ÇARPAN BALIĞI (Trakonya)-(Trachintjs st.):
İngilizce adı Weever fish’ tir. Denizlerimizde üç türü yaşamaktadır, birbirine çok benzerler, vücutları yanlardan hafifçe yassılaşmış olup, gözler başın üzerinde yer alır Renk üst kısımlarda mavi-kırmızıda, kırmızı-gri’ ye değişmekte karın kısımlarında kirli beyaz olmaktadır. Göğüs ve özellikle sırt yüzgeçlerinin önde yer alan dikenlerinde çok etkin zehir içerirler. Boyları en çok 40 cm' dir. Çoğunlukla kendini kuma gömen bu balıkların, üzerlerine basıldığında yada çıplak elle tutulduğunda, dikenleri batmakta ve hemen çok şiddetli bir ağrı başlamaktadır. Yaranın çevresi kızarmakta ve şişmektedir.
Kişinin duyarlılığına bağı olarak, bulantı, kusma, adale seyirmesi, solunum zorluğu, kalp durması şok ve koma gibi çok ciddi olaylar olabilmektedir. İğnenin batması durumda, yara amonyak ile yıkanmalı ve zehirin yapısını bozabilmek için olabildiğince sıcak suya sokulmalıdır. Hasta en kısa zamanda en yakın sağlık kuruluşuna götürülmelidir. Şişen yerlere buz ve alkol pansumanı yapılabilir
Denizlerimizde bulunan zehirli balıklardan, “Varsam” dan sonra zehiri en etkili olan, trachinidae familyasından bir balıktır.
İki sırt yüzgecinde 6 tane dikenden, 1, 2 ve 3. dikenleri ile kulak kapaklarında bulunan birer tane dikeni zehirlidir. Çarptığında, dayanılmaz sancılar, kasılmalar, solunum zorlukları, sindirim sistemi ve göz bozuklukları yapar, açtığı yaralar aylarca iyileşmez.
17-20 cm. boyunda, kahverengi, kirli sarı desenli bir derisi vardır. Dip balığı olduğu için gözleri başının üstündedir ve gene sürekli dipte oturduğu için karnı beyazdır. Ağzı vücuduna göre büyüktür. Kalın ve pulları yapışık, kaygan bir derisi vardır. Sırt ve karın yüzgeçleri düzgün bir sıra gösterir, daha doğrusu süreklilik gösterir, bir bütün halindedir.
Dipte, kumların içine yatarak avını bekler. Dipte gezinen küçük balıklar, balık yavruları, karides yer. Çenesi çok kuvvetlidir. Yanına yaklaşan balıkların birden üstüne atılarak zehirli dikenlerini batırır.
Denizin yasası olarak başka balıklar da trakonyayı yer. Daha çok kendisinden büyük balıklar, sinağirt ve kikla gibi, trakonyayı yedikten sonra onlar da zehirlenip ölürler.
Bu belalı balık, denizlerimizin hemen tümünde vardır. Öldükten sonra da dikenleri zehirlidir. O nedenle de hemen hemen bütün balıklar sudan çıktıklarında yüzgeçlerini kaparlarsa da trakonya kapamaz ve yüzgeçlerin üstündeki dikenleri batmağa hazır tutar.
Mayıstan itibaren yaz boyunca yumurta döker.
AVCILIĞI
Tehlikesi nedeniyle özel olarak hiçbir avcılığı yapılmaz. Ancak gırgırlarda, fanyalı ağlarda gelebilir. Gırgırlarda gelen trakonyalar bile kakıçlarla alınarak tekrar denize atılır.
Olta ile de özel avcılığı yapılmaz. Ancak dip oltaları ile yapılan avcılıkta ya yeme atlar, ya da en dip iğnedeki balığa ve kaşık oltalarına da atlar.
Bu durumda, amatörlerin yapacağı iş, eğer balığı tanımıyorlarsa, hiç beklemeden ve balığı sudan çıkarmadan, kösteği keserek ağzındaki iğne ile birlikte denize atmaktır. Ağzında iğne olan balık, yaşamını sürdüremez, ölür.
Eğer balık tanınıyorsa ve mutlaka sandala alınmak isteniyorsa, o zaman, küpeşteye kadar çıkarılan balığın kafasına ya basamak ile ya da başka bir ağırlıkla vurarak öldürmek gerekir. Öldükten sonra gene dikkatle içeri alınır. Kafası, kulak kapaklarının altından kesilip bıçak ucu ile denize atılır.
Sırt yüzgeci, kuyruğundan tutularak, öne doğru her iki yanına keskin bir bıçakla açılan iki yarık kanalı ile gövdeden ayrılır ve o da denize atılır. Bundan sonra artık tehlike kalmamıştır.
YEMEKLERİ
Bu kadar belalı bir balık olmasına karşın eti en lezzetli balıklar arasındadır. Tavası, haşlaması nefis olur.


LinkBack URL
About LinkBacks






Alıntı ile Cevapla

Bookmarks