Konu Etiketleri:

gelenek kültürümüz ve günümüz görgü kuralları arasındaki fark, bağımssız sosyologlar ekonomik kriz, sosyolijide bay, sosyolojide intiharla ilgili anket çalışmaları, sosyolojide kullanılan yöntem teknikler, insanların belli bir amaç için kullandıkları sosyal kurumlar, aile içi ve toplumdaki uyulması gereken görgü kuralları ile ilgili bulmaca 10 yatay 10 dikey, loncalarda yatay hareketlilik, türk toplumunda geleneksel kültürümüzdeki yemekdeki görgü kuralları, sosyolojıde ıkı kışıden oluşan grup, din sosyolojisinde yöntem teknikler, sosyolojide örnek olay yöntemi, görgü kuralları ile ilgili anket, tarihsel sosyoloji teknik mi yöntem mi, geleneksel kültürümüzdeki yemek görgü kuralları ile günümüzdeki görgü kuralları arasındaki farklar nelerdir, türk toplumunda yemeğin geleneksel kültürümüzdeki görgü kuralları, geleneksel kültürümüzdeki görgü kuralları, geleneksel kültürümüzdeki görgü kuralları ile günümüz görgü kuralları arasındaki fark, geleneksel kültürümüzdeki ve günümüzdeki görgü kuralları, geleneksel kültürümüzdeki ve günümüzdeki görgü kuralları arasındaki fark, geleneksel kültürümüzdeki ve günümüzdeki görgü kuralları arasındaki farknedir, geleneksel ve günümüzde türk kültüründeki görgü kuralları, türk geleneksel kültürümüz ve günümüz görgü kuralları, günümüzdeki görgü kuralları, türklerdeki günümüz görgü kuralları,

+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Sosyolojİde amaÇ- kullanilan yÖntemler-teknİkler-kavramlar

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Felsefe Sosyoloji Psikoloji Forumunda Bulunan  Sosyolojİde amaÇ- kullanilan yÖntemler-teknİkler-kavramlar Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Sosyolojinin Amaçları - Toplumları, içinde bulundukları yere ve zamana göre, nesnel ve somut koşullarıyla anlamak. - Toplumların tarihsel gelişim sürecinde ...

  1. #1
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.066
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Sosyolojİde amaÇ- kullanilan yÖntemler-teknİkler-kavramlar







    Sosyolojinin Amaçları

    - Toplumları, içinde bulundukları yere ve zamana göre, nesnel ve somut koşullarıyla anlamak.
    - Toplumların tarihsel gelişim sürecinde geçirdikleri değişimin etkilerini ve yönünü açıklamak.
    - Farklı toplumlar arasındaki benzerlikleri saptayıp genellemelere ulaşmak.
    - Mevcut toplumsal verilere dayanarak ileride ortaya çıkacak olaylarla ilgili öngörüde bulunmak.

    Sosyolojinin Özellikleri

    • Sosyoloji, tek tek bireylerin sorunlarıyla değil, toplumu ilgilendiren sorunlarla ilgilenir. Örneğin sosyoloji, ilk bakışta bireysel bir sorun olarak algılanan “intihar” olayının toplumsal boyutuyla ilgilenir. E. Durkheim, “İntihar” adlı çalışmasında, savaş dönemlerinde intihar olaylarının azaldığını, toplumda kuralsızlık halinin yaşandığı ekonomik kriz dönemlerinde ise intihar olaylarının arttığını göstermiştir.
    • Sosyolog, toplumsal olayları kendi değer ve beğenilerinin etkisi altında kalmadan nesnel (objektif) olarak inceler. Durkheim’ın deyişiyle sosyolog, toplumsal olayları “bir eşya gibi” ele alır.
    • Sosyoloji, olanı olduğu gibi inceler. Ahlak, hukuk, din gibi bireylerin nasıl davranması gerektiğine ilişkin kurallar koymaz. Bu anlamda, sosyoloji kural koyucu yani normatif değildir. Örneğin, sosyoloji yardım etmeme davranışını iyi ya da kötü olarak değerlendirmez.
    • Sosyoloji doğa bilimleri gibi deneysel bir bilim değildir. Çünkü, sürekli değişim halinde olan toplumsal olayları ve toplumsal çevreyi laboratuar koşullarında gözlemlemek ve yönlendirmek olanaklı değildir.
    • Sosyoloji, toplumsal kurumların (aile, din, eğitim, devlet, hukuk) yapılarında ve işlevlerinde meydana gelen değişmeleri, tarihsel evrim süreci içerisinde inceler. Örneğin, Cumhuriyet devrimiyle beraber din kurumunun işlevinde meydana gelen değişmeler sosyolojinin alanına girer.
    • Sosyoloji, toplumsal olguların nedenlerini bireylerde değil diğer toplumsal olgularda arar. Örneğin, köyden kente göç olgusunu inceleyen bir sosyolog, bu olguyu bireysel tercihlerle açıklamaz. Göçün nedenini tarımda traktörün kullanılmasına, sulu tarımın yapılmamasına, miras yoluyla toprakların parçalanması vBulletin. gibi diğer toplumsal olgulara bağlar.
    • Sosyoloji, toplumsal yapıyı bir bütün halinde inceler. Diğer toplumsal bilimler toplumsal yaşamın farklı yönlerini ayrı ayrı incelerler. Örneğin, sosyal antropolog kültürel yapıyı; ekonomi, mal ve hizmetlerin üretimini, bölüşümünü ve tüketimini; tarih, geçmişte olup bitenlerin nedenlerini belgelere dayanarak saptamaya çalışır. Sosyoloji ise, toplumsal yapı içerisinde yer alan kültürel öğeleri, ekonomik ilişkileri, tarihsel geçmişi, coğrafi konumu bilmek zorundadır. Bu yüzden de sosyologlar sürekli olarak diğer toplumsal bilimlere başvurma gereksinimi duyarlar.








    Sosyolojide Kullanılan Yöntem ve Teknikler

    • Sosyolojide Kullanılan Yöntemler
    Yöntem

    UYARI : Yöntem ve teknik kavramları genellikle yanlış olarak birbirlerinin yerine kullanılmaktadır. Teknik, seçilen yönteme bağlı olarak belirlenen bilgi toplama aracıdır.

    Bir araştırmanın başından sonuna kadar izlenmesi gereken düşünsel yoldur. Sosyolojide kullanılan yöntemler şunlardır :
     Tümdengelim : Tümdengelim, gerek akıl gerekse gözlem ve deney yoluyla elde edilmiş genel bir ilkeyi ayrı ayrı olaylara uygulamaktır. Başka bir deyişle, özelin bilgisini genel yargılardan çıkarmaktır.
     Toplumsal değişmenin çok hızlı olduğu dönemlerde suç oranı artar.
     İstanbul’un toplumsal değişme hızı çok fazladır.
     O halde İstanbul’da suç oranı artar.
    Yukarıdaki örnekte de görüldüğü gibi tümdengelim yöntemi bize yeni bir bilgi vermez. Genel yargıların içerisindeki saklı olan bilgileri açığa çıkartır.

     Tümevarım : Tümevarım, gözlenen tek tek olgulardan yola çıkarak genel yargılara ulaşmaktır. Başa bir deyişle, tümevarım özelden genele giden bir akıl yürütme türüdür.
     Gözlediğim Seyrek köyünde köyden kente göç oranı azdır.
     Gözlediğim Ortaklar köyünde köyden kente göç oranı azdır.
     Gözlediğim Yanıklar köyünde köyden kente göç oranı azdır.
     Gözlediğim Geren köyünde köyden kente göç oranı azdır.
     O halde sulu tarımın yapıldığı köylerde köyden kente göç oranı azdır.

    Tümevarım mı, Tümdengelim mi?

    Bilimsel araştırma sürecinde tümevarım ve tümdengelim yöntemleri birbirlerini tamamlar niteliktedir.
    Tek tek olgulardan genel ilkelere ulaşılır (tümevarım).
    Genel ilkelerden yola çıkılarak varsayımlarda bulunulur (tümdengelim).
    Varsayımların doğruluğunu sınamak için deneyler ve incelemeler yapılır. Bu incelemelerin sonucunda genel ilkelere ulaşılır (tümevarım).

     Anoloji : Anoloji, iki benzer olay arasında karşılaştırma yaparak sonuca ulaşmaktır. Arjantin’de enflasyon oranı yüksek olduğundan toplumsal muhalefet fazladır. Yunanistan’da da enflasyon oranı yüksektir. O halde, Yunanistan’da da toplumsal muhalefet fazladır.
    UYARI : Anolojinin tümevarım yönteminden farkı şudur : Tümevarım, özelden genele bir akıl yürütmedir, Anoloji ise özelden özele bir akıl yürütmedir.

     Birleştirici Yöntem : Birleştirici yöntemde, incelenen toplumsal olay ile ilgili olan diğer olaylar da göz önüne alınarak açıklamalar yapılır. Çünkü, toplumsal olaylar bir bütündür. Araştırmacı da toplumsal olayların karşılıklı bağlılığına ve etkileşimine dikkat etmek zorundadır.
    UYARI : Birleştirici yöntem her ne kadar yöntem olarak anılsa da başlı başına yöntem olmaktan çok, bir yöntem ilkesidir.

     Sosyolojinin Yöntem ve İlkeleri :
     Somutluk : Sosyoloji yer ve zaman bakımından belirli olan olguları inceler. Sosyolog, hayalinde tasarladığı ideal toplum modelleriyle (ütopyalarla) ilgili değildir.
     Nesnellik : Sosyolog, toplumları toplumsal ve bireysel değer yargılarından sıyrılarak inceler.
     Sınırlılık : Sosyolog, hem incelediği konuyu hem de araştırma yaptığı alanı (sahayı) sınırlandırmak zorundadır. Evren araştırmanın kapsadığı alandır. Sosyolog genellikle araştırmasının kapsadığı alandaki bireylerin tümünden bilgi toplayamaz. Sosyolog bu durumda evreni temsil etme yeteneğine sahip birimleri (örneklem gruplarını) seçerek, araştırmasını bu birimler üzerinde sürdürür.
     Karşılıklı bağımlılık : Sosyolog, incelediği değişkenlerle diğer değişkenlerin karşılıklı etkileşim içerisinde olduğunu gözardı etmemelidir. Örneğin, köyden kente göçün nedeni sadece ekonomik nedenlerle açıklanamaz; ekonomik nedenlerin yanı sıra hukuksal, dinsel vBulletin. nedenler de köyden kente göçü etkiler.
     Dinamiklik : Sosyolog, toplumsal olguların zaman ve mekan içinde değiştiğini göz önüne almak zorundadır.
     Bütünlük : Toplumsal olaylar ancak toplumun genel yapısıyla ilişkilendirildiği zaman anlam kazanır.
     Öngörü sağlama : Sosyolog, mevcut verileri değerlendirerek ilerde ortaya çıkabilecek olayları önceden kestirebilir.
     Kavramları açık seçik tanımlama : Sosyolog, araştırmasında kullanacağı kavramları daha araştırma projesinin başında tanımlamaktadır.
    • Sosyolojide Kullanılan Başlıca Araştırma Teknikleri
    Teknik
    Teknik, seçilen yönteme bağlı olarak belirlenen bilgi toplama aracıdır. Sosyolojinin kullandığı belli başlı araştırma teknikleri şunlardır.
     Gözlem : Toplumsal yaşamla ilgili olayları oluşum koşulları içinde amaçlı ve sistemli bir biçimde izlemek ve kaydetmektir. Gözlem çeşitleri şunlardır :
     Belgeler Üzerinde Yapılan Gözlem : Araştırılan konu ile ilgili kitap, yazıt, film ya da ses, kayıt, nesne, istatistik vBulletin. belgeleri incelemektir.
     Kapsamlı Gözlem : Çok sayıda bireyden oluşan bir toplumsal grubun ekonomik, kültürel ve toplumsal özelliklerinin görüşmelerle araştırılmasıdır.
     Yoğun Gözlem : Kapsamlı gözlemin yetersiz kaldığı durumlarda araştırma konusu ile ilgili az sayıda insanla derinlemesine görüşülmesidir.
     Katılarak Gözlem : Araştırmacının incelediği toplumun yaşantısına katılarak bilgi toplamasıdır. Çoğunlukla antropologların kullandığı bir bilgi toplama aracıdır. Katılarak gözlemde ideal olan incelenen kültürün içinde dört mevsim yaşamaktır. Ancak bu zorunlu bir koşul değildir. Katılarak gözlemin olumsuz yönü araştırmacının uzun süre inceleme yaptığı toplumun içinde kalarak objektifliğini yitirmesidir.
     Anket : Anket, kişilerin belirli konulardaki tutumlarını, düşüncelerini saptamak için hazırlanmış soru listesiyle bilgi toplamaktır. Anket uygulanırken genellikle araştırmacılar ile anket uygulayan kişiler karşı karşıya gelmezler. Dağıtılan anketler bireyler tarafından doldurulur.
     Görüşme : Önceden hazırlanmış soruların, araştırma konusuyla ilgili kişilere yüz yüze sorulmasıdır. Görüşmede, anketten farklı olarak görüşmeciyle görüşülen kişi karşı karşıya gelmektedir.
    UYARI : Enformel görüşmelerde önceden hazırlanmış sorular doğrudan değil de sohbet havası içinde sorulur.
     Monografi : Aile, köy gibi küçük grupların ya da bir örnek olayın tüm değişkenleriyle derinlemesine bir şekilde incelenmesidir. Monografiler şu şekillerde olabilir :
     Köy-şehir monografileri
     Sendika ve parti gibi kuruluşların monografileri
     Kan davası gibi özel bazı örnek olayları ele alıp inceleyen monografiler.
    UYARI : Monografi tekniğinde, diğer tekniklerde olduğu gibi, seçilen birimin evreni temsil etme özelliği göstermesi gerekir.
     Sosyometri : Sosyometri, küçük gruplarda kimin kimden hoşlanıp hoşlanmadığını saptamaya yarayan bir tekniktir. Sosyometri küçük gruplarda yıldız ve itilen kişileri saptamaya yarar. Testin sonuçlarından yararlanarak grubun sosyogramı (ilişki haritası) çıkartılır.
     İstatistik : Sosyolog, diğer tekniklerle toplanılan verilen ne anlama geldiğini ve bunlardan nasıl geçerli sonuçlar çıkartılabileceğini bilmek için istatistiksel tekniklerden yararlanmak zorundadır.

    • Bilimsel Araştırma Sürecinin Aşamaları

    Kavramsal Model Aşaması
     Araştırma probleminin hissedilmesi, kaynak tarama
     Problemin sınırlandırılması
     Araştırma amacının belirlenmesi
     Varsayımların (denencelerin) ortaya atılması

    Araştırma Aşaması
     Araştırma Evreninin belirlenmesi
     İstatistiki tekniklerden yararlanarak araştırma örneklerinin seçilmesi
     Verilerin toplanması
    Çözümleme (Analiz) Aşaması
     Verilerin istatistiki tekniklerle işlenmesi, sunulması; verilerin varsayımları doğrulayıp doğrulamadığının belirtilmesi

    Bireşim (Sentez) Aşaması
     Çözümleme aşamasında elde edilen sonuçlar yorumlanarak sistematik bilgilere (kuramlara – teorilere) ulaşılır

  2. #2
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.066
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: Sosyolojİde amaÇ- kullanilan yÖntemler-teknİkler-kavramlar





    Sosyoloji ile ilgili temel kavramlar

    TOPLUM: Belli bir coğrafya parçası üzerinde yer alan,üyeleri arasında sıkı bir etkileşim ve işbölümü olan bir insan topluluğudur.
    SOSYAL OLAY: Toplum içinde meydana gelen, başlama ve bitiş noktaları belirli olan birden fazla kişiyi ilgilendiren bir oluşumu ve değişimi ifade eder.
    SOSYAL OLGU: Genellikle başlangıç ve bitiş zamanı bilinmeyen, nerede başlayıp nerede bitebileceği kesin olarak tesbit edilemeyen bir sosyal oluşum ve değişimi ifade eder.Tek tek meydana gelen sosyal olayların genel bir ifade tarzıdır.Selma ile Mehmed'in evlenmesi bir sosyal olaydır. Ama tüm evlilik olaylarının hepsine birden evlenme denir. Bu ise sosyal olgudur.
    SOSYAL KURUM: Birbirleriyle sosyal ilişki ve etkileşim halinde bir arada bulunan insanların, toplum içinde nasıl davranmaları gerektiğini ve bu davranışların kurallarını belirleyen, kişilere belli şekillerde davranışlarda bulunması için zorlayıcı etkide bulunan, aralarında birlik ve bütünlük olan, uyumlu ve örgütlü bütünlerdir. Aile, eğitim, din, hukuk,ekonomi, yönetim, devlet kurumları.
    SOSYAL İLİŞKİ: Birbirinden haberdar olan en az iki insan arasında belirli bir süre devam eden, anlamlı ve belirli amaçlar etrafında kurulan sosyal bir bağdır.
    SOSYAL YAPI: İçinde sosyal ilişkilerin sosyal olayların meydana geldiği, sosyal grupların ve kurumların yer aldığı,nüfus ve yerleşim tarzının şekillendirdiği, toplumun şekil ve çevresi ile ilgili dış görünüşe sahip olan bir sosyal varlıktır.
    SOSYAL GRUP: Belli ortak özelliklere sahip, etkileşim ve ilişki içinde bulunan iki veya daha fazla kişinin meydana getirdiği göreli bir sürekliliği olan bireyler topluluğudur.
    SOSYAL DÜZEN: Bir toplumdaki üretim güçleri ve üretim ilişkileriyle din, hukuk, eğitim gibi kurumların karşılıklı bağımlılık içinde oluşturdukları uyumlu bir bütündür.
    KÜLTÜR: Tarihsel ve sosyal değişme süreci içinde oluşturulan, bütün maddi ve manevi değerleri ile bunları yaratmada ve gelecek kuşaklara iletmede kullanılan araçların tümüdür.
    CEMAAT: Kan bağlılığının, benzerliğin, geleneklerin bulunduğu, iş bölümünün görülmediği insan topluluğudur.
    CEMİYET: İş bölümünün geliştiği, akılcılığın egemen olduğu, daha çok organik dayanışmanın görüldüğü toplumdur.
    MİLLET: Siyasi bir birlik şeklinde yaşayan, ortak, mazi ve kültüre sahip, devlet şeklinde teşkit-lanmış fert ve zümrelerin toplamıdır.
    KALABALIK: Ortak fikirlerle hareket eden ve aynı heyecanı taşıyan, teşkilatsız ve sürekli olmayan, kendiliğinden oluşan insan yığınıdır.
    HALK: Üyeleri yoğun bir şekilde bir araya toplanmış olmayan, bir arada bulunmaları tesadüfi olmaktan uzak,sürekli, ortak bir kültürle birbirlerine bağlı, teşkilatsız yaygın,insan topluluğudur.
    SOSYAL DEĞİŞME: Bir toplumda ekonomik büyüme ile birlikte sosyal, siyasi ve kültürel alanlarda bir ilerlemenin olması demektir.
    SOSYAL BÜTÜNLEŞME: Bir toplumu oluşturan, topluluk,grup ve kurumları gibi, sosyal yapının çeşitli öğeleri arasındaki birbirini tamamlayabilme durumuna denir.
    SOSYAL ÇÖZÜLME: Bir toplumda maddi ve manevi kültür öğelerinin bir araya gelerek bir anlam ifade edecek ve işleyen bir bütün oluşturacak çok biçimde birbirlerini tamamlayamamalarıdır.
    İŞBÖLÜMÜ: Bir toplumsal üretim düzeni içindeki değişik görev ve hizmetlerin, toplumun üyeleri, grupları arasında karşılıklı bağımlılık ilişkileri içinde bölünmesi sürecidir.
    SOSYAL TABAKALAŞMA: Toplumu meydana getiren üyelerin ya da öğelerin bir ya da daha fazla ölçüte göre hiyerarşik sırılanmaları
    SOSYAL SINIF: Toplumun düzeyi, yaşam biçimi, eğitim,saygınlık gibi özellikler bakımından birbirine benzeyen ve bunun bilincinde olan insanlar tarafından oluşturulan bir bütündür.
    SOSYAL HAREKETLİLİK: Kişilerin, ailelerin ve sosyal grupların toplum içinde sahip oldukları bir stüdüden diğer bir statüye veya bir tabakadan diğer tabakaya geçmeleridir
    SOSYAL YAPI
    I. Tanımı: Sosyal yapı, içinde sosyal ilişkilerin, sosyal olayların meydana geldiği, ses yol grupların, kurumların yer aldığı, nüfus ile yerleşim tarzının şekillendirdiği, toplumun şekil ve çerçevesi ile ilgii dış görünüşe sahip olan bir sosyal varlıktır.
    Sosyal yapının iki yönü vardır:
    A - Kültürel (Manevi) Yapı: Toplumun sosyal ilişkiler ağı dediğimiz sosyal statüler, roller ve değer yargılarından oluşan yapısı
    B- Fizik (Maddi) Yapı: Toplumun şekil ve çevresi olarak belirtilen dış görünüşünü oluşturan nüfusun yerleşim tarzı (köy - şehir) fiziksel yapısını oluşturur.
    Toplumdan topluma sosyal yapı farklı özellikler gösterir.
    II - SOSYAL YAPI İLE İLGİLİ KAVRAMLAR
    A - Sosyal İlişki: Birbirinden haberdar olan en az iki insan arasında belirli bir süre devam eden, anlamlı ve belirli amaçlar etrafınd kurulan sosyal bir bağdır.
    M.Weber’e Göre Sosyal İlişkinin Özellikleri:
    1. En az iki kişi arasında olmalı
    2. Bir zaman sürecini içermesi
    3. Kişi ya da grupların karşılıklı etkileşim içinde bulunmaları
    4. Birbirlerinin varlığından haberdar olmaları
    5. İlişkiler ortak bir anlam taşıması
    6. İlişkide bulunan kişilerin birbirlerini içten karşılıklı bağ duymaları
    Sosyal İlişki Çeşitleri:
    1. Samimiyet Derecelerine Göre
    a) Birincil İlişkiler: Daha çok cemaat tipi örgütlenmelerde görülen ve yazılı hale getirilmemiş ilişkilere dayanır. Daha çok örf ve adetler biçimindedir.
    Özellikleri:
    - İlişkiler karşılıklı duygusal güven anlayışa samimiyete dayalı yüzyüze ilişkilerdir.
    - Yazılı kurallara bağlı değildir.
    - Sosyal etkileşim çok güçlüdür.
    - İlişkiler uzun sürelidir.
    - Daha çok küçük gruplarda (aile, arkadışlık, köy, komşuluk) görülür.
    - Bütün toplumlarda görülebilir.
    b) İkincil İlişkiler: Daha çok cemiyet tipi bir teşkilatlanmada (şirket, sendika,kentler . . .) görülür.
    Özellikleri:
    - İlişkiler resmidir. Duygusal iletişim çok zayıf
    - Yazılı kurallara bağlıdır.
    - Kıss sürelidir.
    - Sosyal etkileşim çok zayıftır.
    - Daha çok büyük graplarda (şehir, şirket, resmi kurumlar ) görülür.
    - Kitle iletişim araçlarının etkisi çoktur.
    2. Sürelerine Göre
    a) Tesadüfi (geçici): Kısa süreli (bir maçta biraraya gelen insanların
    ilişkileri)dir.
    b) Periyodik: Yılın belli zamanlarında kurulan ilişkilerdir. Mevsimlik işçilerin ilişkisi
    c) Sürekli İlişkiler: Çok uzun süreli ilişkilerdir. Aynı, köyde, şehide oturan insanlar
    arasındaki ilişkiler gibi.
    B - SOSYAL STATÜ VE ROLLER:
    Statü: İnsanlırn toplum içindeki yerini ifade eden bir kavramdır. Statü, kişilerin çocuk, doktor, müslüman, öğretmen, işveren, örneklerindeki gibi kim olduklarını belirtir, ona bir takım haklar sağlar ve yükümlülükler yükler.
    Statü Çeşitleri:
    1. Verilmiş (edinilmiş) Statü: Kişilerin yetenek ve becerilerine bakmadan ve onların bir çabası olmadan, kendileri dışındaki faktörler tarafından
    sağlanır. Yani kişi doğumuyla, cinsiyetiyle veya yaşıyla ilgili bu statüyü elde eder. Örneğin, Yaşlı, genç, kadın, erkek, siyah, beyaz . . .
    2. Kazanılmış Statü: Kişilerin kendi çabaları sonucu elde ettikleri stütüdür.Örneğin, anne, baba, öğretmen rolü çok büyüktür ve çok çabuk değişebilir.
    Sosyal Prestij (İtibar): Bir bireye ya da kümeye (grub) başka birey ya da kümelerle, ilişkilerinde üstünlük sağlayan duruma denir. Doktorluk statü,doktorun sevilmesi, aranması durumuna prestij denir.
    Statünün Özellikleri:
    1. Her insan birden fazla statüye sahip olabilir.
    2. Bazıları doğuştan bazıları sonradan kazınılır.
    3. Bazıları doğumdan ölüme kadar değişmezken koşulları daha kolay değişir.
    4. Her stütü belli kurallara bağlıdır.
    5. Statüler arası ilişkiler ağı vardır.
    6. Toplumdan topluma değişiklik gösterebilir.
    Anahtar (Temel) Statü: Bireyin sahip olduğu statülerden toplum da en etkin olanına anahtar statü denir. Anahtar stütü kişinin toplum içindeki kişiliğini belirler. Cumhurbaşkanı, General, Öğretmen, İmam genellikle kişinin diğer statülerine göre anahtar stütü niteliği taşır.
    Rol: Toplumun bireyden statüsüne uygun olarak beklediği davranışlarına rol denir. Kişinin her taşıdığı statüye göre bir çok rolleri vardır. Her rol, diğer rollerle olan ilişkilerinin derecelerine göre var olur ve anlam kazanır. Statünün dinamik yönüdür.Bir kimse hem öğretmen, hem sporcu hem parti üyesi olabilir.Rol Pekişmesi: Rollerin birbirini kolaylaştır-masıdır. Ana okulu öğretmeni Rol Çatışması: Bireyin sahip olduğu statülerine uygun rolleri arasında herhangi birine uygun davranışı yapacağına karar verememesi haline rol çatışması denir. Örneğin, bir müdürün evde müdür rolüne devam etmesi, subayın evdekilere asker imiş gibi davranması
    C - SOSYAL DEĞERLER:
    Değerler, kişilerin düşünce, tutum ve davranışla-rında birer ölçüt olarak ortaya çıkan ve sosyal yaşamın vazgeçilmez bir öğesini oluşturur.Değerler: Bir gruba ya da topluma üye olanların uymak durumunda oldukları genelleşmiş ahlaki inançlardır. Neyin iyi, güzel ve doğru; neyin kötü, çirkin ve yanlış olduğunu gösteren kriterlerdir.
    Sosyal Değer Çeşitleri:
    1. Pratik Değer: bir toplumun üyelerini birarada tutmaya yönelik inançlardır.Bu değerler kişiler arasında birlik ve dayanışmayı bozacak eğilim ve davranışları kötülerken, toplumun ihtiyaçlarını giderecek davranışları özendirir.
    2. İdeal Değer: İnsanın ideside neler yapması gerektiğine ilişkin davranış modelleri önerir. Çoğuna uymak günlük yaşamda mümkün olmasa da önemleri büyüktür.Çünkü, insanları bencillikten kurtarır, toplum sorunlarıyla ilgilenmeye, yüksek ahlaki değerler edinmeye özendirir.3. Egemen Değer: Özgürlük, bağımsızlık, yoksulları korumak, namuslu olmak gibi tüm toplumca benimsenmiş ve korunan, uzun zamandan beri varlığını sürdüren değerlere denir.
    Özellikleri:
    - Toplum fertlerinin ortak duygu ve düşüncelerini yansıtırlar.
    - Toplumun birliğini güçlendirirler.
    - Toplumsal kurallara temel oluştururlar.
    - Zorlayıcıdırlar.
    - Toplumda kuşaktan kuşağa aktarılırlar.
    - Ahlaki, dini inanç ve ilkelere dayanırlar.
    - Toplumdan topluma değişirler.
    - Zamanla aynı toplumda değişebilirler.
    D - SOSYAL NORMLAR:
    Bir toplumda insanları belli olaylar karşısında nasıl davranmaları gerektiğini belirleyen öyle davranmaya zorlayan kurallara sosyal norm denir.
    1. Yazılı(Resmi) Normlar: Kanunlar, tüzükler, yönetmelikler gibi devletin yetkili organlarınca düzenleyip, uygulamaya konan, gerektiğinde değiştirilen, devletin ve sosyal düzenin korunmasını ve devamını amaçlayan normlardır. Uymayanlar maddi ve bedeni cezaya çarptırılır. Hukuk kuralları gibi
    2. Yazısız (Resmi Olmayan) Normlar:
    Bireyler arasındaki ilişkilerin düzenlenmesinden doğan töre, adet, gelenek,görenekler, din kuralları, görgü kuralları gibi yazılı olmayan normlardır. Yaptırmaları mesnevidir.
    Örf (Töre): Toplum yaşamında yararlı ve gerekli olduğuna ortaklaşa inanılan; kimi yerde yasa ve ahlakın yerine geçebilen, yaptırım gücü (kanun veya norm şeklinde) olan kurallara örf veya töre denir.
    Adet: Halk tarafından alışılmış ve yaygın olarak kullanılan davranış şekilleridir. Bayramda akraba ve ahbap ziyaretleri yapmak Gelenek: Bir toplumda, eskiden kalmış olmaları dolayısıyla saygın tutulup kuşaktan kuşağa geçen kültür mirasları, alışkanlıklar bilgiler ve davranışlardır.
    Görenek: Bir şeyi görülebildiği gibi yapma alışkanlığıdır. Uyulması için yaptırımı bulunmayan, ya da çok az olan davranış öğeleridir.
    Din Kuralları: İnsanların Tanrıyla veya diğer insanlarla ilişkilerini düzenler.Sevap ve günah gibi yaptırım çeşitleri vardır.
    Ahlâk Kuralları: İnsanların kendi nefislerine karşı vazifelerini ve diğer insanlarla ilişkilerinde nasıl davranmaları gerektiğini belirten kurallardır.
    Görgü Kuralları: Örf ve adetlerin basit biçimidir. Bir kimsenin belli bir olayda nasıl davranması gerektiğini gösterir. Bir toplantıda konuşurken, bir davette yemek yerken bir törene katılırken nasıl davranırız?
    Hukuk Kuralları: Kişiler arası ve kişi ile toplum arası ilişkileri düzenleyen,maddi yaptırım olan bu nedenle uyulması zorunlu kurallardır.
    Sosyal Normların Özellikleri
    - Sosyal değerlerin somut şeklidir.
    - Toplumun düzen ve devamlılığını sağlar.
    - Toplumsal kontrolü sağlarlar.
    - Toplumsal süreç içinde veya merkezi otoritece oluşturulabilir.
    - Bireylerin davranışlarını sınırlayan emir, yasaklardır.
    - Toplumdan topluma veya zamanla değişir.
    - Uymayanlar toplumca cezalandırılır, zorlayıcıdır.
    - Çoğunluğun sosyal normlara uyması sosyal bütünleşmeye, uymaması ise sosyal
    çözülmeye neden olur.
    E - SOSYAL KONTROL
    Bireylerin veya sosyal grupların sosyal üzeninin gereklerine uygun biçimde davranmalarını sağlamaya yönelik önlemlerin tümünü ifade eder.Sosyal kontrol, grup ve toplumun, kişinin davranışlarını sınırlandırması ve bu sınırlandırma yoluyla sosyal değerleri benimsemesinin sağlanması demektir.
    Özellikleri
    - Kaynağı sosyal yaşamdır ve her toplumda görülür.
    - Toplumun düzeni ve devamını sağlar.
    - Her türlü sosyal ilişkiyi kapsar.
    - Bireylerin toplumsallaşmasını sağlar.
    - Birey örnek davranış kalıplarını öğrenir ve taklik yoluyla kazanılır.
    - Toplumdan topluma veya aynı toplumda da değişir.
    - Toplumsal norm ve değerleri araç olarak kullanır.
    III. SOSYAL OLAY VE OLGU:
    Sosyal Olay:Toplum içinde meydana gelen, başlama ve bitiş noktaları belli olan ve birden fazla kişiyi ilgilendiren bir oluşumu, değişimi ifade eder.
    Sosyal Olgu: Genellikle başlangıç ve bitiş zamanı bilinmeyen nerede başlayıp nerede bitebileceği kesin olarak tesbit edilemeyen bir sosyal oluşumu ve değişimi ifade eder. Tek tek meydana gelen sos olayların genel bir ifade tarzından
    IV. SOSYALLEŞME: Bireyin toplumsal etkileşim sonucu o toplumun kültür, davranış, düşünme biçimlerini kazanması süresine denir.
    V. ANOMİ: Düzensizlik ve kuralsızlık ifade eder.
    VI. SOSYAL DAYANIŞMA: Grup içindeki bireylerin diğer bireylerle uyumlu ilişkilere girmesi ile ortaya çıkan duruma denir.
    Durkheim'e göre dayanışma çeşitleri
    a) Mekanik Dayanışma: Toplumda benzer, ortak duygu ve düşüncelere sahip insanlar arasındaki dayanışmadır. İlişkiler dostça ve samimidir.
    SOSYAL GRUPLAR:
    A. Tanımı: Belli amaçlar ve bunları gerçekleştirme çabası çerçevesinde toplanmış, belli kurallara göre. belirli süre karşılıklı sosyal ilişkide bulunan,en az iki kişiden oluşan, göreli bir sürekliliği olan bireyler topluluğuna sosyal grup denir.
    B. Özellikleri ve Fonksiyonları
    1 - Grup üyelerin ortak bir amaca sahip olması
    2 - İki veya daha fazla kişiden oluşması
    3 - Üyelerin karşılıklı sosyal ilişkide oluşması
    4 - Göreli bir sürekliliğin bulunması
    5 - Grup üyeleri arasında işbirliği ve iş bölümü vardır.
    6 - Grubun bireylerin beklentilerine cevap vermesi
    7 - Grub bireyleri arasında biz bilincinin olması
    8 - Grup üyeleri arasında rol ve statü dağılımı vardır.
    9 - Grup üyerine baskı yapar ve yol gösterir.
    10 - Yapı ve fonksiyon bakımından zamanla değişir.
    11 - Bireyi sosyalleştirir, tutumları değiştirir, pekiştirir.
    12 - Grup birey için bir güvencedir.
    13 - Grup, işlevini yerine getirdiği sürece vardır.
    14 - Kültür grup aracılığıyla nesilden nesile aktarılır.
    C. SOSYAL GRUP ÇEŞİTLERİ
    1 - Grup Üyelerinin Sayısına Göre
    a) Büyük Grup: Üye sayısı çok olan, ilişki ve etkileşimleri daha sınırlı ve resmi olan gruplardır. İkincil ilişkiler hakimdir. Şehir gibi gruplardır.
    b) Küçük Grup: Üye sayısı sınırlırdır ve ilişkiler yüzyüze (birincil)dir. Köy,aile
    2 - Grubun Süresine Göre:
    a) Geçici Gruplar: Belli bir iş yapmak veya belli bir amacı gerçekleştirmek üzere bir araya gelen kişilerden oluşur. Bunun için kısa ömürlü ve geçicidirler. Mevsimlik işçi, izciler grubu.
    b) Sürekli Gruplar: Genellikle grup üyelerinin ömürlerinden daha uzundur. Millet,aile, köy, şehir, gruplar
    3 - Bireyin Gruba Katılışına Göre:
    a) Resmi Gruplar: Yetkili organlarca oluşturulmuş ve önceden belirlenmiş yasa, tüzük, yönetmelik gibi hukuk kurallarına göre düzenlenmiş gruplardır.
    Milli eğitim de çalışan grup.
    b) Resmi Olmayan Gruplar: Kanun ve yönetmelikler yerine grup üyeleri tarafından geliştirilen kurallara göre var olan gruptur. Genellikle küçük gruplardır. Aile, arkadaş grupları, imece (bir örgütte kendiliğinden doğmuş yardımlaşma şekli), klik-hizip (bir örgüt düşünce ve davranış bakımından ayrılık gösteren küçük gruplaşma) gibi...
    4- Bireyin Gruba Katılışına Göre
    a) Bireyin Kendi İradesiyle Katıldığı Grup:
    Gruba girip çıkmanın serbest olduğu gruplardır. Arkadaşlık, klup, demek grupları
    b) Bireyin İrade Dışı Katıldığı Grup:
    Bireyin doğal yolla katıldığı gruptur aile millet, kastlara bireyler doğal yolla katılırlar.
    Türk veya Fransız olmak kişinin ömrü boyu devam eder.
    5 - Sosyal İlişki Tiplerine Göre:
    a) Birincil Gruplar: Üyeleri arasında birincil (yüzyüze, samimi) ilişkilerin olduğu gruptur. Aile, arkadaşlık, komşuluk, komşuluk
    b) İkincil Gruplar: Üyeler arasında ikincil ilişki bulunan, bulunan, bu ilişkilerin yasa, yönetmeliklerle belirlendiği gruplardır. Üyeler arsındaki ilişkilerde çıkar duygusu egemendir. Dernekler, sendikalar, siyasi gruplar gibi...
    6. Ferdinan Tönnies’in Grup Sınıflaması
    a. Cemaat: Zaman içerisinde yavaş yavaş meydana gelen, bireyleri arasında duygu ve düşünce birliği olan insan topluluğudur. Irk, etnik köken ve kültür bakımından farklılaşmış kişilerden meydana gelirler. Cemaat üyeleri arasında sıcak, samimi,yürekten, duygusal ilişkiler vardır. Aile, akrabalık, klan gibi kana bağlı; komşuluğa dayanan köy gibi yere bağlı, düşünce ve duygu benzerliğine dayalı topluluklar cemaate örnek verilebilir.
    b. Cemiyet : Irk, etnik köken, sosyo ekonomik statü ve kültürce farklılaşmış topluluklardır. Cemiyetler kişisel olmayan, soğuk, rasyonel ve özgür ilişkiler üzerine kuruludur. Sanayi ve ticaret işletmeleri, baskı grupları, şehirler gibi örnekler....
    Cemaat-Cemiyet Özellikleri
    Cemaat (Topluluk)
    Cemiyet (Toplum)
    - Ortak irade
    - Üyelerin kişiliği yok
    - Toplum çıkarları
    - İnan
    - Din
    - Töre, adet
    - Doğal dayanışma
    - Ortak mülkiyet
    -Bireysel irade
    Var
    Birey çıkarları
    İdeoloji
    Kamuoyu
    Moda, geçici arzular
    Sözleşmeli dayanışma
    Bireysel mülkiyet

    7. Durkheim’in Toplum Sınıflaması:
    a. Mekanik Dayanışmalı Toplum:
    - Bireysel bilinçler birbirine benzer, bireyin kişiliği yoktur. Toplum önemlidir.
    - Bağlılık benzerlikte doğan sempati bağlılığıdır.
    - Dayanışma tam bir benzeşme ve uyum içinde ortaya çıkar. Dayanışma, insanların birbirine benzediği oranda artar. Dayanışma inorganik varlıkların molekülleri arasındaki dayanışmaya benzetildiğinden mekanik dayanışma denir.
    - Nüfuz az işbölümü yok, homojen geleneksel
    b. Organik Dayanışmalı Toplum:
    - Toplumsal işbölümü gelişmiş ve bireylerarası, farklılaşma artmıştır. ? bireysel farkları doğurur.
    - Dayanışmma işbölümüne dayanan, başkalarının bizi tamamladığı dayanışmadır. Bu dayanışmada bireysel bireysel farklılıklarını kazanırlar. Gelişmiş hayvanların organları arasındaki dayanışmayı hatırlattığı için organik daynışma denir.
    - Nüfuz artmış, bireycilik, ihtisaslaşma artmış, din evrenselleşmiş, evrensel değerler gelişmiş yerel bağlar zayıflamıştır.
    IV. Grup Dışındaki Topluluklar:
    A. Kalabalık (Yığın) : Aralarında fiziki yakınlık bulunmalarına rağmen,karşılıklı ilişkiler, birleştirici, bütünleştirici bağlan bulunmayan veya yüzeysel ilişki ve geçici bir süre için birbirine bağlanan insan birimleridir.
    Rastlantı sonucu oluşurlar. Durakta otobüs bekleyenler, yangını seyredenler.
    - Kalabalıklar (sıradan kalabalık.
    - İzleyiciler (dinleyici, seyirciler)
    - Gösteri Toplu
    - Etkin kalabalıklar
    B. Sosyal Kategori : Ortak niteliklere sahip olan, fakat aralarında hiçbir ilişki
    olmayan kişilerin oluşturduğu bir bütündür. Örneğin, öğrenciler, taksi şoförleri,
    memurlar, yaşlılar.
    Kategori Şekilleri
    1. Kitle : Ortak sosyal niteliklere sahip olan insanların oluşturduğu, (fiziksel yakınlıkları bulunmayan) kategoridir.
    Aynı gazeteyi okuyanlar, aynı futbol takımını tutanlar.
    2. Sosyal Sınıf : Aynı hayat tarzına sahip, gelir, eğitim-öğretim, kültür ve meslek gibi çeşitli özellikler bakımından birbirine benzeyen insanların oluşturdukları kategoridir. Örneğin, işçi, işveren, köylü.
    3. Azınlık : Bir topluma egemen olanların yararlandığı haklardan (belirgin farkları nedeniyle) yararlanamayan insanların oluşturduğu bir kategoridir.


    TOPLUMSAL TABAKALAŞMA

    Bir toplumda tabakalaşma sınıflar arası farklılaşmadan doğar tabakalar arasındaki bireyler arasında farklılaşma görülebileceği gibi aynı toplumsal tabaka( katman )içindeki bireyler arasında da farklar bulunabilir aynı tabaka içindeki farklar sosyal sınıfları oluşturur.

    Genellikle bir toplumda yönetici pozisyonunda olanlar üst memurlar esnaflar orta işçiler ve yaşam koşulları iyi olamayanlar da alt tabakayı oluştururlar

    Toplumsal yapı kendi içerisinde bir hareketliliği olan bir bütündür bu hareketlilik iki şekilde ifade edilebilir yatay hareketlilik ve dikey hareketlilik

    Yatay hareketlilikte

    A ) Sosyal yapıda yatay hareketlilik , Ör : Bakkalın manav olması öğretmenin Müdür yardımcısı olması vBulletin

    B ) Sosyal Hayat alanında yatay hareketlilik , : Bir lise öğretmeninin tayininin Bolu'dan Ankara'ya çıkması gibi ....

    3 Tür Tabakalaşmadan söz edilebilir

    Kapalı sınıf tabakalaşması Ör : Hindistan'daki kast sistemi ki doğumla kazanılr değişmez katı kurallara sahiptir tabakalar arasında geçiş yoktur.

    Yarı kapalı sınıf tabakalaşması Ör : Ortaçağ avrupasındaki lonca sistemi gibi Yarı kapalı sınıf tabakalaşmalarında sadece yatay hareketlilik olasıdır.

    Açık sınıf tabakalaşması Ör : Günümüz çağdaş toplumlarında eğitimin getirdiği olanaklar sonucunda toplumsal tabakalar arasında yatay ve dikey hareketlilik olasıdır





Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0