Konu Etiketleri:

nasrettin hoca ile ilgili kısa bilgiler, nasrettin hoca hakkında kısa bilgi, nasrettin hoca şenlikleri bilg, nasrettin hocanın hayatı ile ilgili kısa yazılar, nasrettin hoca kimdir dergilerden bilgiler, akşehirdeki şenliklerle ilgili kısa bilgi, nasrettin hoca ile ilgili bilgiler, nasrettin hoca nın akşehir de yaptığı şenlikler kısaca, akşehir nasrettin hoca şenlikleri ile ilgili bilgiler, nasrettin hoca hakkında kısa bilgiler, nasrettin hocanın yaşadığı yer ve türbesi görsel ve karikatürler, nasrettin hoca şenlikleri kısaca, akşehir de yapılan nasrettin hocayla ilgili bilgi kısa, akşehir de düzenlenen nasrettin hoca şenlikleri ile ilgili bilgiler, nasrettin hoca şenlikleriyle ilgili bilgi, nasrettin hoca şenliklerine ne damgasını vurur, nasrettin hoca ile ilgili yazı, nasrettin hoca şenlikleri hakkında bilgi, akşehir nasrettin hoca şenlikleriyle ilgili bilgiler, akşehir de düzenlenen nasrettin hoca şenlikleri ile kısa bir bilgi, nasredin hoca, nasrettin hoca kimdir, akşehir şenlikleri hakkında bilgi, nasrettin hoca şenlikleri ile ilgili kısa bilgi, nasrettin hocayı tanıtan kısa yazı,

+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Nasredin Hoca / Nasredin Hoca kimdir / Nasredin Hoca hakkında bilgiler...

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Kültürel Konular Forumunda Bulunan  Nasredin Hoca / Nasredin Hoca kimdir / Nasredin Hoca hakkında bilgiler... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Nasreddin Hoca Nasredin Hoca HAYATI Nasreddin Hoca (1208-1284) Sivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, ...

  1. #1
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Nasredin Hoca / Nasredin Hoca kimdir / Nasredin Hoca hakkında bilgiler...







    Nasreddin Hoca







    Nasredin Hoca
    HAYATI

    Nasreddin Hoca (1208-1284)

    Sivrihisar'ın Hortu yöresinde doğdu, Akşehir'de öldü. Babası Hortu köyü imamı Abdullah Efendi, annesi aynı köyden Sıdıka Hatun'dur. Önce Sivrihisar'da medrese öğrenimi gördü, babasının ölümü üzerine Hortu'ya dönerek köy imamı oldu. 1237'de Akşehir'e yerleşerek, Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Hacı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu. Daha sonra Akşehir'e yerleşerek burada imamlık, kadılık ve müderrislik görevlerinde bulunur.Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır.


    Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. Gülünç duruma düşürme, kendi kendiyle çelişkiye sürükleme, Şeriat'ın katılıkları karşısında çok ince ve iğneli bir söyleyişle yumuşaklığı yeğlemedir. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur.
    Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer. Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.


    Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir.
    Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.
    Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır. Bunlardan ilk ikisi saray çevresinin oldukça kaba beğenisini, üçüncüsü de gene halkın Şeriat'ın katılığına karşı duyduğu tepkiyi dile getirir.
    Akşehir, Nasreddin Hoca ile adını Dünya'ya duyurmuştur. 1208-1284 yıllarında Akşehir'de yaşayan ünlü düşünür ve mizah ustası Nasreddin Hoca anısına yaşatmak için uluslararası ve ulusal düzeyde kutlamalar ve festivaller düzenlenmektedir.


    ULUSLARARASI AKŞEHİR NASREDDİN HOCA ŞENLİKLERİ

    Ülkemizi ve insanımızı gerçek kültürü ile tanıtmak ve Nasreddin Hoca'nın kişiliğiyle bütünleşen gülmeceyi evrenselleştirmek amacıyla, 1959 yılından beri her yıl 5-10 Temmuz tarihleri arasında bir şenlik düzenliyoruz: Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği. 1974 yılında uluslararası boyut kazanan şenlik, mizah ağırlığı taşımakla beraber bilim, kültür ve sanatı temel almaktadır. Etkinlikler ve özellikle de yarışmalar, mizahın farklı alanlarını içerir. Özellikle mizahın evrensel dili olan karikatür önemli bir öğe olarak karşımıza çıkar. Şenlik süresince yerli ve yabancı konuklarla, Nasreddin Hoca'yı hatırlatan ve değerlendiren söyleşiler yapılır. Ayrıca kimi ulusal, kimi uluslararası boyutta; karikatür, gülmece, öykü, fotoğraf yarışmaları düzenlenir. Halk oyunları, konserler, tiyatro gösterileri, maçlar; karikatür, resim ve fotoğraf sergileri ise, kutlamaların vazgeçilmez renkleri olarak şenlik boyunca sürer. Kent merkezinde konukların ağırlanması, turistlerin kalabilmesi için oteller, misafirhaneler bulunur. Şenlikler sırasında gerek çevre il ve ilçelerden, gerekse Türkiye'nin başka yörelerinden, hatta yurtdışından binlerce kişi Akşehir'e gelir. Medya kuruluşları; hem şenliğe katılan ünlü sanatçıları ve bilim adamlarını, hem de şenlik aktivitelerini izlemek üzere Akşehir'de buluşur.
    Geçtiğimiz yıl, ünlü bakırcılara yaptırılan, altı metre çapında, dört metre yüksekliğindeki "Dev Kazan" şenliklere damgasını vurmuştur.
    Guiness Rekorlar Kitabı'na girmeye aday kazanan, Temsili Nasreddin Hoca Erol Günaydın, yoğurt mayalamış ve binlerce ziyaretçi Hoca'nın yoğurdundan tatmıştır. Bu olay, 700 yıllık Nasreddin Hoca gülmecesinin, 21. yüzyıla girerken Akşehirli torunlarının ince zekâlarıyla yeniden yorumlanmasına örnek oluşturmuştur.

    43. ULUSLARARASI AKŞEHİR NASREDDİN HOCA ŞENLİĞİ'NİN PROGRAMI

    AKŞEHİR ŞENLENİYOR(40. yılda şenliğimiz )
    Kırk yıl...
    Bir şenlikte kırk yıl...
    Nasreddin Hoca'nın felsefesini, Akşehir'den dünyaya taşıdığımız kırk yıl boyunca, kültür ve sanata dair ne varsa hepsini gülmeceyle harmanladık. "Akşehir Gölü"ne mayaladığımız yoğurt henüz tutmadı ama, uluslararası bir şenliğin tadı her yıl "Dünyanın Ortası"nda bulunan dostlarımızın damağında kalıyor. Bu yıl ise profesyonel bir yönetim ve sizlerin katkılarıyla şenliğimiz bir dönemeçte. Uygarlıklar beşiği Anadolu'da bir kent, düşüncenin gülen yüzüyle yeniden çıkıyor tüm insanlığın karşısına...
    Yaz güneşi haziran ayında Sultan Dağları'nın ardından ısıtmaya başlayınca Akşehir'i, Orta Anadolu'nun en büyük Açık Hava Tiyatrosu, Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası'nı ağırlayacak. Beş bin kişi bu konserde bulaşarak, şenlik öncesinde müziğin evrensel çağrısını iletecek tüm Akşehir ve gülmece dostlarına.
    Temmuz başında ise, şenlik coşkusu bekliyor sizleri Akşehir sokaklarında. Elinizi çabuk tutun. Bosna-Hersek'ten Kıbrıs'a kadar pek çok ülke ve şehirden halk oyunları ekipleri şimdiden sabırsızlanıyor. Gülmecenin evrensel dili olan karikatürün yeri ise ayrı. 1974'den bu yana Uluslararası Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması, tüm dünya çizerlerinin buluşma noktası. Bu yıl ki yarışma için, dünyanın ve ülkemizin ünlü karikastüristleri "5 Temmuz-Akşehir" için birbirlerine randevu vermeye başladılar bile.
    "Ya çıkarsa..." Elbette Milli Piyango da şenliğimize katılıyor. " Nasreddin Hoca Özel Çekilişi"nde, Temsili Nasreddin Hoca bu kez Akşehir Gölü'ne değil şans kürelerine maya çalacak. "Ya tutarsa" yaşadınız.
    700 yıl boyunca usanmadık göle yoğurt mayalamaya ama, artık şu yoğurdu yesek de fena olmayacak dedik geçen yıl ve "Dev Kazan"da bu emelimize ulaştık. Sıkı durun bu yıl kazan doğuruyor. Şenliklerde ziyarete açacağımız Gülmece Parkı'nda, dünyanın en büyük kazanı ve yavruları sizleri bekliyor. Ama Hoca'nın kazanı bu, belli mi olur? Siz iyisi mi öleceğine de hazırlıklı olun.
    Gülmece adamları da, Nasreddin Hoca'nın torunlarıyla buluşacak yine. Ülkemizin seçkin tiyatrolarından, stand-up gösterilerine; söyleşilerden, imza günlerine kadar kültürel etkinlikler bu yıl de şenliğimize damgasını vuracak. Bakarsınız şenlikte, bir gece vakti türbesinden kalkan Nasreddin Hoca'yı alırlar aralarına, doyumsuz bir gülmece sohbeti doğuverir.
    Nasreddin Hoca Şenliği olur da sevimli karakaçanı unutulur mu? Akşehirliler, 700 yıl önce Hocalarının yaptığı gibi eşeğe ters binecekler yine. Dünyada ters giden işlere inat!
    Seçkin edebiyat dergileri " Nasreddin Hoca Özel Sayı"ları ile işleyecekler gülmeceyi.
    Kırk yıllık şenliğimizin arşivinde öncelikler gibi bu dergiler de özel yerlerini alacak.
    Şenlik olur da hiç çocuklar ve gençler olmaz mı? üniversitelerimizin müzik, tiyatro, çevre ve satranç klüpleri şenlik boyunca Akşehir Sokaklarını renklendirecek. Alabildiğince özgür ve coşkulu... Çocuklar ise sokak tiyatrolarından, animasyonlara pek çok etkinliği pek çok etkinliği izleyebilmek için evlerinin yolunu unutacak. Her yaştan müzik severin beğenilerine uygun farklı konserlerde binlerce insan bir araya gelecek Akşehir ve civarından. Yaz akşamlarında saatler boyu müzik yankılanacak Açık Hava Tiyatrosu'ndan ve kentin çeşitli meydanlarından.
    Türkiye'nin en eski kültür-sanat şenliklerinden olan Uluslararası Akşehir Nasreddin Hoca Şenliği, bu ve benzeri etkinliklerle, Temmuz ayında yine yazılı ve görsel medyanın ilgi odağı olmaya şimdiden aday görünüyor. Sizi böyle bir şenlikte, insanlığın evrensel dili gülmecenin Nasreddin Hoca'nın felsefesiyle yeniden yorumlanmasına destek olmaya davet ediyoruz.



    Seyyid Mahmud Hayrani ve Seyyid Haı İbrahim'in derslerini dinledi, İslam diniyle ilgili çalışmalarını sürdürdü. Bir söylentiye göre medresede ders okuttu, kadılık görevinde bulundu.


    Bu görevlerinden dolayı kendisine Nasuriddin Hâce adı verilmiş, sonradan bu ad Nasreddin Hoca biçimini almıştır. Onun yaşamıyla ilgili bilgiler, halkın kendisine olan aşırı sevgisi yüzünden, söylentilerle karışmış, yer yer olağanüstü nitelikler kazanmıştır. Bu söylentiler arasında, onun Selçuklu sultanlarıyla tanıştığı, Mevlânâ Celâleddin ile yakınlık kurduğu, kendisinden en az yetmiş yıl sonra yaşayan Timur'la konuştuğu, birkaç yerde birden göründüğü bile vardır. Nasreddin Hoca'nın değeri, yaşadığı olaylarla değil, gerek kendisinin, gerek halkın onun ağzından söylediği gülmecelerdeki anlam, yergi ve alay öğelerinin inceliğiyle ölçülür. Onun olduğu ileri sürülen gülmecelerin incelenmesinden, bunlarda geçen sözcüklerin açıklanışından anlaşıldığına göre o, belli bir dönemin değil Anadolu halkının yaşama biçimini, güldürü öğesini, alay ve eğlenme türünü, övgü ve yergi becerisini dile getirmiştir. Onunla ilgili gülmeceleri oluşturan öğelerin odağı sevgi, yergi, övgü, alaya alma. O, bunları söylerken bilgin, bilgisiz, açıkgöz, uysal, vurdumduymaz, utangaç, atak, şaşkın, kurnaz, korkak, atılgan gibi çelişik niteliklere bürünür. Özellikle karşısındakinin durumuyla çelişki içinde bulunma, gülmecelerinin egemen öğesidir. Bu öğeler Anadolu insanının, belli olaylar karşısındaki tutumun yansıtan, düşünce ürünlerini oluşturur. Nasreddin Hoca, halkın duygularını yansıtan, bir gülmece odağı olarak ortaya çıkarılır. Söyletilen kişi, söyletenin ağzını kullanır, böylece halk Nasreddin Hoca'nın diliyle kendi sesini duyurur. Nasreddin Hoca, bütün gülmecelerinde, soyut bir varlık olarak değil, yaşanmış, yaşanan bir olayla, bir olguyla bağlantılı bir biçimde ortaya çıkar. Olay karşısında duyulan tepkiyi ya da onayı gülmece türlerinden biriyle dile getirir. Tanık olduğu olaylar, genellikle, halk arasında geçer.


    Hoca soyluların, yüksek saray çevresinde bulunanların aralarına ya çok seyrek girer ya da hiç girmez. Sözgelişi onun tanıştığı söylenen Selçuklu sultanlarıyla ilgili gülmecesi yoktur. Timur'la ilgili "hamam, Timur ve peştemal" gülmecesi de, Timur'dan çok önce yaşadığı için, sonradan üretilmiştir. Halk beğenisi Hoca'yı Timur gibi çevresine korku salan bir imparatorun karşısına hamamda çıkarak, "kızım sana söylüyorum, gelinim sen işit" türünden bir yergi yaratmıştır. Burada yerilen, dolaylı olarak, kendi toplumun, halkın üstünde gören saray insanlarıdır.


    Nasreddin Hoca gülmecelerinde dile gelen, onun kişiliğinde, halkın duygularını yansıtan başka bir özellik de eşeğin yeridir. Hoca eşeğinden ayrı düşünülemez, onun taşıtı, bineği olan eşek gerçekte bir yergi ve alay öğesidir. Anadolu insanının yarattığı gülmece ürünlerinde atın yeri yoktur denilebilir. Eşek, acıya, sıkıntıya, dayağa, açlığa katlanışın en yaygın simgesidir. Soyluların, sarayların çevresinde üretilmiş gülmecelerde eşek bulunmaz, oysa at geniş bir yer tutar. Bu konuda, başka bir çelişki sergilenir, gülmecede güldürücü öğe ile yerici öğe yanyana getirilir. Bunun örneği de kendisinden eşeği isteyen köylüye, "eşek evde yok" deyince ahırda onun anırmasını duyan köylünün "işte eşek ahırda" diye diretmesi karşısında, Hocanın "eşeğin sözüne mi inanacaksın benimkine mi" demesidir. Onun gülmecelerinde, kaba sofuların "ahret" le ilgili inançları da önemli bir yer tutar. "Fincancı Katırları", "Ben Sağlığımda Hep Burdan Geçerdim" başlıklı gülmeceler katı bir inanç karşısındaki duyguyu açığa vurur. Toplumda neye önem verildiğini anlatan "Ye Kürküm Ye" gülmecesi, Hoca'nın dilinde, halkın tepkisini gösterir.


    Nasreddin Hoca'nın etkisi bütün toplum kesimlerine yayılmış, "İncili Çavuş", "Bekri Mustafa", "Bektaşi" gibi çok değişik yörelerin duygularını yansıtan gülmece türlerinin doğmasına olanak sağlamıştır.



    AKSEHIR VE NASREDDIN HOCA







    Ne zaman Nasreddin Hoca aklımıza gelse, yüzümüzde bir gülümseme belirir ve hemen ardından Aksehir'i hatırlarız. Gerçekten de Nasreddin Hoca ve Aksehir, toplumsal belleğimizde birbirlerini anımsatan iki isim olmustur artık. Kültür, sanat ve düşünce dünyasında böylesi örneklere çok rastlarız : Mevlana ile Konya, H. Bektaşi Veli ile Kırşehir, Köroğlu ile Bolu, Victor Hugo ile Paris, Shekespeare ile İngiltere, Don Kişot ile İspanya, Tolstoy ile Rusya, Şarlo ile Londra; birbirleriyle bütünleşen kişiler, kentler veya ülkeler haline gelmişlerdir.

    Aynı Nasreddin Hoca İle Akşehir örneğinde olduğu gibi ..
    Nasreddin Hoca; gerek yaşadığı döneme ve gerekse çağlar sonrasına damgasını vuran, toplumsal yergi ustası ve bir halk önderidir. Nasreddin Hoca Akşehir'de yaşamış ve döneminin Akşehir insanından yola çıkarak bütün insanlığa mesajlar göndermiştir.
    Hoca; Akşehir Gölü'ne çaldığı umut mayasıyla, Dünyanın Ortası'nı Akşehir'e taşıyan eşeğiyle, sert rüzgarlı Tekke Deresi'ne gerdirmek istediği hasırıyla Akşehir'e aittir.
    Akşehir ve Akşehirliler ise yüzyıllar boyunca Nasreddin Hoca'nın bıraktığı tarihi ve manevi mirasa sahip çıkmış ve korumuşlardır. Nasreddin Hoca, Akşehir'in her köşesinde varlığını sürdürmeye devam ediyor.
    Akşehir'de karşılaşacağınız insanlar, gözlerindeki ışıltı, yüzlerindeki gülümseme, tatlı bir aksanla süslü konuşmalarındaki esprileriyle size Nasreddin Hoca'nın torunlarıyla karşılaştığınızı kanıtlayacaktır.

    Balkanlar'dan Orta Asya'ya kadar pek çok ülkede birbirine benzer öyküleriyle anlatılan Nasreddin Hoca ve ilettiği mesajlar son derece önemlidir. O, hem toplumu ve kişileri eleştirir ve çözümler önerir hem de tüm insanlığa hoşgörü, kardeşlik, barış, iyimserlik önerileriyle seslenir.








  2. #2
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.210
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Ce: Nasredin Hoca / Nasredin Hoca kimdir / Nasredin Hoca hakkında bilgiler...





    süpersin duru ellerine saglık

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0