Zekeriyyâ ve Yahya Aleyhisselâmlar
Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Soyu Ve Mesleki:
Zekeriyyâ b.Berahyâ[1] Aleyhisselâmın soyu, Süleyman b.Dâvûd Aleyhisse-lâmlara[2],
Süleyman b.Dâvûd Aleyhisselâmların soyu da, Yehûza b.Yâkub Aleyhisselâ-ma dayanır. [3]
Zekeriyyâ Aleyhisselâm, böyle Enbiyâ oğullarından olduğu için, Beytülmakdis´-te, vahiy yazardı.
Zâten, Enbiyâ oğullarından[4] veya İsrail oğullarıyla onların bilginlerinden[5] olup ta[6], kendisin[7] veya neslini Beytülmakdisin hizmetine vakf ve habs etmeyen bir kimse yoktu ki. [8]
Zekeriyyâ Aleyhisselâm; İsrail oğullarının hem Peygamberi, hem de, Din Bilginleri ve Danışmanları Başkanı idi.[9] Kendisi, marangozdu da.[10]
Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Peygamberliği:
İsrail oğullarına en son gönderilen Peygamberler: Dâvûd Aleyhisselâm Hanedanından:
Zekeriyyâ,
Yahya b.Zekeriyyâ,
İsâ b.Meryem Aleyhisselâmlardı. [11]
Bu hususta Kur´ân-ı kerimde şöyle buyrulur:
"Biz, ona (İbrahim´e) İshak ile Yâkub´u ihsan ettik, ve her birini, Hidâyete (Nübüvvete) erdirdik.
Daha önce de, Nuh´u ve onun neslinden Davud´u, Süleyman´ı, Eyyûb´u, Yûsuf´u, Musa´yı ve Harun´u da, Hidayete (Nübüvvete) kavuşturduk.
Biz, iyi hareket edenleri, işte, böyle mükâfatlandırırız.
Zekeriyyâ´ya, Yahya´ya, İsa´ya ve İlyas´a da (böyle Hidayet, Nübüvvet) verdik.
Onların hepsi, Sâlihlerdendi. [12]"
Zekeriyyâ Aleyhisselâmın Allâh´dan Bir Oğul Dileyişi Ve Yahya Aleyhisselâmla Müjdelenişi:
Zekeriyyâ Aleyhisselâm; 92[13] veya 99[14], ya da, 120 yaşında, zevcesi de, 98 yaşında bulunduğu sırada[15] idi ki, ne zaman Hz.Meryem´in Mesciddeki odasına uğrasa, onun yanında, kış mevsiminde yaz meyvası, yaz içinde de, kış mey-vası bulur[16], ona:
"Ey Meryem! [17] Bu, sana, nereden geliyor?" diye sorar, o da: "Bu, Allah tarafından!" diye cevap verirdi. [18]
Zekeriyyâ Aleyhisselâm, Hz. Meryem´e, böyle, kış mevsiminde yaz meyvası, yaz içinde de, kış meyvası ihsan edildiğini görünce:
"Meryem´e, bunu, yapan, benim zevcemi de, doğum yapmağa elverişli yapmağa kadirdir!" diyerek kendisine bir oğul ihsan buyurması için Yüce Allah´a dua etti. [19]
Bu husus, Kur´ân-ı kerimde şöyle açıklanır:
"Zekeriyyâ´yı da (an!):
Hani, o, Rabb´ine:
Rabbim! Beni, yalnız başıma bırakma!
Sen, Vârislerin, en hayırlısısın! diye niyaz etmişti.
Biz, onu(n)da, (bu duasını) kabul ve kendisine, Yahya´yı, ihsan ettik.
Zevcesini, (doğurmaya) sâlih (elverişli) kıldık.
Hakikat, (bütün) bunlar (bu Peygamberler) hayr işlerinde yarışırlar, umarak ve korkarak bize düa ederlerdi.
Onlar, bizim için, derin saygı gösterenlerdendi[20]"
"(Bu) Kulu Zekeriyyâ´ya, Rabbinin rahmetini anışıdır:
O, Rabbine, gizlice niyaz ettiği zaman:
Ey Rabb´im! Hakîkatan. ben... Benim, kemiğim yıpradı.
Başımın saçı, tutuştu (saçlarım ağardı, ihtiyarladım)
Rabb´im! Ben, Sana, ne düa etmişsem, bedbaht (ve mahrum) olmadım.
Hakikatan, ben, kendimden sonra, yerime gelecek akrabamdan endişeye düştüm. Zevcem de, kısırdır.
Binâen aleyh, bana, tarafından (ve kendi sulbümden) bir oğul ihsan et! ki, bana da, mirasçı olsun, Yâkub Hanedanına da, mirasçı olsun.
Rabbim! Sen, onu rızana kavuştur! demiştir. [21]
Orada, Zekeriyyâ, Rabb´ına:
Rabb´im! Bana, Senin tarafından, çok temiz bir zürriyet ihsan et!
Muhakkak, Sen, duayı hakkıyle işitensin! diye dua etti.
O, Mihrabda durup namaz kılarken, Melekler, ona (şöyle) seslendi:
"Gerçekten, Allah, sana, Kendisinden bir Kelime´yi (Kün emrile yaratılan İsa´yı) tasdik edici bir Efendi, nefsine hâkim ve Şilinlerden bir Peygamber olmak üzre Yahya´yı, müjdeler!´[22]
"(Allah):
Ey Zekeriyyâ! Hakikatan, sana, Yahya adında bir oğul müjdeleriz ki, bundan önce, biz, ona, hiç bir (kimseyi) adaş yapmamıştık!" buyurdu. [23] (Zekeriyyâ):
Rabb´im! Benim nasıl bir oğlum olabilir ki? Zevcem, bir kısırdır. Ben ise, ihtiyarlığın son haddine varmışım! dedi. [24] "...(Allah):
Öyledir. (Fakat), Allah, ne dilerse, yapar!" buyurdu. [25] (Zekeriyyâ):
Ey Rabb´im! Bana (bu hususta) bir nişan ver! dedi. (Allah): senin nişan ´ır[26]: sapa sağlam olduğun hald[27], sâde bir işaretten başka[28], üç gece, insanlarla konuşamaman[29], insanlara, üç gün söz söyleme-mendir.
Bununla beraber, Rabb´ini, çok an ve akşam, sabah, onu, Teşbih et!" buyurdu. [30]
Derken (Zekeriyyâ), Mescidinden, kavminin karşısına çıkıp onlara:
"Sabah, akşam Tesbihde bulununuz!" diye işaret verdi. [31]


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla

Bookmarks