+ Konu Cevapla
3 / 5 Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 5 SonuncuSonuncu
11 den 15´e kadar. Toplam 23 Sayfa bulundu

İsâ Aleyhisselâm - İsâ Aleyhisselâm Hakkında..

 BENİM DÜNYAM Katagorisinde ve  İnanc Dünyası Forumunda Bulunan  İsâ Aleyhisselâm - İsâ Aleyhisselâm Hakkında.. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>İsrail Oğulları İle Havarilerin Kendileri İçin Gökten Sofra İndirilmesini İstemeleri: İsâ Aleyhisselâm, İsrail oğullarına: "Sizler, Allah için, otuz gün oruç ...

  1. #11


    Tanımlı Ce: İsâ Aleyhisselâm - İsâ Aleyhisselâm Hakkında..







    İsrail Oğulları İle Havarilerin Kendileri İçin Gökten Sofra İndirilmesini İstemeleri:


    İsâ Aleyhisselâm, İsrail oğullarına:

    "Sizler, Allah için, otuz gün oruç tuttuktan sonra, ondan, isteyeceğinizi, iste­seniz de, size, istediğiniz şey verilse, olmaz mı?

    Çünkü, işçinin ücreti, kendisinin işi üzerine, verilir" dedi.

    İsrail oğulları, İsâ Aleyhisselâmın, dediğini yaptıktan, otuz gün oruç tuttuktan sonra:

    "Ey iyilik öğreticisi! Sen, bize:

    "İşçinin ücreti, kendisinin işi üzerine, verilir!" dedin ve otuz gün oruç tutmamı­zı, bize emrettin.

    Biz de, otuz gün oruç tutup emrini, yerine getirdik.

    Bizim, hiç bir kimseye otuz gün çalışıp ta, işimizi, bitirince, yemek yedirilmedi-ğimiz gün, olmamıştır.[177]

    Ey İsâ! Biz, bir kimsenin işini, yapınca, yemek yediriliriz.

    Biz, oruç tuttuk, acıktık.

    Üzerimize, gökten bir sofra indirilmesi için, Allah´a düa et!" dediler.[178]

    O zaman, İsâ Aleyhisselâm, otuz gün oruç tutmalarını, Havarilere de, em­retmişti.

    Onlar da, otuz gün oruç tutmuş bulunuyorlardı.[179]

    İnen yemek sofrasının sıfatı ve mâhiyeti hakkında bilginlerin rivayetleri çok de­ğişiktir.[180]

    Bazılarına göre: Meleklerin, semâdan[181] getirip İsrail oğulları ile Havârîlerin önlerine koydukları sofranın üzerinde[182], arpa unundan yapılmış[183] yedi ekmek­le, yedi balık vardı.[184]

    İsâ Aleyhisselâm, ağladı ve:

    "Allah´ım! Beni, şükredenlerden eyle!

    Allah´ım! Bu sofrayı, bir rahmet kıl! Onu, bir ceza ve azab kılma!" diyerek dua etti.[185]

    Sofra, inince; zenginler, fakirler, büyükler, küçükler, erkekler, kadınlar, Sofra­nın başına yığıldılar.[186]

    İsâ Aleyhisselâm´a:

    "Ey Rûhullâh! [187] Bundan, ilk önce yiyen, Sen ol! Sonra da, biz, yiyelim!" dediler. [188]

    İsâ Aleyhisselâm:

    "Allah, onu, yemekten, beni korusun! [189]

    Fakat, ondan, isteyen yiyebilir!" dedi. [190]

    Kendisi, ondan, hiç yemedi. [191]

    Havariler de [192], ondan, yemekten, korktular. [193] Yemediler. [194]

    Bunun üzerine, İsâ Aleyhisselâm; o yemeğe;

    Fakirleri,

    Hastaları, [195]

    Kötürümleri,[196]

    Cüzzam hastalığına tutulmuş olanları, çağırıp onlara:

    "Allah´ın rızkından yiyiniz!

    Bu, sizin için, ihsan, sizden başkaları için, belâdır!" dedi.[197]

    Kadın, erkek[198] fakirlerinden, kötürümlerinden, hastalarından, mübtelâların-dan bin üç yüz kişi, ondan yediler, hepsi de, doydular[199], genirdiler.[200]

    Onların, en sonuncusu, ondan, en başındakinin yediği gibi, yemişti´[201] Bir cemâat gelip ondan, yiyor, sonra, çıkıyor, başkaları, geliyordu.

    Onlar da, yedikten sonra çıkıyordu.

    Böylece, onların hepsi, yemişler, daha da, artmış kalmıştı.[202]

    İsâ Aleyhisselâm, balığa baktı, gökten indiği sıradaki gibi duruyordu.[203]

    Rivayete göre, Sofradan yiyenlerin sayısı: Beş bindi.[204] Biraz daha fazla idi.[205]

    Hattâ, yedi bine yakındı.[206]

    O gün; hasta olup ta, ondan, yiyince, iyileşmeyen,

    Kötürüm olup ta, yürüyemeyen,

    Mübtelâ olup ta, ihtilasından kurtulmayan,

    Fakir olup ta, zenginliğe kavuşmayan ve ölünceye kadar da, zenginlik hali de­vam etmeyen, yoktu. [207]

    Onlar, Sofraya bakarlarken, Sofra, semâya yükselip gözden kayboldu. Havariler, sofradan yemediklerine pişman oldular. [208] Yüce Allah, İsâ Aleyhisselâma:

    "Soframı ve rızkımı, zenginler dışında, fakirlere tahsis et!" diye vah-yetmişti.[209]

    İsâ Aleyhisselâm da, öyle, yapınca[210], bu zenginlerin, çok ağırına gitti. [211]

    Onun, gökten inişini, inkâr ettiler.[212]

    Sofra hakkında şüpheye düştüler ve halkı da, şüpheye düşürdüler. [213]

    "Siz, sofranın, gerçekten, semâdan indiğini mi sanıyorsunuz?" dediler. [214]

    Sofrayı, görmeyenler de,[215], onu, inkâr ettiler.[216]:

    "Yazıklar olsun size![217] O, sizin gözlerinizi, büyülemiştir!" dediler.[218]

    Yüce Allah, kimin hayrını murad ettiyse, o, basîret üzere, imanda sebat etti.

    Kimin de, fitneye tutulmasını, murad ettiyse, onlar da, küfürlerine, döndüler.

    İsâ Aleyhisselâm, onlara:

    "Siz, helak oldunuz: Allah´ın azabına, hazırlandınız!" dedi.[219]

  2. #12


    Tanımlı Ce: İsâ Aleyhisselâm - İsâ Aleyhisselâm Hakkında..





    Sofranın Gökten İndiğini İnkâr Edenlerin Akıbeti:


    Sofranın, gökten indiğini inkâr eden İsrail oğullarından üç yüz otuz[220], üçyüz otuz üç[221] kişi, yurdlarında geceleyin, döşekleri üzerinde aileleriyle birlikte ya­tarlarken, domuzlara çevrilmiş olarak sabahladılar.[222]

    Domuzlara çevrilmiş olanlar içinde ne bir kadın, ne de, bir çocuk vardı.[223]

    Domuza çevirilen Yahûdîler, yolları ve meydanları, dolduruyor, helâlardaki pis­likleri, yiyorlardı.[224]

    Halk, onların bu hallerini, görünce, korktular.

    İsâ Aleyhisselâmın yanına vardılar. Ona, ağladılar.

    İsâ Aleyhisselâm da, onların Ev halklarının bu hâle düşmelerine ağladı.

    Domuzlar; İsâ Aleyhisselâmı, gördükleri zaman, ağladılar ve çevresinde dö­nüp dolaşmağa başladılar.

    İsâ Aleyhisselâm, onları, isimleriyle birer birer çağırıyor.[225] Onlara: "Sen, filan, sen filan, sen filan değil misin" diye soruyor[226] Onlar; ağlıyor.[227]

    "Evet! demek istiyor[228], başlarını sallayarak işaret ediyorlar[229], konuşamı­yorlardı.

    Öylece, üç gün yaşadıktan sonra, ölüp gittiler.[230]



    Kur´ân-I Kerimin Sofra Hakkındaki Açıklaması:



    "O vakit, Havariler:

    Ey Meryem oğlu İsâ! Rabb´in, bizim üstümüze gökten bir Sofra indirebilir mi?" demiş,

    O (da):

    "Eğer, inanmış (adam)larsanız, Allâhfın kudretinden ve benim Peygamberliğim­den kuşkuya sapmak)dan korkunuz! demişti.

    (Havârîler):

    İstiyoruz ki: biz de, ondan, yiyelim, kalblerimiz, yatışsın.

    Senin, bize hakîkaten doğru söylediğini, bilelim ve biz de, bunun üzerine şahid-lik edenlerden olalım!" dediler.

    Meryem oğlu İsâ (dua ederek):

    "Ey Allah! Ey Bizim Rabbimiz! Üstümüze, gökten bir sofra indir ki, bizim hem evvelimiz, hem âhirimiz için, bir bayram ve Sen´den bir âyet (Mucize) olsun! Bizi, rızıklandırsın!

    Sen, rızık verenlerin, en hayırlısısın!" dedi.

    Allah:

    "Ben, onu, sizin üzerinize, şüphesiz indiriciyim.

    Artık (ondan) sonra, içinizden, kim, nankörlük eder (küfre döner)se, işte, ben, onu muhakkak ki, âlemlerden, hiç birini azablandırmayacağım bir azabla azab-landırırım!" buyurdu. [231]

  3. #13


    Tanımlı Ce: İsâ Aleyhisselâm - İsâ Aleyhisselâm Hakkında..





    İsâ Aleyhisselâmın Hacca Gidişi Ve Hac Telbiyesi:


    Revhâ vadisindeki Hacc yolundan, üzerlerine, yün Aba giyinmiş, develerinin Lif´den yularlarını tutmuş oldukları halde, yetmiş Peygamberin Hacc için, Telbi-ye ederek Mekke´ye gelip Hayf Mescidinde namaz kıldıkları rivayet edilir.

    İsâ Aleyhisselamın Hacc Telbiyesi: "Lebbeyk.... = Buyur Allâhım, buyur! Emrine, amadeyim! Ben, Senin kulun´um.

    Senin, iki kulunun Kızı olan Câriye kulunun oğluyum!" tarzında idi. [232]



    İsâ Aleyhisselâmın Havarilerden Ve Etba´dan Her Tarafa Dâvetciler Gönderişi:



    İsâ Aleyhisselâm; uzak veya yakın ülkelere, Havarilerden, Dâvetciler gönder­mek istediği zaman, yakın yere gönderdiği, seve seve gitti ve selâmete erdi.

    Uzak yere göndermek istediği kimseler ise, güçsündüler, yüksündüler ve ka­çındılar.

    Bunun üzerine, İsâ Aleyhisselâm, onların bu hallerinden, Yüce Allah´a şikâ­yetlerdi.

    Güçsünen ve yüksünenlerden her biri, gönderilecekleri kavmin dilini konuşur olduğu halde, sabaha çıktı.[233]

    İsâ Aleyhisselâm:

    1) Havarilerden Butrus´u, Havârî olmayan Etba´dan, Buluş ile birlikte Rümiye´ye;

    2) Havarilerden Enderais´i, ve Matta´yı, insan yeyen Zencilerin yurduna;

    3) Tumas´ı, Doğu ülkesindeki Babil´e;

    4) Filibüs´ü, Kayravan ve Kartacanna´ya (Afrikaya);

    5) Yuhannes´i, Eshab-ı Kehf kariyesi Efsus (Defsus)a;

    6) Yâkubüs´ü, Orışalım´a (İlya´ya, Beytülmakdis´e):

    7) İbn.Selma´yı, Hicaz ülkesine Araplara;

    8) Simun´u, Afrika yanında Berberlerin yurduna;

    9) Havarilerden olmayan Yahuda´yı, -Yuzez (Yudis) Zekeriya Yuta´nın yerine-Eryübüs´e gönderdi.[234]

  4. #14


    Tanımlı Ce: İsâ Aleyhisselâm - İsâ Aleyhisselâm Hakkında..





    Antakya Halkının Elçileri Öldürmeğe Kalkışmaları Ve Helak Olmaları :


    İsâ Aleyhisselâm; putperest Antakya halkına da, Havarilerinden, içlerinde Şem´-un´un da, bulunduğu, üç Elçi göndermişti.

    Elçiler; ilk önce, Antakya halkından Habib b.Mürrey´e rastladılar.

    Habib b.Mürreyyin evi, şehir kapılarının yanında, şehirden uzakça bir yerde bulunuyordu.

    İşi, urgancılıktı.

    Kendisi, hastalıklı bir zat idi. Cüzzam miskin hastalığına tutulmuştu.

    Hayra, eli açık mümin bir zat idi. Kazancını, akşamlayın bir araya toplar, ikiye böler, yarısı ile çoluk çocuğunu geçindirir, yarısını da, yoksullara dağıtırdı.

    Hastalığı, zayıflığı ve işi, kendisini, ibadetten alıkoymazdı.

    Habib b.Müreyy; Antakya halkının, gönderilen Elçileri öldürmek üzere söz birliği ettiklerini haber aldığı zaman, koşup yanlarına vardı. Onlara, Allah´ı, hatırlattı, ken­dilerini öğütledi, Elçilere uymağa davet etti.

    Antakya halkı ise, onu, taşa tuttular, ayaklarının altına alıp çiğnediler.

    Habib b.Müreyy ise: "Ey Allah´ım! Kavmime doğru yolu göster!

    Ey Allâhım! Kavmime doğru yolu göster!

    Ey Allâhım! Kavmime doğru yolu göster!" diye dua ede ede can verdi. [235]

    Antakya halkını da, Cebrail Aleyhisselâmın bir Sayhası, haykırışı, helak etme­ğe yetti.

    Habib b.Müreyy´in kabri, Antakya çarşısındadır.[236]

    Hâdise, Kur´an-ı kerimde şöyle açıklanır:

    "Onlara, o şehir (Antakya) Eshabını misal getir:

    Hani, oraya (gönderilen) Elçiler, gelmişti.

    Biz, o zaman, kendilerine iki (Elçi) göndermiştik te, onlar, onları yalanlamışlardı.

    Biz de, bir üçüncü ile (bunları) takviye etmiştik.

    (Bunlar, onlara): biz, size gönderilmiş hak Elçileriz! demişlerdi.

    Onlar: siz, bizim gibi insandan başka (kimseler) değilsiniz!

    Hem, Rahman (olan Allah, Vahy´den, Risaletten) hiç bir şey indirmemiştir.

    Siz, ancak, yalan söyler (kimselersiniz! dediler.

    (Elçiler): Rabbimiz biliyor ki, biz, gerçekten, size gönderilmiş Elçileriz!

    Bizim üzerimize (düşen vazife) apaçık tebliğden başka (bir şey) değildir! dediler.

    (Şehir halkı): doğrusu, biz, sizin yüzünüzden uğursuz/andık.

    Eğer, (bizimle uğraşmaktan) vaz geçmezseniz, and olsun ki, sizi, mutlaka taş­larız! Size, bizden, muhakkak acıklı bir işkence de, dokunur! dediler.

    (Elçiler): sizin uğursuzluğunuz, kendi yanınızdadır (kendinizdendir)

    Size öğüt verilirse mi (uğursuzluk sayacak ve küfrünüzde devam edeceksiniz)?!

    Hayır! Siz, haddi aşan, taşanlar güruhusunuz! dediler.

    O şehrin en ucundan koşarak bir adam geldi ve: Ey kavmim! Uyunuz o gönde­rilmiş olan (Elçiler)e!

    Uyunuz, sizden hiç bir ücret istemeyen o kişilere! Onlar, hidayete ermiş (kişi)lerdir. Ben, beni, yaratan´a, ne diye kulluk etmeyecekmişim?! Siz, (hepiniz) ancak, O´na döndürüflüp götürüleceksiniz. Ben, O´ndan başka, tanrılar edinir miyim hiç?

    Eğer, O çok Esirgeyici (Allah), bana, bir zarar (yapmak) isterse, onların (o putla­rın iddia ettiğiniz) şefaati, bana hiç bir yarar vermez. Onlar, beni, asla kurtaramazlar.

    Şüphesiz ki, ben, o takdirde, muhakkak, bir sapıklık içindeyim (demek)tir.

    Gerçekten, ben, (sizin de) Rabbınız (olan Allâha) iman ettim.

    İşte, bunu, benden duyunuz!" dedi.

    (Şehid ettikleri zaman, ona): Cennet´e gir!" denildi.

    (O da): ne olurdu, Rabbimin, beni, yarlıgadığını, beni, (Cennetle) ikram edilen­lerden kıldığını kavmim bilselerdi!" dedi.

    Ondan sonra, onun kavminin üzerine, gökten hiç bir ordu indirmedik, indiriciler de, değildik.

    (Onları helak eden) bir tek Sayha´dan (Cebrail´in haykırışından) başka (bir şey) değildi ki, hemen, sönüverdiler!" (Yâsîn: 13-29)[237]

  5. #15


    Tanımlı Ce: İsâ Aleyhisselâm - İsâ Aleyhisselâm Hakkında..





    İsâ Aleyhisselâmın Ölen Bir Dostunu Diriltişi:


    Beytülmakdis´in bir kariyesinde[238] İsâ Aleyhisselâmın, Âzer adında bir dostu vardı.[239]

    Âzer, hastalanınca Âzer´in kız kardeşi, İsâ Aleyhisselâma: "Kardeşin, ölüyor! Hemen, onun yanına gel!" diye haber salmıştı. Âzer´in arası ile İsâ Aleyhisselâmın arası üç günlük yoldu.[240]

    İsâ Aleyhisselâmla Eshabı[241], Âzer´in kariyesine[242] vardıkları zaman, onu, üç gün önce, ölmüş[243], oradaki mağaranın içine gömülmüş[244] buldular.[245]

    İsâ Aleyhisselâm, o kariyeye gelince, Âzer´in iki kız kardeşi, onun yanına varıp:

    "Ey Efendimiz! Dostun Âzer, ölmüş bulunuyor!" dediler.

    İsâ Aleyhisselâm, üzüldü ve kızlara:

    "Onun kabri, nerededir?" diye sordu.[246]:

    "Bizi, onun kabrine götürünüz!" dedi.´[247]

    Götürdüler.[248]

    Âzer´in, mağarada, üzerine, taş[249] kapak kapatılmış[250] kabrine vardılar.[251]

    İsâ Aleyhisselâm:

    "Taş kapağı, açınız!" dedi.

    "Dört gündenberi, kokmuş bulunuyor!" dediler.

    İsâ Aleyhisselâm, mağaraya yaklaşarak:

    "Rabbim! Hamd, sana mahsustur.[252]

    Ey yedi kat göklerin ve yedi kat yerlerin Rabbi olan Allah´ım!

    Beni, İsrail oğullarına, Sen, gönderdin.

    Onları, senin dinine davet ettim.

    Kendilerine -Senin izninle- ölüleri, dirilteceğimi, haber verdim.[253]

    Ben, iyice biliyorum ki: her şeyi, veren, Sensin!

    Fakat, ben, şu ayakta dikilen cemâat ta, Senin, beni peygamber olarak gön­derdiğine iman etsinler ve beni, doğrulasınlar, diyorum. [254]

    Âzer´i, dirilt!´ [255] dedikten sonra, Âzer´e: "Kalk!" dedi.

    Âzer, iki eli, iki ayağı, sımsıkı bağlanmış, üzerindeki kefenini, sürür bir halde[256], kabrinden çıkıp[257] ayağa kalktı.[258]

    Yahûdî kavminden, orada bulunanlar, İsâ Aleyhisselâma, hemen iman ettiler; Âzer´e, bakıyorlar, onun dirilişine şaşıp duruyorlardı.[259]



    Yahûdî İleri Gelenleri Ve Din Bilginlerinin İsâ Aleyhisselâmı Öldürmeyi Kararlaştırmaları:



    Bunun üzerine, Yahûdîlerin ulu kişileri ve Din Bilginleri, toplandılar ve:

    "Biz; bunun (İsâ Aleyhisselâmın), bize karşı, dinimizi, bozmasından ve halkın, ona, uymasından, korkuyoruz!" dediler.

    Şekillerden, izlerden, neseblerden, çok iyi anlayan Kâhinler Başkanı, onlara:

    "Bir tek adamı, vadide giderken tutup öldürmek, hayırdır!" dedi ve İsâ Aley-hisselâmı, öldürmek üzere, söz birliği ettiler. [260]

    Kendisini, öldürmeye yöneldiler. [261]

    Yahûdîler, zamanın krallarından bazısına da, İsâ Aleyhisselâm aleyhinde ih­barda bulundular ve onu, öldürmeye ve asmağa azmettiler. [262]

    Kendisini, öldürmek için, aramağa başladılar. [263]

+ Konu Cevapla
3 / 5 Sayfa BirinciBirinci 1 2 3 4 5 SonuncuSonuncu

Geldik

israil oğullarına inen sofra

isa aleyhisselamın ölüleri diriltiği dua

hz isa aleyhisselamın hastaları iyileştirme ve ölüleri diriltme duası

isa aleyhisselamın ölüleri diriltme duası

ısraıl ogullarına ınen yemek

haridus kimdir

hz isa aleyhisselam hastaları iyileştiren dua

israil ogullarına gökten inen yemek

Tags for this Thread

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0