Kimdi bu insanlar?... Nereden gelmişlerdi ve çağımıza hangi mesajları bırakmışlardı?
İşte bu sorular; 1773 de şu meşhur şehir Palanque'nin* kalıntıları bulununcaya kadar; yazarlarınkaşiflerin
bilim adamlarının iki yüz yıl boyunca kafa yordukları sorulardan sadece birkaçıydı... Hala bile tamamen ortaya çıkarılamamış ve gün geçtikçe vahşi ormanın tehdidini üzerinde hisseden bu muazzam kent
yeni dünyanın en çok merak ettiği sırrıydı... Göz alıcı beyaz kireç taşıyla
Rönesans Masonları'nın bile kusur bulamayacağı mükemmellikte inşa edilmiş o piramitler
tapınaklar ve saraylar görenleri dehşet içinde bırakıyor... Ne yazık ki kentin en önemli binalarının duvarları üzerindeki şifrelerin çözülmesi ancak 20. Yüzyılın sonlarına doğru gerçekleşebilmiş
bu hazinenin değeri ancak bu şekilde anlaşılabilmiştir.
Bulgular bizden oldukça farklı bit toplumu gün ışığına çıkarıyor. Mayalar sadece Yeni Dünya Uygarlıkları'ndan değilkendi dönemleri içinde yaşamış Eski Uygarlıklar'dan da çok farklıydılar. Yaşamsal gereçler haricinde pek fazla kişisel mala sahip değillerdi. Mısır ve diğer mahsulleri yetiştirmek için basit tarım araçları kullanırlar
bununla beraber toprağın verimliliğini sağlamak amacıyla
tuhaf ve acı verici majik ayinler düzenlenmesi gerektiğine inanırlardı. Bu majik nitelikli ayinler
doğayla barış yapmak adına harikulade süslü ve gösterişli giysileriyle rahipler ve kabile liderleri tarafından yürütülürdü. Maya kabilesi hiyerarşik bir toplumdu. Kanun adamları da köylüler de yerlerini bilirlerdi. Mayalar'ın
Avrupa'da aynı çağda yaşamış diğer karanlık çağ toplumlarından önemli bir farkları vardır:
Mayalar Astronomi uzmanıdırlar...
"Güneş'in 5. Çağı"nda yaşadıklarınabizim devrenin insanına gelinceye kadar yeryüzünde "Dört Çağ" ve "Dört Irk"ın gelip geçtiğine inanırlardı. Onlara göre u dört ırk
büyük afetlerle yok olmuş
her çağdan geriye kalabilenler bu olup bitenleri anlatabilmişlerdir.
M.Ö. 12 AĞUSTOS 3114'den
M.S 22 ARALIK 2012'ye...
Maya Kronolojisi'ne göreyaşadığımız "5. Çağ" M.Ö. 12 Ağustos 3114 tarihinde başlar ve M.S. 22 Aralık 2012 tarihinde biter. Mayalar 2012'de dünyanın katostrofik (ağı hasarlı) depremlerle karşılaşarak
büyük bir "Tufan"a sahne olacağına inanırlar.
Bu güne kadar Mayalar hakkında birçok kitap yayınlanmış fakathiç biri bu tuhaf ama dikkate değer takvimi incelemeye
bu kesin tarihleri neye dayandırarak ortaya koyduklarını araştırmaya cesaret edememiştir. Takvimlerin mekaniği hakkında pek çok şey yazılmasına rağmen
onları bu tarz komplike zaman sistemleri oluşturmaya iten sebepler hala karanlıktaydı.
Artık kurdukları saatin alarmı çaldı çalacak... Ve biz nihayet onların sadece kendi zamanları için değiltüm insanlık için hayati önem taşıyan bu bilgilere sahip olduklarını görüyoruz.
Uygarlıkları bizim standartlarımıza göre ilkeldi belki... Çağlayan nehirlerinden başka su sistemleriyolları
arabaları
elektronik bilgisayarları yoktu... Ama diğer konularda engin bilgi ve altyapıya sahiptiler. Son araştırmaların gösterdiğine göre Mayalar
bizim düşünemeyeceğimiz
hatta tahmin bile edemeyeceğimiz tarzda fizik ötesi bilgi ve pratiği kullanabiliyorlardı.*
Bu esrarengiz insanlarAvusturalya Yerlileri gibi rüyayı
geçmiş
gelecek ve şimdiki zaman hakkında yorum ve kehanetler yapabilmek için kullanmışlar
gezegenleri ve yıldızları da modern araçlar olmamasına rağmen tuhaf bir biçimde doğru olarak takip edebilmişlerdir.
Mayalarkendi dinlerine çok sıkı bağlı olan bir toplumdu. Sırlarla dolu dinleri dıştan bakışta hiçbir şey anlaşılamayacak kadar şifreliydi. Ona ancak inisiye olanlar nüfuz edebilmekteydi.* Dinlerindeki sırlar mitolojik anlatımlarında üstü örtülü bir şekilde dile getirilmiş durumdaydı. Ama mitolojilerindeki sembolik anlatom üzlubu da çözülemeden
bu bilgilere ulaşmak hiçbir zaman mümkün olamamıştır. Mayalar kelimenin tam anlamıyla gizemli bir toplumdu...
İlk zamanlarından son zamanlarına kadar (M.S. 600 - 800 yılları arasındaki Post-Klasik dönem ve sonraki birkaç yüzyıl) dünyadaki en önemli sanat eserlerinden bazılarını üretmişlerdir. Fakat hala tam olarak anlaşılamayan bazı sebeplerden dolayıMaya Uygarlığı çökmüş ve kabile
kentlerini terk etmek zorunda kalmıştır. Bir zamanlar muazzam piramitler inşa edip
yıldızlar ve gezegenler üzerine çalışma yaptıkları bölgenin büyük bir kısmı şu anda ormanın ve toprağın derinliklerinde yatmaktadır.
Maya Uygarlığı'nın üzerinde yükselen Toltek ve Aztek kabileleribugünkü Mexico City'nin daha kuzey bölümlerine yerleşmişlerdir. Bununla beraber Maya Uygarlığı'nın en son temsilcileri güneydeki tepelere ve kuzeydeki Yucatan Yarımadası'ndaki düzlüklere dağılmışlar
asıl yerleşim merkezi olan orta kısım ise tamamen terk edilmiştir.
Mayalar ve 2012
Güneşteki hareketliliğin ve “güneş lekesi çevrimleri”nin dünya üzerindeki verimliliği; dolayısıyla uygarlıkların doğuş yükseliş ve çöküşlerini derinden etkilediğini düşünen Maurice Cotterell için Maya kodeksindeki tarihçağın başlangıcından Mayaların gerilemesine neden olan etkenlerin ortaya çıkışına dek süren bir çevrimi simgelemektedir. 2012 yılındaki bitiş için Cotterell’in açıklamasıysa
daha önce defalarca gerçekleşen bir doğal olayın yineleneceği düşüncesi üzerine kuruludur: Güneşteki manyetik alan değişimleri
bu tarihte yeryüzünün manyetik kutuplarının da değişmesi sonucunu doğuracaktır.
Cotterell ile ortak kaleme aldıkları kitaptaOrion Mystery’nin yazarlarından AdrianGilbert Orta Amerika’daki gizemli uygarlıkların kökeninde
bin yıllar önce bir felaket sonrasında yok olduğuna inandığı Atlantis uygarlığının yattığını yineler. Gilbert’e göre mısır ile Maya kültürleri arasındaki benzerlikler
her ikisinin de Atlantis çıkışlı olmasının doğal sonucudur ve bin yıllar önce Atlantis’i yok eden doğal afetlerin 2012’de yineleceğini bir biçimde bilen Mayalar
bize çok uzaklardan
bin yıllar öncesinden bir mesaj yollamışlardır takvimleriyle. Her iki araştırmacı da
dünyadaki uygarlığın varlığı ve gelişimini doğrudan etkilediğine inandıkları kozmik çevrimlerden ve bunların belli aralıklarla katastroflarla bitmesinden söz ederler ve bir biçimde Maya uygarlığının da bundan haberdar olduğunu ileri sürerler.
Mayalar niçin 2012 yılında “depremlerle” gelecek bir büyük afetten söz etmektedirler ?
Benzeri bir jeolojik hareketlilik dizisine ve küresel felaketeİ.Ö.1650 dolaylarında dünyanın büyük bölümünün tanık olduğunu biliyoruz. Birbirini tetikleyen depremlerle başlayıp
son aşamada binlerce kilometre uzakları bile etkileyecek olan The Ra’nın patlamasına dek varan ve Eski ahitin Exodus kitabına esin kaynağı oluşturan bu afetler zinciri
onuncu gezegen Nibiru/Marduk”un olağan yörünge periyodu içinde dünyaya tehlikeli biçimde yakın geçişiyle ortaya çıkmıştı. Sümer kaynaklarında yörünge periyodunun ilahi 3600 sayısıyla ifade edildiği bu gizemli gezegen
bir dahaki yörünge geçişini 2012 yılında gerçekleştirecek olabilir mi ?
Astroset olarak diyoruz kigezegenimizde binlerce yıldır kıyamet senaryoları yazılıyor
mitler ve efsaneler anlatılıyor
kehanetler yapılıyor.İnsanlara anlatılıyor ama kıyametin asıl anlamı üzerinde durulmuyor. Kıyamet sözcük olarak ‘Uyanış’ demek…Geçmişle ilgili Uyanış
değişim
dönüşüm dönemleri ve yaşanan katastroflar doğru ama gelecekle ilgili kıyamet senaryolarında ve kehanetlerde biraz dikkatli olmakta yarar var. İklim değişikliklerinden doğacak zararlar zaten yeterince uyanış sağlayacak gibi gözüküyor.. Bir gezegen etkisi de bazı kıtaları ilgilendiren yöresel etkiler yaratabilir yani bazı kıtalar sulara gömülebilir ama dünyanın tümünün zarar görmesi pek olası gözükmüyor. Özellikle bazı korunmuş bölgelerin…Yenilenmeye hazır ve uyanmış olanlara yeni ve arınmış bir gezegen gerekecek nasıl olsa?


LinkBack URL
About LinkBacks
kaşiflerin



Alıntı ile Cevapla


Bookmarks