Konu Etiketleri:

yaşadıgımız yerin turistik ve doğal güzelliklerinin olup olmadıgı, tarihi ve doğal güzelliklerimiz, türkiyedeki doğal anıtlar resimleri, doğal güzelliklerimiz, yurdumuzun doğal güzellikleri ile ilgili açıklamalar, türkiyenin doğal güzellikleri nelerdir, türkiyede doğal güzellikler, ülkemizde bulunan doğal varlıklar, türkiye doğal manzaraları, türkiyenin manzaraları, yurdumuzdaki tarihi ve doğal güzellikler, adama atacağı, türkiyeden doğa ve dağ manzaraları, türkiyenin dogal güzellikleri, yurdumuzun tarihi eser turizm ve dogal güzellik yönünden ön plana çıkan fotoğraflar, türkiyedeki doğal güzellikler, yurdumuzun doğal güzellikleri, anadolunun tarihi ve doğal güzellikleri, ülkemizin tarihi ve doğal güzellikleri, dogal güzelliklerimiz, türkiyenin tarihi eserleri ve doğal güzellikleri, doğanın manzarası nın güzeliklri, türkiye doğal güzellikleri, türkiyenin tarihi ve doğal güzellikleri, yaşadığımız yer türkiyenin neresindedir,

+ Konu Cevapla
1 / 3 Sayfa 123 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 11 Sayfa bulundu

Doğal Güzelliklerimiz ,Doğal Manzaralarımız ,Türkiyenin Manzara Güzelikleri

 Resim Galerisi Katagorisinde ve  Manzara Resimleri Forumunda Bulunan  Doğal Güzelliklerimiz ,Doğal Manzaralarımız ,Türkiyenin Manzara Güzelikleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kaçkar Dağları Milli Parkı Rize ili,Çamlıhemşin ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.Milli Park alanına,Çamlıhemşin ilçesinden 16 km.lik bir karayolu ile ulaşılmaktadır. ...

  1. #1
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Doğal Güzelliklerimiz ,Doğal Manzaralarımız ,Türkiyenin Manzara Güzelikleri







    Kaçkar Dağları Milli Parkı



    Rize ili,Çamlıhemşin ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır.Milli Park alanına,Çamlıhemşin ilçesinden 16 km.lik bir karayolu ile ulaşılmaktadır.

    Kaçkar Dağlarının batısındaki Fırtına Deresi ve doğusundaki Hemşin Deresi zengin bir flora ile kaplıdır. Bu bitki örtüsü karstik flora özelliğinde olup gerek alt flora gerekse üst flora endemik türleri içermektedir. Türkiye'de Rhodendron'ların 3000 m ye ulaştığı tek yer burasıdır.

    Ülkemizde Pleistosan'e ait buzul izleriyle beraber aktüel buzlaşmanın birlikte görüldüğü ender yerlerden birisi de Kaçkar Dağlarıdır. Bu sahada birçok buzullarla birlikte;buzul gölleri, buzul vadileri, sirkler ve mazeler bulunmaktadır.

    Genel olarak granit ve granitik kayaçlardan meydana gelen jeolojik yapı üzerinde Alp Orojenezi'nin derin etkileri görülmektedir.

    Fauna açısından da zengin olan Kaçkar Dağlarından kurt,ayı,domuz,tilki,yaban keçisi, geyik sansar, çakal, yaban tavuğu vBulletin. bulunmaktadır.

    Kaçkar Dağlarından yükseltinin kısa mesafede artması yaylacılık etkinliklerine bağlı bir takım yayla yerleşim alanlarının ortaya çıkmasına yol açmış,böylece Kaçkar Dağlarında ayrıca yayla yaşam kültürü ve sosyal yaşantısı artı bir değer olarak ön plana çıkmıştır.

    Başta Fırtına Deresi ve Hemşin Deresi olmak üzere, bitki çeşitliliği ve zenginliği ile fauna çeşitliliğinin yoğunlaştığı bütün vadiler görülmeye değer niteliktedir. Fırtına Deresi Vadisinde yer alan Zilkale Harabeleri kültürel açıdan önemli bir değer taşır. Aynı zamanda, yörenin sosyal -kültürel ve ekonomik mekansal görüntüsünü sergileyen yayla yerleşimleri hem doğaya uyumu hem de mimari değerleri ile ziyaretçileri etkileyici özellikler taşımaktadır. Bu yayla yerleşimlerinin başlıcaları, Ayder yaylası ve kaplıcalarıdır.

    Ayder yayla alanı yakınında günübirlik kullanıma yönelik hizmet sunan düzenlenmiş saha, ayrıca tracking sporuna uygun topografya ile dağcılık faaliyetlerine olanak sağlamaktadır.

    Çamlıhemşin ilçesi ,Ayder yaylası başta olmak üzere yayla yerleşim alanları ile Milli Park mahalli yetkilerinin kontrolü altında ve yetkililerin göstereceği yerlerde çadırla ve karavanla konaklama sağlanabilir.



    Saklıkent Milli Parkı



    Saklıkent Milli Parkı Muğla ili Fethiye ilçesi ile Antalya ili Kaş ilçesi sınırları içerisinde, Eşen çayının bir kolu üzerinde yer almaktadır.Saklıkent'e ,güneyden Kalkan-Yeşilova yol ayrımından Palamut köyü ile kuzeyden Kemer yolu ile ulaşılmaktadır.

    Milli Parkın ana özelliğini, 1000-1100 m. yüzeyi içerisinde gelişen ve oldukça dik vadi yamaçlarına sahip Saklıkent Kanyonu oluşturulmaktadır. Kanyon iki havza arasında uzanan Antesedan bir özellik sunmaktadır.

    Yöredeki irili ufaklı kanyonların meydana gelmesinde tektonik emarelerin yanında kast oluşumunda önemli rol oynadığı görülmektedir. Özellikle Saklıkent Kanyonu içerisinde , bazı kesimlerin, karstik tünellerin çökmesi sonucu , kanyonun oluşumuna katkıda bulunduğu gözlenmektedir. Bu tür yerler vadi yamaçlarının birbirine doğru hafif ters şekilde eğimlendikleri ve tabanda önemli oranda enkaz deposunun varlığı ile vadinin diğer kesimlerinden ayrılırlar.

    Yöre tektonik kontrollü bir jeomorfolojik gelişimine sahip olup, özellikle düşey yönlü tektonizma Saklıkent kanyonunda gelişme seyrini etkilemiş ve bugünkü görünümünü almasında Litelojik yapıya önemli ölçüde yardımcı olmuştur.

    Milli Park alanında Orman Formasyonu kızılçam(Pinus Brutia),karaçam(Pinus Nigra) ve sedir (Cedrus Libani) meydana gelmektedir. Bunlar sahadaki jeomorfolojik basamaklarında bulunduğu yükseltiye göre sırasıyla maki,kızılçam,karaçam,ve sedir yer alır. Kanyon girişine yakın kesimlerde kızılçam yaygınlık gösterirken , özellikle Milli Parkın güneydoğu kesiminde 1000 m.nin üzerinde ki zonlarda karaçam, Dumanlıdağ ve yakın çevresinde ise anıt niteliğinde sedirler etkileyici görüntüler sunar. Ayrıca Aktez yaylasının güneydoğu kesimi , soğanlı bitkilerin (Sıklemenlerin)endemik olarak yerleştikleri ve yetiştikleri sahadır.

    Milli Park sahasında; Milli Parka ismini veren ve ziyaretçileri vahşi yapısıyla çeken Saklıkent Kanyonu görülmeye değerdir. Ayrıca Milli Park yüksek rakımlı bölgelerinde yer alan yayla gelişimleri hem sosyal-kültürel yaşam şekilleri ile hem de doğal güzellikleri ile ziyaretçilere doğanın sunduğu eşsiz değerleri oluştururlar. Dumanlıdağ mevkii gerek anıt niteliğindeki sedir ağaçlarının etkisini bırakması gerekse denize açılan etkileyici manzara seyir noktası olması sebebiyle ziyaretçilerin mutlak uğraması gerekli noktalardır.

    Fethiye ilçe merkezi ile Kaş ilçe merkezinde konaklama yapılabilir. Milli Park sahasında yer alan yayla yerleşimlerin de ise görüşmeler yapılarak konaklama sağlanabilir. Aynı Milli Park mahalli Teşkilatının uygun gördüğü sahalarda geçici olarak çadır ve karavanla konaklama yapılabilir.

    Ilgaz Dağı Milli Parkı





    Batı Karadeniz Bölgesinde, Çankırı ve Kastamonu il sınırları içerisinde yer almaktadır. Milli Park alanına Çankırı-Kastamonu Devlet Karayolu ile ulaşım sağlanmakta olup saha Kastamonu'ya 45 km.,Ankara'ya 200 km. uzaklıktadır.

    Orta Anadolu'dan Kuzey Anadolu'ya geçiş kuşağında yükselen Ilgaz Dağlık yöresinin arazi yapısı genellikle serpantinler,şistler ve volkanik kayaçlardan meydana gelir. Sahada yer yapısı kadar dağ oluşum hareketleri yönünden de ilgi çekici örnekler bulunmaktadır. Ülkemizin en uzun ve en hareketli kırık hattı olan kuzey Anadolu fayı,Ilgaz Dağının güney eteklerinden geçer. Ayrıca saha değişik karakterde vadiler sırtlar ve doruklardan meydana gelir, üstün peyzaj güzellikleri sunan jeomorfolojik yapıya sahiptir.

    Ilgaz Dağının eteklerinden doruklarına doğru gelişen karaçam, sarıçam, göknar hakim ağaç türlerinden meydana gelen bitki örtüsü, zengin ormanaltı topluluğu ile desteklenmektedir. Bol ve bütün yıl akışlı akarsuları ile zengin bitki örtüsünün oluşturduğu şartlar karaca, geyik, yaban domuzu, kurt, ayı, tilki gibi yaban hayatı türlerine uygun yaşama ortamı sunmaktadır.

    Milli Parkın diğer önemli bir kaynağı da kış sporları imkanıdır. Ilgaz Dağının bu doğal ve rekreasyonel kaynakları ana özelliğini oluşturur.

    Ilgaz Dağının yer yapısı ve dağ oluşumu hareketlerinin ilginç ve ilgi çekici örnekleri ziyaretçileri çeker özelliktedir. Ayrıca Milli Park sahası içerisindeki değişik bitki zenginliği ve peyzaj değerlerini sunan vadiler ve sırtlar mutlak görülmesi gerekli yerlerdir. Milli Parkın kayak sporu yapma imkanı sunan Ankara Konağı da önemli bir değer noktasıdır.

    Ankara il merkezine en yakın kayak sporu merkezi bu Milli Park içerisindedir. Ayrıca sahada ziyaretçilerin doğal yürüyüş,çadırla ve karavanla kamp yapma olanağı ile günübirlik aktiviteleri için uygun olanaklar mevcuttur.

    Milli Park sınırları içindeki Baldıran vadisinde alabalık üretme istasyonu ve avlanma göletleri hizmete açıktır. 15 Haziran-15 Eylül tarihleri arasında ziyaretçiler bu sahada sportif olta balıkçılığı yapabilecekleri gibi isteklerine göre üretim istasyonundan balık alma imkanına sahiptirler.

    Milli Parka gelen ziyaretçilerin yeme-içme ve konaklama ihtiyaçlarını karşılamak üzere park içinde bir otel ,idari müze ve Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü'ne ait eğitim tesisleri bulunmakta, ayrıca Milli Parkta kış sporları için Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü'nün Tele-Sandalye Tesisi bulunmaktadır.





    Olympos-Çıralı









    Antik Likya'nın en önemli liman kentlerinden olan Olympos, tarih boyunca mitolojiyeye konu olmuştur. Konumunun elverişliliği nedeniyle korsanların barınağı olan Olympos, bugün sahip olduğu tarihsel değerleri, 3200 m'lik mutteşem sahili, endemik bitkileri, Caretta caretta'ları Khimaira'sı, tüm sportif etkinliklere olanak veren muhteşem doğası ve pansiyon olarak kullanılan meşhur ağaç evleri ile tüm dünyaca bilinmektedir.

    Kesin kuruluş tarihi bilinmemekle birlikte, M.Ö. 168-78 yıllarında basılan Likya Konfederasyon sikkelerinde adı geçmektedir. İktisadi bir birlik olan Likya Konfederasyonu konseyinde, Olympos’un üç oy hakklı olduğu bilinmektedir.

    Tarihçilere göre, M.Ö. 80 yılında Zenniketes isimli Kilikyalı bir korsan tarafından ele geçirilen kent, 78 yılında Romalılar tarafından alınmıştır.

    Haçlı seferleri sırasında Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin istilasına uğrayan Olympos, 15. yy’da Fatih Sultan Mehmet döneminde Osmanlı İmparatorluğuna katılmıştır. Orta Çağdan sonra Yakın zamana kadar Türk yerleşimin olmadığı kent sadece göçerler tarafından kışlak olarak kullanılmış.
    Tamamı arkeolojik ve doğal sit alanı olarak koruma altında olan Olympos, denize açılan ve ortasından Akçay deresinin aktığı bir vadi içine kurulu. Su kanalları, surlar, lahit mezarlar gibi kente aity pek çok kalıntı görülebilir. Antik çağlarda nehir kenarlarına yapılan duvarlarla kanal haline getirilen nehirden gemiler de geçebilmekteydi. Ören yeri girişinden antik kentin kalıntıları arasında yaklaşık 1,5 km yürüyerek Olympos sahiline ulaşılır.

    Çıralı
    Olympos Antik Kentinin doğusunda yeralan Çıralı yerleşimine, Olympos Antik Kenti sahilinden 300 m doğuya yürünerek, ya da Antalya-Kaş karayolu üzerindeki Çıralı yol ayrımından 11 km sonra ulaşılabilir.
    Caretta’ların yumurta bıraktığı muhteşem kumsalı, bölgenin eşsiz sahillerinden biridir. Pek çok endemik bitkinin yaşadığı sahil kumulları ve bölge doğal sit alanıdır.
    Çıralı girişindeki köGoogle Page Rankingüden sonra portakal bahçeleri arasından geçen yoldan yaklaşık 3,5 km sonra bölge halkı tarafından "Yanartaş" olarak adlandırılan Khimaira ören yerine ulaşılır.
    Çıralı'da doğal yapıyı bozmayacak yapıda pek çok pansiyon ve yeme-içme tesisleri bulunmaktadır.


  2. #2
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Doğal Güzelliklerimiz ,Doğal Manzaralarımız ,Türkiyenin Manzara Güzelikleri






    Uyuyan prenses: Amasra
    M.Ö. 12 yüzyılda kurulduğu söylenen Amasra, adını Pers prensesi Amastris'ten alıyor. Amastris'in kendi adına kurduğu bu yeni şehir, eşsiz güzellikteki sahili, iki koyu ve iki adasıyla güneydeki tatil merkezlerini aratmıyor. Eski çağlarda uyuyan bir prensese benzetilen Amasra'dayız.

    Kente yaklaşırken çarpıcı bir manzarayla karşılaşıyorsunuz. Enteresan bir coğrafya, Karadeniz'in birçok sahil kentine parmak ısırtacak bir güzellik karşılıyor sizi. Keyifli bir tatil vaat eden, bir bakışa sığmayan bu görüntü insanı heyecanlandırıyor. Öyle ki, "İyi ki gelmişim, burada çok şey yapılabilir!.." diyorsunuz. Ve bu yüzden ayrılırken, hüzünleniyorsunuz... Batı Karadeniz'in şirin ilçesi Amasra'dayız. Bir zamanların gözde tatil beldesi yeniden turizmde moda olmanın mutluluğunu yaşıyor. Tur otobüsleri, özel araçla gelen aileler... Karadeniz masmavi göl gibi durgun, dalgasız, geri kalan her yer yemyeşil.

    Tarihçesi
    Fatih Sultan Mehmet'in "Bakacak Tepesi"nden ovaya doğru şöyle bir bakıp "Lala Lala Çeşm-i Cihan bu mu ola" dediği bu şirin tatil merkezinin yer aldığı yarımadanın, iki koyu ve iki adası bulunuyor. Adalardan birine kayıkla ulaşılırken, diğerine tek gözlü Roma yapısı bir kemerle geçiliyor. M.Ö. 3. yüzyıla kadar Sesamos adıyla bilinen kenti ilk olarak Hititler veya Gasgaslar'ın M.Ö. 12 yüzyılda kurdukları söyleniyor. Şimşir ağacı ihracatı yapan kent, Pers İmparatorluğu etkisine girmiş. Persli prenses Amastris, kendi adına yeni bir şehir kurmuş, bağımsız kraliçelik yapmış. Daha sonraları kent Pontuslar'ın, Romalı ve Cenovalılar'ın eline geçmiş. 1200'lerde kale ve kiliseleriyle ünlenmiş. 1460 yılında Fatih Sultan Mehmet Amasra'yı fethetmiş. Bir kiliseyi camiye çevirmiş. O dönemlerde "Uyuyan Prenses"e benzetilen Amasra, Osmanlılar döneminde kadılık merkezi olmuş.
    Kent; Anadolu'da bir benzeri görülmeyen Kuş Kayası anıtı, muhtemelen Roma eyalet Meclis Sarayı olarak inşa edilen "Bedesten", Roma imparatoru Claudius döneminde yapılan tek gözlü Roma KöGoogle Page Rankingüsü, kilise temelleri kalan Tavşan Adası, 9. yüzyılda yapılan kale içindeki Fatih Camii, İç Kale Mecsidi, hamam, tiyatro ve mağaralarıyla bugün de ilgi çekiyor.

    Amasra'da neler yapılır?
    Tarihi dokuyu yansıtan Amasra'da sokaklar, binalar temiz bir görünüm sergiliyor. Tüm Karadeniz sahilinde sık sık rastlandığı gibi, kısa boylu süs köpekleri var. Öncelikle söylemekte yarar var, yaz kış akşamları serin oluyor. Limandan tekne kiralayıp çevre gezilerine çıkabilirsiniz. Örneğin Bedri Reis ile 45 dakikalık tur kirası 4-5 milyon lirayı ödeyerek, mendirekten dönüp Venedik misali köGoogle Page Rankingü altındaki tünelden geçip küçük limana ulaşınca kraliçenin denize girdiği yer olarak bilinen doğal havuzu ve Direkli mevkii önündeki havuzun kayalara oyulmuş basamaklarını görebilirsiniz. Gri, beyaz, siyah tavşanların yaşadığı Tavşan Adası'na çıkabilir, mağaralara bakıp, kale ve sur duvarlarını fotoğraflayıp denizden Amasra'yı seyredebilirsiniz. Geziye katılanların birçoğu büyük tekne tutup, göbek atıp oynayarak gidip dönüyorlar. Belli ki yolculuk keyifli. Çay bahçeleri, cafe-bar ve bol ağaçlı sahil parkı seyir terasları var. Güneş batışının en güzel izlendiği yerde yöre halkı "Güneş denize kırmızı elma" gibi batar diyor. Gün boyu mendirekte en şık kıyafetleri ile arz-ı endam eden genç kızlar, akşam olunca güneşi en içten söyledikleri şarkılarla uğurluyorlar. Limandaki mendirek su sporu için durgun bir deniz sağlarken, adeta bir podyum görevi de görüyor. Aracını park edip üzerindeki elektriği yürüyüşle atanlar, bisiklete binenler, balık tutup köpeğini gezdirenler, yelken yarışlarını, tekneleri çekirdek yiyerek seyredenler, temiz hava alıp hazım yürüyüşüne çıkanlar ve benim gibi manzaraların ve mendireğin üzerine yapılan resimleri fotoğraflayan her yaştan insanlar. KöGoogle Page Rankingü bağlantılı adaya geçip evleri görmek, Küçük Liman'ı tepeden gören seyir teraslarında yalnızlığı yaşamak, restore edilen kiliseden bozma camiyi görmek Amasra'da yapabileceklerinizden bazıları. Bir de müze var. Geçen yıldan bu yana restorasyon çalışmaları nedeniyle 2001'e kadar kapalı. İçinde Roma, Bizans, Osmanlı dönemi gözyaşı, koku şişeleri, pişmiş topraktan kap ve çömlekler, mutfak eşyaları, mezar taşları, lahitler, amforalar, mermer yılanlı Stel sağlık tanrısı, heykel ve etnoğrafik eserler yeni müzecilik anlayışıyla, yeniden sergilenmeyi bekliyorlar. Sıra geldi alışverişe... En sona sakladım... Buyrun Amasra'nın en ünlü sokağı "Çekiciler Çarşısı'na. El tezgahlarında ileri geri çekerek tahtayı, ağacı şekillendirirlermiş. "Çekiciler" ismi oradan geliyor. Çarşıda her türlü ağaç işi eşya satılıyor, birkaçını sayacağım. Dik duran yayık fıçısı, dekoratif bir bastonluk ve şemsiyelik olmuş. Tahta salata tabakları, gemiden otomobile tahta oyuncaklar, maketler, biblolar, gazetelik, ekmeklik, sehpa, sandalye, tabure, aynalık, şimşir kaşıklar, hasır eşyalar ve tahta takılar. Mustafa Tercan ve eşi, bu takı işini geliştirmişler. Çevredeki Akasya ve patlak ağaçlarının tohumlarından kolye, bilezik, küpe yapıyorlar. Kıskandıracak güzellikteki takıların takımı 3 milyon. Ceviz kabuğundan helikopter, deniz minaresinden kalyon, vernikli iskorpit balığı kafasından biblolar, kalp şeklinde ve üzerinde bir kaplumbağa olan "dilek sofrası" biblosu, İtalya'ya bile ihraç ediliyor.

  3. #3
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Doğal Güzelliklerimiz ,Doğal Manzaralarımız ,Türkiyenin Manzara Güzelikleri





    Taş taş üstünde... Bafa Gölü
    Bazen burnumuzun dibindeki güzellikleri yıllarca farkedemeyiz. Tıpkı Söke-Milas karayolu üzerindeki Bafa Gölü gibi... Bu yoldan Bodrum'a giderken her defasında gölün yanından geçer, ama çevresini hiç merak etmeyiz. Tarihle doğanın buluşma noktasını bu kez es geçmeyin.

    Bafa Gölü, Milas İlçesi'nin sınırları içerisinde, Söke Ovası'nde yer alıyor. Bu bölgenin arkeolojik değerler açısından Türkiye'nin en zengin yerlerinden biri olduğunu söylersek, gölün kıymetini kısadan özetlemiş oluruz. Söke Ovası, 2000 yıl önce denizmiş; büyük bir körfez varmış burada. Büyük Menderes Irmağı'nın getirdiği alüvyonlar körfezi doldurunca, ova haline gelmiş. Bugünkü Bafa Gölü, denizden bir parça olarak arada kalmış. Coğrafya dersi gibi gelmiş olabilir, ama buranın coğrafyası üstüne konuşulmaya değer.
    Gölün üzerinde üç küçük ada var. Buralarda manastırlar, kiliseler kurulmuş çok eskiden. En eskisi "Yediler Manastırı". Tarihi kalıntıların yanısıra, balıkçıl kuşları, pelikanlar, karabataklar ve ördekler de hemen dikkatinizi çekiyor. Etrafı zeytin ağaçlarıyla çevrili gölün doğal zenginliklerini tamamlıyor kuşlar. Sahilde birçok tekne gezi için yolcularını bekliyor. Dolmuş usulü çalışan teknelerle ada turu yapmak mümkün. Bu keyifli tur sırasında yüzme molası da veriliyor. Ama en keyifli anlar, güneş battıktan sonra gökyüzüne vuran kızıllığın gölün rengini değiştirmesi seyrettiğiniz saatler.

    Tarihi zenginlikler
    Göl turu, adalardan sonra antik Heraklia kentine dek uzanıyor. Beşparmak Dağları'nın güney eteklerinde, gölün kıyısına kurulu kente Bafa Beldesi'nden dönüp, 9 kilometrelik toprak yolla da ulaşabilirsiniz. Bu yolculuk bir hayli keyifli, çünkü çevredeki kayaların ilginç şekilleri hayal gücünüzü zorluyor yol boyunca. Her kayada başka bir şekil arıyor ve buluyor gözleriniz... Yol önce Kapıkırı Köyü'ne ulaştırıyor sizi. Köye girmeden, sahile inen bir yol ayrılıyor. Karşınızda Heraklia, antik yapılarıyla bir taeih hazinesi!
    Heraklia'nın tarihi M.Ö. 7. yüzyıla uzanıyor. Hellenistik ve Roma dönemlerinde parlayan kent, deniz ticaretiyle zenginleşmiş. Bizans döneminde ise psikoposluk merkezi olmuş.
    Kayalık ve engebelik bir arazi üzerine kurulan kent, 6.5 metre yüksekliğinde surlarla ve 65 kuleyle çevrilmiş. Mükemmel denecek kadar düzgün olan taş işçiliği bugün bile farkediliyor.
    Kentin içindeki Athena Tapınağı, günümüze kadar gelebilmiş şanslı yapılardan. İki katlı olarak inşa edilen Agora'dan ise geriye tek kat kalmış. Yinede dükkan ve hanların yerlerini görebiliyorsunuz. Agora'nın doğusundaki "U" planlı yapı, M.Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Şehir Meclis Binası. Sonra sırasıyla tiyatro, Endymion Kutsal Alanı ve Haham Manastırı'nı gezebilirsiniz.
    Geçerken uğramak yerine bütün tatilinizi de göl kenarında geçirebilirsiniz. Sıkıldığınızda günübirlik çevre gezileri yapmak da mümkün. Milas'ta Gümüşkesen Mezar Anıtı'nı, içme suyuyla da tanınan Labranda antik kentini, Didim, Milet ve Lasos'u mutlaka görün.
    Sadece Milas' gezmek bile bir gününüzü alır. Sokaklar, evler, hanlar tarihi dokusuyla çarpıcı güzellikler sağlıyor. Ünlü Milas halıları da görülmeye değer.

  4. #4
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Doğal Güzelliklerimiz ,Doğal Manzaralarımız ,Türkiyenin Manzara Güzelikleri






    Tekne Turları
    Alanya Yatçılar Kooperatifine bağlı 73 tekne iki sınıfta toplanıyor ve 44 tanesi günlük tur için geri kalanı özel tur için hizmet veriyor. Sabah 10.30-11.00 arasında üzüm salkımı gibi dolup, birbiri ardına kalkan teknelerde yerlerini alan yolculara "I Feel Good", "Wonderful World", "Life is Life" gibi mutluluk hissettiren melodiler eşlik ediyor. Günlük yemekli turlarda kişi başı 5-10-15-20-30 YTL civarında ücret ödeniyor. Teknelerin ilk mola yeri limanın dışında bulunan antik tersanenin önü oluyor. Tertemiz ve dibi net olarak görünen denize sahip koyda yolcular, Alanya'nın tarihi simgesi Kızıl Kuleyi, Alanya kıyılarını seyrederek yüzme imkânı buluyorlar. Mola sonrası yeniden demir alan tekneler, topluca Korsanlar Mağarası, Fosforlu Mağara, Âşıklar Mağarasına, gidiyor, antik darphaneyi görüyor, Kleopatra plajında, kale eteklerinde ve yeni yapılan marina çevresinde yüzme molası veriyorlar. Bazı tekneler İncekum'a kadar yollarına devam ederken, bazıları yunusa çıkıyor! Denizin açıklarında seyreden teknelere % 80 yunuslar yarışarak eşlik ediyor. Arzu edenlere tekneden gözlük, şnorkel veriliyor, üç metre dipte yüzen, oyunlar yapan dost yunuslara yüzerek bakmak mümkün olabiliyor. Akdeniz'in tertemiz ılık ve tuzlu sularına kendilerini bırakanlar açık denizde serinliyorlar.
    Teknede verilen öğlen mönüsü tavuk but, kanat veya köfte ızgara, spagetti, mevsim salatası ve iki çeşit meyve yiyen, dinlenmiş, mutlu ve bronzlaşan tenleri ile limana saat 16.00 de geri dönenler akşam hazırlıkları için otellerin yolunu tutuyorlar. Yağmur isimli tekne haftada üç gün mehtap turu da yapıyor.
    Yağmur Boat Tour
    Tel:
    0(242) 512 55 81

    Plaj yerine çevre gezilerini tercih edenlerin başlıca eğlenceleri, rengi ve berraklığı ile denizden olduğu kadar, karadan gelen konukların da yüzmeye ve piknik yapmaya doyamadıkları yeniden düzenlenen "Ulaş Dinlenme Kampı" oluyor.
    Meraklılar donanımlı dalış tekneleri ile su altını seyre gidiyor veya 4x4 araçlarla safari turlarına katılıyorlar. Kiralık motorlar, atv çeşidi araçlarla, faytonlarla geziye çıkıyorlar. Alanya'da turistler Kızıl Kule, Tersane, Alanya Kalesi, Alanya Müzesi, Damlataş Mağarasını görmeyi de ihmal etmiyorlar. Özellikle Kızıl Kule şehir merkezinde olması ve gizemli hali ile ziyaretçi akınına uğruyor.

    Kızıl Kule
    Giriş katı sergi galerisi olarak kullanılan, ışık efektleri ile donatılmış kulenin ilginç mimarisi içindeki merdivenlerle kule terasına çıkanlar, burada bol bol anı fotoğrafları çekip, burçların arasından Alanya'yı tepeden seyrediyorlar. Kızıl Kule'nin yanından ayrılan dar patika ise eski Alanya evlerinin çokça bulunduğu kale içi semti Tophane'ye ulaşıyor. Burada bulunan çardak altı kafe ve büfelerde verilen kısa molalarda limanı seyrederek tost, demli bir çay, soğuk bir meşrubat içerek dinlenme imkânı bulunuyor. Antalya yönünden başlayıp Gazipaşa sahiline kadar devam eden kıyı bandı üzerindeki konaklama ve eğlence merkezleri ile ilçeyi ikiye bölüp, yarım adanın tepesinde yer alan Alanya Kalesi ziyaretçilerin vazgeçilmezleri gezi yerlerinin başında geliyor.

    Alanya Kalesi
    Adeta koca bir fuar kent görünümü kazanan Alanya'da gün batımında bambaşka bir atmosfer yaşanıyor. Sakin, keyifli, serin geziler için akşam saatlerinde Alanya Kalesine çarşı içinden veya Damlataş mağarası önünden çıkanlar, kale içindeki Bizans kilisesi, sarnıçlar, kale burçlarını görüyor, kale surlarında yürüyor. Denizden 250 metre yükseklikteki "Adam Atacağı Kulesi"nden denize taş yetiştirebilmeyi deniyorlar, gün batımını izliyorlar. Restorasyon çalışmalarının devam ettiği kalede Kale giriş kapısı ise bu yıl içinde restore edilen yakında ziyarete açılacak yerler arasında bulunuyor. Kaleye çıkışta ve inişte bir birinden sempatik hediyelikler haline getirilen su kabağından yapılma bebekler, su kabağı tavşanlar, abajurlar, çeşitli dokumalar, el işi oyalar, takılar ilgi görüyor. Alanya merkezinde gezilecek yerlerden biri de çok renkli sarkıt ve dikitlerin süslendiği Damlataş mağarası.
    Çevresi yeniden düzenlenen restoran, otopark, plaj bölümü daha kullanılır hale getirilen ünlü mağara ziyaret yerlerinin bir başkası olarak ilgi çekiyor. Beş gözlü Tersane, Bizans, Roma, Helenistik uygarlıklarına ait eserlerin sergilendiği Alanya müzesi, Atatürk Müze Evi, ilginç olduğu kadar iç ve dış modern mimarisi ile dikkat çeken merkezdeki Kuyularönü Camii görülecek başka gezi ve ziyaret yerleri olarak öne çıkıyor. İlçe merkezinde bulunan ve su parklarından biri olan Damlataş Agua Center'ın su kaydıraklardan kaymak, su tünellerinden geçip, rafting botlarında yol almak gençlerin rağbet yerlerinden sayılıyor. Alanya Belediyesinin yeni çalışmalarıyla halkın kullanıma kazandırılmış ve palmiye ağaçlarıyla, kaktüsler, çiçeklerle bezenmiş yüzme havuzlu, fıskiyeli su havuzlu, parklarda dinlenmek, yürüyüşler yapmak, kortlarda tenis oynamak, oldukça keyif veriyor. Cuma günü pazar kurulan Alanya'da alışveriş bir başka zevk sayılıyor. Daimi açık dükkânların, butiklerin, kuyumcuların bulunduğu çarşılar ise dünyanın çeşitli yerlerinden gelen turistlerin ayrılamadıkları yerlerin başında geliyor.

    "Art Mine"


  5. #5
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.964
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Doğal Güzelliklerimiz ,Doğal Manzaralarımız ,Türkiyenin Manzara Güzelikleri





    Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu
    İster dağa çıkın, ister denize inin...
    Bu defa havası, suyu ve şifalı otlarıyla sizi bambaşka bir cennete davet ediyoruz. Altınoluk ve Şahinderesi Kanyonu huzur ve sağlık arayanlar için ideal bir yer... İsterseniz Kazdağı'na çıkıp dağ havası alın, isterseniz kanyonda dolaşın, isterseniz de kanyona girin...
    İsmini çevresinde bulunan Şahinderesi Kanyonu ve altın sarısı renkteki zeytinyağından alan Altınoluk eski ismi papazlık olan bir Rum köyü. Hem deniz, hem de dağ turizminin birlikte yaşanabildiği bölge bol oksijenli temiz havası ve dünya çapındaki zeytinyağıyla ünlü. Kazdağı eteğinde Edremit Körfezi'nin incisi durumundaki yerleşim bölgesine aşırı talep nedeniyle hayli konut yapılmış. Ancak kalabalık şehir merkezini bırakıp eşsiz güzellikteki yol tarafına bakarsanız kanyon girişi, dağ manzarası, şelale ve göletler göze, alabalık çiftlikleri ise damağınıza hitap edebilecek güzellikler sunuyor. Mayıs ayında zeytin, iğde, badem, ıhlamur, hanımeli, zambak ve kır çiçekleriyle baş döndürücü bir koku yaydıkları çiçek açma mevsimlerinde Yedigöller Milli Parkı'nı kıskandıracak güzelliğe bürünüyor. Özellikle 610 metre yükseklikte bulunan (Fidanlık mevkii) bozuk dağ yoluna rağmen tüm yorgunluğunuzu unutturacak güzellikte şelale ve doğa yapısına sahip.
    Altınoluk yöre halkı etraftaki diğer köylere nazaran masada yemek yemeye intibak eden ilk köy olmuş. Altınoluklular Midilli Adası halkı ile son derece samimi temas halindelermiş. Hatta zamanın beylerinin karbeyazı gömlek yakaları kolalanmaya Midilli'ye gönderirlermiş. Yöre hanımlarının vazgeçilmez tutkularının başında ise takılar geliyormuş. Günümüzde Altınoluk aileler için tercih edilen yazlık tatil yerlerinin basında geliyor. Zengin çarşısı, cafe-bar ve çay bahçeleri şenlenirken akşam yemek sonrası başlayan piyasa gecenin geç saatlerine kadar devam ediyor. Yürüyüş parkuru Altınoluk meydanı dondurmacı Vardar önünden sahil boyu ve Mendirek sonuna dek sürüyor. Plajlar ise hem ücretsiz hem de her yerden denize girme imkanı sağlıyor. Sezon sonu Eylül ayında uyuyan deniz, dipte gazete okuyacak kadar net görünüp berraklaşıyor.

    Kaz Dağı Düden Yaylası
    Mare&Monte tur'a katılan günübirlik veya konaklamalı kamp yapmak isteyen gruplarla eski Altınoluk yerleşim merkezi Çam Mahallesinden saat 10.00 da Kaz Dağına doğru dağ yoluna giriliyor.
    Sırasıyla Küp Gediği, Sarısu, Üç Pınarlar, Karaçam, Kazak Pınarı, Şah Taşları sonrası Düden'e geliniyor. Tur rehberi güzergâh boyunca iki kez mola vererek hem gezi boyunca görülecek yerler, hem de Kaz Dağının mitolojik geçmişi hakkında aydınlatıcı bilgi veriyor. Düden mevkii, kapalı ev ekonomisinin geçerli olduğu yıllarda, dağın iki yamacında oturan insanlar senenin belirli zamanlarında mallarını ihtiyaç doğrultusunda takas yoluyla değiştirdikleri yer olarak biliniyor. Türkmenlerin konargöçer olarak
    yaşadığı, yaz aylarında oba kurup kamp yaptığı ve günümüzde Milli Park sınırları içinde olan bölgede "Milli Park Kamp Alanı" tahsis edilmiş. Kapalı korunak, duş, wc, mutfak, çamaşır yıkama yeri, alabalık yaşatma havuzu, çeşme, çadır yerleri, hamaklar, salıncaklar bulunuyor. Altınoluk - Düden arası yer yer engebeli toprak olan dağ yolunda 4x4 türü dağ araçlarıyla ulaşım sağlanıyor. Düden Yaylası, Anadolu yükseltileri arasında cüce sayılmasına rağmen deniz seviyesi sıfır noktasından 1250 metreye 26 km gibi kısa mesafede ani çıkılması nedeniyle ilgi çekiyor. Yazın en sıcak aylarında bile serin olan yaylada rüzgâr sesi ile nefis botanik kokusu buram buram hissediliyor. Endemik bitkiler, dağ laleleri, mevsiminde kelebekler, tüm doğal ortam fotoğraf severleri mutlu etmeye yetiyor. Yol boyunca tur yolcuları bazen yaban hayatın sürprizlerinden ayı, domuz, karaca görme şansı bulabiliyorlar. Dağın ilk 500 metre yükseltileri zeytin ağaçları, 650 metre kızılçamlarla Akdeniz orman tipi görülebiliyor. 4 mevsim yaşanan dağın Kuzey yamacında ise karasal iklim nedeniyle kızılçam bulunmuyor. Mayıs sonu Eylül sonuna dek tur düzenlenen turlarda Düden Mevkiinde mola için soluklananlar yemek siparişlerini verip Küçük Düden Mevkide 15 dakikalık bir yürüyüş yaparak burada ki koyun ağılında süt sağma, peynir yapımı gibi yöresel üretimleri görüyor, acıkmış olarak Düden kamp alanına dönüyorlar. Tavada pişirilmiş alabalıklar, henüz açılan hamurlarla yapılan gözlemeler, salata ve meyveler, buz gibi pınarlarda soğutulmuş biralar, meşrubatlar büyük iştahla yenip içiliyor. Yemek, dağın pınar sularından demlenen çaylar, kahvelerle tamamlanıyor. Sürenin durumuna göre Şahin dere kanyonu Gücük Burun'dan kanyonun muhteşem ve tüyler ürpertici, görkemli manzarası seyrediliyor. Bol bol anı fotoğrafları çekiliyor. Son etapta dağın zemin sularında ki tertemiz göletlerde yüzüp safarinin tozu atılıyor. Akşam 18.00 de doğanın natürel kalbinden ayrılıp Altınoluk'a dönen grup yeniden betona yenik düşmüş sahillere ve trafiğin içine girerken bir başka geziye katılmak üzere vedalaşıp ayrılıyorlar.
    Kişi başı 30 YTL ödenen turlarda Alabalık için 7, gözleme için 3 YTL ödeniyor.
    Mare&Monte Seyahat Acentesi:

    Tel: (0-266) 396 17 30 Gsm: 0536 329 26 00
    Acentenin Hasanboğuldu, Sutüven Şelalesi, Tahtakuşlar Etnografya Galerisi, Başdeğirmen Şelalesi, Adatepe, Yeşilyurt, Zeus Atları, Ayı Dere, Bozcaada, Kuşadası, Gökçeada, Assos, Truva, Gelibolu Yarımadası Milli Parkı, Kaz Dağı Zığındere gibi çeşitli yerlere turları bulunuyor.
    Üyeler Görebilir ]

    Şahinderesi Kanyonu
    Altınoluk'u oksijen çadırına dönüştüren etkenlerin başında Şahinderesi Kanyonu geliyor. Bölgede hava değişimini sağlayan kanyon, dağdan çektiği çam kokulu havayı ovaya dağıtırken, denizden aldığı iyot kokulu havayı, dağa çıkartarak bir çeşit baca görevi görüyor. Karşılıklı hava sirkülasyonunu sağlayan 27 kilometre uzunluğundaki kanyonun yüksekliği 600 metre. Açık U şekilli aralığı 700 metre civarında. Çevresi şifalı bitki ve otlarla bezeli olan Şahinderesi Kanyonu'na Orman İşletme Müdürlüğü'nden izin alınarak giriliyor. Rehbersiz gezmenin oldukça zor olduğu Şahinderesi Kanyonu'nda 25 kilometrelik bozuk toprak yol daha ziyade Jeep türü araçlara geçit veriyor. Mare Monte Oteli'nden Erinç Ersöz'ün kurduğu seyahat acentasının dağa düzenlediği turlar grubunun arzusuna göre şekillenip tam gün sürüyor.

    Kanyonda bekleyen sürprizler
    Şahinkale'nin kuzeyine gitmek için Avcılar Köyü'nden orman yoluna giriliyor. Ormana giriş izninizi görevli bekçiye gösterip köGoogle Page Rankingü başından Kışla Dağı'na varılıyor. Yol üzerinde çok soğuk, kireçsiz vücut üzerinde çarçabuk kuruyan suya sahip gölcükler bulunuyor. Bunlardan biri olan Dereçatı mevkiinde yüzebilirsiz. Bu nedenle yola çıkmadan önce mayo ve havlunuzu yanınızda bulundurun. Su ve kuş sesinden başka ses duyulmayan bölgede pınar suları hayli bol. "Dereçatı suyu" çiçek ve kekik kokularını da beraberinde getirip, yosunlu kayaların kalbinden akıyor. Biraz ilerideki pınar ise nane otları arasından aktığı için "Naneli pınar" ismiyle anılıyor. Kanyonda ilerleyen Gücük Burun, Ağlayan Çam, Kestane Deresi, Yörük Pınarı, Selvili Mezarlık, Ayı Kapıları, Damla isimli etapları geçip kabaran iştahınızla Altınoluk'a dönebilirsiniz.

    Şifalı otlar
    Birçok hastalığın tedavisinde başrolü üstlenen otların tüm çeşitlerini Kazdağı'nda bulmak mümkün. Bitki ve otlara meraklılar eczacı ve doktorların aradığı isim ise; dağın neresinde, ne zaman ne yetiştiğini çok iyi bilen İbrahim Arısoy. Hiç oturulmamış bir evi seramikle döşetip bitki ve ot kurutan İbrahim Arısoy'un Tel0-266) 396 05 28 Dağın otları arasında çarpıntıyı önleyen Melisa geliyor. Stresi yok edip, kalbe ve taniyona iyi geldiği söylenenler arasında.
    Kandil Çayı: Bademcik ve boğaz hastalıklarına,
    Papatya, nane: Nezle ve sinizüte Isırgan otu: Çayı, tohumu havanda dövülüp bal ile karışımlarda kullanılarak tüketiliyor.
    Karabaldır otu: Prostat ve basura iyi geldiği söyleniyor.
    Üç çeşidi bulunan kekik otu şeker hastalığına ve her derde deva olduğuna inanılıyor. Milli park sınırları içinde her türlü ot ve bitki toplamak yasaklandığı için meraklılar sadece fotoğraf çekmekle yetiniyorlar.

    Kayalar
    Kaz Dağı'ndaki karların erimesiyle debisi iyice artan sular , dereler ve şelaleler oluşturuyor. Kanyonun kalbi sayılan ve 70 derecelik açıya sahip dik yamaçları, granit kayaları aşındırıp zımparalanmış kaya şekilleri yaz sonunda suların azalmasıyla ortaya çıkıyor. Bu görüntü ise pastoral fotoğraf meraklılarına görsel bir ziyafet çekiyor.

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0