Hüzünbaz bir kırgınlık var yüreğimdearada ciğerlerimde volta atıyor olmalı ki nefesim kesiliyor. Saçları dökük aynaya yansıyor
yataktan fırlayıp kalkışım.İhtimallere sığınıyorum. Öyle mi böyle mi şöyle mi derken geçiyor günler
içim geçiyor. Aklımdan geçenler çok fena
zifir oluyor gecelere./Geceler ziyan.
Bugün yürüdüm kıyılarındadenizlerin eskisi gibi tuz kokmuyor. Yeşile çalan gözlerin yosun tutmuş./Gözlerin ziyan.
İçimdeki hüznün başkenti Kabilkırgınlıklarımın Herat oldu bugün. Umut gözlerini benden kaçırdığı yer
Kandehar’da. Yüreğim Mezar-ı Şerif’te atarken./Yüreğim ziyan. Telefon çalıyor
elim gitmiyor. Açıyorum ikinci aradığında. Gideceğini söylüyorsun
yorgun! Sesim bir korkuyu heceliyor
yakın bir tarih olması korkutuyor cevabın. Ne zaman diyorum. Cevap gelmiyor. Sesin hiç olmadığı kadar ürkek. Korkum sarıyor ürkekliğini./Sesin ziyan.
Sorumluluk duyularak aranan bir kadın olduğumu unutupne zaman diyorum. Ne zaman/Zaman ziyan.
Yüreğim yorgunpusuyor bir köşeye. Sesine ses olamıyorum
ağlayamıyorum bile. Hüzünbaz yansımam dolaşıyor şehri
şehirlerden taşıyorum. Şeb-i yelda’yı yaşıyor ülke. Şafak doğmamak için direniyor. Direniyor ama doğacak elbet biliyorum. Anneme yaşattığım Şeb-i yelda da ki sancıyı şimdi anlıyorum. Doğmak için sabahı beklemişim. Annem sancılar içinde yorgun. Doğuyor gün sancılı /Doğumlar ziyan.
Canımdan can gidiyor. Bir anne’nin canından can gibi gidiyorsun. Dilimden düşmeyen dualaraAllah’a sığınıyorum. İçine biraz huzur işliyorum./Dualar ziyan.
Yazları kurak bir hüznü yaşar kırgınlıklarım Kabilde. Susuz bırakma yüreğinidudakların hiç kurumasın. Kışları soğuk bir iklim eser umutlarıma Kandehar’da. Dönüşünde ülkene sıkı giyin üşüme. O yüksek dağları gözünde fazla büyütme. Dünya damı denen o geçitten geçip geleceksin günü geldiğinde. Vadilerdeki yumuşak iklim hakim olacak hüzünbaz yüreğime.
Üç bin yedi yüz umut yakacağım işte o zaman adına./Umudum ziyan.
Hüzünbaz yüreğine tek çare kızıl darbe diyor bir adam Peştuca. Anca bir katliam dağıtır gözlerimde kalan umudu./Gözlerim ziyanellerim ziyan. Ah geçip giden zaman./Zaman ziyan. Pamirlerdeki la’l taşları kadar suskun yüreklerimiz. Hüznüm mavi burkalara bürünmüş. Bir tek çay rengi gözlerimi açıkta bıraktım
darbe yemiş gövdemi gizleyerek./Hüznüm ziyan.
Peştunlar bir yazısız kanunla kana buladılar günümü. Her gün aynı dava. Seni bekledikçe bir bir kan davasına düşüyor içimdeki kadınlar. Acımasızca öldürülüyorlar./Ölüm ziyan.
Margo çölüne düşmüş bekleyişlerimi gel al kurtar desem de gelmezsin bilirim. Dili damağı kuraya kuruya ölecek sabrımtükenecek her şey./Sabrım ziyan.
Ben ki özlenmeyen kadın../..Unutulan.
Ah be geçen zaman../..Zaman ziyan.
Çiğdem Taş


LinkBack URL
About LinkBacks
arada ciğerlerimde volta atıyor olmalı ki nefesim kesiliyor. Saçları dökük aynaya yansıyor



Alıntı ile Cevapla

Bookmarks