Yargıların sözle söylenmesine mantıkta «önerme» denir. İnsan zihninde kavramlar ve fikirler oluştuktan sonra bunlar tek başlarına, birbirlerinden ayrı olarak kaldıkça hiçbir anlam ifade etmezler. Zihnimizde bu kavramlar arasında bağlar kurmağa veya iki kavram arasındaki bağlantıyı tasdik veya reddetmeye psikolojide yargı (hüküm); yargıların sözle söylenmesine mantıkta önerme adı verilir.
Bir önermenin üç elemanı vardır. Bunlar :
1- Özne (süje), Kendisine sıfat yüklenen terime özne,
2- Sıfat (yüklem), Özneye verilen niteliğe sıfat,
3- Bağ, İki terim arasındaki bağıntıyı kuran kelimeye de bağ denir.
Örneğin : «Papatya beyazdır» önermesinde, «papatya» özne; «beyaz» sıfat; «dır» eki de bağdır. «Kedi sadık değildir» dediğimiz zaman bu önermede kedi «özne»; sadık, «sıfat»; «değildir» ise bağdır.
Yalnız burada bir noktaya dikkat edilmesi gerekir. Bütün önermeler «dir», «değildir» biçiminde «irmek» fiili ile sonuçlanmazlar, örneğin : Dünya dönüyor, öğrenci çalışmıyor, gibi. Böyle durumlarda fiilin son bölümü bağ ödevini görmektedir.
Akıl Yürütme :
İki ve daha çok yargı sıralanarak bunlardan yeni bir yargı elde etmeğe akıl yürütme denir. Böyle yeni bir yargının elde edilebilmesi için bu yargılar arasında ortaklaşa bir kavramın bulunması gerekir. Buna orta Terim denir. Örneğin :
1 — Kar yağınca hava soğuk olur,
2 — Kışın kar yağar,
3 — Kışın hava soğuk olur.
Bu örnekte kar terimi (kavramı) orta terimidir. İşte böyle bir veya daha çok yargılardan yeni bir yargı çıkarmaya akıl yürütme ya da muhakeme denir. Burada birinci ve ikinci yargının, aralarında «kar» ortak terimiyle ilişki kurması sonucu üçüncü ve yeni bir yargı ortaya çıkmıştır. Böylece akıl yürütme yoluyla düşünme olayında yeni yargılar üretilir.
Akıl yürütmenin bir başka biçimi de karşılaştırmadır. Karşılaştırma, bilinen iki yargı yardımıyla üçüncü bir yargıyı çıkarmağa denir. Örneğin :
— İnsan ölür,
— Ali insandır, Ali de ölür
mantık dilinde bu üç yargının ayrı ayrı adları vardır. İnsan ölür, yargısı büyük yargı, kapsamını geniş ve çok insanı içeriğine almaktadır. Ali insandır, yargısı ise, küçük yargıdır, tekildir, kapsamı azdır. Bu nedenle de küçüktür. Büyük yargı ile küçük yargının ikisine birden giriş denir. Ali ölür. yargısı ise sonucu oluşturur. Büyük ve küçük yargılarda ya da önermelerde yer alan insan terimi (kavramı) orta terimdir.
Sentez ve Analiz :
Akıl yürütme başlıca iki yolda yapılır.
1 — Sentez.
2 — Analiz.
Sentez yolu, özelden genele, parçadan bütüne, örneklerden kurallara, gözlem ve deneylerden yasalara doğru gidilen yoldur. Analiz yolu, genelden özele, bütünden parçaya, kurallardan örneklere, yasalardan, gözlem ve deneylere gidilen yoludur. Analiz, sentezin tersidir.
Kavramlar, yargılar, alkil yürütmeler bilimsel düşünmenin temel elemanlarıdır. Bu elemanlar, düşünme sayesinde, birleşik gayeler ve uzun zincirler oluştururlar. Örneğin : Bir geometri teoreminin ispatında birçok yargılar ve akıl yürütmeler birbiri ardı sıra dizilerek teoremin ispatı amacı güdülür. Bilimsel, sosyal ve edebî bir yapıt ve bir konu hakkındaki görüşlerin böyle bir düşünme zinciri oluşturarak ortaya çıkarlar.
Genel olarak düşünme, bir gerçeğe ulaşmak amacıyla, kavramlar, yargılar ve akıl yürütmeler yaparak ve çaba göstererek, analiz ve sentez yollarını izleyen bir zihin çalışmasıdır. Düşünme, ruhun en karışık ve aynı zamanda en yüksek bir çalışma alanı sayılır. İnsanın, doğa ve toplumda bağımsız bir hayat yaşayabilmesi için bilimsel düşünmenin gerekli ve zorunlu olan ruhsal bir araç olduğunun bilincine sahip olması gerekir.
Dil ve Düşünce :
İnsan, toplum halinde yaşayan canlı bir varlıktır. Toplum hayatı yaşayan insanların ise birbirleriyle görüşmeleri ve anlaşmaları bir koşuldur. Bunu temcin eden araçta dildir. Dil kelimesi en geniş anlamıyla duyguların, düşüncelerin ve isteklerin yazılı ya da sözlü olarak kullanılan işaretler anlamına gelir. Bu işaretler üç türlü olur :
1 — Hareketli ve taklitli işaretler (mimik ve jest),
2 — Sesli işaretler (fonetik),
3 — Yazılı işaretler (grafik),
Dikkat ve Düşünce :
Dikkat nedir?
Sokakta giderken eğer bir düşünceye dalmış isek, tanıdıklarımızdan birinin yanımızdan geçtiğini göremeyiz. Yine bunun gibi evde masa başında yazı ile meşgul olurken, duvardaki saatin tıkırtısını duyamayız. Saat işliyor mu, diye ayrıca dikkat edersek, tıkırtıyı duyarız. Bu sırada yine zihnen meşgul olmağa başladıktan bir süre sonra dışarıdan çalgı sesleri gelmeğe başlar. Tekrar meşgul olduğumuz şeyi bırakıp pencereden dışarı bakarız. İşte böyle, bazen bir sorunu, bazen saatin tıkırtısı ve bazen sokaktan gelen sesler dikkatimizi çeker. Hangi şeye dikkatimizi yöneltirsek, o şeyi daha iyi algılarız.
İşte, daha iyi algılamak ve anlamak, zihnin daha iyi ve daha açık ve daha kesin çalışabilmek için ruhsal bir enerjinin bir dış varlık üzerine yahut ruhsal bir durum üzerine yönelme işlemine dikkat denir. Dikkat bilincin açık bir biçimde yükselmiş bir derecesi olarak kabul edilir.
Dikkatin ruhî yeteneklerle çeşitli ilişkileri vardır. Bir şeyi bellerken ezberlerken, dikkat ne kadar fazla olursa, ezberlemek o kadar kolay ve o kadar az zamanda olur. Ezberlenen bir şey o kadar fazla zaman hatırda kalır.
İnsan, alâka ve heves duyduğu şeylere karşı iradî veya gayrî iradî olarak dikkat eder. Alâkalı olduğumuz işleri yürütürken yorgunluk az olur, dikkat o kadar fazla zaman sürer. İnsan iradesi sayesinde dikkattini artırabilir. Örneğin : Bir dersi öğrenmek azminde bulunan bir genç, zamanın geçmesine, yorgunluğun artmasına rağmen bir süre daha dikkatle dersine çalışabilir.
Dikkatin dolaşım, solunum organlarında bir değişiklik ve özellikle sinir sisteminde bir gerginlik yaptığı bilinir. Bunun sonucunda zihin yorgunluğu denilen durum ortaya çıkar. Bedenen yorulan bir kimsenin bir süre dinlenmesi gerekli olduğu gibi, zihnen yorulan bir kimsenin de dinlenmesi gerekir. Dinlenme, nispeten boş durma, gezinme, eğlenme ya da uğraşı değiştirme sayesinde olur. Dinlenmenin en iyi yolu rahat bir uykudur. Uyanık iken insanın duyu organları sürekli çalışır. Zihin birbiri ardı sıra gelen tasarımlarla uğraşa uğraşa sonunda yorulur. Uyku ise sinirlerim dinlenmesine ve yeniden kuvvet kazanmasına neden olur. Uykusuzluk dikkati derece derece azaltır ve sonunda sıfıra kadar indirebilir.
Öte yandan yorgunluk da dikkatin azalmasına neden olur. Bir insan, zihnen yorulduktan sonra da bir süre çalışmakta devam ederse aşırı derecede yorgunluk hasıl olur. Bu durum meydana geldikten sonra bedende ve ruhta veya her ikisinde de çalışmaya güç kalmaz. Aşırı derecede yorulmuş olanların uzunca bir süre dinlenmeleri gerekir.
Ayrıca, dikkatin hayatımız için önemi büyüktür. Dikkat, gerek bedeni ve gerekse ruhî yönden hayatımızı derinden etkiler. Dikkati zayıf ya da devamsız olan kimseler, yüksek bir ruhî gelişme derecesine ulaşamazlar. Aklı zayıf olanların da dikkatleri azdır. Dersleri anlamak ve bellemek için dikkat en etken bir koşuldur. Az dikkatle yapılan herhangi bir işte birçok kusurlar ve hatalar olur.
Zekâ, neden sonuç arasında ilişkileri bulmak, benzeyişleri ve ayrılışları anlamak, kişinin algı, bellek, anımsama, hayal kurma, dikkat ve akıl yürütmesinden oluşan ve yeni durumlar karşısında zihnin en iyi bir biçimde uyum sağlaması yeteneğidir. Zekâ bir insanın, hayatın yeni görevleri, yeni gereksinimleri karşısında, kendisini bunlara alıştırması, onlarla uyumlu olması halidir. Ayrıca, zekâ akıl yürütme olayından, amaca en uygun bir biçimde yararlanma yolundan hareket ederek yeni koşullara, yeni durumlara uyum sağlamasıdır.
Bookmarks