Hıttin Muharebesi
Hıttin Muharebesi
Üçüncü Haçlı seferi
Hattin Muharebesi
Tarih 4 Temmuz 1187
Bölge Hittinİsrail. Tiberya yakınlarında
Sonuç Eyyubi zaferi
Taraflar
Eyyubiler Kudüs Krallığı
Kumandanlar
Selahaddin Eyyubi Lüzinyanlı Guy
Trabluslu III. Raymond
İbelinli Balian
Güçler
12.000-20.000
Hittin Muharebesi veya Hattin Muharebesi (4 Temmuz 1187)Selahaddin Eyyubi'nin komutasındaki Eyyubi ordusunun Haçlıların elindeki Kudüs Krallığı'nı büyük bir yenilgiye uğrattığı savaştır. Bu zafer Haçlı seferlerinin seyrini değiştirmiş
Kudüs'ün 88 senelik bir süreden sonra tekrar Müslümanların eline geçmesine neden olmuştur.
Ortadoğu'daki tüm Müslüman emirlikleri birleştiren Selahaddin Eyyubi1187'deki Hıttin Savaşı'nda tüm Haçlı ordusunu bozguna uğrattı. Savaşın ardından Haçlı ordusunun iki kumandanı
Reynauld of Chatillon ve Kral Guy
Selahaddin Eyyubi'nin huzuruna çıkarıldı. Selahaddin Eyyubi
daha önce Müslümanlara karşı uyguladığı korkunç vahşetlerle ünlenmiş olan Reynauld of Chatillon'u idam etti
ancak aynı suçları işlememiş olan Kral Guy'u serbest bıraktı. Filistin toprakları bir kez daha adaletin ne olduğu görüyordu. Selahaddin Eyyubi Hıttin'ın hemen ardından -tam da Peygamberimizin bir gecede Mekke'den Kudüs'e götürüldüğü kutsal Mirac günü- Kudüs'e girerek 88 yıldır Haçlı işgali altında olan şehri kurtardı. Haçlılar
88 yıl önce Kudüs'ü aldıklarında içindeki tüm Müslümanları katletmişlerdi ve bu yüzden bu sefer de Selahaddin Eyyubi'nin aynı vahşeti kendilerine yapacağını korkuyla bekliyorlardı. Oysa Selahaddin Eyyubi kentteki Hıristiyanların hiçbirine en ufak bir zarar vermedi. Dahası
sadece Latin (Katolik) Hıristiyanların şehri terk etmelerini emretti; 'Haçlı' kimliğine sahip olmayan Ortodokslar ise şehirde yaşamaya ve diledikleri gibi ibadet etmeye devam edebilirlerdi. İngiliz tarihçi Karen Armstrong
Müslümanların bu ikinci Kudüs fethini şöyle anlatır:
2 Ekim 1187'de Selahaddin ve ordusu Kudüs'e fatihler olarak girdiler; gelecekteki 800 yıl boyunca şehir bir Müslüman kenti olacaktı... Selahaddin (katliam yapmamak üzere) önceden Hıristiyanlara verdiği sözü tuttu ve şehri yüksek İslami prensiplere göre aldı. Kuran'da emredilmiş olduğu gibi şiddetten kaçındı1099 yılındaki katliamların öcünü almaya kalkmadı. Tek bir Hıristiyan öldürülmedi
hiçbir yağma yapılmadı. Esirleri serbest bırakmak için istenen fidyeler ise son derece düşük tutuldu... Kuran'da emredildiği gibi
esirlerin çoğunu da hiçbir fidye almadan serbest bıraktı... Selahaddin'in kardeşi El-Adil
bin kadar esirin kendi hizmetine verilmesini istedi ve sonra hepsini -acınacak durumda olduklarını gördüğü için- karşılıksız olarak serbest bıraktı... Şehirdeki zengin Hıristiyanlar
değerli eşyalarını yükleyip şehirden bir an önce gittiler
oysa ellerindeki para
şehirdeki tüm savaş esirlerinin fidyesini ödemeye fazlasıyla yetiyordu. Başrahip Heraclius
herkes gibi 10 dinarlık fidyesini ödedi
sonra da şehri hazinelerle dolu arabalarla terk etti.13


LinkBack URL
About LinkBacks
İsrail. Tiberya yakınlarında 



Alıntı ile Cevapla

Bookmarks