Konu Etiketleri:

üretimin fonksiyonları analizi, ekonomide kalkınmış olan ülkeler, ekonomik kalkınma ile ilgili analizler, sanayinin ekonomik kalkınmaya etkisi, ekonomik kalkınma analizleri, ekonomik kalkınma nasıl sağlanır, ekonomik fonksiyonlar hakkinda hareketli gifler, kalkınma kuramı her şeyden önce, kalkınma kuramı her, bir ülkede iktisadi kalkınma nasıl sağlanır, ekonomik kalkınma nasıl sağlanr, ekonomının kalkınmaya etkısı, gelişmiş ülkelerde ekonomik kalkınma, ekonomik kalkınma gelişmiş gelişmekte olan ülkeler, kalkinma hakkinda bilgi,

+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi / Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi Hakkında

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Ekonomi-İşletme Forumunda Bulunan  Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi / Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi Hakkında Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi Kalkınma kuramı, her şeyden önce milli gelirin zaman içinde nasıl artacağını, hangi faktörlerin milli gelir artışını ...

  1. #1
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.062
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi / Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi Hakkında







    Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi



    Kalkınma kuramı, her şeyden önce milli gelirin zaman içinde nasıl artacağını, hangi faktörlerin milli gelir artışını belirlediğini ve bu artış hızının nedenlerini açıklamak zorundadır. Bu durum ise üretim fonksiyonu analizini gerektirir. Üretim fonksiyonuna, geleneksel üretim girdileri yanında teknolojik düzey ve sosyokültürel çevre koşullarını sokarak daha kapsamlı bir üretim fonksiyonu elde etmek olanaklıdır. Ancak bu geniş kapsamlı üretim fonksiyonunun bazı değişkenlerinin sayısallaştırılması oldukça güçtür.Üretim fonksiyonunun analizi bize üretimde kullanılan girdilerle (faktörler) bunların sağladığı çıktı (üretim) arasındaki teknik ilişkiyi verir. Bu ilişkilerden yola çıkarak girdi kullanım miktarındaki artışa ya da girdilerin verimliliklerindeki değişmelere bağlı olarak üretimdeki artış belirlenebilir.Gerek faktör kullanımındaki gerekse verimlilikteki artışlar bir dizi farklı değişkenlerin etkisi altındadır. Üretim fonksiyonu analizi çerçevesinde bu etkenler denklemler sistemine dönüştürülebilir. Bu sistemin matematiksel çözümü, bize ekonominin büyüme hızını verecektir.Dinamik bir süreç olan kalkınma dinamik bir analiz gerektirmektedir.Dinamik analizlerde başlangıç koşullarının saptanması gerekir. Başlangıç koşullarının zaman içinde göstereceği değişim bunları etkileyen yapısal parametrelere bağlıdır.Başlangıç koşulları ve yapısal parametreler bir ülke ekonomisinin geçireceği aşamaları ve yeni ekonomik ve fiziksel çevreye göstereceği uyumu hem kalite hem de kantite yönünden belirleyecektir.Ayrıca varolan talep yapısı da üretim yapısının belirlenmesinde önemli rol oynayacaktır.

  2. #2
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.062
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi / Ekonomik Kalkınmanın Genel Analizi Hakkında





    Günümüzde ekonomik kalkınma, sanayileşme ile paralel gitmekte ve birbirini etkileyerek gelişmektedir. Bu gelişme, sadece ekonomik yapıyı ve üretim tekniklerini değil, aynı zamanda hayatın her yönünü etkileyerek değiştirmektedir. Toplumların yapısı, insanların düşünce ve davranış şekli, hayat standardı, şehirleşme düzeni ve nüfus hareketleri üzerinde sanayileşmenin etkili olduğu ve bir takım değişmelere yol açtığı bilinmektedir.
    Çok yönlü yansımaları bulunan söz konusu değişimin denetlenmesi ve yönlendirilmesi için, sebeplerin odak noktası olan sanayileşme hareketinin, belirli bir çerçevede plan ve programlara bağlı olarak yürütülmesi gerekmektedir.Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde, ekonomik kalkınmanın tüm bölgelere dengeli dağılımının sağlanması ve ülke içinde bölgeler arasındaki, sosyal, ekonomik ve tabii dengesizlikleri dikkate alarak sanayileşmenin yürütülmesi önemli sorunlar arasında sayılmıştır. Çünkü ekonomide ayrı özellik ve nitelikte bölgelerin bulunması, iktisaden gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu kadar, sanayileşmiş ve kalkınmış ülkelerde de birer vakıa olarak ortaya çıkmaktadır. Ülke hükümetleri, bu dengesizlikleri göz ardı etmek yerine, bölgeler arasında dengeli ve tutarlı bir kalkınma politikası izlemeyi arzu etmekte, bu amaçla çeşitli tedbirler almaktadırlar.Sanayinin disipline edilmesi,
    Şehrin planlı gelişmesine katkıda bulunulması,
    Birbirini tamamlayıcı ve birbirinin yan ürününü teşvik eden sanayicilerin bir arada ve bir program dahilinde üretim yapmalarıyla, üretimde verimliliğin ve kar artışının sağlanması,
    Sanayinin az gelişmiş bölgelerde yaygınlaştırılması,
    Tarım alanlarının sanayide kullanılmasının disipline edilmesi,
    Sağlıklı, ucuz, güvenilir bir altyapı ve ortak sosyal tesisler kurulması,
    Müşterek arıtma tesisleri ile çevre kirliliğinin önlenmesi,
    Bölgelerin devlet gözetiminde, kendi organlarınca yönetiminin sağlanması ve EKONOMİK ve SOSYAL KONSEYİN daha aktif hale getirilmesidir.


    Sosyal hukuk devleti, güçsüzleri güçlüler karşısında koruyarak gerçek eşitliği yani sosyal adaleti ve toplumsal dengeyi sağlamakla yükümlü devlet demektir... Hukuk devletinin amaçladığı kişinin korunması, toplumda sosyal güvenliğin ve sosyal adaletin sağlanması yoluyla gerçekleştirilebilir... Anayasa’nın, Cumhuriyetin nitelikleri arasında yer verdiği sosyal hukuk devletinin dayanaklarından birini oluşturan sosyal güvenlik kavramının içerdiği temel esas ve ilkeleri uyarınca toplumda yoksul ve muhtaç insanlara Devletçe yardım edilerek onlara insan onuruna yaraşır asgari yaşam düzeyi sağlanması, böylece, sosyal adaletin ve sosyal devlet ilkelerinin gerçekleşmesine elverişli ortamın yaratılması” gerekir .Sosyal güvenlik, bireylerin istek ve iradeleri dışında oluşan sosyal risklerin, kendilerinin ve geçindirmekle yükümlü oldukları kişilerin üzerlerindeki gelir azaltıcı ve harcama artırıcı etkilerini en aza indirmek, ayrıca sağlıklı ve asgari hayat standardını güvence altına alabilmektir. Bu güvencenin gerçekleştirilebilmesi için sosyal güvenlik kuruluşları oluşturularak, kişilerin yaşlılık, hastalık, malûllük, kaza ve ölüm gibi sosyal risklere karşı asgari yaşam düzeylerinin korunması amaçlanmaktadır.Türkiye, OECD ülkeleri arasında devletin sosyal güvenlik sistemine prim ödeyerek katkı yapmadığı tek ülkedir. Avrupa Birliği ülkeleri, sosyal güvenlik ve sağlık için bütçelerinin yarısını harcarken, Türkiye’de bu oran bütçenin beşte birine ulaşmamaktadır. Öte yandan, bütçenin yüzde 26’sı, nüfusun yüzde 10’una faiz ödemeleri olarak aktarılırken; nüfusun yüzde 90’ı için yapılan ve yüzde 15’i bile bulmayan sosyal güvenlik harcamalarını kara delik olarak nitelemeyi sürdürmek, bilinçli bir çarpıtmayı yansıtmaktadır. Anayasa’da, “sosyal hukuk devleti olarak” tanımlanan bir ülkede; bütçeden sosyal güvenlik sistemine aktarılan kaynağı, bu biçimde tanımlamayı sürdürmek çalışmayı, alınterini ve emeği değersizleştirmek, bu değerlerin karşısında parayı yüceltmek demektir.Sağlık, her yurttaş için eşitlik ve hak temelinde erişilebilecek ve yararlanabilecek bir kamu hizmeti olarak düzenlenmelidir. Piyasa kurallarının belirleyici olacağı bir sağlık sisteminden vazgeçilmelidir. Bu sistemin uygulandığı başka ülkelerde iflas etmiş olduğu unutulmamalıdır. Ülkenin içinde bulunduğu ekonomik koşullar, işsizlik, kayıt dışı çalışanların oranı ve bölgesel eşitsizlikler, özel sigortacılık tekniğine uygun bu sistemin işleyişine engeldir. Sonucu, halkın sağlığını kaybetmesi anlamına gelecek bu model yerine, vergilendirilmeyen kazançlardan alınacak vergilerle ve Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Fonu’nun da dahil edildiği diğer kamu kaynakları ile karşılanacak bir sağlık sistemini gerçekleştirmek gereklidir.Hükümet’in sosyal politikalar olarak yaygınlaştırdığı ve siyasallaştırdığı uygulamalar, sosyal devlet kurallarına göre yürütülmelidir. Kamu kaynakları ile sürdürülen ve denetlenemeyen süreçlerde planlanan ve gerçekleştirilen harcamalara dayanan bu uygulamaların, geçici ve keyfi niteliğinden arındırılması gereklidir. Bu yardım ve olanaklar ihtiyaç duyan herkese, eşit ve nesnel ölçütlere göre ulaştırılmalı, uygulama siyasal bir organizasyon ve yararlanma görüntüsünden çıkarılmalıdır. Sosyal yardımlar yasa ile düzenlenmeli, iane ve bağışlama görüntüsü yerine, yurttaşların devletten isteme hakkı kapsamında bir hak boyutuna taşınmalı ve sosyal devletin gerektirdiği kurumsal ilişkiler aracılığıyla uygulanmalıdır.BU ARACI DA EKONOMİK VE SOSYAL KONSEY OLMALIDIR.

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0