Eğitim, ulusal ekonomilerin kalkınmasında katalizör görevi görmekte, insanlara toplumda iş gören kurumsal, ekonomik, sosyal, politik ve teknolojik güçlerle ilgili bir anlayış kazandırmaktadır. Bu anlayış da durağan ve geri kalmış sosyopolitik yapıların ve sistemlerin yıkılarak, dinamik ve sağlıklı büyüyen bir ekonominin ortaya çıkarılabilmesi için gerekli bir koşul olarak görülmektedir.
Eğitim, işgücünün verimliliğini artırarak ekonominin büyümesine katkı sağlamaktadır.
Hizmet öncesi, hizmet içi ve işbaşı eğitimine yapılan yatırımlar da işgücünün beceri ve yeteneklerini geliştirerek verimlilikte artışa yol açmaktadır.
SEKTÖRÜN TÜRKİYE'DEKİ GELİŞİMİ
Özel kurslar, etüt eğitim merkezleri, dershaneler ve okullar, 625 sayılı yasa ile kurulmuş özel öğretim kurumlarıdır. Özel kurslar, etüt eğitim merkezleri ve dershaneler eğitim-öğretim açısından Milli Eğitim Bakanlığı'nın, ekonomik ilişkiler açısından Maliye Bakanlığı'nın, çalışanların sosyal hakları açısından ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın gözetimi ve denetimi altındadır.
Vakıf üniversitesi, doğrudan devlete bağlı olmayan, bir vakıf tarafından özerk olarak işletilen üniversitedir. Türkiye'de, kanunlara göre vakıf üniversiteleri, Yükseköğretim Kurulu'nun önerisi üzerine kanunla kurulur. Bu tür üniversitelerin kurulması, yeni bir üniversite kurma veya kurulmuş bulunan bir yükseköğretim kurumuna üniversite adının verilmesi şeklinde olur. Vakıf Yükseköğretim Kurumu, 2547 sayılı kanun hükümleri uyarınca, devlet tarafından kurulmuş bulunan yükseköğretim kurumudur.
SEKTÖREL PANORAMA
Türkiye'de yaklaşık 16 milyon öğrenci ve 600 bin öğretmen bulunmaktadır. Ayrıca Milli Eğitim Bakanlığı'nın Mart 2009 tarihli son verilerine göre Türkiye'de bakanlığa bağlı 1012 adet özel anaokulu, 165 adet özel eğitim okulu, 693 adet özel ilköğretim okulu, 711 adet özel lise, 1808 adet özel muhtelif kurs, 4221 adet özel dershane, 2783 adet özel motorlu taşıt sürücü kursu, 1697 adet özel eğitim kursu, 484 adet özel etüt eğitim merkezi, 38 adet de vakıf üniversitesi bulunmaktadır.
2009 yılı bütçesinin yüzde 2,80'ini oluşturan 27 milyar 883 milyon TL, Milli Eğitim Bakanlığı için ayrılmıştır. Bu tutarın 18 milyar 488 milyon TL'sinin personel maaşlarının ödenmesi için kullanılması, 2,78 milyar TL'sinin ise yatırımlara ayrılması planlanmıştır.
Öte yandan 2009 yılı için yükseköğretime ayrılan pay rakamsal olarak, 8 milyar 772 milyon TL'dir ve bu rakam GSYH'nin yüzde 0,79'unu oluşturmaktadır. Yükseköğretim bütçesinin yüzde 52'sini de (4 milyar 572 milyon TL) personel harcamaları oluşturmaktadır.
Mal ve hizmet alım giderleri 1 milyar 561 milyon TL, sermaye gideri ve cari transferler toplamı 2 milyar 72 milyon TL, sosyal güvenlik devlet primi giderleri ise 565 milyon TL'dir.
2007 yılında okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim olmak üzere 1981 özel okulda, 32 bin 762 öğretmen görev yapmış ve 300 bin 903 öğrenci eğitim almıştır. Bu yıl ise okulöncesi, ilköğretim ve ortaöğretim olmak üzere toplam 2 bin 581 özel okulda 39 bin civarında öğretmen, 350 bini aşkın öğrenciye eğitim vermektedir.
Türkiye'de ilköğretim ve okul öncesi eğitimde öğrenci başına yaklaşık 1,200 TL, genel orta öğretimde okuyan bir öğrenciye 2,000 TL, mesleki ve teknik ortaöğretimdekine 2,600 TL ve yüksek öğretimde de bir öğrenciye 4,400 TL harcanmaktadır.
Türkiye çapında ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 2008-2009'da 32 olmuştur. Türkiye genelinde 23 öğrenciye 1 bilgisayar düşmektedir. Öte yandan Türkiye'de 15-19 yaş arası nüfusun yüzde 15'i ilköğretim diploması sahibi değilken aynı yaş aralığındaki kızların yüzde 21'i ilköğretim diploması sahibi değildir. Yine 15-19 yaş arasındaki kızların yüzde 16'sı okuryazar olduğu halde, ilköğretim diploması alamamıştır.
Okul öncesi eğitimde 48-72 ay okullulaşma oranı 2007-2008'de yüzde 27, 2008-2009'da yüzde 33 olarak gerçekleşmiştir. Ülke genelinde 48-72 ay okullulaşma oranı yüzde 25'in altında kalan il sayısı bir yılda 26'dan 8'e düşmüştür. İlköğretimde öğretmen başına düşen öğrenci sayısı OECD'de 16,2 iken Türkiye'de bu sayı 23,6'dır.
SEKTÖREL ANALİZ
Genel eğitim sistemi içindeki payı yüzde 2 civarında olan özel okul işletmeciliğin 10 yıllık vadede yüzde 10, 20 yıllık sürede ise yüzde 30'a çıkarılması hedeflenmektedir. Bunun için sektörü teşvik edecek düzenlemelere ihtiyaç bulunduğu dile getirilmektedir.
Sektör temsilcileri, bu noktada, özel öğretim sektörünün de tedbir ve teşvik paketi kapsamına alınması gerektiği görüşünü paylaşmaktadır. Bu doğrultuda beklentiler; 'istihdam yükünü azaltıcı', 'eğitim ücretini düşürücü', diğer sektörlerde olduğu gibi bölgesel bazda değerlendirilmek üzere 'kredi ve arazi tahsisi şeklinde yatırımı geliştirici' tedbirler şeklinde sıralanmaktadır.
Sektörün Güçlü Tarafları
Sektörün Zayıf Tarafları
- Genç nüfus,
- Avrupa Birliği'ne üyelik süreci kapsamında eğitim seviyesini yükseltme çalışmaları,
- Kentlere göç nedeniyle artan ihtiyaç ve talep,
- Yetişmiş eleman sayısının yüksek oluşu.
Alıntıdır.
- Okul öncesi dönemde okul öncesi eğitimden yararlanma oranının düşüklüğü,
- Bölgesel farklılıklar,
- Yetersiz okullaşma oranı,
- Kalite farklılıkları.


LinkBack URL
About LinkBacks

2009 yılı bütçesinin yüzde 2,80'ini oluşturan 27 milyar 883 milyon TL, Milli Eğitim Bakanlığı için ayrılmıştır. Bu tutarın 18 milyar 488 milyon TL'sinin personel maaşlarının ödenmesi için kullanılması, 2,78 milyar TL'sinin ise yatırımlara ayrılması planlanmıştır.
Türkiye çapında ilköğretimde derslik başına düşen öğrenci sayısı 2008-2009'da 32 olmuştur. Türkiye genelinde 23 öğrenciye 1 bilgisayar düşmektedir. Öte yandan Türkiye'de 15-19 yaş arası nüfusun yüzde 15'i ilköğretim diploması sahibi değilken aynı yaş aralığındaki kızların yüzde 21'i ilköğretim diploması sahibi değildir. Yine 15-19 yaş arasındaki kızların yüzde 16'sı okuryazar olduğu halde, ilköğretim diploması alamamıştır. 



Alıntı ile Cevapla


Bookmarks