Konu Etiketleri:

marmara bölgesinin yöresel kıyafetleri, düğün töreni gelenekleri görenekleri, beğendiğiniz bir halk oyununun giysilerini resimleyiniz, kırklareli bölgesinin kıyafet resimleri, kırklarelinin yemekleri kıyafetleri, begendigimiz bir halk oyunu ve kıyafetler resimleri, yugoslav göçmen şalvar takımı, arnavut yöresel kıyafetleri, kırklareli nin doğal güzellikleri, kırklareli beyaz halay mendili, marmara halk oyunları kıyafetleri, kurban gelenekleri, marmara bölgesi yöresel kıyafetleri, bulgaristan yöresel erkek kıyafetleri, trakya yöresel kıyafetleri, gayda sirto kırklareli, kırklarelimanzaraları, kırklareli oyun havası oynarken ne giyilir, bulgaristan yöresel kıyafetleri, kırklareli doğal ve tarihi güzellikleri, kırklareli doğal ve tarihi güzellikleri resimleri, kırklareli yöresi doğal güzellikler, kırklareli doğal güzellikleri, arnavutların yöresel oyunları, köylü erkek giysileri,

+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 12 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 6 Sayfa bulundu

Kırklareli Doğa Güzellikleri Kırklareli Resimleri-Kırklareli Fotorafları,

 Turizm Gezi Tatil Türkiye Katagorisinde ve  Marmara Bölgesi Forumunda Bulunan  Kırklareli Doğa Güzellikleri Kırklareli Resimleri-Kırklareli Fotorafları, Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kırklareli Resimleri - Kırklareli Manzaraları- Kırklareli Hakkında Bilgiler...

  1. #1
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Kırklareli Doğa Güzellikleri Kırklareli Resimleri-Kırklareli Fotorafları,







    Kırklareli Resimleri - Kırklareli Manzaraları- Kırklareli Hakkında Bilgiler







  2. #2
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Kırıkkale Doğa Güzellikleri-Kırıkkale Resimleri-Kırıkkale Fotorafları-KırıkkaleTa





    Kırklareli Gelenekler Görenekler Ve inançlar


    Kırklareli Gelenekleri


    Düğün Geleneği

    D
    üğünler, süre ve uygulamalar bakımından, şehir ve köylere göre bazı farklılıklar göstermektedir. Bunun nedeni, çeşitli sebeplerle Balkanlardan gelen göçmen gruplar arasındaki kültürel farklılıklardan kaynaklanmaktadır. Zaman içerisinde göçlerle gelerek Kırklareli'nin değişik bölgelerine yerleşen insanlar, beraberinde adetlerini de getirmiş ve yaşatmışlardır. Daha sonra gelenler, kendilerinden önce gelen insanların kültürleriyle karşılaşmış ve ortak bir kültür oluşturmuşlardır. Ancak bu ortak kültür, Kırklareli'nin değişik bölgelerinde farklı uygulamalar şeklinde görülür. Bu nedenle İldeki düğün adetleri yer yer farklılık göstermektedir.

    Düğün Töreni

    D
    üğün telaşı en az bir hafta öncesinden başlar ve genellikle cumartesi-pazar günü olan düğünlerde, perşembe günü kızın çeyizi alınır. Bu arada yengeler sandığın üzerine oturur ve "Sandık kalkmıyor." diyerek, oğlan tarafından hediye ister. Alınan çeyiz, oğlan evine götürülür ve cuma gününün akşamı kına gecesi yapılır. Oğlan tarafı eğer aynı köyden ise kız evine o gece kına getirir. Yengelerinden biri, gelinin eline kına koyar ve giderler. Daha sonra bu kına gelinin el ve ayaklarına (annesi-babası sağ olan) bir yengesi tarafından yakılır. Gelinin yüzüne renkli bir krep örtülür. Bir darbuka eşliğinde türkü söylenir. Bu türküler gelinin evden ayrılışının, gurbete veya başka bir köye gidişinin öyküsüdür. Gelin de bu türkülerle içlenir ve ağlar.
    Sabah, gelinin kınaları öksüz bir çocuk tarafından açılır. Ellerine ve ayaklarına kına yakarken konulan paraları bu çocuk alır. Cumartesi günü öğlene doğru oğlan evine davullar, kız evine de çalgılar gelir. Akşam üstü herkes işini bitirene kadar gençler oynar. Akşam üzeri kızın ahretliğinin (sağdıç) hazırlamış olduğu "ahret çiçeği" alınmaya gidilir. Çiçekçiden alınan naylon çiçek dalının üzeri, kızların yaptığı süslerle bezenin Çiçeğin üzerine mısır patlatılıp dizilir. Kuru üzümler bir ipe



    dizilerek asılır. Bununla beraber bebek, sakız, sigara, kibrit, emzik, bebek oyuncağı, çikolata, şeker, balon gibi şeyler de asılır. Ayrıca küçük ampuller veya mumlar da yerleştirilerek gece yakılır. Çiçeğin saksısına bir kutu şeker yerleştirilir; çiçekle birlikte ahret kız baklava ve bir de hediye bohça hazırlar. Bütün hazırlıklar gerdek gecesi gelinle damadın zevkle yemesi için yapılır. Bu çiçek daha sonra gelin evinin bir köşesini süslemektedir. Çiçeğe karşılık, gelin kız da ahretliğe hediye bir elbise alır. Çiçeği almaya giderken, yine oyunlar oynanır ve çiçek alınarak, gelin kızın bulunduğu eve getirilir. Bu çiçek, yörede bolluk ve bereketin simgesi olarak nitelendirilmektedir. Aynı gün ve aynı zamanda, oğlan tarafı da oğlanın ahretliğine (sağdıcına) gider. Davul-zurna ile ahretlik evine gelindiğinde, ahretlik gelenleri karşılar. Yaşlılar oturur, gençler de oynar. Daha sonra ahretliğin hazırlamış olduğu baklava tepsisi ve kurbanlık bir koç, eller üstünde damat evine götürülür. Ayrıca ahretlik damat için bir başka hediye de almıştır. Cumartesi gününü pazar gününe bağlayan gecede esas düğün olur. Oyunlar karşılama, halay ve mendil havası şeklindedir. Aynı gece oğlan tarafı, kız evine davullar eşliğinde, takacakları takılarla birlikte gider. "Okuyucu" denen bir kadın teker teker gelinin başı üzerinde döndürerek, takıların kimden olduğunu yüksek sesle söyler. Bu arada gelin kız, gelinliğe adım attığından, yalnız gezdirilmez. Cinler ve perilerden korkulduğundan, yanında mutlaka biri bulundurulur.

    Bayram Geleneği

    Kırklareli'nd
    e Ramazan Bayramı, Kurban Bayramı, Mart Dokuzu ve Hıdrellez gelenekleri halk tarafından kutlanan bayramlardır. Ramazan ve Kurban Bayramları yaklaşırken evlerde temizlik yapılır, baklavalar hazırlanır. Yeni giysiler için alışveriş yapılır. Ramazan Bayramının arifesinde kuşların bile oruç tuttuğuna inanılır, herkesin oruç tutması istenir. Arife günü doğan çocuklara Arife, Arif, Ramazan Bayramında doğan çocuklara da Ramazan, Ramize, Bayram gibi isimler konur. Arife akşamı herkes banyo yapar, temizlenir ve erkenden yatar. Bayram sabahı erken kalkılır, erkekler bayram namazına gider. Erkekler bayram namazından dönene kadar evdeki kadın ve çocuklar yemek yemez, su içmez. Bayram namazı sonrasında küçükler büyüklerin ellerinden, büyükler de küçüklerin gözlerinden öper, hediyeleşme olur. Topluca yapılan kahvaltı sonrasında mezarlıklara ziyarete gidilir. Kurban bayramında, aile varlıklı ise kurban kesilir. Yaşı küçük olanlar, büyüklere ziyarete gider, el öpüp bayramlaşırlar. Bayramlarda dargınlar barıştırılır.

    Hıdrellez Kutlamaları


    30-35 yıl öncesine kadar Kırklareli halkı, 5 Mayıs günü kırlardan 41 çeşit ot toplamakta, bunları içi su dolu bir küp veya kazana koymaktaydılar. Sabah kalkınca bu suyla tüm aile bireyleri yıkanmaktaydı. Bununla ailenin temiz olacağına, cildin güzelleşeceğine ve hastalıklardan arınıp, zindelik kazanılacağına inanılırdı. Bu gelenek kısmen de olsa halen devam etmektedir. 6 Mayıs gecesi, ateş yakılıp üzerinden atlanır. Bununla, yıl içinde kazanılmış olumsuz ve kötü olan her şeyin yok olacağına inanılır. Bu ateşte hasırlar yakılmakta, böylece bit, pire ve günahlardan da arınıldığına inanılmakladır. Eski yıllarda, Hıdrelleze bir hafta kala hazırlıklar başlamaktaydı. Evlerde temizlik yapılır ve Hıdrellez pikniği için yiyecekler önceden hazırlanırdı. Ekonomik durumu iyi olanlar, 6 Mayıs günü çevirme yapıp yemek için oğlak ve kuzu almaya gayret gösterirler.


    Kırklareli'nde çok uzun yıllar önce Hıdrellezdin kutlandığı yerlere " H ı d ı r l ı k "' denilmekteydi. Kent merkezine 36 km. mesafedeki Azizbaba Köyü'nün yanında bulunan ve "Hıdırlık" denilen bölgede, 6 Mayıs günü Hıdrellez eğlenceleri yapılmaktaydı. Daha sonra Kırklareli merkezine 5 km. mesafedeki Şeytandere ve Asilbeyli Deresi kenarlarında kutlamalar yapılmaya başlanmıştır. Eğlenceler 1990 yılından beri, mayıs ayının güneşli bir hafta sonunda (genellikle ikinci haftadan itibaren) Kırklareli Belediyesi'nin organize ettiği "Karagöz Kültür, Sanat ve Kakava Şenlikleri" ismiyle.

    Şeytandere'de kutlanmaktadır. Hıdrellez kutlamalarının yapılacağı günden bir gün önce, yer kalmayacak endişesiyle, Şeytandere'ye çadırlar kurulur, yerler ayrılır. Şenlik kutlamalarında, Şeytandere'nin her iki yakasında yer bulmakta zorluk çekilmektedir. Kilometrelerce uzunluktaki bu alanda çadırlarını kuranlar, yaktıkları ateşte ızgara yaparlar, çaylarını demler, yiyip içip eğlenirler. KöGoogle Page Rankingüye yakın bir yere kurulan sahnede konserler verilir, davul ve zurnalar eşliğinde çeşitli oyunlar tertip edilir.
    Kırklareli Merkez İlçede yapılan bu Hıdrellez eğlence ve kutlamalarının dışında İl'in değişik yerlerinde de Hıdrellez kutlamaları yapılmaktadır. Merkez İlçe Erikler Köyü'nde Hıdrellez sabahı güneş doğmadan kalkıp, dereden alınan su içine, akşamdan toplanan "Silkinti Otu" atılarak, banyo yapılır. 7 ve 8 Mayıs günlerinde de Hıdrellez pikniği yapılır. Kuzu ve oğlaklar çevrilir, sucuk kızartılır, köfte yapılır. Bu eğlencelere komşu köylerden de katılanlar olur.Babaeski İlçesi Karahalil Beldesi ile Büyük Mandıra Beldesi'nde Hıdrellezde yağlı pehlivan güreşleri yapılır. Bulgaristan'a 2 km. mesafedeki Demirköy ilçesine bağlı Beğendik Köyü'nde; köyün kuzey batısında Maşatlık denen yere 27 Mart (Kırklar) ve Mayıs'ın 6'sında Hıdrellez için çıkılır, ip atlanır, salıncakta sallanılarak baharın gelişi kutlanır. Babaeski İlçesi'ne 20 km. mesafedeki Yeniköy'de Hıdrelleze 40 gün kala "Kırklar" adıyla kutlama yapılır. Salıncaklarda sallanılır, yumurtalar boyanır.
    "Kırklar, manda gölde mırklar." sözleriyle hayvanların ilk kez çimene çıkması gerektiği vurgulanır. Hıdrellezde akşamdan ateş yakılıp üzerinden atlanılır. Hıdrellez sabahı erkenden kalkılıp evlere söğüt dalı asılır. Söğüt dalının evlere asılmasının veya vücudun herhangi bir yerine bağlanmasının, sağlık getireceğine inanılmaktadır. Kırklareli kent merkezine 35 km. mesafede, Bulgaristan sınırında bulunan Geçitağzı Köyü'nde de 41 çeşit ot toplanıp, bu otlar sabah erkenden dereden alınan suyun içine atılmakta ve bununla yıkanılmaktadır. Bununla astalıklardan kurtulup, sağlıklı ve zinde olunacağına inanılmaktadır. Hıdrellez kutlamalarına dair gelenekler, bugün bazı köylerde ya çok zayıflamış, ya da tamamen unutulmuştur. İl'de bugün için Hıdrellez kutlamalarını halen devam ettiren köyler; Hamdibey, Sivriler, Balaban, Düğüncülü, Taşağıl, Ertuğrul, Kuleli, Sinanlı, Nadırlı, Karahalil, Erikler Yurdu ve Karakoç köyleridir

  3. #3
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Kırıkkale Doğa Güzellikleri-Kırıkkale Resimleri-Kırıkkale Fotorafları-KırıkkaleTa






    Kirklareli Folklor Ve Halk Oyunları

    Folklor
    Folklor, halkın geleneklerini, adetlerini, inançlarını, efsanelerini, türkülerini, edebiyatını inceleyen, bunları gün ışığına çıkaran ve gelecek kuşaklara aktaran bir bilim dalıdır. Folklor, geçmişle geleceği birbirine bağlayan bir köGoogle Page Rankingüdür. Folklor halk edebiyatı, gelenekler - görenekler ve inançlar ile maddi kültür, olmak üzere üç ana başlık allında toplanmaktadır.


    Halk Edebiyat

    Atasözleri
    Atasözleri, yüzyıllar boyunca insanlar tarafından tecrübe edilmiş, doğruluğu deneylerle kanıtlanmış ve günümüze ulaşmış, geçmiş tecrübelerini nasihat şeklinde anlatan, milletin ortak malı olmuş sözlerdir. Kırklareli'nde söylenen atasözlerinin bir kısmı muhakkak ki ülkemiz genelinde bilinmektedir. Bölgesel olarak söylenen atasözlerinden bir kısmına şöyle örnek verilebilir;
    Bağda izin olsun, yemeğe yüzün olsun.
    Eşeğin canı yanarsa. yarış atını geçer.
    Harman döven öküzün ağzı bağlanmaz.
    Keçinin yemediği ot, karnını ağrıtır.
    Mart ayı dert ayı. bir sepet saman ver Ali dayı.
    Tutulan kısrak, harmanı döver.
    Ver yiyeyim, ört yatayım.

    Bilmeceler
    Uzun kış gecelerinde, aile toplantılarında söylenip ortamı neşelendiren, insanı düşünmeye sevk eden halk edebiyatı ürünlerinden biri de bilmecelerdir. Kırklareli'de halk arasında söylenen bilmecelerden bazıları şunlardır;
    Ağaç üstünde kara şopar (Zeytin)
    Hey gidinin poturu Ev üstünde oluru (Baca)
    Çarşıda satılmaz, elle tutulmaz Ondan daha tatlı bir şey bulunmaz (Uyku)
    Karşıdan baktım pek çok Yanına vardım hiç yok. (Sis)
    Dağdan gelir sekerek Kara üzüm dökerek (Keçi)

    Deyimler
    Deyimler, kendi anlamından biraz daha farklı anlam taşıyan, kalıplaşmış kelime veya kelime gruplarıdır. Kırklareli'nde derlenmiş deyimlerden bazıları şunlardır;El etek çekmek Fıkır fıkır kaynamak Nal çakmak Var delisi olmak Yaş yere basmamak.


    Maniler
    Maniler; yazanı bilinmeyen, anlatılmak islenen tema genellikle son İki dizesinde yer alan, konulan aşk, özlem ve ayrılık olan, kafiye düzeni, (a,a,b,a) şeklindeki anonim folklor ürünleridir. Halk arasında yaygın olarak söylenen manilerden birkaç örnek

    Saçını tarıyorsun
    Sen güzel arıyorsun
    Güzeli arar iken
    Benden de kalıyorsun.
    Karahalil üç bölüm
    Yavaş geliyor gülüm
    Bana yardan ayrılmak
    Ölüm geliyor ölüm.

    Elimde zilli dare
    Tastan olur minare
    Çok isteştik sevdiğim
    Vermiyorlar ne çare
    Bahçelerde sardunya
    Sardunyayı kırdın ya
    Istemiyom dermişsin
    Yine bana kaldın ya.

    Ayva gömdüm samana
    Dumana bak dumana
    Şoför yarim var iken
    Gider miyim çobana?

    Ninniler
    Ninniler, annelerin çocuklarını uyutmak için söyledikleri türkülerdir. Ninni, çocuğun altı temizlenip karnı doyurulduktan sonra yüksek sesle başlanıp, çocuğun uyumasına doğru alçalan bir sesle söylenir. Kırklareli ve çevresinde söylenen ninnilere bir örnek;

    Dandini dandini danalı kuzu
    Elleri ayaklan kınalı kuzu
    Asmaya kurdum salıncak
    Eline de verdim oyuncak
    Yine de uyumadı gitti
    Şu küçücük yumurcak
    Dandini dandini dastana
    Danalar girmiş bostana
    Kov bostancı dananı
    Yemesin bizim bostanı
    Eh ee ee Allah Uykucuklar ver Allah

    Eee eee ee şimdi
    Bir eşek buldum ben şimdi
    Sahibi geldi ee şimdi Ooo kuşu
    Nerelerde su kuşu
    Çalılıkta yuvası
    Mamacık getir babası
    Dandini dandini danalı kuzu
    Elleri ayaklan kınalı kuzu
    Asmaya kurdum salıncak
    Eline de verdim oyuncak
    Yine de uyumadı gitti
    Şu küçücük yumurcak

    Tekerlemeler
    Tekerlemeler, çocukların sokakta oyun oynamaya, masal anlatmaya başlamadan önce söyledikleri veya bir grubu güldürmek için kafiye düzeninden faydalanarak, şaşırtmak amacıyla söylenen halk edebiyatı ürünleridir.
    Çocukların oyunlarında veya masal anlatımlarında;Öncelikli söylenen, güldürü veya şaşırtma amaçlı, kafiye düzeni olan halk edebiyatı türüdür.
    Laleli Belkız
    İçeriye gir kız
    İpte atla kız
    Dışarıya çık kız
    Tarhana tartar
    Boğazımı yırtar
    Baklava kardeş
    Gel beni kurtar

    Türküler
    Yöreye ait pek çok türkü mevcuttur. Sevgiyi, acıyı, gurbeti ve özlemi konu edinmiş türküler olduğu gibi, geçmişte Osmanlı sınırları içinde olup da 1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı ile kaybedilen topraklar ile ilgili de pek çok türkü söylenmektedir. Türkülerin bir kısmı Balkan göçmenleri ile yurda gelmişken, bir kısmı da yerli halk tarafından üretilmiş ve yaşatılmıştır. Yöreye ait türküden bazı örnekler:

    "Ah Selanik"Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde, Kasap Tahsin'den, Vize'de derlenmiştir.

    "Akça Köyün Bağları"Muzaffer SARISÖZEN tarafından 09 Ağustos 1947 tarihinde Arife TİMUR'dan derlenmiştir.

    "Alim Gitme Pazara""Avlu Dibi" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 15 Ağustos 1947 tarihinde, Fatma GÜRSU'dan, Kırklareli'nde derlenmiştir.

    "Ayşe'm" "Bahçelerde Biberiye " TRT Müzik Dairesi THM repertuarı sıra no: 1366'da kayıtlı olan türkü, Aşık Ali TAMBURACI tarafından derlenmiş ve Nida TÜFEKÇİ tarafından notaya alınmıştır. Türkünün sözleri şöyledir;

    Bahçelerde biberiye
    Şişe dolu anberiye
    Sen benimsin gel beriye

    Aman aman balabancı
    Sol yanımda vardır sancı
    Aman makidonlu makidonlu
    Güzellerin içinde pek şanlı
    Bahçelerde olur marul !
    Sular akar harıl harıl
    İnce belden sıkı sarıl ,

    Aman aman balabancı
    Sol yanımda vardır sancı
    Aman makidonlu makidonlu
    Güzellerin içinde pek şanlı
    Bahçelerde olur haşhaş
    Rakı içtim oldum serhoş
    Ela gözler olur bir hoş

    Aman aman balabancı
    Sol yanımda vardır sancı
    Aman makidonlu makidonlu
    Güzellerin içinde pek şanlı

    "Bahçelerde Yeşil Mazı" "Bana Derler Gazi Boşnak" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde Ahmet Kök'ten, Kırklareli'nde derlenmiştir.

    "Ben Gitmem İnekliye" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 14 Ağustos 1947 tarihinde, Aşık Ali TANBURACI'dan, Kırklareli'nde derlenmiştir.

    "Budin" Muzaffer SARISÖZEN tarafından 16 Temmuz 1947 tarihinde Ahmet Aşık'tan Vize İlçesi, Evrenli Köyünde derlenmiştir.

    Giderim giderim ooof
    Varna görünmez
    Dönerim arkama bakarım ooof
    Kimseler gelmez
    Dönerim arkama bakarım ooof
    Kimseler gelmez
    Babam da ihtiyar ooof
    Ata binemez
    Nişanlım küçüktür ağ-beyler ooof
    Yolları bilmez.
    Nişanlım küçüktür ağ-beyler ooof
    Yollan bilmez.
    Söyle Elif kız söyle ooof
    Türkünü söyle
    Türkü de bilmiyom ağ-beyler ooof
    Kuran okurum.
    Türkü de bilmiyom ağ-beyler ooof
    Kuran okurum.
    Esvaplarım sandıkta ooof
    Basılı kaldı.
    Evde nişanlım ağ-beyler ooof
    Yasılı kaldı.
    Evde nişanlım ağ-beyler ooof
    Yasılı kaldı.
    Yetişin kardaşlar yetişin ooof
    Aldılar beni
    Deli de orman şaykaları ooof
    Çaldılar beni
    Deli de orman şaykaları ooof
    Çaldılar beni


    Halk Oyunları
    Türkler, Orta Asya'dan Anadolu'ya, oradan da 14. yüzyıldan itibaren Balkanlar'a yayılmaya başlamış ve 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile birlikte tekrar tersine bir göç ile Balkanlar'dan bugünkü topraklara gelmişlerdir. Balkanlar'da kaldıkları ortalama 450 yıllık süre içerisinde Yunanistan, Bulgaristan, Yugoslavya, Makedonya, Arnavutluk gibi ülkelerin insanlarıyla yan yana yaşamış, onları kendi kültürleriyle etkiledikleri gibi, onların kültürlerinden de etkilenmiştir. Kültür bölgesel özellikler gösterdiği halde, doğduğu yerde kalmayarak, yayılmaktadır. Halk oyunları da anonim bir özelliğe sahiptir. Halk oyunları (dansları) ilk çıkış noktasında bir olayı, bir isteği, bir üzüntüyü dile getirmek için oluşturulmasına rağmen, aynı halk dansı günümüzde insanlara sevinç, neşe ve güzel duyguları tattırmakta ve insanları coşturmaktadır. Ortaya çıkışı insanlık tarihiyle paralellik gösteren halk oyunları, zamanla değişime uğramakta, oynayan kişilerce yeni figürler eklenebilmektedir. Zaten ilk çıktığı gibi değişmeden günümüze kadar gelmiş halk oyunu bulmak da zordur.


    Kırklareli yöresi halk oyunları; Balkanlar'dan gelip yöreye yerleşen göçmenlerin beraberinde getirdikleri değerler ile geldiklerinde karşılaştıkları kültürün (oynadıkları oyunların) karışımıyla ortaya çıkan sentezin ürünü olduğu söylenebilir. Çünkü Balkanlar'dan gelip buraya yerleşenler ve bu kuşağın devamı olan kişiler, bu oyunlara sıkı sıkıya sahip çıkmışlar, otantik yapısında herhangi bir değişikliğe müsaade etmemişlerdir. Bu durum da yurt genelinde Kırklareli halk oyunlarının beğeni ile izlenmesine ve diğer yörelerde de öğrenilmek, oynanmak istenmesine neden olmaktadır. Kırklareli yöresi halk oyunları; bayramlarda, evlenme düğünlerinde, asker düğünlerinde, özel günlerde ve her türlü törende oynanır. Günümüzde yöreye ait halk oyunları köylerde davul-zurna İle yapılan düğünlerde oynanmakta iken, şehir ve kasabalarda org ile yapılan düğünlerde pek oynanamamaktadır.
    Yörenin halk oyunları, genellikle iki davul, iki zurna ile oynanmakta olup, birinci zurna melodiyi söylerken ikinci zurna da dem tutar. Oyunlar genellikle ağır başlayıp hızlı biter. Kollar bağlı olarak oynanan oyunlar ve karşılıklı oynanan oyunlar vardır. "Kırklareli Karşılaması" çiftlerin karşılıklı oynadıkları bir oyundur. Hora denilen ikinci bir oyun da el ele, kol kola, omuz omuza toplu olarak oynanan bir oyun olup, bölgede yaygın olarak oynanmaktadır.

    Diğer bir oyun grubu da "kabadayı" oyunudur. Davul-zurna eşliğinde erkekler tarafından oynanır. Yavaş başlayıp çok hızlı biter. Hora ve kabadayı oyunlarında oyunu yönlendiren ekip başıdır. Halk oyunlarından bazı örnekler; Alay Beyi, Ali Paşa, Arzu ile Kamber, Boymisa, Dere Boyu Eski Kasap, Galamata, Kabadayı, Kara Yusuf, Kambana, Kırk Haydut, Kız Karşılaması, Pavle, Sirto, Gayda, Hanım Ayşem ve Drama Karşılaması vBulletin. sayılabilir.
    İsmini ortaya çıktığı Batı Trakya'daki Drama Şehri'nden almış olan "DramaKarşılaması"nın sözleri şöyledir:
    Yukarı mahalle çeşmeleri Akar akar süzülür,
    Sana bu şarkılar Esmam Gazinoda düzülür.
    Yukarı mahalle çeşmeleri Değirmen döndürür,
    Senin o bakışların Esmam Beni öldürür aman aman.
    "Hanım Ayşem" göçler sırasında Batı Trakya'dan bölgeye gelen göçmenler vasıtasıyla getirilmiş, kızlı erkekli oynanan bir oyundur. Bir gencin sevgilisine yaktığı türkünün sözleri, gencin sevgisini anlatır. Türkünün sözleri şöyledir;

    Giderim yolce yolce
    Yolun çiçeği morce
    O senin bakışların Hanım Ayşem
    Sokuyor beni borce.
    Arpa ektim gül bitti
    Gül gibi yarim gitti
    Sen orada ben burda Hanım Ayşem -
    Eridi yağım bitti.


    Bir diğer oyun da "İzzet Hoca"dır. Batı Trakya'da çok zengin birisi olan İzzet Hoca, kızının düğününü yapmaktadır. Kına gecesi eğlenceler devam ederken kırk haydut tarafından gelin kaçırılır. Haydutlar tarafından kaçırılan gelinin İzzet Hoca'nın kızı olduğu anlaşılınca, haydutların en küçüğü tarafından, kız öldürülür. Bu olaya istinaden bir türkü yakılmış ve olay danslarla betimlenmiştir. Oyun, erkekler tarafından oynanır.
    Kına gecemde çaldılar beni
    Dokuz dizi altunumu verdim
    Yine kurtulamadım anacığım
    En küçüğü canıma kıydı.
    Haydi dediler Sırça Pnar'a anacığım
    Götürdüler beni dönmez yollara
    Bana sordular anacığım,
    Sen kimin kızısın
    Ben de dedim İzzet Hoca'nın kızıyım.
    Yörede en çok sevilerek oynanan oyunlardan birisi olan "Sülüman Ağa", kızlı-erkekli ve mendille oynanan hareketli bir oyundur. Çift davul-çift zurna ile karşılama türünde oynanan oyunun türkü sözleri şöyledir;
    Abe Sülüman Ağa
    Tut çakal beygiri
    Vuralım yuları Alalım gelini
    Sülümanağa'nın karısı
    Pencereden bakar
    Pencereden bakar
    Sülümanağa'nın karısı Çok canlar yakar.
    "Zigoş", adım Batı Trakya'nın Drama ve Kavala arasında bulunan Zigoş Köyü'nden almaktadır. Çift davul, çift zurna ile oynanmaktadır. Çok hareketli olan oyun, düğünlerde sevilerek oynanır.

    Yöresel kıyafetler

    Günümüzde Kırklareli halkı hazır elbise giymekte ve giyim tercihi moda akımına göre zaman zaman değişebilmektedir. Eski yıllarda köy ve şehirlerde yaşayanlar arasında gözle görülür farklılıklar bulunmakta iken, bu gün aradaki fark oldukça azalmıştır. Köylerde özellikle 50 yaş ve üstündeki kadınlar dışarıda çarşaf, ferace denilen siyah renkli giysileri kullanmakladır. Renkli basmalardan yapılan şalvar, bluz, ayaklara koyun yapağından örülme çetik, başlarına eşarp ya da beyaz bezden oluşan baş örtüleri ise ev içinde giyilmektedir. Erkekler genelde hazır olarak aldıkları ceket ve pantolon giyer, başlarına ise kasket ya da şapka kullanmaktadır. Yaşlı olanlar sıcak tutsun diye kışları şayak (aba) pantolon giyerler. Gençler ile yaşlılar arasında, giyimde büyük farklılıklar vardır. Genç kızlar saçlarını örtmezler. Bu durum ilk zamanlar aile büyükleri tarafından yadırganmasına rağmen, bu gün hoş karşılanmaktadır. Genç erkekler de gayet modern giyinmekte ve
    başlarında şapka kullanmazlar.

    Yörenin halk oyunu kıyafetleri ise şunlardır
    Kadın Giysileri



    Başa çember, oyalı yemeni, grep, yazma, kıvrak, tartma, vala; sırta iç donu, bürümcek gömleği, cepken, şalvar, fıta, uçkur, fistan, yağlık, toka; ayağa ise yemeni, çetik (şaşon), çorap giyilmekte ve boyunda kurdeleye dizili altın, kulaklara da küpe takılmaktadır.

    Erkek Giysileri


    Başa fes; sırta gömlek, cepken, kollu-kolsuz cemedan, potur, kuşak, peşkir; ayağa ise yemeni, çarık ve çorap giyilmektedir. Aksesuar olarak yağlık, mendil, silahlık, tütün tabakası ve köstek kullanılmaktadır.


    sunum ALMİRA

  4. #4
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.210
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Ce: Kırklareli Doğa Güzellikleri Kırklareli Resimleri-Kırklareli Fotorafları,





    allahım yarabbim sanki ben bu filmi bidaha seyrettimm))))))))

  5. #5
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Kırklareli Doğa Güzellikleri Kırklareli Resimleri-Kırklareli Fotorafları,





    Alıntı _kanka**´isimli üyeden Alıntı Mesajı Göster
    allahım yarabbim sanki ben bu filmi bidaha seyrettimm))))))))
    İlahi uyuzluk edeceksin ya
    Kafanı cöp kutusunda bulursun beni bak uyarmamıştın deme

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0