Konu Etiketleri:

denizli horozu nun tek kafası, illerimizin hayvanlari meşhur, isveç kedisi, koyun ırkları, hayvanıyla ünlü şehirler, ortadoğuda yetişen tarım ürünleri, bulunmaz hint kumaşının hikayesi, kangal duvar takvimi 2012, illerimizin sembolleri, kırmızı kehriban koyunu, illerimiz ve meşhur hayvanları, illerimiz, iller hangi hayvanlarıyla ünlüdür, hayvanlariyla ünlü şehirler, hayvanları ünlü illerimiz, hayvanlariyla meşhur illlerrr, arkwright buharlı makinesi fotoğrafı, hayvanlarıyla ünlü iller, hangi il hangi hayvanıyla ünlüdür, ses tonuna göre ince horoz, şahirlerde meşhur hayvanlar, önemli özellikleri ile şehirlerimiz, illerimizin meşhur yerleri resimleri, hayvanları ile meşhur ilimiz, erzurum karaman koyunu,

+ Konu Cevapla
1 / 3 Sayfa 123 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 13 Sayfa bulundu

Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...

 Hobiler Katagorisinde ve  Hayvanlar Alemi Forumunda Bulunan  Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz... Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Sivas Kangal Köpeği Üyeler Görebilir ] KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİNİN TARİHÇESİ Kangal Köpeğinin tarihçesini araştırdığımızda en küçük bir belgeye rastlayamadık. Kangal ...

  1. #1
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...







    Sivas Kangal Köpeği

    Üyeler Görebilir ]

    KANGAL ÇOBAN KÖPEĞİNİN TARİHÇESİ

    Kangal Köpeğinin tarihçesini araştırdığımızda en küçük bir belgeye rastlayamadık. Kangal köpeği hakkında çeşitli rivayetler söz konusudur. Bir rivayete göre M.Ö. Asurlular ve Babilliler zamanında türediği, arslan ve kaplan gibi vahşi hayvanlara karşı korunmak, savaşlarda yararlanmak amacıyla büyük bir özenle yetiştirildiği anlatılmaktadır.

    Bu köpeğin çok rahat bir şekilde arslanı mağlup ettiği söylenmektedir. İkinci bir rivayete göre, Hint mihracesinin Osmanlı padişahına (Yavuz Sultan Selim veya 4. Murat'a) bir köpek hediye etmesiyle başlamaktadır. Sarayda bulunan ve arslanla boğuşan bu köpek arslanı öldürüyor. Böylece padişahın nazarında büyük bir ilgi görüyor.

    Osmanlı ordusu doğu seferine gelişinde Kangal Deliktaş dolaylarında köpeğin kaybolduğu ve bütün aramalara rağmen bulunamadığı, Kangaldaki köpeklerin bu köpeğin soyundan türediği rivayetler arasındadır. 17.Yüzyılda Evliya Çelebi Seyahatnamesinde arslan kadar kuvvetli olarak tarif ettiği bu köpeklerden bahsetmektedir. Osmanlı İmparatorluğu kurucularının bu köpeği beraberlerinde Anadolu'ya getirdikleri ve Osmanlının Avrupa'ya yayılmasıyla çoğu Avrupa Çoban Köpeğinin de bu ırktan türediği sanılmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu dönemi arşivlerinde, Kangal köpeklerinden bahsedilmekte pedigrili yetiştiriciliğ i yapıldığı bahsedilmektedir.

    Kangal Çoban Köpeklerinin bu kadar eskilere dayanan tarihi geçmişten günümüze kadar irk özelliklerini bozmadan gelebilmesini, geçimini koyunculuktan sağlayan çiftçilerin en güvenilir dostu olmasına ve Dünya köpek ırkları arasında kurtlara karşı koyabilen tek köpek ırkı olmasına bağlanmaktadır. Kangal köpekleri en zor iklim ve çalışma şartlarında verilen görevi cani pahasına yerine getirirler. Bakım ve beslenme şartları diğer köpek ırklarına göre daha basit ve ekonomik olması Kangal ırkı köpek neslinin devamını sağlamıştır.


    Üyeler Görebilir ]



    Üyeler Görebilir ]



    Üyeler Görebilir ]


  2. #2
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...





    Van kedisi

    Üyeler Görebilir ]

    Van yöresi kökenli, iyi bir yüzücü olan, gözleri mavi veya kehribar rengi veya biri mavi diğeri kehribar olabilen, nadide ve asil bir kedi ırkıdır. Asaletini ve beyaz rengini paylaşmakla birlikte, önemli farklılıkları da bulunan Ankara kedisi ile karıştırılmamalıdır. Genelde Van kedisi yavrularının iki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunur.

    Göz Rengi

    Van kedisinin göz rengi üç gruba ayrılır. Her iki gözü mavi (daima turkuaz mavisi), her iki gözü kehribar (Sarı renk ve tonları, çok nadiren kahverengi) ve tek-göz (Diskromatopsi; yani bir gözü mavi diğer gözü kehribar renkte olanlar) diye gruplandırılır. Mavi renk, daima turkuvaz mavisi özelliğinde olurken, kehribar rengi farklı tonlarda görülebilir. Bununla birlikte, mavi gözlü Van kedileri de kendi arasında a)mavi gözlü kısa, kadife kürklü ve b)mavi gözlü-uzun ipek kürklü kediler diye ikiye ayrılır.

    Van kedilerinde, yeni doğan yavruların gözleri grimsi renktedir. Yavru kedinin doğumundan 25 gün sonra göz renkleri farklılaşmaya başlar ve 40 gün sonra da göz renkleri netleşir. İki kulağı arasında bir veya iki adet siyah nokta bulunan Van kedisi yavrularının çoğu tek-göz olur. Ve bu siyah noktalar adeta Tek-göz kedilerin mührü olarak tanımlanır.

    Van kedisi gibi değişik göz rengine sahip köpeklerin, evcil güvercinlerin ve insanlarında bulunduğu ve bu özelliğin genetik bir defekt sendrom olduğu bilinmektedir.

    Üyeler Görebilir ]



    Üyeler Görebilir ]




    Üyeler Görebilir ]


  3. #3
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...







    DENİZLİ HOROZU

    Üyeler Görebilir ]



    Üyeler Görebilir ]

    Denizli'nin sembolü olan "Denizli Horozu", renk ve vücut yapısı itibariyle ahenkli uzun ve güzel ötüşleriyle, ilimize en uzak yörelere kadar isim yapmış yerli bir ırkımızdır. Bazılarına göre Osmanlı İmparatorluğu zamanında Arnavutluk'tan İstanbul'a getirilen uzun ötüşlü Berat Horozlarının Denizli'ye getirilmesi ve Denizli'deki yerli tavuklarla melezleşmesinden oluştuğu üretildiği söylenmekte ise de bu doğru değildir. Zira renk ve vücut yapısı bakımından aralarında hiç bir benzerlik yoktur. Denizli Horozu bu bölgedeki insanların eskiden beri uzun ötüşlü horozlara gösterdikleri özen sonucu kendiliğinden oluşmuş bir ırktır.

    Denizli Horozunun gözleri siyah ve sürmelidir. Bacakları koyu gri veya mor, ibik balta ibik şeklinde, kulakçık kırmızı veya kırmızı üzerinde beyaz benekli genel renk, siyah kirli beyaz ortaklaşa karışım halindedir. Bazen kanat tüyleri üzerinde kahverengi renkler bulunur. Al horozlarda ise siyah-kırmızı ortaklaşa karışım halindedir. Canlı ağırlık ortalama 3-3.5 kg. civarındadır.

    Denizli Horozları renklerine, vücut yapılarına ve ibik şekillerine göre 3'e ayrılır.
    Renklerine göre Demirkır, Pamukkır, Kınalı, Al, Siyah ve Kürklü olmak üzere 6 tipe ayrılırlar.
    Vücut yapılarına göre Yüksek boyun, Sülün, ve Küpeli olmak üzere 3 tipi vardır.
    İbik şekillerine göre ise Geniş İbik ve Dar İbik olmak üzere 2 tipi vardır.

    Denizli Horozunun sesi, tonuna ve netliğine göre de sınıflandırılır.
    Ses tonuna göre ince, davudi, kalın ses olmak üzere 3'e ayrılır. Davudi ses, ince sesle kalın ses arasında ve kalın sese yaklaşan tek bir sestir.
    Niteliğine göre net ses, hüzünlü ses, cırtlak ses, dalgalı ses (alaycı ses) olmak üzere 4'e ayrılır.

    Denizli Horozları'nın ötüşleri bütün kabiliyetin ortaya konulmasıyla yapılır. Ötüşleri, ötüş anındaki vücut pozisyonuna göre Aslan Ötüş, Kurt Ötüşü, Yiğit Ötüşü, Pus Ötüşü olmak üzere 4'e ayrılır.
    İyi bir Denizli Horozu'nda görünüş canlı bacaklar, boyun uzun ve kuvvetli göğüs, geniş ve derin kuyruk, dik başa doğru meyilli olmalıdır. Tavukta da aynı özellikler aranır. Denizli Horozları'nın birinci yılda ötüş uzunlukları 20-25 sn. olmaktadır.

    Tarım İl Müdürlüğü bünyesinde oluşturulan Denizli ırkı üretim birimince yetiştirilen Denizli Horozları genel olarak 100 başlık bir sürü halinde elde tutulmaktadır. Damızlık horozlar seçildikten sonra kalanlar Mart, Nisan ayından itibaren yurdun çeşitli yerlerinden gelen taleplere göre satılmakta, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran aylarında, ilde civciv satışı yapılmaktadır.

  4. #4
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...





    ANKARA TİFTİK KEÇİSİ


    ANKARA KEÇİSİNİN BİN YILLIK ÖYKÜSÜ

    Üyeler Görebilir ]





    Üyeler Görebilir ]

    Osmanlıyı kısa sürede aşiretten devlete ve impararatorluğa yükselten büyük ekonomik gücün gizemi, Ankara tiftik keçisinin öyküsünde gizliydi. Osmanlı’da tiftik üretimi, 1220 yıllarında Moğol Ordularının Kayı boyunu, Süleyman Şah’ı ve halkını Türkmen topraklarından sürüp çıkarması ile başlamıştı. 70 yıl sonra Osmanlı Devleti’ni kuracak olan Osman Bey, tiftik keçisini Anadolu’ye getiren Süleyman Şah’ın torunuydu.Süleyman Şah 1229’da ölünce oğulları Kayseri’den Ankara’ye kadar uzanan bölgede tiftik keçisi sürüleriyle yayılıp yerleştiler ve bu bölgeyi yurt edindiler. 0 günden başlayarak Ankara ve çevresinde halk tiftikten ipek gibi kumaşlar dokudu.Türklerin dokuduğu tiftik kumaşların ünü Ankara’dan tüm dünyaya yayıldı ve tiftik keçisi dünyada Ankara Keçisi (Angora Goat) adıyla anılmaya başladı. “Öteden beri Ortadoğu’da olduğu kadar Avrupa ve İtalya pazarında aranan Türk kumaşları, bezleri ve halıları, (Selçuklu döneminde)kazanmış oldukları ünü (Osmanlı döneminde de ) koruyorlardı. Başta tiftikten dokunan moher ye da sof’larla bogasi denilen pamuklu dokumalar ve ipekli kadifeler bunlar arasında yer alıyordu. 15. yüzyılda ‘ yeniçeri çuhası’ denilen kumaşlar da dış ülkelerde rağbet edilen görülüyordu. Bu nedenle kumaş ticaretiyle uğraşan Türkler de artık İtalyan şehrine yerleşecek derecede alım satım işlerini genişletmişlerdi,” diyor Şerafettin Turan.

    Tıpkı ipek kumaş gibi, Osmanlı ekonomisinin bel kemiği ve en çok gelir getiren dışsatım ürünüydü tiftik kumaşı.1554’te bir çift Ankara keçisi bir “hanedan hediyesi” olarak Kutsal Roma İmparatorluğu’na gönderilmişti. Başta İngiltere ve Hollanda olmak üzere Avrupa’ya ve Arap ülkelerine satılan Osmanlı tiftik kumaşına Avrupa ‘da öyle büyük talep vardı ki, gün geldi Anadolu tiftik kumaşı üretimi, Avrupa’nın kumaş talebini karşılayamaz hale geldi.Avrupa, “bize işlenmiş tiftik kumaşı satmak yerine işlenmemiş ham tiftik yünü verin, biz kendimiz dokuyalım ya da bize damızlık Ankara Keçileri satın,”diyordu.

    Osmanlı’nın dünyadaki Ankara tiftik keçisi ve kumaşı tekelini kırmaya yönelik bu çabalar karşısında Sultanlar, işlenmemiş ham tiftik dışsatımına yasak koymuşlardı: Avrupa’ya yalnızca işlenmiş tiftik ürünleri, tiftik ipliği ve tiftik kumaşı satılacak; damızlık Ankara keçisi ve ham tiftik yünü kesinlikle yabancılara satılmayacaktı. Kalitesiyle reakabet edemediği Osmanlı tiftik kumaşı, Avrupa’lı kumaş üreticilerinin en büyük sorunu olmuş, Avrupalılar Osmanlı topraklarından damızlık Ankara keçisi kaçırma girişimlerine başlamışlardı.

    Evliya Çelebi 1640’larda Ankara için “burası tiftik kumaşı (sof) yeridir…Bu kumaş da Ankara’ya özgüdür. Yeryüzünde başka bir yerde üretme olanağı yoktur. Kadın ve erkek herkesin işi tiftik kumaşı dokumaktır. Fransızlar bu Ankara keçilerinden Fransa’ya götürüp yumuşak iplik eğirip tiftik kumaşı dokumak isterler de dokudukları şey sof olmaz. Hatta Ankara'dan eğrilmiş ipliği alıp Fransa’ya götürerek tiftik kumaşı yapalım dediler fakat yine olmadı.” der. O tarihlerde başta Ankara olmak üzere; Zir , Çankırı, Beypazarı, Nallıhan ve Kalecik’te 1355 tiftik tezgahının bulunduğu ve her yıl 20.000 top kumaşın yurt dışına satıldığını bildiriyordu.

    Avrupa dokumacılıkta kol gücünden makine gücüne geçmeyi yeni yeni deniyor, ama dokumacılar kendilerini işsiz bırakacak bu makinelere karşı ayaklanıp kullanılmasını yasaklıyorlardı. Osmanlıda ise böyle dokumacıları işsiz bırakmakla tehdit eden dokuma makinesi icad etme girişimleri görülmüyordu. 1711 de güneybatı Almanya’da Plaf bölgesinde bir Ankara keçisi çiftliği kurma girişimi keçilerin iklime uyumsuzluğu nedeniyle başarısız olurken, 1740’ta Ankara keçisinin İsveç’e götürülme girişimi önlenmiş ve 1778’de Venedikliler Ankara keçisi besiciliğinde( yine iklim uyumsuzluğu nedeniyle) düş kırıklığına uğramışlardı.Osmanlı dünyanın en pahalı tüftik kumaşı tekelini kıskançlıkla koruyor, yabancıya işlenmemiş , ham madde ve damızlık keçi satmamakla direniyordu. İngilizler Osmanlı tiftik tekelini kırmak için gizlice kaçırmayı planladıkları damızlık Ankara keçilerinin dünyada uyum sağlayabileceği iklimi araştırmış ve bu keçilerin Ankara’dan başka Güney Afrika’da yaşayabileceklerini saptamışlardı. 1830’larda, içinde 12 teke(erkek keçi) ve 1 anaç(dişi keçi) de bulunan bir kafile başka bir kıtaya, Afrika’ya varmak için açık denizlere yelken açmış,ancak bu 12 tekenin yolculuktan önce Osmanlılar tarafından kısırlaştırılmış olduklarının farkına varmışlardı. Osmanlı çok kötü alay etmişti İngiliz damızlık avcılarına.

    Ancak James Watt’ın 1765’te İngiltere’de icat ettiği buhar makinesinin 1785’te Edmond Cartwright ve 1790’da Richard Arkwright tarafından buharlı dokuma tezgahına dönüştürülmesinden sonra İngiltere’de ip eğirme ve kumaş üretiminde kol gücünün yerini buharlı makinelerin almaya başlaması, İngiliz malı ucuz fabrika işi kumaşların gümrük duvarlarına yığılarak yerli kumaş üretimini tehdit etmesi sorunuyla karşı karşıya bırakmıştı Osmanlı’yı.


    İngilizler , sömürgeleri olan Hindistan’da Hintli dokumacıların ellerini , parmaklarını keserek el işi ip eğirme ve kumaş üretim,ne son vermiş, Hindistan’ın yerli dokumacılığını kanla şiddetle yok etmiş ve İngiliz malı fabrika işi kumaşlarına Asya’da Pazar açmışlardı böylece. “Bulunmaz Hint Kumaşı” deyiminde ,Hint kumaşının “bulunmaz” olmasıyla 1700’lerde gerçekleşmiştir.


    Üyeler Görebilir ]


  5. #5
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.074
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: Hayvanlariyla ünlü İllerimiz / Hayvanlariyla ünlü Vilayetlerimiz...





    Karaman koyunu



    Üyeler Görebilir ]



    Üyeler Görebilir ]

    Karaman koyunu, Orta Anadolu'da ve Erzurum'da yetiştirilen koyun ırkı.Kendi toprağımızdan yetişme, Anadolu'nun bağrından çıkmadırlar. Cefâ çekmeye alışkındırlar. Kara olanı vardır, kırmızı olanı vardır, boz olanı vardır. Boynu genellikle çıplak, başı dar, kulakları geniş, uzun ve sarkık olan, ağırlığı 90 kg'ı bulabilen karamanın temel özelliği yağlı, iri, iki katlı kuyruğudur: Kuyruk ağırlığı 3-15 kg arasında değişir, iki çeşidinden ak karaman, süt ve yapağı verimi bakımından kızıl karamandan üstündür. Ak karaman ile merinosun çaprazlanmasıyla üretilen çeşitten, bol ve ince yün elde edilir.

    Üyeler Görebilir ]

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0