Tunguska olayı30 Haziran 1908 günü sabah saat yaklaşık 7:45 sularında Sibirya'nın orta kesimlerindeki Podkamennaya Tunguska Irmağı yakınlarında oluşan büyük gök patlamasının adıdır.
Gezegenimize Vuran Son Kozmik Darbe
1908 yılındaSibirya Ormanları'nda yüzlerce dönümlük bir alan gökten geldiği sanılan bir ateş topunun altında ezildi
tüm ağaçlar yandı
geyik sürüleri kül oldu
patlamanın şiddeti binlerce megatondu. Bilim
bugüne kadar hala ne olduğunu kesin olarak belirleyemedi ama pes de etmedi. Rus
İtalyan ve Amerikan bilim adamları şimdilerde modern teknolojiyi kullanarak Tunguska gizemine ışık tutuyorlar.
30 Haziran 1908'de Sibirya'da patlayan veya düşen ateş topunun gücüHiroşima'da patlayan atom bombasından 1.000 kez daha güçlüydü. Ortaya çıkan ısı sonucunda
ren geyiği sürüleri ve yüzlerce ağaç kül oldu
binlerce kilometre karelik bir çevrede patlamanın sesi duyuldu. Patlamanın ışığı binlerce km. öteden görüldü
göğe yayılan portakal renkli ışık Batı Avrupa'dan görüldü
ışık o kadar parlaktı ki
insanlar karanlıkta gazete dahi okuyabiliyorlardı. Patlamanın etkisi veya şekli volkanik bir patlamaya benziyordu ama ortada patlayan bir volkan yoktu. Elle tutulur tek ama olağandışı gösterge
sismograflarda kaydedilen titreşimlerdi. Bir Sibirya kenti olan Irkutsk'da bulunan rasathaneler
sarsıntının merkezinin 18.000 metre kuzeyde bulunduğunu belirlediler; bölgenin adı Tunguska'ydı.
Patlamadan sonraki 19 yıl boyuncabilim adamları Tunguska'ya gelmediler; yolculuk zordu
bölge uzak ve bataklık bir alandı
böyle zor bir yolculuğa kimse gönüllü olmadı. 19 yıl sonra Tunguska'ya ulaşan ilk ekibin karşılaştığı manzara inanılmazdı; ekip üyeleri sersemlemişlerdi
karşılarında ufuk boyunca sıralanmış kavrulmuş ağaç dizileri vardı. Ekibin ilk işi bir krater aramak oldu ama bulamadılar. Sonra bir meteorun parçalarını aradılar (veya bir asteroitin) ama böyle bir şey de yoktu. Sadece yakın köylerde yaşayan tanıklarla konuşabildiler; köylüler gökten iz bırakarak gelen ve büyük bir gürültü çıkaran dev bir ateş topunu görmüşler ve patlamanın şiddetinden yere düşmüşlerdi. Açıkçası
Tunguska'da benzeri olmayan bir olay yaşanmıştı
geriye kalan tek elle tutulur kanıt
kavrulmuş ağaçlardı. 88 yıl boyunca Tunguska gizemi ile ilgili birçok çekici kuram ortaya atıldı
en geçerli kuram bir meteorun düştüğü
en az ilgi gören kuram ise dünya dışı bir uzay aracının patlamasıydı. 1908'de kesin olarak ne olduğu ile ilgili tartışmalar sürüp giderken
geçenlerde ortaya çıkan zorlayıcı bir kanıt birçok soruya cevap getirerek
tartışmaların büyük bir bölümüne noktayı koydu.
AraştırmacılarTunguska ağaçlarına gömülmüş zerrecikler (partiküller) buldular ve bu partiküllerin altında dünya dışı bir imza vardı. Bilgisayar animasyonları uygulanarak
bir meteorun atmosferde yanmasından veya bir asteroitin parçalanmasından sonra geriye nelerin kaldığı araştırıldı. Bazı uzmanlar daha fazla tartışma taraflısı değildiler
patlamanın nedeni bir meteordu
asıl sorun meteorun ne tür bir meteor olduğuydu. Tunguska
bilimciler için hala gizemlidir; çözüm sözcüğü heyecan veren bir davete benzer ama bu davetin içeriğinde laboratuarlarda harcanan uzun saatler ve günlerce süren yolculuklar sonucunda eli boş dönmek vardır. Henüz çok pratik bir yöntem bulunmamıştır; kuyruklu yıldızlar veya asteroitler bilinen cisimlerdirler ve Güneş Sistemi'nin tarihinin önemli bir bölümüdürler. Örneğin 1994 yılında Shoemaker-Levy kuyruklu yıldızı
Jüpiter'in "kara göz" üne çarptı. Patlayıcı özelliği olan büyük göktaşlarının en son 65 milyon yıl evvel dünyaya yağarak
dinozorları toptan yok ettiği düşünülmektedir ve bugün de insan uygarlığı aynı bilinmeyen risk ile her an karşı karşıyadır. Aslında Tunguska'da 1908 yılındaki o korkunç gün
bir anlamda da bize gelecekte göklerde nelerin saklı olduğunu işaret etmektedir.
Leonid Kulik
Tunguska'ya giden ilk bilim adamı olan Leonid Kulikbir Rus jeologu idi
uzun yıllar boyunca Sibirya'nın birçok bölgesinde meteor parçacıklarını araştırmıştı. 1927'de Tunguska panoramasını yani parçalanmış
yanık ve devrilmiş sayısız ağacı ilk kez gördü. Aklına hemen çok büyük bir yangının tüm bölgeyi etkilediği geldi. Sonraki 14 yıl içinde Kulik
Tunguska'ya dört kez daha gitti. Kulik'in ekibi
ezilmiş
dağılmış ve bataklıklara gömülmüş ağaçların sayısız fotoğrafını çekti
bıkmadan
usanmadan meteor parçacıkları aradılar ama tek bir parçaya dahi rastlayamadılar.
Çeşitli tanıklarla görüştülerkarşılaştırmalar yaptılar
abartmaları
yalanları belirlediler. Hemen hemen tanıkların yarısı
kuzey göğünden gelen bir ateş topunu görmüşlerdi ama diğerleri kuzeybatı veya batı yönünden söz ediyorlardı. Bütün araştırmaların sonucunda ortaya çıkan tek şey
karışık ve önemsiz bilgilerden başka bir şey değildi. Kulik
hala cehenneme neden olan şeyin doğal olarak bir meteor olduğunu düşünüyordu. Kulik
1942'de bir savaş mahkumu olarak öldü ve ondan sonra ellili yılların sonuna kadar hiçbir bilim ekibi bir daha Tunguska'ya gitmedi.
Olayı bir kez daha dürten ilk kişibir Sovyet ordu mühendisi olan Albay Aleksander Kazantsev'di. 1946'da yazdığı kısa bir makalede
Tunguska felaketine ancak nükleer bir patlamanın neden olabileceğini belirtti ama insanlar 1908 yılında insanlar böyle bir şeyi yapamazlardı
yani tek neden bir uzay aracının patlaması olabilirdi. Sonraki yıllarda öykü SSCB'de birçok kez gündeme geldi ve yazılar yayınlandı. Bunların en popüleri ve başarılısı "Guest From Space/Uzaydan Gelen Ziyaretçi" idi. Genç Sibiryalı bilimciler
Kazantsev'in iddialarıyla uğraşıp durdular
onun Tunguska'da hala ölçülebilir bir radyoaktivite düzeyinin bulunduğunu iddia etmesine karşı çıkıyorlardı. Sibirya'daki Tomsk kentinde İyonize radyasyon uzmanı olan Victor Zhuravlyov; "Kitabın gerçek olduğunu kanıtlayan bir şey bulmayı çok istedik." diyordu. Eğer böyleyse
bilim adamların gerçekte ne olduğunu anlamaya niyetli oldukları pek söylenemezdi. Aynı kentte bulunan Biyoloji ve Biyofizik Bilimsel Araştırmalar Enstitüsü'nün direktörü olan Gennady Plekhanov ise; "Birkaç yıl boyunca Tunguska sorunun çözülmüş olduğunu düşündük." diyordu. Ama ikisi de hatalıydılar
Plekhanov 1959 ve 60'da iki Tunguska seferini yönetmişti
düşük düzeyde radyasyon izi ve ufalanmış patlayıcı meteor parçacıkları arıyor ve; "Gerçekten çok uzaktık
her şey düşündüğümüzden daha karışıktı." diyordu.
1961 baharındaPlekhanov hayal kırıklığı ile dolu bir rapor yayınladı ve Rusya'nın en önemli bilimsel enstitülerinden birisi olan Moskova'daki Kurchatov Atom Enerjisi Enstitüsü'nde bu doğrultuda bir konuşma yaptı. Gizemle ilgili boş bir tablo çizdi
grubunun çalışma alanında çok dikkatli bir çalışma yaptığını anlattı ve anlattıkları bilim adamlarından sıcak bir ilgi gördü. Rus bilim adamlarının Tunguska'ya gidişinden sonra
hemen her yaz döneminde çeşitli bilgiler derleniyor ve araştırmalar sürüyordu. Bunların en önemlisi yanık ağaçların bulunduğu tüm bölgeyi her ayrıntısına kadar gösterin bir haritanın yapılmış olmasıydı. Bu başarının sahibi
Tomsk Üniversitesi matematikçilerinden olan
60 yaşındaki Wilhelm Fast'tı; Fast
1960'da Tunguska ekibine katılmıştı ve "Yanık ağaçları ilk kez gördüğümde uyanmıştım." diyordu. Fast ve yardımcıları inatçı ve ısrarlı bir çalışmanın sonunda
yanık ve kırık ağaçların bulunduğu 220.000 hektarlık bir alanın haritasını çıkarmayı başardılar. Bu harita
büyük bir özenle 35 yıl boyunca geliştirildi; başka bilim adamları ağaçların dağılımlarını ve aldıkları şekilleri uzun uzun inceleyerek bir sonuca vardılar; patlamanın rüzgarı 7.5 km uzunluğundaki bir alanda
10/20 megatonluk bir TNT enerjisi oluşturarak
doğudan batıya doğru yayılmıştı.
30 yıl boyunca Tunguskasadece Rus bilimcilerinin inceleme konusu olarak kaldı. Tunguska'ya en yakın olan iki büyük kent olan Tomsk ve Krasnoyarsk
askeri teknoloji merkezleriydiler ve yabancıların girmesi kesinlikle yasaktı. Ancak1989'da Soğuk Savaş'ın bitiminden sonra yabancı araştırmacılar bölgeye gelip araştırmalara başlayabildiler. Aralarında Bologna Üniversitesi'nden İtalyan fizikçi Menotti Galli'de vardı. Galli 40 yıldan beri
kozmik radyasyon üzerinde çalışıyordu ve özellikle de uzaydan gelen yüksek enerji partiküllerinin
ağaçlardaki selüloz katmanlarında oluşturdukları ağır karbon izotoplarını inceliyordu. Ağaçlardaki bu karbonik birikimin yıllık gelişimi ve miktarı bir kesit alındığı zaman
halkalar halinde görülebiliyor ve izlenebiliyordu. İşte Tunguska gizeminin cevabı burada saklıydı. Galli
Tunguska karanlığına 1990 yılında yapılan araştırma gezisinde daldı ve çeşitli ağaçlardan örnekler aldı; dallardan ve ağaç gövdelerinden 30 cm. çapında
5-6 cm kalınlığında halka kesitler alıyordu. Geçen yıllar içinde yeniden gelişmeye çalışan ölü dallarda bir enfeksiyon vardı yani deriye batan bir kıymık gibi
halkalarda yoğunlaşan ve biriken kırıklar vardı. Ama Galli
bu durumdan hoşnuttu ve daha iyi olduğunu düşünüyordu. 1908 patlamasından önce ölmüş olan dallar ve ağaçlarda sonradan sızan reçine koruyucu bir doku oluşturmuş ve enfeksiyonu engellemişti. Eğer Tunguska'ya patlayıcı bir meteor patlamışsa ormana yayılan zerrecikler
bu reçine tabakalarının içine hapsolmuşlar ve dokunulmamış olarak kalmışlardı.
Gallipatlayıcı meteor düşüncesine
çeşitli yönlerden yakındı ama bu bir kuyruklu yıldızın buzdan oluşmuş parçası da olabilirdi
Güneş Sistemi'nin oluştuğu çok önceki dönemlerde varolan bir kuyruklu yıldız
zaman zaman Pluto'nun ötesindeki evinden gelerek
dünyanın yakınından geçmiş ve geçerken de bir parçası dünyaya düşmüş olabilirdi. Öte yandan çok çeşitli meteor türlerinden birisi de olabilirdi. Meteoritler çoğunlukla serseri yani düzensiz dolaşan eski asteroitlerdir ve dağılmış veya parçalanmış gezegenlerin enkazıdırlar. Temel olarak düzensiz mineraller içerirler
bazıları zengin organik karbon (carbonaceous chondrites) yüklüdürler. Bazı meteoritler zengin demir içerirler
her meteoridin bir özelliği vardır ve buna göre sınıflandırılır; organik karbon yüklü meteorlar soğuk ve küçük asteroitlerin parçalarıdırlar ve Asteroit Kuşağı'nın dışında bulunurlar. Güneş'e yaklaştıkça
ısı yüzünden artan karbon bileşimleri
asteroitlerin içinde sıkışmaya başlarlar
ayrıca birçok büyük asteroitin çekirdeği demirdir.
Galli'nin çalışmalarında yanında yardımcısı ve dostu Giuseppe Longo vardı. Longo 36 yıllık bir nükleer fizikçiydi ve nükleer reaktörlerde oluşan atom altı parçacıklar konusunda uzmandı ve Tunguska'yı görür görmez bölgede bir öğütülmenin veya ufalanmanın oluştuğunu hesapladı. Galli ile Longo1970'lerde Amerikalı bilimcilerin geliştirdikleri bir hipotezle ilgili testi uygulamaya karar verdiler. Eğer Tunguska'da bir kuyruklu yıldız patladıysa bu hipotez işe yarayacaktı çünkü kuyruklu yıldızın izleri tanımlanabilirdi. Kuyruklu yıldızın içerdiği hidrojen sıkışmış ve ve atmosfere büyük bir hızla girdiğinde ısınmıştı
bu helyumda fünyenin erimesi gibiydi yani hidrojen bombasını patlatan tetik gibi. İşte patlamanın nedeni bu olabilirdi. Patlamada ortaya çıkan yüklü nötron parçacıkları
atmosferde nitrojen atomlarıyla birleşirler ve ağır karbon 14 nötronları oluştururlar. Longo;"Eğer böyle bir şey olduysa
ağaçlardan kestiğimiz halkalarda karbon 14 bulacağız." diyordu. Ama olmadı
karbon 14 yoktu
böylece patlama nedenlerinin arasından kuyruklu yıldız çıkarıldı
en azından suçlanma oranı azalmıştı. Bu sonuca rağmen Galli ve Longo çalışmalarına ara vermediler
yeterince veya doğru örnek almadıklarını düşünüyordular ve 1991 yazında Tunguska'ya yapılan yeni bir yolculuğa katılarak
yeni örnekler almaya karar verdiler.


LinkBack URL
About LinkBacks

30 Haziran 1908 günü sabah saat yaklaşık 7:45 sularında Sibirya'nın orta kesimlerindeki Podkamennaya Tunguska Irmağı yakınlarında oluşan büyük gök patlamasının adıdır.







Alıntı ile Cevapla




Bookmarks