+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 7 Sayfa bulundu

Mehteran / Mehteran nedir / Mehteran hakkında

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Kültürel Konular Forumunda Bulunan  Mehteran / Mehteran nedir / Mehteran hakkında Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Avrupalı askeri bandoların model olarak aldığı, Osmanlı askerlerinin moral kaynağı Mehteran, bugün çağdaş bestecilere de esin kaynağı oluyor. Önceleri çevgendim, ...

  1. #1


    Tanımlı Mehteran / Mehteran nedir / Mehteran hakkında







    Avrupalı askeri bandoların model olarak aldığı, Osmanlı askerlerinin moral kaynağı Mehteran, bugün çağdaş bestecilere de esin kaynağı oluyor.


    Önceleri çevgendim, şimdi zil çalıyorum” diye anlatıyor, Merinos fabrikasından emekli Ahmet Uluş ve devam ediyor: “Dini müzikleri sever ve dinlerdim hep, o yüzden mehterana katıldım...” 79 yaşındaki Uluş, 1961 yılından bu yana BUR–HOY mehter takımında çalışmalara katılıyor. Osmanlıların ilk başkenti olan ve mehteranın ilk kez kurulduğu kabul edilen Bursa’da çalışmalarını sürdüren mehter takımı cuma günleri Tophane meydanında halka konser veriyor; festivaller, kurtuluş günleri ve açılışlara katılıyor.

    BUR–HOY Dernek Başkanı Mesut Özkeser, “Bizim faaliyetimiz kültürel amaçlı. Bursa dışındaki görevlere çıktığımızda elemanlarımızın iaşe, ibate ve yol masraflarını talep ediyoruz sadece” diyor. Her salı çalışma yapan ve çoğunluğu esnaftan oluşan Bursa mehterleri, Harbiye Askeri Müze mehteranını kendisine örnek alıyor.

    Türkiye’nin çeşitli yerlerinde esnaf ve öğrencilerin oluşturduğu pek çok mehter takımı bulunuyor. Giysi ve enstrümanlarıyla 18. yüzyıl Osmanlı mehteranını temsil eden ‹stanbul Askeri Müze Mehteranı ise 1953’ten bu yana resmi törenlere ve yurtdışındaki etkinliklere katılıyor. Osmanlı döneminde çeşitli askeri merkezlerde bulunan mehterandan başka, İstanbul’da sayıları bini aşan mehter esnafı (sanatkârı) vardı. Günde iki kez belirli yerlerde nevbet vurur ve savaş dönemlerinde saray mehteranına katılırlardı. Mehter esnafı, saray mehteri gibi padişahtan ulufe almaz, düğün ve şenliklerde çalarak halkı eğlendirir; geçimlerini bu yolla sağlardı. Savaş öncesi düzenlenen Alay yürüyüşlerinde ve şenliklerde ise kendilerini ücret karşılığı davet eden esnaf kuruluşlarının arkasında törene katılırlardı. Bugün bu geleneği yaşatmaya çalışan Eyüp Belediyesi (İstanbul) bünyesindeki Eyüp Sultan Mehteranı da emekli ve esnaftan oluşuyor.

    Eyüp Sultan Mehteranı’nda Türkiye’nin en küçük mehteri davul çalıyor. Cansın Gören henüz beş yaşında. Konuşma tembelliği olan ve şimdilik birkaç sözcükle yetinen Cansın’ın annesi Beyza Gören, “Cansın’da ritim algılaması iki buçuk yaşında belirdi” diyor. Mehter müziğine özel bir ilgileri yok ama yakın olduğu için Eyüp Sultan Mehteranı’na geldiklerini anlatıyor. Cansın aynı zamanda Okay Temiz’in ritim atölyesine de devam ediyor. Cansın için özel davul ve kös yaptıran annesi perşembe günleri çalışmalara ve cuma günleri Eyüp Sultan Camii önündeki konsere katılan oğlunun hep yanında. Çorbacıbaşı Sıtkı Kızıltunç, “Mehter bizim için muhafazakâr ve maneviyatçı kimliğimizi ifade etmenin yollarından biri. Hafızlık yaptığım için sesimle de katılıyorum çalışmalara” diyor ve sözlerini sürdürüyor: “Ücret karşılığı özel günlere, güreşlere, sünnet düğünlerine, siyasi parti toplantılarına katılıyoruz.” Athena’nın 12 Dev Adam şarkısının klibinde rol alan Eyüp Sultan Mehteranı, Fazıl Say ve Sertab Erener’le bir reklam filmi çekimine de katılmış. Mehterbaşı Hasan Hüseyin Yel, Askeri Müze Mehteranı’ndan emekli olduktan sonra, buradaki çalışmaları yönetiyor. Yine Askeri Müze’den emekli zurnazenbaşı Kırklarelili Ekrem Sergen’i işaret ederek, “Mehter müziğine en iyi uyum sağlayan zurnacılar Trakya’dan çıkar” diyor. 17. yüzyılda yaşamış ünlü besteci zurnazen Ahmet Çelebi de Edirneli’ydi. Ondan günümüze ulaşan “rakkas peşrevi” adlı oyun havası, araştırmacı Haydar Sanal’a göre eşine az rastlanır güzellikte.

    Yel, mehter camiasını en rahatsız eden konu olan “2 adım ileri 1 adım geri” yakıştırmasına da açıklama getiriyor: “Bu yürüyüş şeklinin mehterin yeniden kurulmasına karar verildiği 1952 yılında uygulamaya konulduğunu biliyoruz. Bunu benden önceki mehterbaşı Ahmet ? en, ilk kurucular Hasan Tahsin Parsadan ve Cemal Cümbüş’ten duymuş...” Tarih araştırmacısı Pars Tuğlacı da bu iddiadan söz ediyor.

    Mehterin alay yürüyüşü sağ ayakla başlayıp, üç adımda bir yarım sağa ve sola dönüşlerle, davulun ritminde dakikada ortalama 96 adımla ilerliyor günümüzde. Yeniçeri sekmesi de denilen düz yürüyüş ise sol ayakla başlayıp, marş usulü sofyan ritmiyle sağa ve sola dönüş yapmadan, yaklaşık dakikada 120 adım temposu ile yapılıyor.

    Yürüyüş düzeninde en başta çorbacıbaşı; onun arkasında devleti, bağımsızlığı ve islamı temsilen al, ak ve yeşil sancaklar; sonra iki zırhlı muhafız arasında, ortada hücum tuğu bulunan 3 tuğ; arkalarında mehterbaşı; sonra sırayla çevgenler, zurnazenler, boruzenler, nakkarezenler, zilzenler, davulzenler ve en arkada at üstünde köszen bulunuyor. Mehteranın konser düzeni ise ortada mehterbaşı olmak üzere hilâl şeklinde. Osmanlı’nın farklı dönemlerinde farklı renklerin görüldüğü mehter giysilerinde bugün Askeri Müze’nin uyguladığı 18. yüzyıla ait örneğe göre; mehterbaşı, çevgenler ve sazbaşları kırmızı kavuk takıp, kırmızı cüppe içine sarı–kırmızı–mavi çizgili üç etek giyiyor; yemenileri ise sarı renkli. Diğer çalgıcılar lacivert kavuk, aynı renk cüppe ve içine üç etek giyip, kırmızı yemeni kullanıyor; şalvarlarının rengi de kırmızı.

    Mehterin en renkli ve çeşitli görüldüğü yer, Manisa’nın Turgutlu ilçesi. Nüfusu 100 bini geçen kasabada yedi mehter takımı var. 40 yıldır trompet çalan Oğuzhan Mehteran Derneği üyesi Ahmet Hoşgenevli, “Buradaki mehterler işi ticarete döktü,” diyor. Hoşgenevli’ye göre sektörde yaklaşık 250 kişi çalışıyor ve bu iş 1000 kişinin geçimine katkıda bulunuyor. “Benim yevmiyem 75 YTL, sezonda 60 gösteriye katılsam elime 4500 YTL geçer” diye ekliyor.

    Turgutlu’nun geçmişi müzikal anlamda oldukça zengin: İki parti bandosu, tanınmış besteci ve ses sanatçılarının yetiştiği Arsevenler Musiki Cemiyeti ve sonra da mehter takımı...

  2. #2


    Tanımlı Ce: Mehteran / Mehteran nedir / Mehteran hakkında





    Mehteran hakkında güzel bir yazı olmuş..

  3. #3


    Tanımlı Ce: Mehteran / Mehteran nedir / Mehteran hakkında





    Dünyanın en eski bandosu olarak kabul edilen Mehter’in tarihi VII. Yy. da yazılmış ve Türk tarihinin en eski yazılı kaynağı olan Orhun yazıtlarına kadar uzanmaktadır.Mehter, Türk kahramanlığının ve evrensel boyutlara ulaşmış anlayışının günümüzdeki görkemli bir anıtıdır.


    Dünya askeri tarihinin bu ilk bandosu geçmiş dönem Türk müziğinin coşkulu ritimlerini de bugüne taşımaktadır.

    Mehterin giysileri renk ve biçim bakımından ayrı bir güzellik arz eder.Giysilerinde tüm renkleri görmek mümkündür. Kullandığı enstrümanlar kaba zurna,boru, kös, davul, nakkare, zil ve cevgendir.

    Askeri müzik tarihinin başlangıcı ve dünya askeri bandolarının temel taşı olarak kabul edilen Mehter, bugün Genel kurmay Başkanlığı’na bağlı İstanbul askeri Müze ve Kültür sitesi bünyesinde faaliyetlerini sürdürmektedir.

    Yurt içinde yurt dışında verdiği konserlerle tüm dünyanın ilgisini üzerine çeken Mehter, varlığını ve etkili gücünü asırlar sonra bugün de sürdürmekte, Türk toplumunun gönlünde sıcak yerini korumaktadır.



    MEHTER, Osmanlılar'da, askerî musukiyi icra eden topluluğa verilen isim. Farsça'da mihter olarak geçen mehter kelimesi, ekber (en büyük), âzam (pek ulu) mânâsında bir ism-i tafdildir. Türkçeye bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden mehter, çoğulu olarak da mehterân yerleşmiştir.

    Mehter, bölüklere ayrılır, aynı çalgı aletini çalanlar, alemdarlar birer bölük teşkil ederlerdi. Her bölüğün "ağa" tabir edilen bir âmiri bulunurdu. Davulcubaşına ise "baş mehter ağa" denirdi. Ayrıca bir de Mehterbaşı vardı. İkinci bir mehterbaşı daha vardır ki, bundan ayrı olup, Saray Çadırcılarının başıdır. Mehter teşkilatı, "emir âlem"e tabiydi.

    Selçuklu Sultanı İkinci Gıyaseddin Mesud'un 1284 yılında Osman Gazi'ye gönderdiği bir fermanla kendisine, Eskişehir'den Yenişehir'e kadar bütün Söğüt bölgesi ve havalisi sancak olarak verildi. Fermanla birlikte Osman Gazi'ye emirlik alemeti olan "tuğ", "âlem", "tabi" ve "nakkare" de gönderilmişti. Ferman, Osman Gazi'ye Eskişehir'de bir ikindi vakti takdim edildi. Osman Gazi ayakta durarak nevbet vurdurdu (çaldırdı). Fatih Sultan Mehmed Han zamanına kadar nevbet vurulurken padişahların ayakta dinlemesi âdetti.
    Mehter teşkilatına bağlı iki türlü mehterhane vardı. Biri resmi teşkilata bağlı olan calici mehterler, diğerleri esnaf mehterleriydi. Resmi mehter, padişah mehteriydi ki, buna "mehterhane-i tabl-i âlem-i hassa" denirdi. Sonraları, mehter sadece padişah ve orduya ait olmaktan çıktı. Her vezir dairesinde bir mehterhane bulundurulması âdet oldu.

    Fatih devrindeki mehterhanede dokuz zilsen (zil çalan), dokuz nakkâzen (kadûm çalan), dokuz boruzen (boru çalan), dokuz tablzen (davul çalan), dokuz çavuş ve bir iç oğlan vardı. Altmışdört kişilik mehterhane takımına "dokuz kat mehter" adı verilirdi. Padişahın mehterleri oniki kat olurdu. Oniki kat mehterhanede her çalgıdan onikişer adet bulunurdu. Padişah sefere çıktığı zaman mehter takımı oniki misline çıkarılırdı. Sefer ve harp esnasında padişah mehterhanesi, saltanat sancaklarının altında durup, nevbet vururdu. Bundan başka ikindi vakti, otağ -ı hümâyûn önünde nevbet vurmak âdetti.

    Hükümdar mehterleri beş vakit vururlardı. Bundan başka padişah cüluslarında, kılıç alaylarında, harplerde zafer haberi geldiği zaman ve arife divanlarında nevbet vurulurdu.

    Mehterler, harp meydanlarında gece karanlığında bile ordugâh nöbetçilerinin uyumaması için devamlı çalar ve aynı zamanda da "yektir Allah," diye bağırırlardı. Harp esnasında ise, padişahın veya seraskerin yanında durup, harp boyunca askerin cesaretini arttırmak ve düşmana dehşet vermek için çalardı.

    Vezir mehterhaneleri, ikindi ve yatsı namazları kılındıktan sonra olmak üzere, günde iki defa vururdu. Bunlardan birincisi akşam yemeğinin ikincisi de uykunun işaretini verirdi. Sivil mehterler, kendilerine mahsus nevbet yerlerinde yatsı namazından sonra ve sabahleyin nevbet vururlardı. Eski zamanlarda öğle yemeği, "Kuşluk" namıyla öğle namazından evvel, akşam yemeğinde ikindi namazından sonra yenilir ve yatsı namazından sonra uykuya yatılırdı.

    Mehterhane, her ikindi vakti başları, içoğlan baş çavuşunun yahut muadili olanın, "vakt-i sürür ve safa mehterbaşı hey!., hey!" suretindeki nidası (çağırması) üzerine, mehterbaşı ağa elinde zurna olduğu halde bandoya pişrev (önder) olarak Vezirin, Yeniçeri ağası dairesinde ise ağanın oturduğu arz odasının önüne gelir, temenna eylerdi. Bu sırada evvelce "vakt-i sürür ve safa" diye bağırmış olan başçavuş veya muadili; "Eshab-ı hacât ve arzuhal sahipleri var mı?" diye sorardı. Arzuhal sunmak isteyenlerin arzuhallerini alıp vezire yahut Yeniçeri ağasına verirdi. Bu iş bitince heyet bir daire teşkil ederek çalmaya başlardı. Dua ile de merasime son verilir ve çalanlar birer temenna ile çekilirlerdi.
    Mehter Duası: Allah Allah, Celilii'l-cebbâar, Muinü's-settâr Hâliku'l-leyli ve'n-Nehâr, lâyezâl, zü'l-celâl, birdir Allah! Ânın birliğine. Resul ü Enbiyâ Peygamberimiz Cenâb-ı Ahmed-i Mahmud-u Muhammed Mustafa (bütün efrâd elleri göğsünde olmak üzere rükûa gelir gibi eğilirler, padişah geldiği zaman ise sadece baş eğer, daha fazla eğilmezler) Âl-i evlâd-ı Resul-ü Mücteba imdâd-ı ruhâniyetine! Pîrân, mürşidin, aşıkîn, kur'agerîn, vasilin, hamele-i Kur'ân, güzeştegân, ehl-i imân ervahına, avni inayetine! Halifetü'l-İslâm es-sultân İbni's-Sultan bil-cümle İslâmın nevât ve seâdet ve selâmetine, pirler, erenler, üçler, yediler, kırklar, göçenler, demine devrânına "Hû" diyelim "Huuu" denildikten sonra; bütün mehter takımı, davul ve zilleri şiddetli vurarak dokuz defa "Hû" çekerlerdi. Sonunda da üç defa kös vururlardı.

    Mehterin kendine has bir yürüyüşü vardır. Üç adımda bir durur, yarım sağa ve yarım sola dönerdi.Yürüyüş esnasında mehter efradı, hep bir ağızdan, "Rahim Allah, Kerîm Allah" derlerdi.

    Mehter takımının yürüyüş nizamında merasime iştirak şu sıraya göre tertip edilirdi. Önde çorbacıbaşı unvanını taşıyan ve başında "üsküf bulunan mehterân bölüğü komutam, onun arkasında sol tarafta zırhlı muhafızı ile birlikte yeşil sancak, ortada istiklâl alâmeti olan ak sancak, sağ başta ise zırhlı muhafızı ile birlikte kırmızı sancak bulunurdu. Sancakların arkasında ise üçerli koldan üç sıra hâlinde dizilmiş dokuz tuğ gelirdi. Sağ tarafta kırmızı sancağın arkasında ise. Yeniçeriler tarafından taşınan "hücum tuğu" yer alırdı. Tuğlardan sonra ortada mehterbaşı bulunurdu. Mehterbaşından. sonra ise sıra ile; mehterin iki katı adedince çevgenler (okuyucular), zurnazenler, boruzenler, nekkareler, zil-zenler ve davul çalanlar gelmekteydi. En arkada ise bir at sırtında taşınan kös bulunmaktaydı
    Mehter Harp Duası (Harp Gülbankı): Euzubillâh, Euzubillâh... Hûda'ya şükr-i bîhad, lâi-lâhe illallah! El-melikü'1-Hakku'l-mülân! Muhammedü'r -Resulullah, Sadıkü'l-Va'dül emin! İnnâ Fetahnâ leke fethan mübinâ ve yensurekallâhu nasran azîzâ! Ey padişah-ı halifetullah, el-islâmu aleyke avnullah! Sensin haris-ı dîn-i mübîn, harîs-i Şeriatullah! Uğrun açık olsun ey Padişahım Emr-i ikbâlin mecid! Hûda kılıcını keskin eylesin, nur-ı şan satvetine gün gibi medît! Rûh-ı pâk-ı Fahr-i âlemi hoşnut etsin, Hak gazay-ı ekberin etsin mübarek ve saîd...

    Takımın içinden evvelce seçilmiş dik ve güzel sesli biri tiz perdeden: "Nasrunminallahi ve fethün karîb. Ve beşşiri'l-mü' mın'ın" âyetini okur. Üç defa "Allah" diyecek kadar dururdu. Sonra bütün âletlerle beraber davullar ve kösler hafif vurarak ve devamlı teramole yaptığı sırada hep bir ağızdan "Allah Allah" deyince susarlar, gülbank devam ederdi.

    "Eli kan, kılıcı kan, sinesi üryan, ciğeri püryân. Meydan-ı şehadette Allah yoluna revân. Gazay-ı şühedâya Cemal-i Hak görünür ayan. Kahrımız, gazabımız düşmana ziyan!

    Ya Rahman! Denilerek eyyam-ı âdiye gülbankin-deki "Resul-i Enbiya" kısmına geçilir ve aynı şekilde "Hu diyelim Hu!" diyerek bitirildi.

    Sonra, bazen "Yektir Allah", bazen de "Ya Fettâh" diye haykırırlar ve baş eğerek geriye döner ve dağılırlardı.

    Mehter konserleri "Vakt-i sürûr-u sefa": Mehterân daire seklinde nevbet nizâmını teşkil ederler, nekkarezenlerin oturup, diğerlerinin ayakta durma-sıyla da hilâl görünümü verirlerdi. Kösler hilâlin orta ilerisine konurdu. İçoğlan başçavuşu, mehter faslı başlamadan önce daireden çıkarak ortaya gelir ye:

    "Vakt-i sürûr-u sefa, Mehterbaşı Ağa! Hey! Hey!" diye bağırırdı. Bu sırada hazır bulunanların dikkatlerini çekmek için nakkarelerle, sofyan usûlünde üç tempo atılırdı. Nakkareler çalarken de, mehterbaşı Ağa mehterin önüne gelir:

    "Merhaba ey mehterân!" der ve sağ elini göğsüne koyarak mehteri selâmlardı. Mehterân da hep beraber sağ ellerini göğüsleri üzerine koyarak koro hâlinde:

    "Merhaba, Mehterbaşı Ağa!" diyerek karşılık verirlerdi. Daha sonra Mehterbaşı Ağa:

    "Hasduuur!" diyerek çalınacak makamı ve eserin adını söylerdi. (Meselâ: "Der fasl-ı Acem âşirân, cihâd-ı Ekber Marş" derdi.) Hemen arkasından:

    "Haydi y'Allah!" diyerek mehteri icraya geçirirdi.

    Nevbet bitince mehter gülbankı (duası) okunur ve fasl sona ererdi.

    Mehterin Avrupa'ya tesiri: Avrupalılarca, onsekizinci asırdan itibaren "Yeniçeri müziği" diye adlandırılan müzik; evvela, benimsenmiş, bilahare Polonya, sonra Avusturya ve daha sonraları bütün Avrupa'da onların tabiri ile Yeniçeri bandoları kurulmuştur.

    Bestekâr Mozart ve Hayd da, mehter musikîsinin tesirinde kalarak, meşhur bestelerini meydana getirmişlerdir. Alman besteci Beethoven, "Büyük Senfoni"sinin son bölümünü, mehterin kös, davul ve zurnasıyla seslendirmiştir. Beethoven, "Türk marşı"nı mehterin bir cenk havasından adapte etti. Avusturyalı bestekâr Mozart'ın "Türk Marşı", Türk askerlerinin "Allah Allah" nidalarının, nakarat olarak tekrarından müteşekkildir. Viyana Kraliyet Orkestra Şefi Gluck bu yıllarda, sarayda verdiği konserlerinde, repertuvarına mehter bestelerini almış ve orkestrasında çaldırmıştır. Alman bestekâr Wagner, bir mehter konserini dinlerken heyecanlanmış, kendisini tutamayarak "İşte musikî buna derler!" demiştir.

    Mehter musikîsi gibi, mehter teşkilâtı da Avrupa'ya tesir etti. Onsekizinci yüzyıl içinde önce Avusturyalılar, sonra Prusyalılar, daha sonra da Ruslar, Almanlar ve Fransızlar mehter teşkilâtına benzer mızıka takımlarını kurdular.

    Osmanlı Devleti'nin ömrü boyunca, gittikçe mükemmelleşen mehter, Yeniçeri ocağının lağvı ile beraber yerini "Mızıka-i Hümayuna" bıraktı.

    Günümüzde Mehter: Mehter, 1911'de Ahmed Muhtar Paşa tarafından "Mehterhâne-i Hâkâni" adiyle yeniden kuruldu. 1914' de kuruluş tamamlandı. Birinci Dünya Harbinde Başkumandan Vekili Enver Paşa'nın emriyle teşkilât, orduya tamim edildi. İstiklâl Harbi'nde de mehterhane hizmet verdi. Cumhuriyetin ilanından sonra, Millî Savunma Bakanı, mehteri saltanat alâmeti sayarak lağvetti. 1950'den sonra, Genelkurmay Başkanı Nuri Yamut'un direktif ve desteğiyle mehterin yeniden tesisi çalışmaları başladı. 1953'de yeniden tesis edildi; Daha sonraları çeşitli okul, dernek ve kuruluşlarda mehter takımları kurdular. 12 Eylül 1980 Harekâtından sonra, yalnız Genelkurmay Başkanlığı Harp Dairesi Askerî Müze Müdürlüğü bünyesindeki mehteran bölüğü, faaliyetine devam etmektedir. İstanbul'daki Askeri Müze'de Pazartesi, Salı hariç, haftanın diğer günlerinde saat 15.00-16.00 arasında mehterbaşının idaresinde bir saat çalmaktadır. Bilhassa turistler ve meraklılar büyük alâka göstermektedirler.MEHTERAN BÖLÜĞÜ
    Mehter takımı iki bölüm, yedi takımdan oluşmaktadır.Birinci bölüm Sancak takımıdır. İkinci bölümde önce Cevganlar bulunur arkalarında sırasıyla Zurnazenler, Boruzenler, Nakkarezenler, Zilzenler ve Davulzenler yer alır.



    Cevgen
    Mehterde ucunda küçük ziller bulunan bir sopa şeklinde müzik aletini kullananlara verilen isimdir . Bu müzik aleti de sadece Mehtere has bir müzik aletidir. Başka yerde kullanılmaz.

    Zurnazen (Ser zurnazen)
    Mehterde Zurna çalanlara verilen isimdir. Zurna da bize has bir müzik aleti olma özelliğini halen korumaktadır. Mehterin kaldırıldığı her dönemde Zurna davulla beraber halkın gönlündeki yerini her zaman korumuştur.

    Boruzen (Ser nefiri)
    Mehterde boru çalanlara verilen isimdir. Boruda Dünyada bütün orkestralarda, müzik gruplarında mızıka takımlarında kullanılmıştır ve halen kullanılmaktadır.

    Nakkarezen (Ser nakkarezen)
    Nakkare (Kudüm) ağızları deri kaplı , birbirine bağlı farklı büyüklükte iki çömlekten oluşan bir çalgı olup mehterde bunu çalanlara Nakkarezen ismi verilmektedir.

    Davulzen (Ser tebbal)
    TEBBAL : Mehterde Davul çalanlara verilen isimdir. Davul; Türklerin çok eskiden beri kullandıkları baş çalgıdır. Kaynağı Orta Asya'dır. Davul, Selçuklu Türkleri'nce Anadolu'ya getirilmiş, Osmanlı Türkleri aracılığıyla da Avrupa'ya yayılmıştır.

    Kös
    Mehterde Kös çalan kişiye verilen isimdir. Daha önceleri Kös sadece padişah mehterlerinde kullanılırdı. 3.Selim diğer mehterlere de Kös konulmasına izin vermiştir.

    Zilzen (Ser zincirî)
    Mehterde Zil çalanlara verilen isimdir. Mehter de yüzyıllardır kullanılmakta olan Zil bu gün de tüm askeri ve sivil bandolarda ve orkestralarda kullanılmaktadır.

    Çorbacıbaşı
    Mehterin yürüyüşü sırasında en önde yürüyen kişidir

    Sancaklar
    Mehterde üç sancak bulunur. Kırmızı sancak (Kırmızı zemin üzerine beyaz üç hilal) , Yeşil sancak (Yeşil zemin üzerine beyaz üç hilal) ve ıstiklal alameti olan Ak sancak. Bunları taşıyanlara Sancaktar ismi verilir.

    Alntı

  4. #4


    Tanımlı Ce: Mehteran / Mehteran nedir / Mehteran hakkında





    Mehter Nedir?


    Mehter dost, sevgi, birlik ve kahramanlık ocağıdır. Mehteri kendine has özellikleri ile korumak yaşatmak gelecek nesil'e bırakmak her Türk'ün görevidir. Mehter; mızıkacı, çadırcı, kavas gibi muhtelif manalarda kullanılmış bir tabirdir Mehter Farsça " Mehter" kelimesinin Osmanlılarca Ulu-Büyük manasına gelen bir kelimesinden alınmıştır. Dilimizde bu kelimenin Arapçalaştırılmış şekillerinden " Mehter" kullanılmaktadır.








    ♠♠♠♠♠♠




    Mehterin Önemi


    Bu konuyla ilgili Evliya Çelebi'nin, Sultan 4.Murat devrinde büyük bir ordu olayını Şöyle anlatır. "Mimarların mı, yoksa mehterlerin mi alayda önceliği konusunda karar verilemez. Bu hususda görüşmek üzere Mimarbaşı ile Mehterbaşı Sultan Murat'ın huzuruna çıkarlar; Mimarbaşı başlar söze: Padişahım! Mehterler pirsiz esnaf olup Cemşid sanatını tutmuş bir alay Deccal kavmidir, biz padişahımıza saraylar, selâtin camileri, köGoogle Page Rankingüler yaparız, İslam ordusunda lüzumumuz, hizmetimiz vardır; elbet mehterlerden evvel geliriz! Der.

    Bunun üzerine mehterbaşı da şu iddiada bulunur;


    Padişahım! Hangi bir tarafa gitseniz mehabet, şevket, salâbet ve şöhretiniz için, dosta düşmana karşı davul, kudüm, nefir döverek gitmeniz lazımdır. Cenk Meydanlarında gaziler cenge salmak için köslere biz tokmak çalarız ve askeri şevke getirip biz kaldırırız, padişahımız bir şeye üzülse huzurunda oniki makam, yirmi dört şube, yirmi dört sul, kırk sekiz terkip musiki faslı edip, padişahımızı neşelendiririz. Eski hükema; saz ve söz hanende, âdemin gönlüne safa verir, demişler. Biz de ruha gıda verir esnafız. Bahusus ki nerede Resulullah'ın âlemi olsa, orada dabl-ı Al-i Osman bulunmak gerekir...



    Bunun üzerine Sultan 4.Murat, mehterlerin mimarlardan evvel geçmesini irade buyurur...






    ♠♠♠♠♠♠





    İstanbul'un Fethinde Mehter


    Fatih Sultan Mehmet, Fethin devam ettiği bir sabah şafakla beraber topçularının yanına gitti. Toplar atılırken, Okmeydanı'na dolmuş binlerce ulema, hep bir ağızdan tekbir getirmeye başladılar. Yüzlerce davul ve zurnadan oluşan devasa bir mehteran düşünün. Osmanlı ordusuyla beraber, savaş meydanında bulunuyor.








    Fatih Sultan Mehmet, İstanbul surlarının önüne geldiğinde, 300 kişilik mehter takımında, 100 zurna, 70 davul durmadan çalıyor; kalp ve ruhları coşku ve heyecana getiriyor. Okmeyda'nındaki ikinci mehter de Haliç surlarına hücum eden kıtaların harp şevkini artırıyordu. Gök gürültüsünü andıran korkunç ve insanın içini ürperten sesler çıkarıyorlar, topların seslerini bile susturuyorlardı. Yine Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'a giren muhteşem zafer alayının ortasında, gözlerini yıkılmış surlara dikti, sonra atını ileri sürdü. Maiyet bölükleri, yeniçeri arkasındaki mehteran, davul ve zurnalarını çalarak devirler açıp kapayan, asırlar önce müjdelenmiş olan bu mutlu güne mutluluk katıyor ve cenk havası çalıyordu. Zaferlerden sonra ezan okunur ve mehter çalınırdı.






    ♠♠♠♠♠♠




    Avrupa'da Mehter Musikisinin Ne Gibi Etkileri Olmuştur


    18. Asırdan itibaren birçok memleketlerde mehteran bölüklerinden etkilenerek buna benzer gruplar kurulmaya başlanmıştır.


    Bestekâr Mozart ve Haydn da mehter müziğinden ilham alarak meşhur bestelerini meydana getirmişlerdir.


    Büyük Alman bestecisi Beethoven'in büyük senfonisinin son bölümü, mehterin kösüyle, davulu ve zurnasıyla seslendirilmiştir. Beethoven'in Türk Marşını mehterin bir cenk marşından adapte ettiği bilinmektedir.


    Yine Avusturyalı Bestekâr Mozart'ın, Türk askerlerinin hatıralarını terennüm eden Allah Allah seslerini nakarat halinde kullanarak, Türk Marşı diye bir eser meydana getirdiği de vakıadır.







    Alman bestekârı Wagner bir mehter konserini dinlerken heyecanlanmış, kendisini tutamayarak " İşte musiki buna derler" diye mehter hakkında hissiyatını ifade etmiştir.



    18. YY. içinde Avusturyalılar ve Prusyalılar, daha sonra Ruslar, Almanlar ve Fransızlar mehter teşkilatından etkilenerek mızıka takımları kurmuşlardır.


    ♠♠♠♠♠♠





    Mehterin Tarihçesi


    Mehter Dünyanın ilk ve en eski alaturka Ordu bandosudur.


    Hun'lar zamanındaki adı Tuğ olan ve vurmalı sazlarla nefesli sazlardan oluşan askeri mızıka okulunun Fatih'ten sonra aldığı isim, Hun'lardan beri Türk savaş tekniğinin vazgeçilmez unsuru olan askeri müziğin amacı, çok uzaklardan duyulan ve gitgide yaklaşan gök gürültüsüne benzer yabancı bir müzmin sesiyle düşmanın moralini bozup savaşacak güç bırakmamak, düşmanı teslim almak suretiyle harbi en kısa zamanda bitirmek ve böylece bir bakıma insan kıyımını önlemektir.


    Dünyanın en eski askeri bandosu olan mehtere ilk olarak Orhun Kitabelerinde rastlanmaktadır. Bu kitabelerde “Kübürge” ve “Tuğ” olarak anlatılan askeri bandonun,11. yy. yazılmış Divan-ü Lügat-it Türk’te Hakanların huzurunda müzik yaptığını anlatılır. O zamanlarda küvrük (kös), tomruk (davul), çenk (zil) ve nay-i Türkî adındaki sazlardan oluşan “Tuğ” lar, savaşlarda ve özel günlerde müzik yapmaktaydılar. Ayrıca “Tuğ” Türklerde hâkimiyetin de sembolü olmuştur.







    Selçukluların T'abılhâne veya Nevbet hane dediği bu kurumda Hunlardan beri ikisi nefesli, dördü vurmalı altı temel çalgı yer almıştır: İslamiyet ten sonra adları zurna, boru (nefir veya şahnay), çevgan, zil, davul ve kös'e çevrilen yurağ, boygur, çöken, çanğ, tümrük ve küvrük. Savaşta ordunun önünde giden kös, davul, nakkare, zil, çevgan, çalpara, çengi harbi, zurna ve boru gibi yüzlerce vurmalı ve nefesli çalgının çalacağı müzik, savaş, tören ve oyun (spor) amaçları için özel olarak bestelenirdi.

    Osmanlı imparatorluğuna Anadolu Selçuk Türklerinden geçmiştir. Şöyle ki Osman Gazi'nin kurduğu Beylik; Bizanslılara karşı birçok önlemli savaşlar kazanmış olup topraklarını genişletmiştir. Bu savaşlar neticesinde Osman Gazi'nin, Selçuklu hükümdarı Aladdin Keykubat'a yararlığını göstermek ve bu savaşlarda kazandığı bazı harp ganimetlerini Selçuklu Hükümdarına hediye olarak göndermiştir. Bu arada İnegöl kalesini de kuşatarak beyliğine dâhil ederek büyütmüştür. Bu olaylardan çok memnun kalan Anadolu Selçuklu Hükümdarı adamlarında Kara Balaban Çavuş vasıtasıyla 1284 tarihinde Osman Gazi ' ye bir ferman göndererek kendisini kutlamış ve Emirlik payesi ile İstiklal (Egemenlik) sembolü sayılan Tuğ, Âlem Tabıl (Davul) Nakkare (Çiftenara) Hakkaniyeti, Adaleti temsilinde Ak (Beyaz) renkte sancak göndermiştir. Osmanlılarca Tablı Ali'i Osman adı ile anılan ilk mehter nevbeti (Konser) 1289 tarihinde Bileciğin bir kasabası olan söğüdün büyük Mescit meydanında Osman Gazi ve silah arkadaşlarının huzurunda bir ikindi vakti ayakta dinledikleri bir nevbet (Konser) ile Osmanlının hazarda ve seferde çok büyük hizmetler verecek olan Mehter takımı kurulmuş olur.


    Osman Gazi ve silah arkadaşlarının ayak üzere dinledikleri bu nevbet (Konser) Selçuklu hükümdarına gösterdikleri hürmetten dolayıdır. Bu adet Osman Gazi'den sonraki Padişahlarca da devam etmiştir.








    Mehterin aynı makamda birçok parçayı art arda çalıp söylemesine nevbet vurma denirdi. Önceleri günde beş kez her namazdan önce nevbet vuran Mehterhane-i Hakanı, II. Mehmet döneminde yalnız ikindi namazlarından önce çalmaya başladı. Bunun dışında cüluslarda, kılıç alaylarında, zafer müjdesi geldiğinde, arife divanlarında, şehzade ve sultanların doğum ve sünnet düğünlerinde de çalardı. Barış zamanında özel yerinde çalan Mehterhane-i Hakanı, seferde padişahın (o yoksa serdarın) çadırı önünde nevbet vururdu. 17. yüzyılın sonunda ve 18. yüzyılda Topkapı Sarayı'nda Demirkapı denen yerde, ayrıca Eyüp sultan, Kasımpaşa, Galata, Tophane, Beşiktaş, Rumelihisarı, Yeniköy, Kavak, Beykoz, Anadoluhisarı, Üsküdar gibi semtlerde geceleri yatsı namazından sonra ve halkı sabah namazına kaldırmak için güneş doğmadan hemen önce nevbet vurulurdu.


    Bu olayı tevid eden Hadidi tarihinde şöyle der:

    Henüz (Halen) Var Padişahlarda Adet Ayak Üzre Dinlerler Çalınsa Nevbet

    Mehter takımı yüzyıllar boyunca 3 kıtada Asya, Afrika ve Avrupa'da hazarda ve seferde önemli görevler yapmıştır. Bilhassa savaşlarda Türk ordularına verdiği heyecan ve kahramanlık ifade eden Mehter musikisi marşları ile Türk ordusu karşısında bunalan düşman orduları Türk Sancağından önce Mehter takımına hücum ederek onu susturup saf dışı bırakma faaliyetlerine girişmişlerdir.







    16, 17 ve 18. yy.da yetişen Bestekâr ve icracıları eliyle askeri musiki sanatının zirvesine ulaşan mehter musikisi hem savaşlar, hem Osmanlı elçi veya heyetlerine eşlik eden şatafatlı takımlar münasebetiyle tanındığı Avrupa'da önce ordu birliklerini, sonra da bestecileri etkilemekte gecikmedi. Daha 1683'te Viyana'ya yürüyen Jan Sobieski'nin ordusuna mehter etkisiyle vurmalı çalgı arttırılmış bir askeri bando eşlik etmişti. Batılıların çoğunlukla Yeniçeri müziği anlamına gelen terimlerle adlandırdıkları mehteri ilk uygulayan Lehler oldu (l741): Avusturya, Rusya, Prusya ve İngiltere de arkalarından geldi.


    Daha sonra mehter, bünyesinde barındırdığı sazlardaki değişikliklerle kapatıldığı 1826 tarihine kadar gelişmesini sürdürür.


    Mehterhane 1828'de II. Mahmut tarafından kapatılmış, bunun yerine III. Selim'in yakın dostu Napolyon'un emekli bando subayı Giuseppe Donizetti'ye Mızıka-i Hümayun adlı Batı kopyası saray bandosu oluşturulmuştur.







    Dünyanın ilk askeri bandosunun tekrar yaşatılmaya başlanması ise Eski Yeniçeri bandosunu ve ordusunu sembolik olarak temsil etmek için mehter: 1914 yılında askeri müze bünyesinde yeniden kurulmuştur. Bu dönemde Mehter musikisini icra eden icracılara ek olarak, bir tuğ takımı ile yeniçeri ortalarını sembolik olarak temsil eden tarihi birlikte mehtere ilave olmuştur. Böylece askeri müzede faaliyete geçirilen mehtere tarihi bir hüviyet kazandırılmıştır. 1.Dünya savaşı, Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin ilk yıllarında askeri müzede varlığını sürdüren mehter: 1935 yılında tekrar kaldırılmıştır.


    1952 yılında ise askeri müze bünyesinde Mehter takımını yeniden kurdurularak daha sonraki yıllarda kurulacak Mehter takımlarının da önünü açmıştır. Bu tarihten sonra da Cumhuriyet Türkiye’sinde günümüze kadar yaşatılmıştır.



  5. #5


    Tanımlı Ce: Mehteran / Mehteran nedir / Mehteran hakkında





    Mehter Takımı İki Bölümden Oluşur



    Mehter takımının yürüyüş nizamında merasime iştirak şöyledir: Önde çorbacı başı (Emir-i Âlem) unvanını taşıyan ve başında "üsküf" bulunan mehteran bölüğü komutanı, onun arkasında sol tarafında zırhlı muhafızı ile birlikte yeşil sancak, ortada istiklal alameti olan ak sancak, sağ başta ise zırhlı muhafız ile birlikte kırmızı sancak bulunur.






    Emir i-alem (Çorbacı Başı)

    ♠♠♠♠♠♠




    Sancaklar ve Zırhlar



    Sancakların arkasında ise üçerli koldan üç sıra halinde dizilmiş dokuz tuğ gelir. Sağ taraftan kırmızı sancağın arkasında, yeniçerilerin taşıdığı hücum tuğu yer alır. Tuğlardan sonra ortada mehterbaşı bulunur. Mehterbaşından sonra ise mehterin iki katı adedince çevgenler (okuyucular), zurnazenler, boruzenler, nakkarezenler, zilzenler ve davulzenler gelmekte. En arkada ise at sırtında taşınan kös bulunmakta.






    Tuğlar


    ♠♠♠♠♠♠







    Mehteran Başı


    ♠♠♠♠♠♠







    Çevgen ------------------ Zurnazen

    ♠♠♠♠♠♠






    Boruzen----------------------
    Nakkarezen


    ♠♠♠♠♠♠




    Zilzen--------------------------
    Davulzen


    ♠♠♠♠♠♠







    Köszen



    Mehter takımı katlardan oluşur. 3 katlı, 5 katlı, 7 katlı, 9 katlı 11 katlı ve 13 katlı diye adlandırılır. En küçüğü 3 katlı, en büyüğü 13 katlı olarak kurulmuştur. Mehter takımında katlı demek her sazdan o katlı nispetinde Enstrüman <saz> bulunması demektir. Yani 5 katlı Mehter takımında, 5 zurna, 5 boru, 5 nakkare, 5 zilve, 5 davul var demektir. Buna göre 10 çevgen (diğer sazların iki misli) bulunur. 13 katlı Mehter yalnızca Padişaha aittir.



    ♠♠♠♠♠♠



    Mehter Diziliş Ve Yürüyüşü



    Mehter takımının kendine has bir yürüyüş şekli vardır.
    Yürüyüşlere daima Besmele ve sağ ayakla başlanır. Yürüyüş yapılırken her üç adımda atışta sağa ve sola dönülerek yürünür. Bu Mehter takımının sağa ve sola Rahimallah - Kerimallah manasına gelen selamlama yürüyüşüdür. Yoksa bazı çevrelerin ifade ettiği gibi iki ileri bir geri şeklinde değildir.








+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 1 2 SonuncuSonuncu

Geldik

türk marşı notaları

mehteran

mozart türk marşı notaları

mozart türk marşı

yeniçeri zırhı

askeri mızıka okulu askeri bando okuluTÜRK MARŞI NOTALARImehter çalgılarıtürk marşı notaları mozartağa melleosmanlı zırhlarıturk marşı notalarıosmanlı tipi zırhyeniçeri giysisizurnazen mustafa paşaMOZART TÜRK MARŞI NOTALARIosmanlı devletinde mehter hakında araştırmatürk marşı mozart 100 notasıosmanlı mehteranıw.a. mozart eserleri turk marsi notalarimozart türk marşı notaları mozartmuhafız alayıosmanlı zırhbüyük boy yazılı türk marşı notaları m0zartNakkare
Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0