31 Mart vakası üzerine Hareket Ordusuyla İstanbul’a gelmiş ve Trablusgarp olayında gönüllü olarak İtalyanlara karşı savaşmıştı. Balkan Savaşlarında çeşitli cephelerde savaş vermişti. Sofya Ataşemiliterliği gibi diplomatik görevler de üstlenip, çeşitli manevralara katıldıktan sonra, Çanakkale Savaşı’nda birliğiyle destanlar yazmış bir komutan olarak; Edirne’deki 16. Kolordu’ya komuta ettiği sırada, 10 Mart 1916’da48 kolordusuyla birlikte Diyarbakır’a görevlendirildi.
Bu görevlendirmede Kafkas Cephesi’nin Doğu kısmında Rusların ilerlemesi ve Bitlis, Erzurum, Van ve Muş’un düşmesi önemli rol oynamıştı. Çanakkale savunması bu cephenin ikinci plana düşmesine sebep olmuştu. Avrupa’da oluşturulması düşünülen cepheden vazgeçilerek Kolordu doğuya gönderildi.49 16. Kolordu Komutanı olarak Mustafa Kemal Paşanın yetki alanı Van Gölü güneyinden Çapakçur Boğazı’na kadar olan bölgeydi. Erzurum’un düşmesi ve 3. Ordu’nun Trabzon-Bayburt-Kop hattına çekilmesi üzerine, Ruslara yandan bir cephe açılması düşünülmüş, 2. Ordu doğuya Bingöl (Çapakçur) bölgesine kaydırılmaya çalışılıyordu. Bu arada 16. Kolordu da 2. Ordu emrine verilmişti.50 Mustafa Kemal Paşa fazla vakit geçirmeden İstanbul’a ve oradan da Diyarbakır’a hareket etti. 13-14 Mart 1916’da Diyarbakır’a ulaştıktan kısa süre sonra da kendisi 1 Nisan 1916’da tuğgeneralliğe terfi etti. Daha sonraları vekaleten 2. Ordu komutanlığını da bir süre yürüttü.51 Mustafa Kemal Paşa Paşanın bu görevi yürüttüğü sıralarda bu cephede verilen birçok muharebe bizzat kendisi tarafından yönetildi ve düşmanın Diyarbakır istikametinde ilerlemesi durduruldu. 6-7 Ağustos tarihli taarruzla da Bitlis ve Muş da geri alındı.
Bu dönemi ve görevi, Mustafa Kemal Paşa’nın yaklaşık 10 yıl kadar önce terk ettiği Şam’a kadar götürecek bir süreç olacaktı. Daha Diyarbakır’a varılmasından itibaren Paşa, kolordu bölgesindeki Bitlis ve Muş cepheleriyle ilgilenmiş, gerek kendine bağlı birliklerin, gerekse düşmanın konumu ve durumu ile ilgili incelemelerde bulunmuştur. Sonra gerekli tedbirleri alıp, birliklerini konuşlandırarak savunma ve saldırı pozisyonlarını almış, cephede bizzat gezi ve teftişlerde bulunmuştu.52 Bölgede ve cephedeki teftiş ve incelemelerinden elde ettiği sonuçlar ve Başkumandanlık Vekâletinin, Rusların bölgeden peyderpey asker çektiklerini bildiren şifreli taarruz emri ile başlamıştı.53 Fakat daha sonra Ruslar bu cepheyi yeniden güçlendirerek kaybettikleri mevzilerin bir kısmını tekrar geri almışlardır.
5. ve 8. Fırkalarla 2 Ağustos’ta başlatılan taarruz ile 6-7 Ağustos’ta Muş ve Bitlis geri alınmış, takip eden günlerde Ruslar daha da geri itilmişti. Bu cephede Bingöl kurtarılamamış, birlikler geri çekilmişti. Ancak Mustafa Kemal Paşa ve Kolordusu ile birlikleri, bu cephede verdikleri mücadele dolayısıyla üstleri tarafından taltif ve tebrik edildiler.54
Mustafa Kemal Paşa, 16. Kolordu Komutanı ve 2. Ordu Kumandanı göreviyle bölgede kaldığı Mart 1916-Şubat 1917 döneminde, Diyarbakır merkez olmak üzere Sason, Mutki, Silvan, Hazbat, Güzeldere, Zok, Ziyaret, Duhan, Siirt, Garzan, Batman, Malabadi, Kulp, Genç, Mardin, Bingöl, Muş, Bitlis bölgesini dolaşmıştı. Bu gezilerinde Kolordusuna bağlı 12.,13.,14.,15.,17.,20.,23.,24. Alaylar ile 5., 7, ve 8. Tümenleri ve bağlı birlikleri denetlemişti. Rus saldırılarına karşı savunma mekanizmalarını hazırlamış, birlikleri konuşlandırmış ve harekâtları düzenlemişti. Muş, Bitlis, Bingöl (Çapakçur) gibi cephelerde doğrudan savaşın içinde yer almıştı.55 Bir asker olarak taarruzda en önde, çekilirken hep arkadaydı.56 Mustafa Kemal Paşa için bu günler epeyce sıkıntılı geçmişti. Gerçi O’nun sıkıntısı şahsı adına değildi. O’nun derdi bölgenin ve askerin içinde bulunduğu yokluk ve çaresizlikti. Kendisi fırsat buldukça kitaplar okuyarak zamanını geçiriyordu. Namık Kemal, Alphonse Daudet, Filibeli Ahmet Hilmi, Ahmet Naim’in eserlerinden okuyor, Arıburnu muharebelerini yazıyordu. Zaman zaman buradaki günlük hayat ve savaş dışındaki hayatla ilgili kişisel yazışmalar da yapıyordu.57
Mustafa Kemal Paşa 16. Kolordu ile bu faaliyetlerin içindeyken, Keşan’da bulunan 2. Ordu, 13 Mayıs 1916’da Ahmet İzzet Paşa kumandasında karargahıyla birlikte İstanbul’dan Diyarbakır’a gelmişti. 16. Kolordu da 2. Ordu Komutanlığı emrine verildiği için, Mustafa Kemal Paşa 20 Mayıs’ta Kulp’tan Diyarbakır’a dönerek Ahmet İzzet Paşa ile görüştü. Mustafa Kemal Paşa ve kurmay heyeti, Ahmet İzzet Paşa ile görüşmek için Diyarbakır’a geldiğinde, Dicle köGoogle Page Rankingüsü civarında 2. Ordu Kurmay Başkanı Albay İsmet (İnönü) Bey tarafından karşılanmıştı.58 Öbür gün (21 Mayıs) Ahmet İzzet Paşa ve Albay İsmet Bey Kolordu karargahını ziyaret ettiler.59 Ahmet İzzet Paşa’nın gelişinden yaklaşık bir ay kadar sonra, Ordu Kumandanlığı’nın Diyarbakır’ı merkez kabul etmesi sonucu,16. Kolordu karargahı 15 Haziran 1916’da60 Silvan’a taşındı.
Mustafa Kemal Paşa’ ileriki dönemlerde Yeni Türkiye’nin kuruluşunda kader arkadaşlığı yapacağı birçok arkadaşı ile yollarının kesişmesi bu görev sırasında olmuştu. Bu cephe İstiklâl Savaşı’nda komuta kademesini oluşturacak subayların çoğunu bir araya getirmişti. Daha önceden okul arkadaşı ve hatta Suriye macerasının bir bölümünü beraber yaşadığı Ali Fuat ile de burada buluşmuşlardı. Ali Fuat Paşa 5. Tümen Kumandanlığı’na tayin edilmiş, Mustafa Kemal Paşa O’nu yolda karşılamış, akşam yemeğini birlikte yemişlerdi. 23. Alay Komutanı yine arkadaşlarından Fuat’(Bulca)tı. Başka bir dava arkadaşı Ali Çetinkaya da 14. Alay’a, bir diğeri Nuri (Conker) 8. Tümen’e komuta etmekteydi. Sonraki dönemlerde daha sıkı ve sürekli ilişkiler ve dava arkadaşlığı yaptığı İsmet İnönü de 2. Ordu kurmay Başkanı olarak oradaydı. Kendi Kurmay Başkanı da İzzettin Çalışlar’dı.61
Muş, Bitlis ve Batman düşman işgalinden kurtarıldıktan sonra Kulp, Bingöl (Çapakçur) hattını tutan birlikler yorgun ve zayıftı. Bölgenin çetin tabiatı ve ağır kış şartlarında vasıtadan yoksun dağlarda bırakmak tehlikeliydi. Mustafa Kemal Paşa risk alarak çekilme emri vermiş,62 Türk birlikleri nizamî olarak çekilmiş ve olası bir bozguna mahal bırakılmamıştı. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa Silvan’a, karargâhına dönerken, rahatsızlanmış, 14-21 Kasım günleri arasında Bitlis’te 5. Tümen Komutanı Ali Fuat’ın misafiri olmuş, oradaki hastaneleri denetlemişti.63
Mustafa Kemal Paşa 30 Kasım’da Silvan’a geldikten sonra 2 Ararlık’ta Ahmet İzzet Paşa’ya cephe ile ilgili raporunu yazmış, sonra da günlerini okuyarak ve Arıburnu Muharebeleri ile ilgili raporunu yazmaya devam ederek geçirirken, Ahmet İzzet Paşa izinli olarak İstanbul’a gitmesi üzerine, 12 Aralık 1916’da 2. Ordu Komutan Vekilliği’ne atandı. Aynı tarihte Muş ve Bitlis cephelerindeki başarılarının ödülü olarak “İkinci Rütbeden Mecidi Nişanı verildi.64 14 Aralık’ta Silvan’dan Diyarbakır’a hareketle, ertesi günü geceyi Ergani Madeni’nde geçirdikten sonra, 16 Aralık’ta Palu yakınlarındaki Sekerat’ta 2.Ordu Komutanlığı65 görevine başlayan Mustafa Kemal Paşa, yolda (Yarımca) Ahmet İzzet Paşa ile kısa süreli bir görüşme de yapmıştı. Bir süre önce 2. Ordu Kurmay Başkanlığına atanan Albay İsmet (İnönü) Bey ile de görüşüp, bilgi aldıktan sonra Elazığ, Bitlis ve Diyarbakır valilerini karargaha çağırıp, ordunun iaşesinin karşılanması konusunda görüşmeler yapmıştı. Bu arada birlikleri ve cephe durumunu değerlendirme çalışmalarında bulunan Mustafa Kemal Paşa, Başkomutanlık Vekâleti’nden 18 Aralık’ta aldığı emirle; Ahmet İzzet Paşa’nın izinde olduğu müddet içinde 3. Ordu Komutanı Vehip Paşa’dan direktif alacağını öğrendi.66 İsmet (İnönü) Bey ile görüştükten sonra yeni düzenlemeyle ilgili olarak ilgilileri bilgilendirdi. Sekerat’ta bulunduğu birkaç gün içinde çevreyi dolaşan ve incelemelerden sonra askeri tedbirler alan Mustafa Kemal Paşa Diyarbakır’a döndü. 16. Kolordu Kurmay Başkanı İzzettin (Çalışlar) Bey’i 2. Ordu Karargahı’na çağırdı,. Çünkü, İsmet Bey 4. Kolordu Komutanlığı’na atanmış olduğundan 2. Ordu Kurmay Başkanlığı boşalmıştı.
2. Ordu Komutanı Ahmet İzzet Paşa izinden dönünce vekalet görevi biten Mustafa Kemal Paşa 16. Kolordu karargahı olan Silvan’a döndü. Birkaç gün gripten dolayı dinlenmek zorunda kaldı. 1917 Yılı için hazırlıklara başlamışken, Rusya’da ihtilal olunca Ruslar bölgeden çekildi. 17 Şubat 1917’de de Mustafa Kemal Paşa, Hicaz Kuvvetler Seferi Kumandanlığı’na tayin olunmuş67 ve hemen hareketi şifreli tel emri ile bildirilmişti. 18 Şubat’ta Cemal Paşa’nın, mümkün olduğu kadar süratle hareket etmesi ve yanında bir kurmay başkanı da getirmesini tavsiye eden telgrafı gelmişti.68
Bu atamanın ve böyle bir ordunun oluşturulmasının sebebi, Şerif Hüseyin’in İngilizlerle birlikte hareketi ve Hicaz bölgesinin savunması noktasında zaafiyet ortaya çıkmasıydı. Mustafa Kemal Paşa’nın bu göreve getirilmesi de; Enver Paşa’nın Trablus ve Bingazi’deki deneyimleri ve Araplarla iyi iletişim kurabilmiş olması dolayısıyla,69 Mustafa Kemal Paşa’dan Hicaz’ın denetiminin geri alınmasında yararlanmak istemesine bağlanıyordu.70 Mustafa Kemal Paşa Şam’a kadar gitmesine rağmen bu görevi kabul etmemiş, dahası Enver ve Cemal Paşalarla görüşüp Hicaz’dan çekilme projesini onlara da kabul ettirmişti. Merkezin cephe gerçeklerinden habersiz, büyük hayaller uğruna, başkaca projeleri de olacaktı.
Mustafa Kemal Paşa, 21 Şubat günü mahiyetinde Yaver Cevad Abbas, emir subayı Şükrü, Dr. Yarbay Hüseyin, Alay Kumandanı Binbaşı Fuat (Bulca), erkanı harbiyesinden Yüzbaşı Neşet (Bora) ve kolordu zat işleri şube müdürü Yüzbaşı Rauf olduğu halde hareket etmişti. Yolculuk Silvan-Diyarbakır-Mardin karayoluyla ve Derbesiye istasyonundan itibaren tirenle gerçekleşmişti. Diyarbakır ve Mardin’de birer gece kaldıktan sonra, ertesi günü Mardin’in Derbesiye istasyonundan hareketle 24 Şubat’ta Halep’e ulaşmışlardı. Halep’te Baron otelinde kalmışlar ve masrafları 4. Ordu Kumandanı Cemal Paşa tarafından karşılanmıştı.71 26 Şubat’ta Şam’a varıldığında, Mustafa Kemal Paşa ve mahiyeti İstasyonda, Vali Tahsin Bey ve yüksek rütbeli subaylar, ilim adamları ve yörenin ileri gelenleri tarafından karşılanmışlardı. Cemal Paşa Beyrut’a gitmişti.72 Vilâyet konağındaki kabul resminden sonra Damaskus Oteline gidilip yerleşildi. Mustafa Kemal Paşa Şam’da kaldığı süre içinde, öğle ve akşam yemeklerinde Cemal Paşa’nın davetlisiydi. Mustafa Kemal Paşa’dan iki gün sonra, 28 Şubat’ta Başkomutan Vekili Enver Paşa da Şam’a gelecekti.
Mustafa Kemal Paşa Şam’a gelişinden itibaren bölgedeki incelemeleri sonucu; Hicaz’ın savunulması değil, boşaltılması gerektiği kanaatine vardı. 28 Şubat’ta Enver Paşa’nın başkanlığında, Cemal ve Mustafa Kemal Paşa Paşaların katıldığı toplantıda bu görüşünü savundu. Görüşmeler sonunda planda değişiklik yapılmasına karar verildi. Üç general, stratejik açıdan pek işe yaramayan Fahreddin Paşa’nın birliklerinin güçlendirilmesi yerine, oradaki birliklerin çekilerek Filistin cephesinin güçlendirilmesi kararına vardılar. Şam’daki görüşmelerde durumu bizzat gören Enver Paşa da Mustafa Kemal Paşa’ya hak vermişti. Mustafa Kemal Paşa, bu çekilmenin Fahreddin Paşa komutasında gerçekleşmesinin daha doğru olacağını söyledi. Yeni bir komutanın bu aşamada Fahreddin Paşa kadar başarılı olamayacağını savundu. Bu bir anlamda Hicaz Seferi Kuvvetlerinin iptali ve Mustafa Kemal Paşa komutanlığının da başlamadan bitmesiydi.73 Mustafa Kemal Paşa, bu görevi Fahreddin Paşa’nın yürütmesini isterken, görevi üstlenmeye istekli olmadığını ima etmiştir.
Sonuçta, bu karara göre Mustafa Kemal Paşa’ya verilen Hicaz Seferi Kuvvetler Komutanlığı görevi kaldırıldı. Mustafa Kemal Paşa, 2. ve 3. Orduların birleştirilerek oluşturulacak ve Ahmet İzzet Paşa’nın kumandasına verilecek “Kafkas Orduları Gurubu” nda 2. Ordu Komutanlığına atandı. 7 Mart’ta vekâleten yapılan bu atama 16 Mart’ta asalete çevrilmiştir.74
2. Ordu Kumandanlığına tayin olunan Mustafa Kemal Paşa 12 Mart’ta Şam’dan Diyarbakır’a gelir. Mustafa Kemal Paşa’nın 1905’ten sonra Suriye’ye ikinci tayini sonuçsuz kalır. Ancak 37 yaşında, ordu kumandanı bir generaldir. O bu mertebelere hep başarıları ve hizmetleriyle gelmiştir. 2. Ordu karargahı, Ahmet İzzet Paşa Komutasında “Kafkas Orduları Gurubu Karargahı” namıyla Elazığ’dadır. Silvan’daki 16 Kolordu da Diyarbakır’a taşınmış ve 2. Ordu karargahını oluşturmuştur. İkinci defa Diyarbakır’da karargahını kuran Mustafa Kemal Paşa, Mardin Kapı dışında ve şosenin sağ tarafında bulunan yamaçta, Pamuk Köşkü namıyla anılan bina ve müştemilatını ikametgâh olarak tahsisini sağlayarak, 7. Yıldırım Ordusu Kumandanlığına tayin edilene kadar, yaveriyle birlikte burada kalmıştır.75
Mustafa Kemal Paşa, karargâhını Diyarbakır’a taşıdıktan sonra emrindeki birliklere ve 2. Ordu bölgesindeki valilerle mutasarrıflarla, Diyarbakır Posta ve Telgraf Başmüdürlüğüne, komutanlığa atandığını bildiren, yardım ve işbirliği temennisinde bulunduğunu belirten yazılar yazdı.76 Daha sonra hemen emrindeki birlikleri denetleme ve inceleme gezilerinde bulundu. 28 Mart’ta Dağ Kapısı’ndaki süvari bölüğünü denetledikten sonra, 3 Nisan’dan itibaren hani, Akviran, Tuzla, Varedek, Arakel, Lice’yi dolaşarak buralarda, 2. Kolordu birlikleri, 24 Alay, Milis Alayı, 1. Tümen, 71. Alay birliklerini denetleyerek, 11 Nisan’da Diyarbakır’a dönmüştür. Bu arada 9 Nisan 1917’de birliklerin durumu ve denetim sonuçlarıyla ilgili olarak, Başkumandanlık Vekâleti ve Kafkas Orduları Grubu Kumandanlığı’na bir rapor göndermişti.77 Yine bu aralar Salih Bozok, Mustafa Kemal Paşa’nın daveti üzerine 9 Mayıs’ta Diyarbakır’a gelmişti.78 Salih Bozok baş yaver olarak davet edilmiş, O’da bu davete olumlu cevap vermişti. Bu ikilinin birlikteliği ileriki zamanlarda da uzun yıllar devam etmiştir.
Bu teftişlerde, eskiden 2. Ordu karargahı olan, sonradan 4. Kolordu merkezi olan Sekerat’a da gidilmişti. Daha önce 2. Ordu Kurmay Başkanı olarak burada görev yapmış olan İsmet (İnönü) Bey,79 bu sırada da 4. Kolordu’ya kumanda ediyordu.
Bu kısa süreli tetkik seyahatinden sonra, her şeyden üstün görerek üzerinde önemle durdukları ordunun iaşe meselesini halletmek amacıyla harekete geçen Mustafa Kemal Paşa, mıntıka dahilinde mevcut vali ve mutasarrıfları Diyarbakır’a davet etmişti. Mayıs ayı başlarında gerçekleşen bu çağrıya uyarak karargaha gelen davetlilerle toplantılar yapılmış, gerekli kararlar alınmıştı.80 Bu toplantılara katılanlar, Mustafa Kemal Paşa’nın kendi mesleği olan askerlik dışında mülki konulara da oldukça vakıf olduğu kanaatindeydiler.
Mustafa Kemal Paşa günlerini teftişlerini devam ettirerek ve ilgili mercilere gerekli raporları hazırlayarak görevini yürüttüğü sıralarda, Elazığ’da Kafkas Orduları Gurubu Kumandanı Ahmet İzzet Paşa ile birlikteyken, Başkomutan Vekili Enver Paşa’dan gelen emre uyarak birlikte, Halep’e gitmek üzere, 17 Haziran’da hareket etmişler, 24 Haziran 1917’de Enver Paşa başkanlığında yapılan toplantıya katılmışlardır.81
Enver Paşa, Bağdat’ın düşmesi üzerine Doğu ve Suriye cephelerinde bazı düzenlemeler yapmak için, bu cephelerde bulunan ordu kumandanları ve kurmayının da katılımıyla bir toplantı yapılması, durumun tartışılması ve bir karara varılmasını planlamıştı. Önceden, Kafkas Orduları Grubu Kumandanı Ahmet İzzet Paşa ve 4. Ordu’ya kumanda eden Bahriye Nazırı Cemal Paşa ile de görüşmüştü. 24 Haziran’da gerçekleşen toplantıya Mustafa Kemal Paşa, Ahmet İzzet Paşa, Cemal Paşa, 6. Ordu Kumandanı Halil (Kut) Paşa, Milli Savunma Bakanı Müsteşarı Mahmut Kamil Paşa, Genelkarargâh Kurmay Başkanı Bronzard Paşa, 4. Ordu Kurmay Başkanı Albay Ali Fuat, 3. Ordu Kurmay Başkanı Yarbay Goze, Kafkas Orduları Gurubu Kurmay Başkanı Yarbay Falkenhavzen, 6. Ordu Kurmay Başkanı Kreçmar katılmışlardı.82 Kafkas Ordusu’nun durumu tartışılıp, takviye yapılması görüşü benimsendi. Suriye’de bir taarruzun mümkün olmadığı, Irak’ta taarruza geçilmesi gerektiği, ancak mevcut kuvvet ve yapı ile bunun istenilen neticeyi vermeyeceği, yeni bir organizasyona gidilmesi,83 görüşleri ağırlıklı olarak benimsenmişti. Toplantıdan sonra Cemal Paşa, Ahmet İzzet Paşayı Gazze, ve Sina cephelerini gezdirmek için misafir etmiş, Mustafa Kemal Paşa 27 Haziran’da Diyarbakır’a dönmüştü.
Enver Paşa İstanbul’a döndükten kısa süre sonra, yeni bir ordu kurulması kararı duyuldu.84 Bu ordu, Suriye’deki 4. Ordu, Mezopotamya’daki 6. Ordu ve yeni oluşturulan 7. Ordu’dan müteşekkil olacaktı ve 7. Ordu gurubun çekirdeğini oluşturacaktı. Böylece “ Yıldırım Orduları Gurubu” oluşturulmuş, 7. Ordu Kumandanlığı’na da Mustafa Kemal Paşa atanmıştı.85
e- 7. Ordu ve Yıldırım Orduları Kumandanlığı
Halep toplantısında alınan kararlar çerçevesinde oluşturulan ve Grup Kumandanlığını Alman General Falkenhayn’ın üstlendiği, “Yıldırım Orduları Grubu” içindeki 7. Ordu Kumandanlığı’na Mustafa Kemal Paşa atanmıştı.86 Bu tayinin öyküsü ise farklı kaynaklarda görülen küçük nüanslarla şöyle gelişmişti: Mustafa Kemal Paşa Halep toplantısından döndükten sonra, mutad işlerini yapmaktayken, bir gün, Diyarbakır Valisi Bedri Bey’in verdiği bir akşam yemeği sırasında, Başkumandan Vekili Enver imzasıyla gelen telgrafla bu göreve atandığı bildirilmiştir.87 Telgrafı alan Mustafa Kemal Paşa yaverine, bu görevi Alman Generalin Bağdat’a yapacağı kanlı saldırıyı önlemek için kabul ettiğini beyan etmişti. Gelen telgrafta, kurulması düşünülen 7. Ordu Komutanlığı’nı kayıtsız şartsız kabul edip etmeyeceği soruluyordu. Mustafa Kemal Paşa de görevi kabul ettiğini bildirdi. Çevresindekilere göre Mustafa Kemal Paşa, bu görevin kendisine verilmesinden epeyce memnun olmuştu. Bu arada yolculuk hazırlıklarına da başlamıştı. Tayin emrinin gecikmesi dolayısıyla da biraz endişelenmişti.88 Ancak 5 Temmuz’da Başkomutanlık Vekâleti’nden atama emri gelmiş, 10 Temmuz’da da 7. Ordu Karargahı’nı oluşturmak üzere İstanbul’dan çağrılması üzerine, yaveriyle birlikte89 Diyarbakır’dan hareket etmişti. 15 Temmuz’da da Başkomutan Vekili Enver Paşa’dan, Yıldırım Orduları Gurubu’nun kurulduğunu belirten emir90 birkaç gün daha sonra gelmişti.
16 Temmuz’da İstanbul’a gelen Mustafa Kemal Paşa, Enver Paşa ve Falkenhayn ile görüşüp kısa sürede 7. Ordu karargâhını oluşturmuş, hareket için hazırlıkları tamamlamıştı. 15 Ağustos’ta da İstanbul’dan Halep’e hareket etti. 18-19 Ağustos’ta izinli olarak İstanbul’a gitmekte olan 4. Ordu Kumandanı Cemal Paşa ile Ulukışla istasyonunda bir süre görüştükten sonra, devam eden yolculuğun sonunda, 23 Ağustos’ta Halep’e geldi.91 Bu yolculuğa çıkılırken bölgedeki Arap şeyhlerini bendetmek için de hazırlık yapıldığı, Yaver Şükrü’nün ifadelerinden anlaşılıyor.92
Üç günlük bir yolculuk93 sonrasında Halep’e gelen Mustafa Kemal Paşa, mahiyetini Aziziye mevkiindeki karargâha yerleştirmiş, kendisi de aynı mahalde ve Halep’in ileri gelenlerinden, tanınmış banker Jozef Esved (Humsi Ailesi)’in evinde kendisine ayrılan dairede kalmışlardı. Bir süre sonra Yıldırım Orduları Grubu Komutanı Falkenhayn da karargâhı ile Halep’e gelmiş, yakın bir yere yerleşmişti. İlk zamanlarda Ordu ile Grup ve Mustafa Kemal Paşa ile Falkenhayn arasındaki ilişkiler normal seyrinde gelişmişti. Bir iki ay içinde Grup Kumandanının bazı icraatları Mustafa Kemal Paşa’nın tepkisini çekmiş, ilişkiler gerilmiştir.94 Bu gerilimin ana sebebi Alman görevlilerin hâkim olduğu Grup Karargâhı Türk komutanları ve memurları pek dikkate alınmıyorlardı. Mustafa Kemal Paşa’nın 24 Ağustos’ta Falkenhayn’a yazdığı telgraf da bu merkezdeydi. Mustafa Kemal Paşa, Menzil Baş Müfettişi General Kresman’ın , Gazze’deki Fetan Aşireti Şeyhi Hacim ile bir sözleşme yaptığını, bu anlaşmanın amaç ve iç politika açısından uygun olmadığını bildirmiş,95 telgrafın bir suretini de Başkomutanlık vekâletine göndermişti. Burada endişe edilen ve endişelere haklı gerekçe oluşturan konu, Almanlar kendi çıkarlarına uygun politikalara yönelirken, Osmanlı çıkarlarını pek düşünmedikleri, hatta ona zarar verdikleri kanaatiydi. Mustafa Kemal Paşa, Falkenhayn’ın düşüncelerini ve işlerini, bilhassa aşiretlerle olan ilişkilerini beğenmiyordu. Yapılması düşünülen hareketlerden de umutvar değildi.
Yıldırım Orduları Grubu Halep’te hazırlıklarına devam ederken, Sina cephesindeki İngiliz ordusunun Filistin ve Suriye’yi tehdit etmeye başlaması üzerine; Falkenhayn 7. Ordu’nun Sina cephesinde kullanılmasını teklif etmiş, 5 Eylül’de bu konuda karar çıkmıştı. 4. Ordu Komutanı Cemal Paşa ve 7. Ordu Kumandanı Mustafa Kemal Paşa Paşa, Sina cephesinin pekiştirilmesini, bunun için 7. Ordu’nun bir an evvel güneye kaydırılmasını önerdiler. Çünkü, 7. Ordu Filistin bölgesine ikmalini ancak iki ayda sağlayabilirdi. Bu durumda Yıldırım Harekâtı’ndan vazgeçildi. Irak’taki 6. Ordu Gurup’tan ayrıldı. Sina cephesindeki birlikler yeniden düzenlenerek 8. Ordu oluşturuldu ve Falkenhayn’ın kumandasına verildi. 4. Ordu’nun kumandası da Von Kress’e verilmişti.96 Bu düzenleme de bazı meseleleri beraberinde getirmişti. Almanlar sadece askeri konularda emirlerine uyulmasını yeterli bulmuyorlar, iç politika konularında görüşlerinin kabulünü istiyorlardı. Verilen emirlere körü körüne itaat isteyen Prusya Karakteri,97 Türklerinkiyle, hele Mustafa Kemal Paşanınkiyle hiç uyuşmuyordu. Mustafa Kemal Paşa Falkenhayn’ın siyasî ve askerî kişiliğini beğenmiyor, Türkleri aşağılayıcı tavırlarından dolayı da kızıyordu.98 Yaptığı öneriler Falkenhayn tarafından dikkate alınmayınca Başkomutanlık Vekâleti ile yazışarak, aksaklıklar ve yanlışlıkları düzeltmeye çalıştı.
Bu gelişmelerden çıkan sonuç; Mustafa Kemal Paşa kendi görev ve sorumluluk duygusu içinde memleketine hizmet etmek, yabancıların tutkularına alet olmamak istiyordu. Osmanlının dağılmakta olduğunu, askerî durumun zafer getirmeyeceğini görüyor, Devletin özü olan Türklüğün daha fazla zarar görmemesi gerektiğine inanıyordu. Bu konularda karar mercilerinde bulunanları da uyarıyordu. Bu çerçevede daha önceleri de Cemal Paşa, Enver Paşa ve Falkenhayn ile birtakım yazışmalar yapmış olmasına rağmen, 20 Eylül 1917’de yazdığı rapor99 daha bir yankı uyandırmıştı. Herhalde ilk defa, bu kadar yüksek sesle “kral çıplak” sedası yükselmişti. Askeri yönden en vurucu noktası Türk ordusuna Türk komutanların kumanda etmesinin istenmesiydi. Bu rapor Osmanlı İdaresinin en yüksek makamlarına gönderilmişti. Sadrazam Talat Paşa ve Başkumandan Vekili Enver Paşaya zata mahsus işaretiyle şifreli olarak gönderilmişti. Rapora Cemal Paşanın tepkisi olumlu olmuştu. Bunu yeterli görmeyen Mustafa Kemal Paşa, rapor konusundan kendisine güvenen zevatın haberdar olmasını da sağlamıştı. Bu amaçla raporun nüshalarını Cevad Abbas’la İstanbul’a göndermişlerdi. Bu nüshalar İttihat ve Terakki Cemiyeti Genel Katibi Mithat Şükrü ve yönetimden Dr. Nazım ve Bahattin Şakir Beylerle diğer bazı kişilere100 dağıtılmıştı. Cevat Abbas raporları teslim edip dönmüş, geçen zamana rağmen yetkililerden bir cevap alınamamıştı. Halbuki Mustafa Kemal Paşa sabırsızlıkla bu raporun yankılanmasını ve yönetimin üst kademelerinin tepkilerini, hatta gereği konusunda icraatlarını bekliyordu. Gerçi 23 Eylül’de Cemal Paşa görüşlerine katıldığını bildirmişti ancak, Cemal Paşa da nihayetinde Mustafa Kemal Paşa gibi bu karmaşanın içinde kalmış, merkezi yönlendirmekten uzaktı. Mustafa Kemal Paşa Sina cephesinin ikiye ayrılmasını bir hata olarak görmüş, Halep’ten Cemal Paşa’ya 24 Eylül’de bu konuda bir tel çekmiş, cephenin kendi komutasına verilmesini, Falkenhayn göreve devam edecekse 7. Ordu Komutanlığı’ndan affolunmasını istemişti. Cemal Paşa da 27 Eylül’de kendisinin cepheye geleceğini, yüz yüze görüşmeden bir şey yapmamasını istemişti.101
Belki de Mustafa Kemal Paşanın istifa tehdidinin etkisiyle, Enver Paşa da 29 Eylül’de Mustafa Kemal Paşaya raporla ilgili görüşlerini bildirmişti. O’nu, yaptıkların yapacaklarına referanstır. Bu görevi de layıkıyla, Von Kress Paşa ile birlikte başaracakları, Padişah’tan bu güvenle bu göreve tayini için izin aldığı, şeklinde taltif ettikten sonra, ayrıntıların Cemal Paşaya bildirileceğini belirtmişti. Mustafa Kemal Paşa de 30 Eylül’de, Her iki Paşaya, Cemal Paşanın dönüşünü bekleyeceğini bildirmiş, Enver Paşa’ya Sina cephesinin durumuyla ilgili görüşünün dikkate alınmasını bir kere daha belirtmişti.102 Bu durumda meselenin Cemal Paşa Halep’e dönüşüyle çözüleceği ümidi ağırlık kazanmaya başlamıştı. Enver Paşanın telgrafı da bu havayı güçlendirmişti.
Bu çerçevede, cephenin harekât ve komuta meseleleri üzerine Cemal Paşa, Enver Paşa, Falkenhayn ile bir dizi yazışmalar devam ederken, 2 Ekim’de Enver Paşanın Mareşal Falkenhayn’ın görüşlerini benimseyen, Mustafa Kemal Paşanın endişelerinin gereksiz olduğu, Falkenhayn’a güvenmesi mealindeki cevabi telgrafı da gelmişti.103 Mustafa Kemal Paşa bu noktadan itibaren ipleri atmak, Falkenhayn komutasında yürütülen bu olumsuz ve yanlış politikalara ortak olmamak, başarabilirse bunu engellemek adına istifa etme konusunda kesin kararını vermişti.104 Ama bu konuda hemfikir olduğu, hatta kısmen dayanışma içinde bulunduğu Cemal Paşanın gelişini bekleme kararını da ertelemedi. Nihayet 6 Ekim’de Cemal Paşa Halep’e gelmiş,105 görüşmeler Mustafa Kemal Paşayı kararından döndürecek bir gelişme sağlayamamıştı.
Cemal Paşa daha sonra 7. Ordu karargahına gelmiş, Mustafa Kemal Paşa ile görüşmelerinde durumda bir değişiklik olamayacağı kararına varıldığını belirtince, Mustafa Kemal Paşa da istifasını Cemal Paşaya vermiş, Cemal Paşa Şam’a gitmek üzere ayrılmıştı. Mustafa Kemal Paşa bu gelişmenin öyküsünü şöyle anlatmaktadır:
“...Ben fazla önem verdiğim düşüncelerimle ilgilenmediğini görünce susamadım. Her türlü sonucu önceden göze alarak usul ve gelenek dışı, denilebilir ki, biraz isyancı şekilde, kendi kendini ordu komutanlığından af ve hatta vekilimi de kendim atayarak (Kolordu Komutanlarından Ali Rıza Paşa’yı)106 görevime son verdim ve bu olup bittiyi büyük makamlara bildirdim. Beni bu hareketten caydırmak için, General Falkenhayn özel bir mektupla, ayrıca Başkomutanlık Vekaleti ve durumla ilgili 4. Ordu Komutanı dostça aracılıkta bulundular. Bu hal gerçeğin bu kişilerce hala anlaşılmadığını ve saklandığını gösterdiğinden beni, üzüntülerimi daha sert belirtmek zorunda bıraktı...” 107
Bu gelişmeler sonrasında Mustafa Kemal Paşa yeniden 2. Ordu Komutanlığına tayin edilmiş, kabul etmeyince 2. Ordu Kumandanı sıfatıyla bir ay izin verilmiştir.108 İzinli olduğu sürede de İstanbul’da genel karargâhta görevlendirilmiştir. Mustafa Kemal Paşa ile Falkenhayn arasındaki anlaşmazlık konularında Mustafa Kemal Paşanın haklı olması, savaşın gidişatının da İttifak aleyhine gelişmesi, Mustafa Kemal Paşanın kendi deyimiyle “biraz isyancı” denilebilecek davranışlarının görmezden gelinmesinde önemli bir etkendi. Haklılığı Mustafa Kemal Paşayı daha da güçlendiriyordu. Yoksa bir ordu kumandanının, savaş içinde ve cephedeki bu davranışları, harp disiplini ve temayüller ve hatta kanunen kusur sayılabilecek yaklaşımlardı. Mustafa Kemal Paşa de bu istifa kararını asilik olsun diye yapmamıştı. Bu tarz hareketiyle, söz konusu edilen risklerin tümünü milletine ve memleketine hizmet için almıştı. 7. Ordu Kumandanı olarak bunu yapabilecek olsaydı, istifayı değil hizmeti seçeceği kesindi. Bunun üzüntüsünü en yoğun şekilde yaşayanların en başında da yine O geliyordu. Kaldı ki, bu O’nun son Suriye serüveni de olmadı.
İstanbul’a gitmesi için verilen bir ay izin, belki merkezde atılacak bazı adımlar ve kurulacak diyaloglar için bir şans olabilirdi. 11 Ekim’de Halep’ten İstanbul’a hareket etmiş109 15 Ekim’de İstanbul’a gelmişti. İzin süresi bitince genel karargâh hizmetine alınmış, daha sonra da Veliaht Vahdettin ile yolları kesişmişti. Sultan Reşat hasta olduğu için, Alman İmparatoru II. Wilhelm’in davetine katılmak üzere Almanya’ya Vahdettin gidecekti.110 Yaygın kanaat olarak ileri sürülen gerekçesiyle; Enver Paşa, Mustafa Kemal Paşayı İstanbul’dan uzaklaştırmak için bu görevi kendisine teklif edince, O’da kabul etmişti. 4 Ocak’ta biten bu seyahatten sonra, Vahdettin Sultan Reşad’ın ölümü üzerine, 4 Temmuz’da tahta çıktı. Mustafa Kemal Paşa de Mayıs ayı sonlarında tedavi için Karslbad’a gitmiş, Temmuz sonlarında İstanbul’a dönüşünde Ahmet İzzet Paşa ve Vahdettin ile görüştükten sonra, 7 Ağustos’ta yeniden 7. Ordu Kumandanlığına atanmıştı.111 Falkenhayn Suriye ve Filistin cephelerinde yaşadığı bozgundan sonra komutanlıktan ayrılmış, yerine Mustafa Kemal Paşa’nın Çanakkale’den tanıdığı Liman Von Sanders Yıldırım Orduları Grubu Kumandanlığı’na getirilmişti. Mustafa Kemal Paşanın bu görevi kabul etmesinde112 Liman Paşanın komutanlığı da etkili olmuştu.
Mustafa Kemal Paşa üçüncü Suriye yolculuğuna 22 Ağustos’ta trenle çıkmıştı. 27 Ağustos’ta Halep’e ulaşmış, önceki görevi sırasında kaldığı ve ordu karargâhının da bulunduğu Aziziye semtindeki olduğu Josef Esved (Humsi) Ailesinin evinde kalmıştı. 27 Ağustos’ta Halep’ten hareketle, kendisinin görevden ayrılmasından sonra 7. Ordu karargâhının taşındığı Nablus’a gitmişti. Grubun konuşlanması değişmişti. Yıldırım Orduları Grubu, 4, 7 ve 8. kurulmuş olarak Nablus güneyi ile Şeria nehri arasına konuşlanmıştı. 7. Ordu Karargahı da Nablus’taydı. 1 Eylül 1918’de Nablus’a gelen Mustafa Kemal Paşa, yolculuğu sırasındaki gözlemleri ve cephe durumundan etkilenmiş, gerçekte her şeyin bittiğini düşünmüştü.113 Kendisi Suriye’den ayrılırken Sina Çölü kıyısında olan ordu gerilemiş, cephe Şeria Vadisi’nin kuzeyine çekilmiştir. Şam Ordu merkezidir. Mustafa Kemal Paşa kumandasındaki 7. Ordu’da İsmet Bey ile Ali Fuat Paşa kolordu kumandanıdırlar. Bunlar ve diğerleri ellerinden geleni yapmaktadırlar. Ancak kuvvetler dengesi 1/3 tür. Grup Kumandanı Liman Von Sanders da cephenin bitmiş olduğu kanaatindedir. Sesini duyacak birileri varsa, O’da şöyle feveran ediyordu; Bölgedeki Arap halk silahlanmış, saldırıyor, yağmalıyor, telgraf tellerini kesiyor. Yolsuzluk, araçsızlık, yoksulluk her şeyi olduğundan birkaç kat daha zorlaştırıyordu. 114 Rusların Doğu Anadolu’dan çekilmesi üzerine Kafkasya’da yeni bir cephe açılmış, Filistin Cephesi’nden buraya asker ve teçhizat kaydırılmıştı. Bu cephenin daha da zayıflaması sonucunu doğurmuştu. Alayların çoğu mevcudunun yüzde onuna sahipti. Askerler tümüyle ihmal edilmiş, giysileri perişan, susuzluk, açlık, sıcak ve hastalıktan ölen binlercesi.
Nablus’ta karargahını ve ordusunu teslim alan Mustafa Kemal Paşa, bu korkunç keşmekeşi bir tür örgütlenmeye dönüştürebilmek için işe koyulmuştu. Tüm cephe durumunu değerlendirmiş, muharebe hatlarını gezmiş, ordu içinde yapılabilecekler yapılmış, Hücum Kıtaları kurulmuş, Nablus’taki 109. Alay kıtalarıyla 3. Kolordu Hücum Taburu sürekli gözetim ve denetim altında donatılıp eğitilmişti. O, hala Suriye cephesinin özelliklerini biliyor ve bölgeyi tanıyordu. Mustafa Kemal Paşa mazeretlerin arkasına sığınacak birisi değildi. O, en kötü şartlardan iyi sonuçlar çıkarmak için mücadele etmeye çalışıyordu. Bu sıralarda hastalığı da nüksetmişti.115 Faaliyetleri bir süre hasta yatağından idare etti.
Mustafa Kemal Paşanın gelişinden tam 18 gün sonra Allenby komutasındaki İngiliz birlikleri saldırıya geçmişti. Bu saldırı, durumun ciddiyetini ve perişanlığı kısa sürede ortaya koymuştu. Cephe itibariyle adı kalan Osmanlı Ordusu tam bir bozgun yaşıyordu. Mustafa Kemal Paşa yaklaşık bir yıl önce bölgede taarruzu değil, savunmayı, hatta çekilmeyi teklif ettiğinde dikkate alınmamıştı. Şimdi 19 Eylül’de başlayan bu taarruz karşısında bir bozgunu önleyebilmenin çareleri aranıyordu. Gerçi taarruzdan kısa süre önce de Mustafa Kemal Paşa bu saldırıyla ilgili olarak Liman Paşayı da uyarmış olmasına rağmen, görüşleri ciddiye alınmamıştı.116 Mustafa Kemal Paşa kendi birliklerinde bu ihtimale göre tedbirlerini almıştı. Haklı çıkması gecikmedi. Liman Paşanın pek ihtimal vermediği bu plan doğrultusunda, 8. Ordu merkezine başlayan taarruz İngiliz karargâhının istediği gibi gelişti, düşman taarruzundan ilk darbeyi yiyen 8. Ordu çökmüştü. 8. Ordu cephesinin 30 km. genişliğindeki kısmı yarılmış, birlikler dağılmış, buradan ilerleyen İngiliz süvarisi Sanders’in Nasıra’daki karargâhını basmış, Sanders ve karargâhı esir düşme tehlikesi yaşamıştı.117
Bookmarks