Konu Etiketleri:

akhisar gelenek ve görenekleri, manisa akhisar gelenek ve görenekleri, manisaya ait gelenek ve görenekler, ege bölgesi manisa akhisar düğün törenleri, manisanın gelenekleri ve görenekleri, manisa tarzanı çizilen resimler, manisa nın gelenek ve görenekleri, gelenek gorenek nesilden nesile nasıl geçer, manisa nın gelenekleri ve görenekleri, manisa nın gelenekleri, manisanın adet gelenek ve görenekleri, manisanın örf ve adetleri, akhisarın örf ve adetleri, alaşehir in gelenek görenekleri, manisanın örf adet ve gelenekleri, manisanın adetleri, makedonya örf ve adetleri, manisa örf ve adetlerimiz, manisa sarayi, manisanın gelenekleri, manisa yöresinin gelenek görenekleri, akhisar gelenekleri ve görenekleri, manisanın gelenek görenekleri, alaşehir örf adet ve gelenekleri, gelenek görenek ve adetlerimiz nesilden nesile nasıl geçer,

+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 12 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 8 Sayfa bulundu

MANİSA - Örf, adet, gelenek, görenekleri / Kültürel Örf, adet, gelenek, görenekleri

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Kültürel Konular Forumunda Bulunan  MANİSA - Örf, adet, gelenek, görenekleri / Kültürel Örf, adet, gelenek, görenekleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>MANİSA ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ Manisa; Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Makedonya (İskender), Bergama, Roma ve Bizanslılardan sonra da Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmiş, bu ...

  1. #1
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı MANİSA - Örf, adet, gelenek, görenekleri / Kültürel Örf, adet, gelenek, görenekleri













    MANİSA

    ÖRF-ADET-GELENEK-GÖRENEKLERİ

    Manisa; Hitit, Frigya, Lidya, Pers, Makedonya (İskender), Bergama, Roma ve Bizanslılardan sonra da Selçuklu Türkleri tarafından fethedilmiş, bu bölgeye Türkmen boyları yerleştirilmiş, Hıristiyanlar Ege adalarına çekilerek Ege bölgesi gibi Manisa da Türkleşmiş ve bu bölgede-dan bu yana Türk-İslâm kültürü yerleşmiş ve kökleşmiştir. Türklerden önceki kültürler unutulmuş sâdece şehir, saray ve heykel kalıntıları kalmıştır. Manisa bölgesinde sâdece Türk-İslâm kültürü hâkimdir.
    Zaman içinde yaşam koşullarında meydana gelen değişiklikler geleneklerde de kendini göstermektedir. Ancak küçük yerleşim birimlerinde, eski gelenek ve göreneklerin birçoğu hala yaşatılmaktadır. Geleneksel ritüeller daha çok kız isteme, söz kesme, nişan, düğün, hastalık, adak adama ve asker uğurlama gibi olaylarda yoğun bir biçimde görülür.

    DÜĞÜN
    Düğünler, düğün sahiplerinin sosyal ve ekonomik durumlarına, yaşadıkları yöreye göre farklılıklar gösterir. Düğün gelenekleri özellikle kentsel kesimde eskiye oranla daha sadeleşmiş görünmektedir. Manisa Merkez de kaybolmaya yüz tutmuş eski düğün gelenekleri kısaca şöyledir: Erkek tarafı kızın evine görücü gönderir. Kız görücüler tarafından beğenildiği takdirde, birkaç gün sonra erkeğin yakınlarından birkaç kişi, kız evine giderek kızı ister. Kız evinin büyükleri birkaç gün düşünme süresi ister. Kızın babası, babası yoksa evin büyüğü, bu evliliği uygun gördüğü takdirde, düşünme süresi sonunda tekrar gelen erkeğin ailesine süslü bohça ya da şase içinde kravat, çorap v.b. hediyelerle birlikte bir mendil verilir ki buna söz mendili denilir. Mendil verildikten sonra, oğlan evine söz şerbeti denilen şerbet ikram edilir ve nişan günü kararlaştırılır.

    Nişan gününden önce, kıza alınan çeşitli armağanlar nişan selesi adı verilen süslenmiş seleler içine konularak kız evine gönderilir. Bu seleler bir süre muhafaza edilerek tebrik etmeye gelenlerin görmesi sağlanır. Nişan için tespit edilen tarihte, erkek evi akraba ve yakınlarını toplayarak kız evine giderler, kendi aralarında eğlenerek nişan yüzüklerini takarlar. Nişanlılık süresi içine tekabül eden dini bayramlarda kız evi damada, oğlan evi geline giyecek türünden hediyeler alır, kurban bayramında ise kız evine gönderilen hediyelere süslenmiş bir koç ilave edilir.

    Eski düğünler çarşamba, perşembe, cuma veya cuma, cumartesi, pazar olmak üzere üç gün sürerdi. Düğünden önce oğlan evi, kızın çeyizlerini almak üzere araba gönderir, kızın arkadaşları veya kardeşleri çeyiz sandıklarının üzerine oturur ve oğlan evi bahşiş vermeden kalkmazlardı. Çeyiz, kızın gelin gideceği eve serilerek, isteyen bayanların evi ziyaret ederek çeyizi görmesi sağlanır, buna çeyiz bakma denir.

    Gelin gitmeden önce gelin hamamı ve düğünden önceki akşam kına gecesi yapılır. Kına gecesinde kadınlar kendi aralarında eğlenir ve kızın ellerine kına yakılır. Düğün günü oğlan evi gelini almaya geldiğinde, gelin evden çıkmadan önce babası, maddi gücüne göre kızın beline altın, gümüş ya da kırmızı kurdeleden bir kuşak takar, gelin at veya otomobil ile baba evinden alınarak, geze geze damadın evine götürülür. Damadın evine gelindiğinde, gelin içeri girerken başına buğday, leblebi, şeker veya para serpilir, orada bulunanlar tarafından toplanan buğday, para ya da şeker bereket getirmesi için muhafaza edilir. Gelin damat evinde yüzü kapalı oturur, akşam yemeğinden önce, damat gelinin duvağını açarak yüz görümlüğü adıyla anılan bir takı takardı. Yemekten sonra damat arkadaşlarıyla yatsı namazına camiye gider, namazdan çıktıktan sonra ellerinde yanan mumlarla eve dönülür ve damat sırtı yumruklanarak eve bırakılırdı.


    YÖRESEL YEMEKLER:

    Manisa yöresi, uygun iklim koşulları, ekilebilir alanların genişliği ve verimliliği nedeniyle, kimi yerlerde yılda birkaç ürün alınabilen, bağ ve bahçe tarımının yaygın olduğu bir ilimizdir. Sebze ve meyve çeşitliliğinin yanı sıra, malzemeleri çok taze kullanabilme imkanı da yöre mutfağının önemli bir özelliğini oluşturmaktadır. Bu unsurların yanı sıra, tarihi geçmişi ve aldığı göçlerin de Manisa mutfağına etkileri olmuş, farklı yemek kültürlerinin karışımı yöre mutfağına zenginlik katmıştır.

    Türk mutfağında yer alan belli başlı çeşitlerin hemen hepsi yöre mutfağında yer almakla birlikte, özellik arz etmesi bakımından aşağıda verilen tariflerin, yöreye özgü veya yaygın kullanılan tarifler olmasına özen gösterilmiştir.

    Manisa Kebabı
    Odun Köftesi
    Simit Ekmeği
    Ekmek Dolması
    Nohutlu Mantı
    Börülce Tarator
    Alaşehir Kapaması
    Şevket-i Bostan
    Yaprak Sarması
    Sinkonta
    Mantar Tatlısı
    Höşmerim
    Kula Güveci
    Kabaklı Pide
    Kula Şekerli Pidesi
    Su Böreği

    YÖRESEL GİYİM:

    Erkekler başa kırmızı fes ve çelep sarığı, bedenlerine pamuklu alacadan dikilmiş yakasız önden tek düğmeli entari giyerler. Bele kuşak sarılır. Ayaklara kalçın veya kara yemeni; köylerde çarık ve nalın da giyilir. Kadınların mahallî kıyâfeti ise: Ayakta kısa konçlu, burnu püsküllü sarı çizme, el örgüsü kısa kırmızı çorap, çok renkli el dokuması pamuklu bir çitare, canfesten yapılmış beli uçkurlu bol şalvar, aynı renkli uzun kollu entaridir. Başta çeşitli renkte işlemeli fes, fesin üzerinde boncuklu oyalı yazma, uçları çene altından dolaştırılarak başın üzerine bağlanır. Alna iki dizi altın, kollara aynalı bilezik takılır. Boyunda da altın vardır. Manisa yöresi geleneksel giysileri çevre koşulları, sosyal ve ekonomik durum gibi etkenlerle farklılıklar göstermektedir. Son yıllarda ulaşım ve iletişimin hızla gelişmesi nedeniyle yöresel özellik gösteren giysiler, yerini çağdaş giysilere bırakmış, geleneksel giysiler daha ziyade belirli gün veya törenlerde giyilir olmuştur.

    Kadın Giysileri: Baş kuşamı olarak günlük giysilerde iki oyalı yazma kullanılır. Kenarları pul, boncuk ya da bitkisel öğelerle (karanfil, buğday sapı vBulletin) oyalanmış birinci yazma üçgen yapılarak başa örtülür, uçları çene altından dolanıp, ensede ya da tepede bağlanır. Başka bir yazma ise rulo yapılarak üçgen kısmı öne gelecek şekilde alna bağlanır. Özel günlerde ise başa örtünün üzerine tepelik, alna mançın ya da gümüş alınlık, yanağın iki yanına da uçlarında tozaklar sallanan kemik ya da çitlenbik ağaçından yapılmış yanaklık takılır. Nişanlı kızlar ve yeni gelinler en üste birde al bez bağlar. Al bez kare formundadır ve üçgen şeklinde ikiye katlanarak oyalı yazma gibi ensede bağlanır. Üzeri tamamen pullarla işlenebileceği gibi, sadece üçgenin üste gelen kısmının işlendiği de olur. Kenarlarına püskül, pul veya boncuklardan oya yapılır.

    Beden giyiminde en alta pamuklu dokumadan yapılan iç gömlek giyilir. Genellikle kol ve yaka kenarları ile etek uçları oyalanır yada nakışlanır. Şalvar kullanım amacına göre pazen, saten ya da kadifeden yapılır. Paçaları lastikli olan şalvarın, ağ uzunluğu diz hizasındadır. Bazı yörelerde iç gömleğin üzerine delme denilen, boyu göğüs altında biten, kolsuz, önden açık yelek türünde bir giysi giyilir.

    İç kuşam tamamlandıktan sonra üzerine, boyu ayak bileğine kadar inen üçetek giyilir. Üçetek saten olabileceği gibi, çitare, beşyol, tren yolu gibi isimler verilen çizgili kumaşlardan da yapıldığı olur. İçi astarlanan üçeteğin, kol boyu cepken kolundan 10-15 cm uzun olur. Yöre farklılıklarına göre üçeteğin öndeki iki parçası belin arkasına dolanıp, değişik şekillerde bağlandığı gibi serbest bırakıldığı da olur. Bazı yerlerde üçetek yerine uzun entari giyildiği de görülür.

    Üçeteğin üstüne belin arka kısmına yörede dokunan kaba kumaşlardan yapılan, uçlarında püskülleri olan arkalık (bel kuşağı, dongurdaklı kuşak) bağlanır. Ön kısma ise çekki, önceki gibi isimlerle anılan önlük bağlanır. Önlük; yapağı yünden el dokuması kumaşlardan yapılabildiği gibi, beyaz ya da renkli hazır kumaşlardan yapıldığı da olur. Önlüğün üzeri renkli iplerle nakışlanır ve etek uçlarına püskül ya da fırfır dikilir. Ailenin ekonomik durumuna göre bele gümüş veya bafon kemer takılır.

    Kadın kıyafetinde en üste cepken giyilir. Eskiden mor kadifeden yapılan cepkenlerin; önü, arkası, kolları sim ya da sırma işlenip, içi astarlanırdı. Ancak günümüzde bu tür işlemeler yapılmadığı için ilbade denilen saten kumaştan yapılan işlemesiz cepkenler giyilmektedir. İlbadelerin kol, yaka ve etek uçları sutaşı veya pullarla süslenir. Ayağa elde örülmüş, kısa konçlu, nakışlı yada düz renkli çoraplar giyilir. Ayakkabı olarak manda gönünden yapılan, burun ucu yukarı kalkık olduğu için göğe bakan denilen konçu ayak bileğini örtecek yükseklikte olan çarık çizme giyilir.

    Erkek Giysileri: Geleneksel erkek giysilerini yörede kullanılırken bulmak mümkün değildir. Bu giysiler yerini hızla çağdaş giysilere bırakmıştır. Ancak halk oyunları gösterilerinde orijinallerine uyularak yapılan giysiler giyilmektedir. Başta kırmızı renkli fes bulunur. Fesin üzerine rengarenk iğne oyaları ile süslenmiş yazma sarılır. Bedene ham bez ya da çitare denilen kumaştan yapılmış, yakasız, önden açık uzun kollu gömlek giyilir.
    Gömleğin üzerine dar kesimli, boyu göğüs altında biten, uzun kollu, içi astarlı cepken giyilir. Cepken genellikle mavi veya gri gabardin ya da çuha kumaştan olup, önü, arkası ve kolları sırma veya siyah kaytanla işlenir. Camedan ya da kartal kanadı denilen parça, cepkenin üzerine giyilir. Önü, cepkenin işlemelerinin görülebilmesi için açık ve düğmesizdir. Kanat denilen parçalar bedene omuzdan dikilmiştir. Tüm beden ve kanatlar siyah kaytanla işlenir.
    Zeybeklerin kötü hava şartlarından korunmak için poturun altına giydikleri karadon genellikle siyah renkte olur. Dar kesimli pantolon biçimindeki karadonun beli lastiklidir. Potur mavi veya gri kumaştan yapılır. Bacağın ön tarafına gelen kısmı siyah kaytanla işlenir. Beli uçkurlu olan potur, belden aşağı bol iner, ağı yoktur. Boyu diz hizasındadır. Bele, cepkenle potur arasındaki boşluğa 20 cm eninde, pamuklu ya da yün dokuma,bel kuşağı sarılır. Bunun üzerine de şal kuşak sarılır. Dokundukları yere göre isimler alan bu kuşaklara, trablus kuşak ya da acem şalı da denir. Kuşak belin ön kısmında fazla görünmez çünkü üzerine silahlık, tütünlük, köstek, pistov, peşkir gibi aksesuarlar takılır. Ayağa yünün ham renginde, nakışsız çorap giyilir. Körüklü çizme; siyah renkte, kösele tabanlı, içi deri astarlı olup konçu diz kapağına kadar uzanır.

    HALK OYUNLARI VE FOLKLOR:

    Manisa ili halk oyunları müzik ve türküler bakımından çok zengindir. Her türkünün bir hikâyesi vardır. Başlıca oyunları Zeybek cinsi olup, Aydın ve Bergama Zeybeği en çok oynanır. Kadın ve erkekler oyunları ayrı ayrı oynarlar. Erkekler Güvendi, Güneydoğu, Korucu, Değirmenci, Karşılama, Horan, Harmandalı Zeybeği, Sakarya, Kabadayı, Abdal Bastı ve Sarı Çiçek gibi oyunları; kadınlar ise, Mermerimin Yolları, Minna, Ördek Suya Dalda Gel, Oldu mu Aman Oldu mu, oyunlarını oynarlar. Manisa zeybek bölgesinde yer alır. Türküler genellikle dokuz zamanlıdır. Zeybek havaları, ağır ve yürük türküler, barana havaları, semahlar, gelin ve kına havaları yörenin halk müziği ürünleridir. Genel karakter olarak Ege Bölgesi türküleri ile ortak özellikler göstermekle birlikte bazı ezgilerde Rumeli göçmenlerinin etkisi görülür.

    Manisa yöresi türkülerinden bazıları şunlardır: Bugün Ayın Ondördü, Gün Görünmez Melengecin Dalından, Gündüz Bey, İğdenin Dalı, Kaşık Havası, Kırmızı Buğday Ayrılmıyor Sezinden, Nalbandım, Sigaramın İncesi.

    Kadın Oyunları:
    Kadın oyunları kadın çalgıcılar eşliğinde veya kendileri tarafından def, daire, dümbelek, kaşık, sini, güğüm, kazan gibi ritm veren araçlar çalınarak karşılıklı oynanır. Manisa kadın oyunlarında hareketli bir ritm bulunmasına rağmen vakar ve ağırbaşlılığın korunması önemli bir özelliktir. Kadın oyunlarından bazıları şunlardır: Konsol Üstünde Mumlar, Nalbandım, Ninnaların Ninnası, Yörük Yaylası, Mermere, Düz Ovanın Çamları, Ağır Hava, Donuna Bak Donuna, Bahçelerde Börülce, Kaşık Havası, Gımıldan, Hadi Yarim, El Havası.

    Erkek Oyunları:
    Manisa�daki erkek oyunları genellikle dokuz zamanlı sözsüz ağır zeybek havaları ile oynanır.
    Çalgıları meydanda davul, zurna, kapalı yerde ince saz, bağlama, keman, kaval, klarnet ve darbukadır.
    Zeybek oyunlarında görülen üçleme, beşleme, atik, eşme gibi ortak figürler Manisa zeybek oyunlarında da görülmektedir. Erkek oyunlarından bazıları şunlardır: Harmandalı Zeybeği, Yeni Harmandalı Zeybeği, Aydın Zeybeği, Soma Zeybeği, Baylan Cemile, Koca Ümmet, Çift Hava, Seymen Sekmesi, Cihan Yandı Zeybeği, Ayvalık Zeybeği, Dağlı Havası.

    NELERİ İLE ÜNLÜ:
    Sard Antik Kenti, Mesir Macunu, Spil Dağı Milli Parkı, Üzüm ve Tütün Üretimi, Soma'nın Linyiti, Ağlayan Kaya ( Nyobe ), Muradiye ve Ulu Cami Külliyeleri, Vestel Fabrikaları

    İL İSMİ NEREDEN GELİYOR?
    Yunanca Magnesya'dan gelmiştir. Türkler burayı alınca Manisa olarak şehrin ismini değiştirdiler.

    ...alıntıdır...

  2. #2
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: MANİSA - Örf, adet, gelenek, görenekleri / Kültürel Örf, adet, gelenek, görenekl





    GENEL BİLGİLER

    Yüzölçümü: 13.810 km²

    Nüfus: 1.154.418 (1990)

    İl Trafik No: 45

    Batı Anadolu'da Spil Dağı ile Gediz Nehri arasında yer alan Manisa, Ege Bölgesinin ulaşım bakımından önemli bir noktasında bulunan zirai, ticari ve sanayi açıdan gelişmiş bir kentimizdir. Tarihi M.Ö. 3000 yıllarına inen ilde Hitit, Frig , Lidya, Makedon, Roma, Bizans, Beylikler ve Osmanlı uygarlıklarına ait izler bulunmaktadır. Tarih boyunca kültür ve sanatın yoğunlaştığı, ticaret yollarının geçtiği Manisa, kültürel ve doğal zenginlikleri ile ilgi çekici tatil olanakları sunmaktadır.

    İLÇELER

    Manisa ilinin ilçeleri; Ahmetli, Akhisar, Alaşehir, Demirci, Gölmarmara , Gördeş , Kırkağaç, KöGoogle Page Rankingübaşı, Kula, Salihli, Sarıgöl, Saruhanlı , Selendi, Soma ve Turgutlu'dur.

    Akhisar: İlin kuzeyinde İzmir-İstanbul karayolu üzerindedir.

    Akhisar'da, Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birisinin de bulunduğu antik Thyateira kenti, Ulu Cami, Yeni Cami ve Paşa Camii görülmeye değer tarihi yerlerdir.

    Alaşehir: Manisa ilinin güneydoğusundadır.

    Hıristiyanlığın ilk yedi kilisesinden birinin de yer aldığı Philadelphia antik kenti, Şeyh Sinan Cami ve Yıldırım Camii önemli tarihi değerlerdir.

    Demirci: Manisa'nın kuzeydoğusundadır.

    İlçe merkezinin batısında İcikler Köyünde bulunan ve Roma döneminin önemli kentlerinden olan Saittai ( Sidas ) şehri ve Eski Cami önemli tarihi değerlerdir. Ayrıca Hisar Kaplıcaları, Saraycık Kaplıcası da ilçe sınırları içinde yer almaktadır.

    Kırkağaç: Seleukos Kralı I. Antiochos'un karısı adına kurulan Stratonikea ( Hadrianapolis ) ve Nakrasa ( Akrasos ) antik kentleri görülmeye değer yerlerdir.

    Kula: İlin doğusunda, İzmir - Ankara karayolu üzerindedir.

    Kurşunlu Cami, Hacı Abdurrahman Cami, Süleyman Şah Türbesi, Emre Köyünde bulunan Emre Sultan Türbesi, Kula'ya 20 km. uzaklıkta Gökçeören kasabasında bulunan ve Lidya Krallığı döneminde önemli bir merkez olan Meonia antik kenti, geleneksel Türk evleri ilçenin önemli tarihi değerleridir.

    Salihli: İzmir-Ankara yolu üzerindedir.

    İlçe merkezi yakınlarındaki Sardes , Lidya Krallığının başkenti ve tarihte ilk paranın basıldığı yerdir. Ünlü ilk Yedi Kiliseden biri de Sardes'te bulunmaktadır. Bintepeler Kral Mezarlığı, Daldis ve Çakallar Tepesindeki Pleistosen (Dördüncü) Çağında yaşamış insanlara ait fosil ayak izleri önemli diğer tarihi değerlerdir. İlçe şifalı sular yönünden de zengindir.








  3. #3
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: MANİSA - Örf, adet, gelenek, görenekleri / Kültürel Örf, adet, gelenek, görenekl





    Manisa Tarzanı
    Bu degerli doga adamini saygiyla aniyoruz.

    “Manisa Tarzanı” adıyla yaygın bir üne kavuşan Ahmeddin Carlak 1899 yılında Bağdat’a yaklaşık 100 km. uzaklıktaki Samara/Samarra kentinde (ırak) doğdu.
    Birinci Dünya Savaşına, ardından da Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı’na bir nefer olarak katıldı. Bu savaşta gösterdiği yararlılıktan dolayı Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası ile onurlandırıldı.
    Cumhuriyet Dönemi başlarında Manisa’ya geldi; kimsesiz ve yoksuldu. Manisa Belediyesine girdi; ne iş verildiyse yaptı. 1 Haziran 1933 tarihinde 30 lira aylıkla Bahçıvan Yardımcısı oldu. Hep bu görevde kaldı.
    Manisa’yı yeniden yeşillendirmek için var gücüyle çalıştı. Ağaç dikip yetiştirmeyi kutsal bir görev olarak algıladı. Dürüstlüğü, çalışkan olmayı her şeyin üstünde tuttu. Yaz kış sadece siyah bir şortla ve ayağında lastik bir pabuçla kentin sokaklarında, görkemli Sipil dağında dolaştı. Saç ve sakalını da uzatarak kişiliğine yaraşır bir görünümle Manisalıların biricik sevgilisi oldu. Her öğle vaktinde Topkale’deki topu ateşleyerek, günün o saatini duyurmayı bir görev saydı. Bundan dolayı kendisine “Topçu Hacı” diyenler bile oldu.
    Manisalı kızlara, kente gelen sanatçılara çiçek sunan ilk oydu. Sipil dağına çadır kuran Yörüklerin kızlarına boncuk armağan etmeyi; çocuklara akide şekeri dağıtmayı; kimi yoksullara gizlice para yardımında bulunmayı da hiç ihmal etmedi.
    Bir spor adamıydı; yaşamıyla gençlere örnek olmuştu. Manisa Dağcılık Kulübü üyesi genç arkadaşlarıyla Ağrı, Cilo, Demirkazık, dağlarına tırmandı. Gittiği her yerde büyük ilgi gördü. Manisa Dışında başka bir yerde yaşamayı hiç düşünmedi. Sinema tutkunuydu. Yeniliklere açıktı; okumayı severdi, elinden gazete dergi düşmezdi.
    Sipil dağında, Topkale’deki kulübesinde yalnız yaşadı; ne yatağı, ne yorganı vardı. Üzerine gazete serdiği tahta divanda yatıp kalktı. Yaz kış soğuk suyla yıkanırdı. Saç ve sakalını özenle tarar, kendi eliyle çiçeklerden yaptığı güzel kokular sürer, ulusal bayramlara göğsüne bağladığı palmiye yaprağı üzerine İstiklal Madalyasını takarak katılırdı. Bundan büyük bir gurur ve sevinç duyardı.
    Dede Niyazi’nin lokantasının bir köşesinde yemeğini yer, bunun karşılığında lokantaya tenekeyle su taşırdı. Hiç kimseye borçlu kalmak istemezdi. Kendisine güvenen bir insandı. “Bulaşıcı bir duygu” olan kaygıya hiçbir zaman katılmadı. Güçlü bir insanda aranan özellikleri taşıyordu. Efsanevi yaşamıyla hep ilgi odağı oldu. Özgür bir yurttaş olarak yaşamayı temel ilke saydı. Yaşama etkin bir biçimde katıldı. Mal, mülk, servet ve makam sahibi olmak aklının ucundan bile geçmedi. Kent sevgisiyle, kent adına çalıştı. Adı Manisa ile özdeşleşti.
    Manisa Tarzanı 31 Mayıs 1963 tarihinde gözlerini yaşama yumdu. Görkemli bir cenaze töreniyle çok sevdiği Manisa’da toprağa verildi.
    Manisa Tarzanı doğa ve ağaç sevgisinin simgesi, çevreciliğin önderi iz bıraktı. Bir çok gazeteci yazar ondan söz etti. Anısına kitaplar, makaleler, şiirler yazıldı; Manisa’ya anıtları dikildi; filmi çevrildi. Manisa O’nu unutmadı, unutmayacak.

    Manisali Nihal Yenibogali'dan Manisa Tarzanı
    "Burası, yakilmis bir Turk mahallesinin kalintilari yaninda, mezar taslari bile kirilip parcalanmis bir kabristandir.Tarzan bu huzunlu mekani yesil bir parka donusturmekle mesguldur.Yaninda, hapisaneden belediyece onun emrine verilmis onbes hukumlu, yerleri duzeltmek,sulamak,cicek ve agac dikmek gibi islere dalmislar.

    Nereden, ne icin , ne zaman geldigini bilmiyorduk ve bu onun cekiciligini arttirmaya yariyordu.Onun gercek kisiligini ogrenmek icin fazla caba harcadigimiz soylenemez.Dedim ya, masallari efsaneleri seviyorduk ve Tarzan'in simdiki kisiligi zaten yeterince ilginc ve heyecan vericiydi.Kışın bile yari ciplak dolasan, orta boylu, ince kasli, duzgun yapili, cevik bir insan.Yasli olmadigi kesindi ama onu genc olarak da dusunmemistik hicbir zaman.Bu gibi kavramlarin otesindeydi o, canli bir heykel gibi, o yillarda aramizda hala gorulen çöl insanlarina ozgu esmer teni, kara gozleri, kartal burnu, yontma yuz cigileriyle.Tarzan'in gercek kimligiyle ilgili soylentiler cesitliydi ve galiba isteyen bunlardan istedigine inaniyordu.
    Bu guleryuzlu, tatli dilli, coskulu, dost ve caliskan kisi Manisa'nin bolunmez bir parcasi olmakla birlikte toplumsal yasantinin herzaman biraz disindaydi.Kimi onun acikli bir ask seruveni yuzunden kendini dine adamis bir Hint mistiği, kimi Irakli bir savaş siginmacisi oldugunu ileri surerdi.Vefasiz bir yar yuzunden elini kana bulayip kacmis Yemenli çöl insani oldugu da soylentiler arasindaydi.Savas sirasinda Gazi'nin onu himayesine alip Manisa'ya gonderdigi de soyleniyordu.
    Nitekim, Atatürk'ün ölumu uzerine sakal birakcak ve bu uzun ama duzenli ve temiz, dalga dalga simsiyah sakal, onun atlet fanilasini attiktan sonraki gorunumunde yaptigi tek degisiklik olacakti.Kendi geleneklerimizde rastlamadigimiz bu yas simgesi ne anlama geliyordu ? Olum karsinida isyani mi, yoksa boyun egisi mi belitiyordu? Yoksa Tarzan'in bireysel tepkisi miydi ? Bunu ona kimse sormamistir sanirim, cunku Tarzan gizemleriyle yalniz kalmayi secmis bir kisiydi.
    Spil'in yamacinda, zeytin agaclari altindaki beyaz badanali küçük kulubesinde yasiyordu.Kapisinin onundeki direkte her zaman ay-yildizli albayrak asili dururdu.Tarzan, bayrak direginin dibine bir de savastan kalma bir top yerlestirmisti.Manisa'da yasadigi surece yaz kis demeden, hergun saat tam onikide bu topu patlatmayi hic aksatmadi.Butun bunlar sevgili kentimizin ve bizim kentteki yasantimizin zenginligiydi.Cok sonra, eliyle dikip yetistirdigi bir camligin ilkin bir minyatur golf alani, daha sonralari da bir otopark yapimi icin kiyima ugramasina tanik olacak ve o zehir zemberek soguklara, o aman dinlemez sicaklara katlanan yuregi, yesile yapilan saldirilara dayanamayarak duracakti."

    Tarzan'in Sozleri
    “Yaşayışım gayet basittir. Yaz, kış , Topkale’ deki kulübemde ve mağaramda yaşarım. Evim meyve ağaçlarıyla , çiçeklerle çevrilmiş cennet gibidir. Yazın yaş, kışın kuru meyveler yerim. Günde üç kez , buz gibi suyla yıkanırım. Vücudumu korumak için, kendi yaptığım bitkisel yağı sürünürüm. Eski ve yeni yazıyı bilirim. Türk müziğine hayranım. Sinemanın tutkunuyum. Zaten dertle,gamı bunlarla unutuyorum. Gazete ve dergi elimden düşmez, hepsini alıp okurum”.
    “Üzüntü, dağın üzerine gelip duran buluta benzer. Çok durunca yağmur olur,kar olur,yerleşir kalır. Başında üzüntüyü çok durdurmaya gelmez. Bulutu daha bulut halindeyken kovmak lazım”
    ”Ahmet Bedevi bir çıplak, garip adamdır. Amma ölünce, ağaç sevgisi sembolü olacak, hangi idareci, ağaç kestirirse rüyasına girecek, boğazına sarılacağım. Bu memleketin yeşile, yeşilliğe, ağaca, çiçeğe ihtiyacı var. Bu sevgiyi yaşatın ne olur”.

  4. #4
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: MANİSA - Örf, adet, gelenek, görenekleri / Kültürel Örf, adet, gelenek, görenekl





    Mesir Şenikleri
    Osmanlı Şehzadelerinin imparatorluk yönetimine hazırlık olmak üzere Manisa'da görevlendirilerek eğitim gördükleri 1437 - 1595 döneminde, şehzadeler maiyetleri ve yakınları ile Manisa'da yaşarlarken, kent büyük ölçüde imar görmüş, yoğun bir yapılaşma yaşanmıştır.Bu dönemde yaptırılan yol, köGoogle Page Rankingü, çeşme, camii, han, hamam, mektep, medrese gibi önemli bir çok eserin içinde şüphesiz ki Yavuz Sultan Selim'in annesi ve Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi Hafsa Sultan tarafından yaptırılan Sultan Külliyesinin, ünlü Mesir Macununun vaktiyle bu külliyeye ait darüşşifada hazırlanması ve yine külliyenin camiinden halka saçılması nedeniyle, Manisa işin farklı bir önemi vardır.




    Mesir Macununun ortaya çıkışıyla ilgili çeşitli öyküler mevcutsa da, yöre halkı tarafından benimsenen ve nesilden nesile günümüze ulaşan öykü, Hafza Sultan'ın hastalanması ve saray doktorları tarafından derdine çare bulunamayan Valide Sultan'ın Sultan Külliyesine ait darüşşifanın yöneticisi Merkez Efendi tarafından hazırlanan macun sayesinde şifa bulmasıyla başlar. Başlangıçta Hafza Sultan'ın emriyle sadece darüşşifada ki hastalara verilmekte olan ve Mesir adı verilen macun, halk arasında rağbet görmesi ve talebin büyük boyutlara ulaşmasıyla, halka da dağıtılmaya başlanırsa da, zamanla talebin karşılanamaz hale gelmesi ve şikayelerin artması nedeniyle, Sultan Camii kubbe ve minarelerinden halka saçılma sına karar verilir. Mesir Macununun ününün giderek yaygınlaşması, bölge, hatta ülke çapında talep edilir hale gelmesine paralel olarak halka saçım işi törenselleşmiş ve bir şenlik haline gelerek günümüze kadar ulaşmıştır.



    Halk arasında Mesir Macunu ile ilgili olarak, Nevruz günü bu macundan yiyenleri bir yıl boyunca yılan, çıyan gibi zararlıların sokmayacağı, hastalıklardan korunacağı, macundan yiyecek gelinlik kızların o yıl içinde evlenecekleri, çocuğu olmayanların çocuğu olacağı, çocuk hastalıkları ve ağır hastalıklarda bile faydalı olduğu gibi inançlar yaygındır. Esasen, çoğu baharat olmak üzere 41 çeşit maddeden yapılan Mesir Macununun terkibine giren maddelerin özellikleri göz önüne alındığında, uyarıcı iştah aşıcı, idrar söktürücü, gaz giderici, bağırsak hareketlerini arttırıcı ve afrodizyak etkilerinden söz etmek mümkündür.

    Günümüzde Nevruz günü Sultan Külliyesinde düzenlenen Dua Töreni İle yapımına başlanan Mesir Macunu, Nisan ayında sosyal, kültürel, sportif çeşitli faaliyetlerle, kutlanan Mesir Şenliklerinin, Nisan ayının üçünçü ya da dördüncü Pazar gününe rastlayan saçım töreninde halka saçılmaktadır. Saçım Töreni gerek çeşitli rahatsızlıklarına şifa arayan gerekse de sadece izlemeye gelenler ile yerli yabancı turistler tarafından büyük rağbet görmektedir. Zaman içinde değişen yaşam koşullarına paralel olarak, eski gelenek ve göreneklerimizin yavaş yavaş kaybolduğu günümüzde, Mesir Şenlikleri yaklaşık beş yüzyıldır sürdürülen bir öneme sahiptir.


  5. #5
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: MANİSA - Örf, adet, gelenek, görenekleri / Kültürel Örf, adet, gelenek, görenekl





    Göğe açılan ellere şifa niyetine: Mesir

    Egenin şirin illerinden biri olan Manisa ile mesir macununun ismi handiyse birlikte anılır. Her ne kadar Tarzan’ı ve Spil Dağ’ı meşhur olsa da, daha çok mesir macunu ile adından söz ettirir Manisa. Mesir macununun bu kadar popüler olmasında, adına şenlikler düzenleniyor olmasının da payı vardır elbette. Bugün yine Manisa ve mesir macunu sözcükleri bir araya gelecek. Çünkü, Mesir macunu 462. kez halka saçılacak. 1926 yılında ‘Saltanat bakiyesi’ olarak görüldüğü için bir süreliğine kesintiye uğrayan bu gelenek, Demokrat Parti döneminde Manisa eşrafının, o dönemki Meclis Başkan Vekili Muzaffer Kurbanoğlu’na başvurusuyla yeniden başlatılmış.
    Mesir, şenliklerin son günü olan bugün öğle namazından sonra Hafsa Sultan’ın temsili olarak Merkez Efendi’ye berat vermesinden sonra Sultan Camii’nin avlusundan ve kubbelerinden halka saçılacak. Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce el, pazar günü Sultan Camii’nin avlusundan ve kubbelerinden saçılan dualı mesir macunlarını kapabilmek için yarışacak. Bu yarışta kimileri mesir kapıp mutlu olurken kimileri de sadece katılmış olmanın sevinci ile teselli bulacak.
    Sultanın hastalığına şifa veren mesir macunu şu karışımlardan oluşuyor: Karanfil, yeni bahar, karabiber, zencefil, zulumba, kremtartar, kişniş, kebabiye, havlıcan, hindistancevizi, anason, hıyarşembe, çam sakızı, safran, tarçın, üdülkahr, çöpüçini, hardal, eksir, çivit, meyan balı, tiryak, sarıhelile, raziyane, kimyon, zendeçal, tarçın çiçeği, hindistan çiçeği, çörekotu, darülfülfül, ravent, limontuzu, kaküle, şamlı, vanilya, tekemercini tohumu, portakal kabuğu, şeker, gün balı, limon kabuğu ve galanga.
    Yavuz Sultan Selim’in eşi, Kanuni Sultan Süleyman’ın annesi Hafsa Sultan’ın hastalığına şifa olsun diye yapılan mesir macunu, bugünlerde daha toplumsal bir şölene ismini veriyor. Bu yıl daha bir görkemli düzenlenecek şölenlerde, 60 ton mesir macunu karıldı. 462 yıldır çeşitli hastalıkların şifası için kullanılan mesir macununun faydaları halk arasında şöyle sıralanıyor: Macunu nevruz günü yiyenleri o yıl içinde yılan çıyan sokmaz. Macundan yiyen gelinlik kızların kısmeti açılır, çocuğu olmayan kadınların çocuğu dünyaya gelir. Bunun yanı sıra çocuk hastalıklarına ve ağır hastalıklara iyi gelir.

    Mesir mâcunu, 41 çeşit şifâlı nebât ve baharat karışımından yapılır. Bunların isimleri ve özellikleri şöyledir:

    Anason: İştah açıcı ve karminatif olarak kullanılır.

    Çivit: Halk arasında kabakulak ve pnömorinde kullanılır. Çöpçün: Hemoroit ve egzamada kullanılır.

    Çörekotu: Gaz söktürücü.

    Dar-ı fülfül: Öksürük kesici ve bedeni ısıtıcı olarak kullanılır.

    Hardal tohumu: İştah açıcı ve mîdeyi yatıştırıcı olarak kullanılır.

    Havlıcan: Öksürük kesici ve ağız kokusunu gidericidir.

    Hıyarşenbe: Müshil olarak kullanılmaktadır.

    Hindistancevizi ve beşbase: Kaynatılmış suyu mîde ağrılarına iyi gelir.

    Hindistançiçeği: Hazım kolaylaştırıcıdır.

    Kakule: Lezzet verici, iştah açıcı.

    Kalbarda: Mîde ağrılarına iyi gelir.

    Karabiber: Öksürük kesici, uyarıcı ve baharat olarak kullanılmaktadır.

    Karanfil: Ağız kokusunu giderici, diş çürüklerinde ve diş ağrılarında kullanılır.

    Kebabiye: İdrar ve solunum yolları antiseptiği olarak kullanılır.

    Kimyon: İştah açıcı, gaz söktürücü ve terletici olarak kullanılır.

    Kırım tartar: Kaşıntılı deri hastalıklarında kullanılır.

    Kişniş: Gaz söktürücü ve iştah açıcıdır.

    Limon tuzu: Mâcunun fazla tatlı etkisini hafifletmek için kullanılır.

    Ma-i leziz: Kalıcı tatlılık sağlar.

    Meyan balı: Öksürük kesici, idrar arttırıcı olarak kullanılır.

    Portakal kabuğu: Mîdeyi uyarıcı, koku verici olarak kullanılır.

    Revan kökü: Laksatif ve hemoroit tedâvisinde kullanılır.

    Safran: Çarpıntı giderici ve ferahlık verici.

    Sakız: Mîdeyi rahatlatıcı ve nefes darlığında öksürük gidericidir.

    Sarı halile: İştah kesici olarak kullanılır.

    Sinameki: Müshil olarak kullanılır.

    Şamlı ve şaşlı: Kadın hastalıklarına iyi gelir.

    Şeker: Mâcunun kıvamını veren ve tatlandıran ana maddedir.

    Resene: Mîde rahatlatıcı ve gaz söktürücü.

    Tarçın: Kabızlığı ve karın ağrılarını giderir.

    Tarçın çiçeği: Koku özelliği için kullanılır.

    Teke mersini: Mâcun terkibinin daha değişik kokması için kullanılır.

    Tiryak: İlk çağlardan beri her derde devâ olarak kullanılan muhtelif maddelerden meydana gelmiş bir terkiptir.

    Ud-ül-kahar: Diş ağrısı ve diş nezlesine karşı kullanılır.

    Vanilya: Uyarıcı, olarak bilinir.

    Yeni bahar: Kuvvet verici olarak mâcunlara konulur.

    Zencefil: Nefes darlığı, soğuk algınlığı ve astıma karşı kullanılır.

    Zerde çöp: Kuvvet verici ve mîdeyi koruyucudur.

    Zulumba: Mîde rahatsızlıklarında ve hemoroitte kullanılır.

    Mesir mâcunu; kuvvet verici, sindirimi kolaylaştırıcı, iştah açıcı, hormanları harekete geçirici, yorgunluğu giderici ve zehirli hayvanların sokmalarına karşı bağışıklık kazandırıcı özelliğe sâhiptir. Mesir mâcununun bu tıbbî faydaları yanında; mâcun kullanıldığında çocuğu olmayanların isteklerine kavuşacağı ve bir yıl boyunca çeşitli hastalıklara iyi geleceği gibi halk inançları da vardır.

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0