Konu Etiketleri:

cagdas dusunce nedir, yapılacak bir şey için verilen arzu eğilim, bilimsel düşünce nedir, akıl yürütme kusurları nelerdir, çağdaş ne demek, bilimsel düşünme örneği, cagdas nedir, bilimsel düşünce örnekleri, sosyolojinin kullandıgı akıl yürütme yolunu acıkla, bir bilimsel düşünce örneği, akıl yürütme kusurları, bilimsel düşünme yeteneği ne demek, bilimsel düşünce nedi, çağdaş düşünce nedir, biklimsel düşünce nedir, bilimsel düşünce anlamı nedir, hayal kavramının bilimsel açıklaması, çağdaş bilim verileriyle hayal gücünden oluşan, bilimsel düşünme örnekleri,

+ Konu Cevapla
2 / 2 Sayfa BirinciBirinci 12
6 den 8´e kadar. Toplam 8 Sayfa bulundu

çağdaş bilimsel düşünce nedir -çağdaş bilimsel düşünce nedir acıklaması

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Felsefe Sosyoloji Psikoloji Forumunda Bulunan  çağdaş bilimsel düşünce nedir -çağdaş bilimsel düşünce nedir acıklaması Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Düşünme : İnsanda anımsama ve hayal kurma yeteneği olduğu gibi bir de, hayvanlardan farklı olarak, düşünme yeteneği vardır. Düşünme, eşyayı ...

  1. #6
    Moderator Tırtıl - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    567
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Ce: çağdaş bilimsel düşünce nedir -çağdaş bilimsel düşünce nedir acıklaması







    Düşünme :

    İnsanda anımsama ve hayal kurma yeteneği olduğu gibi bir de, hayvanlardan farklı olarak, düşünme yeteneği vardır. Düşünme, eşyayı ve olayları birbiriyle karşılaştırmak, bunların birbirine uyan ve uymayan yönlerini bulmak ve aralarındaki benzerliklere veya farklara göre onları sınıflandırmak demektir. Duyu organlarımız aracılığıyla aldığımız sayısız algıları, karmakarışık bir durumdan kurtarıp onlardan benzer niteliklere sahip olanları birer, bağ ile bağlıyarak demetler haline koymak, düşünme sayesinde mümkün olur.

    İnsan eski çağlardan beri ilkel yaşamından vaz geçmiş, düşünme sayesinde ateşi bulmuş, giysi, konut, ulaştırma ve savaş araçları yapmış daha sonra, buhar gücünü, elektriği keşfetmiş, bunlardan kendisi için en büyük yararlar sağlamıştır, İnsanın tüm bu ilerlemeleri, onun düşünme yeteneğinden doğmuştur.

    Hayal ile düşünme arasında daima bir bağlantı vardır. Örneğin : Bir nehrin üstüne bir köGoogle Page Rankingü kurulacağı zaman, önce hayal edilir. İmgelem, o köGoogle Page Rankingüyü bir kıyıdan diğer kıyıya uzatarak yapılmasına olanak olup olmadığını kestirebilmesi için düşünmenin yardımına gereksinim duyar.

    Düşünmede Ayırım ve Genelleme :

    Düşünme olayı, zihnin en karmaşık işlemlerinden biridir. Kuramsal olarak düşünülecek olursa, bunun için ilk önce kavramları toplamak gerekir. Bu da ayrım ve genelleme sayesinde olur. Daha önce, algıların zihinde bırakmış olduğu izlere tasarım demiştik. Tasarımlar ise, somut ve soyut olmak üzere ikiye ayrılır. Örneğin : Elimize bir elma alıp, bunun rengi, biçimi, kokusu, tadı ve sıcaklığı hakkında bir algı oluşturduktan ve bu elmayı gözümüzün önünden kaldırdıktan sonra, aynı elmayı rengiyle, biçimiyle, (kokusu ve tadı ile tasarlayabiliriz. Bu tasarım bir tek elmaya ait olduğundan tekil bir tasarımdır. Yine bu elmayı, kendisine özgü olan tüm nitelikleriyle tasarladığımızda, bu tasarım aynı zamanda somut bir tasarımdır. İkinci, üçüncü kez başka birer elma aldığımızda, bunların her biri hakkında, somut birer tasarım elde etmiş oluruz. Bundan sonra zihin bu tasarımlan işlemeğe başlar. Önce her bir elmaya ait olan nitelikler analiz edilir. Bu sayede renk, biçim, koku, tat gibi nitelikler birbirinden ayrılır. Bu ayırma İşlemi ilk ayrım işlemidir.

    Bumdan sonra ikinci bir işlem başlar ki, o da karşılaştırma işlemidir. Çeşitli elmaların renkleri, biçimleri, kokuları, birbiriyle karşılaştırılır. Bu karşılaştırma sonucunda bazı .niteliklerin tüm elmalarda bulunduğu, bazı niteliklerin de her elmada bulunmadığı anlaşılır. Bütün elmalarda bulunan niteliklere, ortak nitelikler denir. Bazı elmalarda bulunmayan niteliklere ise, ortak olmayan nitelikler veya özel nitelikler denir.

    Bundan sonra asıl ayrım ve genelleme işlemi başlar. Yani ortak olmayan nitelikler ayrılır ve atılır. Ortak olan nitelikler ise birleştirilir. Bu suretle daha genel bir elma tasarımı elde edilir. İşte ortak olmayan nitelikleri ayırtıp atmağa ayrım ve ortak olan nitelikleri birleştirmeğe de genelleme denir.

    Kavram ve Fikir :

    Ayrım ve genelleme sonucunda elde edilen elma tasarımı dün veya bugün tetkik ettiğimiz filân veya falan elmaya ait değildir. Her elmada bulunan temel ve üstün nitelikleri içeren bir tasarımdır. Böylece genel tasarımlara kavram veya fikir denir. İşte bizim elma hakkındaki genel tasarımız bir kavramdır, bir fikirdir. Fakat insanda daha başka birçok kavramlar vardır. Örneğin : Elma, armut, kiraz, erik, kavramları gibi. Bu kavramlar da, birbiriyle karşılaştırma yapılınca aralarında bazı ortak ve bazı ortak olmayan nitelikler bulunur. Burada ortak olmayan niteliklerin atılması ve ortak niteliklerim birleştirilmesi sayesinde yeni bir kavram elde edilmiş olur. Bu kavram, meyve kavramıdır. Meyve (kavramının anlamı, elma kavramının anlamından daha geniştir. Elma bir meyvedir. Fakat meyve (kavramının içkide elmadan başka armut, vişne, kiraz, erik gibi diğerleri de vardır.

    Kavramlarda Kaplama ve İçlem :

    Kaplam, bir kavramın içine aldığı teklerin çokluğuna veya azlığına; yani genişliğine o kavramın kaplamı adı verilir. Örneğin: Çiçek dediğimiz zaman bütün çiçekler bu kavramın içine girer. Hayvan kavramıyla da tüm hayvanları kastetmiş oluruz. Bazı kavramların kaplamı daha geniş, bazılarının da daha dardır.

    İçlem ise, kavramı tanıtan, bildiren özelliklere, o kavramın içlemi adı verilir. İçlem, bir kavramın sahip olduğu nitelikleri, özellikleridir. Örneğin : Kuş kavramının içlemi; onun uçucu, yumurtlayıcı ve çift dolaşımlı olmasıdır. İnsan kavramının içlemi ise; onun düşünen, konuşan, iki elli, iki ayaklı olması gibi.

    Kavramlarda, kaplamla içlem birbiriyle ters orantılıdır. Bu kavramın kaplamı çoğaldığı zaman içlemi, içlemi çoğaldığı zaman da kaplamı azalır, böylece kaplam ve telemin birbirleriyle ters oldukları görülür.

    Yargı :

    Kavramların ne biçimde oluştuklarını yukarıdaki konularda gördük. Kavramlar oluştuktan sonra, oldukları gibi zihinde kalmazlar. Zihin bunları işlemekle devam eder. Kavramların ilk işlenmesi, bunların birbirlerine yaklaştırılmasıyla ya da uzaklaştırılmasıyla olur. Örneğin : Altın madendir dediğimiz zaman, altın ve maden kavramlarını birbirine yaklaştırmış oluruz. Altın canlı değildir dediğimiz zaman altın ve canlılık kavramlarımı birbirinden uzaklaştırmış oluruz.

    işte, iki kavram arasındaki bağlantıları araştırarak bunları birbirine yaklaştırmaya ya da birbirinden uzaklaştırmaya yargı (hüküm) dendir. Başka bir deyişle yargı, bir maksadı tam olarak belirten kavram dizisidir.


  2. #7
    Moderator Tırtıl - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    567
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Ce: çağdaş bilimsel düşünce nedir -çağdaş bilimsel düşünce nedir acıklaması





    Yargıların sözle söylenmesine mantıkta «önerme» denir. İnsan zihninde kavramlar ve fikirler oluştuktan sonra bunlar tek başlarına, birbirlerinden ayrı olarak kaldıkça hiçbir anlam ifade etmezler. Zihnimizde bu kavramlar arasında bağlar kurmağa veya iki kavram arasındaki bağlantıyı tasdik veya reddetmeye psikolojide yargı (hüküm); yargıların sözle söylenmesine mantıkta önerme adı verilir.

    Bir önermenin üç elemanı vardır. Bunlar :

    1- Özne (süje), Kendisine sıfat yüklenen terime özne,
    2- Sıfat (yüklem), Özneye verilen niteliğe sıfat,
    3- Bağ, İki terim arasındaki bağıntıyı kuran kelimeye de bağ denir.

    Örneğin : «Papatya beyazdır» önermesinde, «papatya» özne; «beyaz» sıfat; «dır» eki de bağdır. «Kedi sadık değildir» dediğimiz zaman bu önermede kedi «özne»; sadık, «sıfat»; «değildir» ise bağdır.

    Yalnız burada bir noktaya dikkat edilmesi gerekir. Bütün önermeler «dir», «değildir» biçiminde «irmek» fiili ile sonuçlanmazlar, örneğin : Dünya dönüyor, öğrenci çalışmıyor, gibi. Böyle durumlarda fiilin son bölümü bağ ödevini görmektedir.

    Akıl Yürütme :

    İki ve daha çok yargı sıralanarak bunlardan yeni bir yargı elde etmeğe akıl yürütme denir. Böyle yeni bir yargının elde edilebilmesi için bu yargılar arasında ortaklaşa bir kavramın bulunması gerekir. Buna orta Terim denir. Örneğin :

    1 — Kar yağınca hava soğuk olur,
    2 — Kışın kar yağar,
    3 — Kışın hava soğuk olur.

    Bu örnekte kar terimi (kavramı) orta terimidir. İşte böyle bir veya daha çok yargılardan yeni bir yargı çıkarmaya akıl yürütme ya da muhakeme denir. Burada birinci ve ikinci yargının, aralarında «kar» ortak terimiyle ilişki kurması sonucu üçüncü ve yeni bir yargı ortaya çıkmıştır. Böylece akıl yürütme yoluyla düşünme olayında yeni yargılar üretilir.

    Akıl yürütmenin bir başka biçimi de karşılaştırmadır. Karşılaştırma, bilinen iki yargı yardımıyla üçüncü bir yargıyı çıkarmağa denir. Örneğin :

    — İnsan ölür,
    — Ali insandır, Ali de ölür

    mantık dilinde bu üç yargının ayrı ayrı adları vardır. İnsan ölür, yargısı büyük yargı, kapsamını geniş ve çok insanı içeriğine almaktadır. Ali insandır, yargısı ise, küçük yargıdır, tekildir, kapsamı azdır. Bu nedenle de küçüktür. Büyük yargı ile küçük yargının ikisine birden giriş denir. Ali ölür. yargısı ise sonucu oluşturur. Büyük ve küçük yargılarda ya da önermelerde yer alan insan terimi (kavramı) orta terimdir.

    Sentez ve Analiz :

    Akıl yürütme başlıca iki yolda yapılır.

    1 — Sentez.
    2 — Analiz.

    Sentez yolu, özelden genele, parçadan bütüne, örneklerden kurallara, gözlem ve deneylerden yasalara doğru gidilen yoldur. Analiz yolu, genelden özele, bütünden parçaya, kurallardan örneklere, yasalardan, gözlem ve deneylere gidilen yoludur. Analiz, sentezin tersidir.

    Kavramlar, yargılar, alkil yürütmeler bilimsel düşünmenin temel elemanlarıdır. Bu elemanlar, düşünme sayesinde, birleşik gayeler ve uzun zincirler oluştururlar. Örneğin : Bir geometri teoreminin ispatında birçok yargılar ve akıl yürütmeler birbiri ardı sıra dizilerek teoremin ispatı amacı güdülür. Bilimsel, sosyal ve edebî bir yapıt ve bir konu hakkındaki görüşlerin böyle bir düşünme zinciri oluşturarak ortaya çıkarlar.

    Genel olarak düşünme, bir gerçeğe ulaşmak amacıyla, kavramlar, yargılar ve akıl yürütmeler yaparak ve çaba göstererek, analiz ve sentez yollarını izleyen bir zihin çalışmasıdır. Düşünme, ruhun en karışık ve aynı zamanda en yüksek bir çalışma alanı sayılır. İnsanın, doğa ve toplumda bağımsız bir hayat yaşayabilmesi için bilimsel düşünmenin gerekli ve zorunlu olan ruhsal bir araç olduğunun bilincine sahip olması gerekir.

    Dil ve Düşünce :

    İnsan, toplum halinde yaşayan canlı bir varlıktır. Toplum hayatı yaşayan insanların ise birbirleriyle görüşmeleri ve anlaşmaları bir koşuldur. Bunu temcin eden araçta dildir. Dil kelimesi en geniş anlamıyla duyguların, düşüncelerin ve isteklerin yazılı ya da sözlü olarak kullanılan işaretler anlamına gelir. Bu işaretler üç türlü olur :

    1 — Hareketli ve taklitli işaretler (mimik ve jest),
    2 — Sesli işaretler (fonetik),
    3 — Yazılı işaretler (grafik),

    Dikkat ve Düşünce :

    Dikkat nedir?

    Sokakta giderken eğer bir düşünceye dalmış isek, tanıdıklarımızdan birinin yanımızdan geçtiğini göremeyiz. Yine bunun gibi evde masa başında yazı ile meşgul olurken, duvardaki saatin tıkırtısını duyamayız. Saat işliyor mu, diye ayrıca dikkat edersek, tıkırtıyı duyarız. Bu sırada yine zihnen meşgul olmağa başladıktan bir süre sonra dışarıdan çalgı sesleri gelmeğe başlar. Tekrar meşgul olduğumuz şeyi bırakıp pencereden dışarı bakarız. İşte böyle, bazen bir sorunu, bazen saatin tıkırtısı ve bazen sokaktan gelen sesler dikkatimizi çeker. Hangi şeye dikkatimizi yöneltirsek, o şeyi daha iyi algılarız.

    İşte, daha iyi algılamak ve anlamak, zihnin daha iyi ve daha açık ve daha kesin çalışabilmek için ruhsal bir enerjinin bir dış varlık üzerine yahut ruhsal bir durum üzerine yönelme işlemine dikkat denir. Dikkat bilincin açık bir biçimde yükselmiş bir derecesi olarak kabul edilir.

    Dikkatin ruhî yeteneklerle çeşitli ilişkileri vardır. Bir şeyi bellerken ezberlerken, dikkat ne kadar fazla olursa, ezberlemek o kadar kolay ve o kadar az zamanda olur. Ezberlenen bir şey o kadar fazla zaman hatırda kalır.

    İnsan, alâka ve heves duyduğu şeylere karşı iradî veya gayrî iradî olarak dikkat eder. Alâkalı olduğumuz işleri yürütürken yorgunluk az olur, dikkat o kadar fazla zaman sürer. İnsan iradesi sayesinde dikkattini artırabilir. Örneğin : Bir dersi öğrenmek azminde bulunan bir genç, zamanın geçmesine, yorgunluğun artmasına rağmen bir süre daha dikkatle dersine çalışabilir.

    Dikkatin dolaşım, solunum organlarında bir değişiklik ve özellikle sinir sisteminde bir gerginlik yaptığı bilinir. Bunun sonucunda zihin yorgunluğu denilen durum ortaya çıkar. Bedenen yorulan bir kimsenin bir süre dinlenmesi gerekli olduğu gibi, zihnen yorulan bir kimsenin de dinlenmesi gerekir. Dinlenme, nispeten boş durma, gezinme, eğlenme ya da uğraşı değiştirme sayesinde olur. Dinlenmenin en iyi yolu rahat bir uykudur. Uyanık iken insanın duyu organları sürekli çalışır. Zihin birbiri ardı sıra gelen tasarımlarla uğraşa uğraşa sonunda yorulur. Uyku ise sinirlerim dinlenmesine ve yeniden kuvvet kazanmasına neden olur. Uykusuzluk dikkati derece derece azaltır ve sonunda sıfıra kadar indirebilir.

    Öte yandan yorgunluk da dikkatin azalmasına neden olur. Bir insan, zihnen yorulduktan sonra da bir süre çalışmakta devam ederse aşırı derecede yorgunluk hasıl olur. Bu durum meydana geldikten sonra bedende ve ruhta veya her ikisinde de çalışmaya güç kalmaz. Aşırı derecede yorulmuş olanların uzunca bir süre dinlenmeleri gerekir.

    Ayrıca, dikkatin hayatımız için önemi büyüktür. Dikkat, gerek bedeni ve gerekse ruhî yönden hayatımızı derinden etkiler. Dikkati zayıf ya da devamsız olan kimseler, yüksek bir ruhî gelişme derecesine ulaşamazlar. Aklı zayıf olanların da dikkatleri azdır. Dersleri anlamak ve bellemek için dikkat en etken bir koşuldur. Az dikkatle yapılan herhangi bir işte birçok kusurlar ve hatalar olur.

    Zekâ, neden sonuç arasında ilişkileri bulmak, benzeyişleri ve ayrılışları anlamak, kişinin algı, bellek, anımsama, hayal kurma, dikkat ve akıl yürütmesinden oluşan ve yeni durumlar karşısında zihnin en iyi bir biçimde uyum sağlaması yeteneğidir. Zekâ bir insanın, hayatın yeni görevleri, yeni gereksinimleri karşısında, kendisini bunlara alıştırması, onlarla uyumlu olması halidir. Ayrıca, zekâ akıl yürütme olayından, amaca en uygun bir biçimde yararlanma yolundan hareket ederek yeni koşullara, yeni durumlara uyum sağlamasıdır.




  3. #8
    Moderator Tırtıl - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2011
    Mesajlar
    567
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Ce: çağdaş bilimsel düşünce nedir -çağdaş bilimsel düşünce nedir acıklaması





    Bu tanım analiz edilecek olursa görülür ki zekâ, bellekten ayrı bir yetenek olarak görülmektedir. Belleğin görevi, algılardan meydana gelen izleri saklamak ve gereğinde tekrar canlandırmaktır. Zekânın amacı ise, zihinde yer alan fikirlerden yararlanarak, insanın kendisini hayatın yeni koşullarına uydurması, bir amaca erişmeğe uğraşırken ortaya çıkan zorlukları yenmek için, amaca uygun çareler bulmasıdır. Örneğin : İnsanın kullandığı bir aletin bulunmadığı yerde o görevi yapacak başka bir şey kullanması ve yine insanın kullandığı veya biriktirmek gereğini duyduğu bir şey bulunmadığı takdirde, aynı amacı temin etmek üzere onun yerine başka bir şeyi koyması hep zekâ eseri sayılır.

    Arzu :

    Eğilimler, bazı gereksinimlerden doğarlar ve kuşkusuz bunların birer amacı vardır. Fakat bu amaç geneldir. İnsan, genel surette gereksinimleri gidermeye çalışır, 'herhangi bir gereksinimin giderilmesi istenirken eğilimin belirli bir madde veya bir durum üzerine toplanma sı, burca yarayacak olan araçlarını bilinmesi, bu gereksinimin tatmini hakkında duyulacak olan hislerin düşünülmesi halinde eğilim, bir arzuya çevrilir. Örneğin : Açlık gereksinimi insana, beslenme ve gıda arama eğilimini verir. Bu eğilim etkisiyle insan yiyeceğini tedarik eder. Demek ki, arzuda, istenilen şey hakkında belirli bir tasarım mevcut olduğu gibi, bu arzuya ulaşmak için kullanılacak araçlar hakkında da az çok açık tasarımlar vardır.

    İhtiras :

    Arzuların yoğunlaşmasının, devam müddetinin çeşitli olabileceğini, oldukça yoğunluk kazanan ve sık tekrarlanan arzulara tutku adı verilir. Eğer arzu ve tutku, daha çok yoğunluk kazanırsa, buna ihtiras denir. Şu halde ihtiras, daimi şekilde tatmin edilmesi arzu edilen yoğun bir tutkudur. İhtiras sahibi olan bir kimse, daima arzu ettiği şeye ulaşmayı düşünür.

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0