Yabancıların Ders Kitaplarında " Türkler ve Türkiye"
Üyeler Görebilir ]
A.B.D.
Öğretmen Eğitimi Tarih–Sosyal Bilimler Kitabında;
1894-1896 yılları arasında Sultan Abdülhamit 100 binden
fazla Ermeniyi katletti.
Ermeniler Türklerin yayılmacı Pantürkizm planının
önünde engeldi.
Bu nedenle Türk yöneticiler onlardan kurtulmaya
karar verdiler.
Ermeni Soykırımı Nasıl Gerçekleştirildi?
-Türk Ordusundaki Ermeni askerlerin silahları alındı,
zor işler verildi ve daha sonra öldürüldü.
Ermenilerin eğitim,siyaset, din ve kültür liderleri
tutuklandı ve öldürüldü.
-İmparatorluk dahilinde yerel yetkililere,Ermeni nüfusa
karşı nefret uyandırmalarını emreden talimatlar gönderildi.
-Kadın, çocuk ve yaşlılar tehcir bahanesiyle çöle ölüm
yürüyüşüne gönderildi.
Ermeni nüfusun bütün mallarına ve zenginliklerine Türkler
el koydu.
-Bazı durumlarda, eğer Ermeniler Hristiyanlığı reddedip
İslamı kabul eder ve Türk olduklarını söylerlerse
hayatlarını kurtarabiliyorlardı.
Ermeni soykırımının amacı Osmanlı İmparatorluğunun
içindeki Ermenileri yok etmekti.
-Ermeni soykırımı Yahudi soykırımının öncüsüdür.
-1909 yılında Kilikya bölgesinde 30 bin Ermeni katledildi.
1915-1922 yılları arasında 1.5 milyon Ermeni öldürüldü;
500 bini de sürgüne gönderildi.
-Tehcir sırasında savunmasız kadınlar ve çocuklar Suriye
Çöllerinde haftalarca yürümeye zorlandı;
tecavüz ve işkenceye maruz kaldı.
Binlercesi zorla Türk ve Kürt evlerinde ve
haremlerinde alıkonuldu.
Aşağıdaki bilgilerin ışığında diğer soykırım örneklerini
tanımlayınız.
-Osmanlı İmparatorluğu liderleri tarafından Ermenilere
-SSCB’de Stalin tarafından köylülere, memurlara ve askerlere
-Kamboçya’da Pol Pot yönetimi tarafından halka
-Ruanda’da Hutular tarafından Tutsi azınlığa
------------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
RUSYA FEDERASYONU
İlköğretim Tarih Kitaplarında;
1875’in yazında Bosna-Hersek’te çıkan ayaklanma şiddetle bastırıldı.
1876’da Bulgaristan’da Osmanlı boyunduruğuna karşı bir ayaklanma
çıktı ve Sırbistan ve Karadağ Osmanlıya savaş açarak Bulgar
halkına yardıma koştular. Ancak az sayıdaki eğitimsiz
ordu bozguna uğradı.
Türk idaresinin yaptığı kanlı katliamlar Rus toplumunda
infial yarattı.
Kamuoyunda Yugoslav halklarının korunması fikri yayılmaya
başladı.
Yönetimin resmi yasaklarına karşı çoğunluğu subay olan
binlerce gönüllü Sırp Ordusuna katıldı.
Haritanın lejandında dört numaralı madde Kilikya
Ermeni Devletini göstermektedir.
Bölünmüş Bulgaristan, Sultan’ın düzenli ordusu için kolay
lokma oldu.
Daha sonra Sultan I nci Murat ordularını Sırbistan’a sürdü.
1389’da, LAZAR komutasındaki sayıca çok üstün Sırp Ordusu,
Kosova Ovası’nda, kahramanca savaşıp düşmanı kıstırdılar.
Fakat Prensin en yakın adamlarından biri Murat ile haince
anlaşarak savaşın en önemli anında 12 bin askerini savaş
alanından çekince, sarsılan Sırp Ordusu geri çekilmek
durumunda kaldı.
Prens LAZAR’ın akrabası Miloş OBİLİÇ kasten esir düşerek
Sultan’a götürülmeyi talep etti. Kahraman Sırp, Hükümdar
ile karşılaştığı anda hançer ile Murat’ı vurdu.
OBİLİÇ’İ hemen orada parçaladılar. Komutayı alan yeni
Sultan öç almak üzere tüm esirlerin ve Prens LAZAR’ın
katledilmesi emrini verdi.
Fatih, 200 bin kişilik ordu, 125 parçalık donanma ve
yarım tonluk gülle atan devasa toplarla taarruza geçip
şehri fethetti.
İmparator 11 nci Konstantin elinde kılıcıyla öldü.
Sultan; şehrin, surların, binaların kendisine ait olduğunu
söyleyerek bunların dışındaki herşeyi yağma için askerlerine
bıraktı.
Üç gün süren yağmadan sonra ganimet ve kölelerden zengin olmamış
bir tek asker kalmadı.
Bizans Ordusu yok olmuş, ahalinin çoğu ölmüştü. Şehir İstanbul
olarak adlandırılıp başkent oldu.
Türkler tarafından bir çok Ortadoks kilisesi yıkıldı.
Ayasofya ise camiye çevrildi.
Kemal, iktidarda güçlenince diktatörlüğünü kurdu.
Demokratik ve kominist organizasyonları dağıtıp reformlara
girişti.
Türkiye’de Cumhuriyeti ilan edildi, ruhani
dünya sekülarize edildi.
Güçlükler ekonomi ile sınırlı değildi. Çözümsüz bir çok sorun
arasında Kürt sorununa dikkat etmek gerekmektedir.
Lozan Antlaşması’na göre Kürtlerin yaşadıkları yerler Türkiye,
İran, Irak ve Suriye sınırları dahilinde bölünmüştü.
60’lı yıllarda kurulmuş olan Kürdistan İşçi Partisi 1984 yılında
Kürtlerin yaşadıkları bu dört ülkedeki topraklarda bir Kürdistan
devleti kurmak amacıyla silahlı mücadeleye girişti.
Ülkenin Güneydoğu Bölgesi’nde *** savaşçıları ile Türk Ordusu
arasında silahlı faaliyet başladı.
Askeri faaliyetler Türkiye’ye yıllık olarak 10 milyar dolara
malolmuştur.
Kürt sorununa çözüm halen bulunamamıştır.
Türkiye Miğfer Devletler’in kaçınılmaz mağlubiyetlerine kanaat
getirince Almanya ve Japonya’ya savaş açtı.
Bu açık sembolik hareket Türkiye’ye BM’nin kurucuları arasında
yer alma olanağı sağladı.
Fakat uluslararası prestijini büyük oranda kaybetti.
Özellikle SSCB ile ilişkileri kötüleşti.
------------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
ALMANYA
İlköğretim Yardımcı Yayını Coğrafya Atlasında;
-Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi “Armanisches Hochland”
(Ermeni Dağlık Alanı) olarak gösterilmiş,
-Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı “kürdistan”
olarak gösterilmiş,
-Haritanın Kıbrıs’ı gösteren kısmında “Türkiye tarafından
işgal edilmiştir.”yazmaktadır.
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Bir halk milliyeti için savaşıyor (Kürtler). 5000 yıldır
yaşadıkları bölgede Osmanlı ve Perslerin değirmen taşları
arasında kalmışlardır. Onların bölgesi Birinci Dünya
Savaşı’nda birçok ülkeye paylaştırıldı.
O ülkelerden hiçbiri Kürtlere bağımsızlık ya da dil
özgürlüğü vermedi.
Bölgede petrol olması durumu gerginleştiriyor.
Kürtlerin bağımsızlığı hedefleyen tüm girişimleri Türkiye ve
Irak tarafından çoğunlukla kanlı bir şekilde bastırılmıştır.
İlköğretim Coğrafya-Çevre Bilgisi Kitabında;
(Kürtler)16-20 milyonluk bir topluluktur. Türkler bölgeye
gelmeden önce deburada yaşıyorlardı.
Toplam beş bölge ülkesinde yaşayan Kürtler devlet kurma
arzusundadırlar.
Türkiye ve Irak’ta, askerler ve Kürtler arasında silahlı
çatışma olmaktadır.
Türk Askerleri aileleri bölmekte, işkence yapmaktadır.
İlköğretim Tarih-Coğrafya Kitabında;
-Türkiye’nin Doğu ve Güneydoğu Bölgesindeki bazı
iller “kürdistan”,
-Karadeniz Bölgesi’ndeki Canik Dağları “Pontus Gebirge”
(Pontus Dağları) olarak gösterilmiştir.
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
-Kuzeydoğu Anadolu Bölgesi “Armanisches Hochland”
(Ermeni Dağlık Alanı),
-Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı “kürdistan”
olarak gösterilmiştir.
-Kıbrıs’ı gösteren kısmında “Türkiye tarafından işgal edilmiştir.”
yazmaktadır.
İlköğretim Coğrafya – Atlas Yardımcı Yayınında;
Haritada Türkiye-İran sınırı kürdistan olarak
gösterilmiştir.
İlköğretim Tarih – Coğrafya Kitabında;
Ermenilerin Rus ordusunu desteklemesinden korkan Osmanlı
İmparatorluğu onları göç ettirmeye başladı.
Gerçekten de ulusal bağımsızlığı için mücadele eden Ermeniler
vardı.
Göç oldukça kanlıydı; yüz binlerce Ermeni göç yolunda açlık
ve yorgunluktan,kervanları soyan göçebelerin baskınlarından
hayatlarını kaybettiler.
Bu halkın ölüme terk edilmesi Talat Paşa Hükümetinin saf
Türk ya da saf Müslüman Anadolu oluşturma hedefinin bir
işaretiydi.
İlköğretim Tarih–Coğrafya Kitabında;
Ermenilerle ilgili:Türkler tarafından 1914-1918 yılları
arasında soykırım yapılmıştır.
Sevr’de garanti edilen bağımsız Ermenistan oluşturulamamıştır.
Ermenilerin topraklarının büyük kısmı Türkiye’de kalmıştır.
İlköğretim Tarih Kitabında;
Kürtlerle İlgili: Türkiye’de resmi olarak Kürt yoktur,
bunun yerine “Dağlı Türkler” vardır.
Kürdistan Kürtlerin yaşadığı bölgedir.
Burası Türkiye, İran, Irak tarafından paylaşılmıştır.
İlköğretim Hayat Bilgisi Kitabında;
Türkiye ile İlgili: Konuşulan resmi dil Türkçe ve Kürtçe’dir.
Yönetim şekli 1982’den bu yana cumhuriyettir.
İlköğretim Tarih–Coğrafya Kitabında;
Kürtler, Türkiye ve Irak yönetimiyle çatışma içinde ve birçok
insanlarını kaybetmiş durumdadırlar.
Su sorunu çözülmeden bölgedeki Kürt probleminin de çözülmeyeceği
ortadadır.
Irak rejiminden kaçan Kürtlerden 6700 kişi Türk sınırında,
kirli su ve buna bağlı hastalıklardan dolayı öldü.
Haritada: Halen Kürtlerin yaşadıkları bölgeler,
Planlanmış kürdistan (Sevr’e göre),
Bağımsız kürdistan cumhuriyeti (1946-1947) olarak
gösterilmiştir.
İlköğretim Sosyal Bilgiler Kitabında;
Türkiye Cumhuriyeti milliyetçilik temelinde kurulmuştur.
Ülkede yaşayan herkes kendini Türk hissetmeli ve Türkçe
konuşmak zorundadır.
Fakat özellikle Doğu Anadolu’da çeşitli halk grupları
geleneksel yapılarını koruyarak yaşamaktadır ve Türk
Devleti’ni yabancı görmektedirler.
Birinci Dünya Savaşı galipleri Kürtlere kendi devletlerini
kurma sözü vermişti.
80’li yıllarda Kürdistan İşçi Partisi’nin bağımsızlık savaşı
şiddetlendi.
İki cephe arasında kalan Doğu Anadolu halkı bunun acısını çekti.
*** savaşçıları kadınları, çocukları öldürdü. Türk Ordusu iki binin
üzerinde köyü tahrip etti. Türk Ordusu işkencecidir.
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Türkiye, bölgede yürüttüğü proje kapsamında (GAP) 21 baraj,
17 santralle her iki nehrin suyunu kendi ülkesine kullanacak.
Birçok insan bu proje kapsamında yurtlarını terk edecek,
iklim değişimi hastalıklara yol açacaktır.
Kürtler Türk Hükümetinin baskısı altındadır, uzun zamandır
bağımsızlık İstekleri vardır.
İmla Klavuzunda;
Eşanlamı Karşılığı
türken = Vortäuschhen Sahtecilik yapmak, aldatmak.
Sözlükte;
Eşanlamı Karşılığı
Türk = Manöver,Propaganda Manevra, abartma.
Werbung
türken = Vortäuschhen Sahtecilik yapma, aldatma.
Türken Bauen = Vortäuschhen Sahtecilik yapmak.
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
İtalyanlar, Türkler ve Yunanlılar olmasaydı bizim ülkemiz ne yapardı? Kim bizim çöpümüzü toplar, caddelerimizi süpürür; büroları, hastaneleri, devlet dairelerini temizlerdi.
İlköğretim Sosyal Bilgiler Kitabında;
-İstiklal Marşı sırasında gülmek yasaktır.
-Sınıflar kalabalık ve öğrencilere temizlik kontrolü
(tırnak, mendil) yapılmaktadır.
-Öğretmeler öğrencileri dövüyor.
-Okullarda ezberci eğitim yapılmaktadır.
-Sultan yerine gelen general tek eşli; eskiden erkekler
dört kadınla evlenebiliyorlardı.
İlköğretim Tarih Kitabında;
Tarih dersi müfredatının “Savaş-Teknik-Sivil Halk” bölümünde,
kapsanması mecburi olan konular içerisinde “İnsanlıktan Uzaklaşma”
başlığı altında verilen “Savaşlardaki Dejenarasyon, Etnik Ayrımcılık,
Toplu Katliam ve Soykırım” konusuna, sözde Küçük Asya’da (Anadolu’da)
Ermeni nüfusuna yapılanlar soykırıma örnek olarak gösterilmiştir.
Görsel öğrenme metodları olarak da mezarlıklar ve soykırım anıtlarının
kullanılabileceği belirtilmiştir.
.................................................. ..........................................
Üyeler Görebilir ]
AVUSTURYA
Avusturya tarihi, Avusturya vatandaşlarının belleklerine belli başlı
olaylarla kazınmıştır.
Bunlar Ortaçağ koyu Katolik baskısı, büyük yangınlar, savaşlar
ve 1529 ile 1683 yıllarında yaşanan Türk kuşatmalarıdır.
Türkler; merkezi ve Doğu Avrupa milletlerinde çoğunlukla çocuklarını
kaçırıp yeniçeri ocağı için devşiren, eşlerini ve kızlarını kaçırıp
hareme hapseden, akınlarla batı istikametine hem karadan, hem deniz
ve Tuna Nehri’nden gelip soyup, öldürüp, çalan ve giden insanlar
olarak nitelendirilirken, bu ülkelerde anneler pek yakın zamana kadar
(ve belki de halen) çocuklarını ‘’Uyumazsan Türkler gelir, seni götürür’’
diye korkutup uyutmaya çalışırken, Avusturya bunlara ek olarak tarihini,
Avrupa’yı ve Hristiyanlığı Türklerden kurtaran bir millet olma çerçevesine
oturtmuş bir millettir.
İki Türk kuşatmasının izlerini Avusturya’da her şehir ve kasabada
izlemek mümkündür.
Bunlara ilişkin sayısız kitap yazılmış ve sanat eseri (efsane, şiir,
şarkı, roman, heykel, resim, tiyatro, film) yaratılmıştır.
En ücra kasaba, köy kilisesinde dahi bir tabela üzerinde ‘’Türkler
…. yılında buraya gelmiş ve soymuş, katletmiş, yakmış ve yıkmıştır’’
yazısı görülebilir.
Viyana’da pek çok cadde ve meydanın ismi Türklerin adı kullanılarak
türetilmiştir.
Pek çok bina duvarlarında yarı gömülü (çoğu suni olsa da) yuvarlak
taş bilyalar Türk gülleleri olarak turist çekmektedir.
Şehir merkezindeki pek çoğu heykelde zafer kazanmış Avusturyalı
komutan ayağı altında sarıklı bir Türk başı, yerde sürünen bir yeniçeri
ve sancak gibi şeyler görülmektedir.
Pek çok sanat eserinde olduğu gibi askeri tarih müzesinde de Türklerle
olan geçmiş yaşatılmaktadır.
Burada Türklerden ele geçirilen ganimetlerin yanı sıra, temsili pek
çok resme de rastlanmaktadır.
Bu resimlerde Türkler sürekli zulmeden kişiler ve düşman modeli olarak
hep çok çirkin, uzun bıyıklı, salyalı, iri gözlü olarak resmedilmişlerdir.
Tarihinde pek çok milletle savaşmış olan Avusturya için diğer savaştıkları
milletler bu kadar söz konusu değilken, Türklere dair geçmişi sürekli canlı
tutmak,koyu Katolik olan Avusturya halkının milli benliğine ve dinine
bağlılığının bir göstergesi olmuştur.
Alman Orient Enstitüsü Başkanı emekli yarbay Udo STEİNBACH, Avusturya
medyasını Türkler alehinde etkilemektedir. Ona göre:
“Asıl sorun Atatürk tarafından yaratılan bu uyduruk Türk milletindedir.
Uyduruk bir dil ve kültür. Önce Ermenileri sonra Rumları katlederek uyduruk
bir cumhuriyet kurdular.
Kürtleri neden tamamen kesmediler, merak ediyorum.” (1998)
Adı geçen kişi halen içinde Türk kelimesi geçen her faaliyette
Avusturya ve Almanya başta olmak üzere pek çok ülkede konuk konuşmacı
olarak, üstelik Türkler ya da Türk sempatizanı olarak kendini gösterenlerce
(örneğin Avusturya-Türk Bilim Derneği) görevlendirilmektedir.
.................................................. ...........................................
Üyeler Görebilir ]
DANİMARKA
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Sayıları 25 milyona ulaşan Kürtler (13-14 milyonu Türkiye’de), dünyadaki
anavatansız halktır.
Burada bulunan ve Türk olarak adlandırılan halkın çoğu aslında Kürttür.
Türk Devleti Kürt halkının varlığını reddetmektedir.
Kürtlerin demokratik hakları kısıtlanmaktadır. Parlementoya seçilmiş
bile olunsa Türkiye’de Kürtçe konuşmak hapis nedenidir.
Türk polisi ve askerinin yargısız tutuklamaları, köyleri harap etmeleri
Kürtleri sürekli tedirginlik içinde yaşamaya itmektedir.
Bölgedeki iç savaşta 37.000 kişi ölmüştür. Ayrıca 2.500 Kürt köyü yıkılarak
boşaltılmıştır.
Yapılan baskılar nedeniyle Batı Avrupa’ya gelen yabancıların büyük
kısmını Kürtler oluşturmaktadır.
-----------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
İNGİLTERE
Müzenin “Crime Against Humanity” bölümünde “Armenia 1915” başlığı altında
Türklerin 1915 yılında Ermenileri nasıl katlettiklerini anlatan bir bölüm
vardır.
Bu bölümde sözde Ermeni soykırımının nasıl başladığı anlatılmaktadır.
Müzenin “Crime Against Humanity” bölümünde “The continuing Plight of the Kurts”
başlığı altında Kürtlerin kim olduğu ve Kürtlere karşı yapılanlar yıllara göre
ayrı ayrı anlatılmaktadır.
------------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
İSVEÇ
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Haritada Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin bir kısmı “kürdistan” olarak
gösterilmiştir.
Atlasın Kültür ansiklopedisi bölümünde, çeşitli milletlerin tanıtıldığı k
ısımda, Kürtlerin hayvancılıkla uğraşan, Türkiye, İran ve Irak’ta yaşayan,
baskı altında yaşadıkları iddia edilen Müslüman halk oldukları ifade
edilmektedir.
-----------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
İTALYA
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
Türkiye nüfusunun çoğunluğu Türk halkından ve azınlık Kürt halkından
oluşmaktadır.
Kürt halkı, sistematik olarak politik bir baskı rejimi uygulanması
nedeniyle göçe itilmektedir.
Kürt halkı, politik açıdan birden çok ülkeye ait olan Kürdistan bölgesinde
yaşamaktadır ve sürekli olarak politik baskı altında tutulduklarından dolayı
dünyanın çeşitli bölgelerine dağılmış durumdadırlar.
Birinci Dünya Savaşı sonunda büyük devletler tarafından Kürt halkına toprak
verilmesi sözü tutulmamış ve bunun sonucu olarak Kürt halkı, Türkiye, Suriye,
Irak ve İran topraklarına yayılmışlardır.
Şu anda, Türkiye’de yaşayan Kürt halkının nüfusu 15 milyon civarındadır.
Türk Devleti, Kürt halkına karşı işgal, yerleşim bölgelerini yok etme,
halkı göçe zorlama şeklinde askeri baskı altında tutmaktadır.
Kürt kimliğini yok etmeye çalışarak, Kürtleri, “Dağ Türkleri” olarak
çağrılmaya zorlamaktadır.
Kürtçe konuşulması yasak olup, Kürt çocuklarının eğitimleri yalnızca
Türk öğretmenler tarafından yapılmaktadır.
Kürt sorunu, Abdullah ÖCALAN’ın (Kürt halkının özgürlüğü ve hakları için
askeri ve politik metotlar kullanarak savaşan ***/KONGRA-GEL partisi başkanı)
yakalanmasından sonra uluslararası bazda gündeme gelmiştir.
Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası teşkilatlar birçok kez Türkiye’yi
ve Kürt halkının yaşadığı diğer ülkeleri, Kürt halkına karşı uygulanan baskı
rejimlerinden dolayı suçlamıştır.
Türkiye’nin radikal İslam’a karşı aldığı pozisyondan dolayı ve bulunduğu
bölgede denge unsuru olması gibi stratejik konumu vardır.
Bu nedenler, Kürt halkına uyguladığı baskıların, uluslararası platformda
yeterince sert bir tepki almasını engellemiştir.
------------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
FRANSA
İlköğretim Tarih – Coğrafya Kitabında;
Fotoğrafın altında “1918'den sonra Osmanlı İmparatorluğunda Ermeni yetim
ve öksüzleri" ibaresi bulunmaktadır.
Fotoğrafta yerlerde çok kötü durumda, yarı çıplak küçük yaşlarda
kız ve erkek çocuklar görülmektedir.
Eğitim sistemi itibarıyla ezberden çok, tartışma ve yorum yönteminin
uygulandığı bu ülkede, tartışma ve yorum yapmaya müsait bu resimle
Osmanlı İmparatorluğu ilişkilendirilerek, sözde Ermeni soykırımı;
Ermeniler kimdir?
Bu çocuklar neden öksüz kalmışlardır?
Osmanlı İmparatorluğu içerisinde ne kadar Ermeni yaşıyordu?
Bunlara ne oldu?
gibi sorularla işlenmektedir.
Savaşta Avrupa'da en az 8 milyon insan ölmüş, milyonlarcası yaralanmış
veya sakat kalmıştır ve üstelik savaş 1 milyondan fazla Ermeninin göç
ettirilmesi ve katledilmesiyle 20 nci yüzyılın ilk soykırımı sonucunu
doğurmuştur.
Fotoğrafta, bir bina önünde üç Ermeni din adamı ve önlerinde yerde yatan
öldürülmüş insanlar (Kitaba göre Ermeniler) görülmektedir.
Fotoğrafın altında "Ermeni katliamı (1919)" yazısı ile "1915'te Türk Hükümetinin
aşırı uçtaki kanadınca alınan önlemler, İmparatorluktaki Ermenilerin büyük bir
bölümünün yok edilmesine yol açtı.
(en az 600 bin ölü)" açıklaması bulunmaktadır.
"Cephede Savaş Dehşeti" isimli konu alt başlığında "Bu savaş esnasında 20 nci
yüzyıl, ilk soykırım ile tanışmış oldu. Büyük çoğunluğu Müslüman olan Osmanlı
İmparatorluğunda Hıristiyan Ermeniler, Rus saldırılarına destek vermekle
suçlandılar.
1,5 milyon Ermeni kadın, çocuk, erkek 1915'te sürgüne gönderildi ve Türk
hükümetinin emri ile katledildi" ifadesi yer almaktadır.
Fotoğrafın altında "1915'te Ermeni Katliamı" yazısı ile "Ermenilerin
tutuklanma ve sürgüne gönderme kararını kim aldı?" sorusu bulunmaktadır.
Söz konusu fotoğrafta ise elleri tüfekli, fesli ve bıyıklı, asker
elbisesi giymiş iki kişi ile, kafatasları görülmektedir.
İlköğretim Tarih Kitabında;
Altında Ermeni katliamı yazısı bulunan resimde temsili olarak Ermenilerin
kadın, erkek, çocuk, bıçakla ve tüfekle katledilmesi gösterilmektedir.
Sayfanın sağ üst köşesindeki haritada Türkiye'nin kuzeydoğusu “Ermenistan”
olarak gösterilmiştir.
Resimde Sırpları katleden Türkler gösterilmekte ve altında:
"Zorbalıklar başlıyor, Sırp köylülerin Türk çetelerince öldürülmesi"
yazısı yer almaktadır.
Kitabın insan hakları ihlallerinin kronolojik olarak gösterildiği sayfasında,
1915 Yılı için "Ermenilerin Türkler tarafından katledilmesi 20 nci Yüzyılın
ilk soykırımıdır." ibaresi yer almaktadır.
"Lise 2 nci sınıfta Ermeni sorunu nasıl kavrattırılır?" sorusu yer almakta
ve altında "Neden bu seçim?" sorusuna üç maddelik yanıt verilmiş:
-09 Aralık 1948 Soykırım Suçlarının Cezalandırılması Sözleşmesi
ile tanımlanan ve 16 Nisan 1984 Yılında halkların sürekli mahkemesi
tarafından 20 nci Yüzyılın ilk soykırımı olarak kabul edilen soykırıma
karşı borç olduğu için,
-Milliyetçilik ilkesinin değişime ve büyük güçlerin çıkarlarına karşı
daha hafif kaldığını göstermek için,
-Soykırım ve savaş suçlarının kabul edilmesindeki güçlüğü göstermek için.
İlköğretim Sosyal Bilgiler Kitabında;
Kitap, ***/KONGRA-GEL terör örgütünü, Abdullah ÖCALAN’ı, meşru ve masum
bir bağımsızlık mücadelesi yapıyor olarak göstermektedir.
Bir ortaokul öğrencisinin anlayacağı şekilde basit bir dille yazılmış
olan kitabın 36 ncı sayfasında "Türk Hükümeti modern ve liberal olarak
görünmek istemektedir.
Türkiye, AB’ne aday olmak üzere başvurmuştur. Kanunlarla yönetilen barış
içinde bir devlet imajı vermeye çalışmaktadır.
Ancak ***/KONGRA-GEL üyelerini ve Kürt milliyetçilerini öldürmek
veya yakalamak için kuvvete başvurmaktadır." denilmektedir.
lköğretim Coğrafya Kitabında;
"Dünyanın Bugünkü Jeopolitiği" adlı konu verilirken bir dünya haritası
çizilmiş ve üzerinde çatışma bölgeleri gösterilmiştir.
Haritada Türkiye'nin güneydoğusu da çatışma bölgesi olarak
gösterilmektedir.
Ortadoğu haritası üzerinde, Türkiye'nin güneydoğusu, Kuzey Irak ve
İran'ın batısı ile Suriye'nin bazı bölümleri Kürt bölgesi olarak
gösterilmiştir.
Ayrıca Şırnak kenti de yüksek çatışma bölgesi olarak
belirtilmiştir.
------------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
GÜNEY KIBRIS RUM YÖNETİMİ
İlköğretim Okuma Kitabında;
“Harap Bir Köy” adlı okuma parçasında, köyün 1974 yılında Türkler tarafından
harabeye çevrildiği anlatılmaktadır.
Parçada köy halkının her şeyi bırakarak köyü terk ettiği dramatize edilerek
resimli bir şekilde anlatılıyor.
Kuzey Kıbrıs Yunanlıları Türk Ordusu tarafında evlerini terk etmek ve adanın
özgür bölgelerine göç etmek zorunda bırakıldılar.
Parçada; kuzeyde bıraktığı evi ziyarete giden ailenin büyük kızı dönüşte iki
salyangoz getirir.
Evin küçük kızı salyangozları görünce gözleri dolar: “Evlerini sırtlarında
taşıyorlar, keşke ben de aynısını yapabilseydim.”
“Göç” başlıklı yazıda, Türkiye Cumhuriyetinin ilk yıllarında yaşanan nüfus
mübadelesinde Yunanlıların evlerini, topraklarını satıp göç ettikleri konusu
trajik bir şekilde anlatılmaktadır.
Yazıda, Mihalis KASİALOS adlı bir halk sanatçısının (ressam) 1973’te Paşaköy’de
inşa ettirdiği ve duvarlarını dillere destan bir şekilde kendi elleri ile
resmettiği kilise anlatılmaktadır.
Yazının devamında 1974 ağustosunda Türk Askerlerinin köye girip birçok masum kişi
ile birlikte yaşlı KASİALOS’u da öldürerek etrafa zarar verdiklerinden
bahsedilmektedir.
Sonunda ise yaşlı KASİALOS ölmüş olsa bile resimlerinin ölümsüz bir şekilde orada
kalacağından söz edilmektedir.
1821 ayaklanmasını anlatan yazıda; Sakız Adası’nın Türkler tarafından yerle bir
edildiği, köy ve şehirlerin yakıldığı; kadın, çocuk ve ihtiyarların boğazlandığı,
genç kızların ise yine Türkler tarafından köle pazarında satıldığı anlatılmaktadır.
İzmir’in Türklerin eline geçmesi ve devamında yaşanan nüfus mübadelesinin trajik
bir şekilde anlatıldığı yazı;
İzmir’in alevler içinde kaldığı, Yunanlı nüfusun canlarını kurtarmak için küçük s
andallara dolup denize açıldığı görüntüsü yaratılan bir resimle desteklenmiştir.
Hikayede EOKA’cı Grivas’ın da lakap olarak aldığı efsanevi Diğenis AKRİTAS’ın
Beşparmaklar ile öyküsü anlatılmaktadır. Beşparmaklar’ın ilk çağlardan beri
Helenlere ait olduğunu vurgulanmaktadır.
Öykü ilk çağ dönemine ait olmasına rağmen konu Türklere getirilmekte ve Eflaklı
bir Yunan çocuğun nöbet yerine giderken Türk-Arap korsanların Kıbrısa
saldırdıkları ve adanın yeşil kıyılarının kızıl kana bulandığı
anlatılmaktadır.
Nöbetçi çocuğun, arkadaşlarına, kardeşlerine kılıçlarını kuşanıp Türkler ve
Araplara karşı savaşmaya çağırdığı bir kahramanlık öyküsü olarak
anlatılmaktadır.
“Türk İşgali” adlı şiirde Barış Harekatı dramatize edilerek
anlatılmaktadır.
İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;
“Ben Hristiyan doğdum, Hristiyanım, Hristiyan öleceğim.”
Bu sözlerden sonra Türkler onu zindana attılar ve birkaç gün sonra yaşamı
tüyler ürpertici bir şekilde sona erdi..
İlköğretim Tarih Kitabında;
Seni ilk oğluna ağlamak zorunda bıraktığım
için ağlama, umutsuzlanma anneciğim.
Eğer bunca anneler ağlıyorsa bunun
suçlusu Türklerdir.
Bana süt içirip büyüttüğün kulübemize
bir Türkün efendi olmasına kalbim
dayanamıyor, tahammül edemiyorum.
Bunu sen de biliyorsun anne.
Bu kitabın tamamı Türk düşmanlığı içermektedir.
İlköğretim Okuma Kitabında;
“Kıbrıs’da”,“Kıbrıslı Çocuk”,“Vatan” ve “Bölünmüş Vatanımız
Hakkında Küçük Çocuğun Merakı”adlı şiirlerde ilkokul çocukları,
Kıbrıs’ın bölünmüş olduğu ve yeniden birleşmesi için dileklerde
bulundukları, geride (kuzeyde) bıraktıkları yerlere ve evlerine
dönmek istedikleri, Türklerin Güzelyurt ve Maraş’ı harabeye
çevirdiği gibi konular işlenmektedir.
Eftihia Teyze, Erenköy’ün Yalusa Köyü’nde ailesiyle birlikte
mutlu bir hayat sürüyordu. İnsanlar ister Yunan olsun isterse
Türk olsun herkese yardım ediyordu. Fakat 1974 yazında kötü
olay ansızın gelişti.
Oğlu Aleksandros, onun karısı Avgi ve çocukları ile birlikte
esir oldu.
Aleksandros Kıbrıslı Türkler tarafından bir soruşturma için
tutuklandı.
O günden beri hiç kimse kendisini görmedi, kayıp.
İlköğretim Coğrafya Kitabında;
“Türkler 1974 Temmuzunda Kıbrıs’a askeri çıkarma yaptılar.
200 bin Rum zorla evlerinden atıldı ve kendi vatanlarında
göçmen oldu.
Birçoğu Türkiye’deki hapishanelere götürüldü. Bu kişilerden
1619’u halen kayıptır.
Bu kişilerin aileleri, yakınlarının akibetlerinin belirlenmesi
için o zamandan itibaren süregelen bir mücadele başlatmışlardır.
Türk işgali altında bulunan topraklarda, 1974’te 20 bin mahsur
insan kalmıştır.
Türkler bu kişileri, yavaş yavaş oradan gitmeye mecbur etmişlerdir.
Bu kişilerin sayıları devamlı azalmaktadır.
1994’te bu kişilerin sayısı 900’ü geçmiyordu.”
Parçanın sonunda, parça içerisinde geçen rakamlarla ilgili sorular
sorulmaktadır.
Örneğin:
“Kıbrıs’a Türk işgali 1974Temmuz’unda yapılmıştır.”
İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;
Türk döneminde Kıbrıs Kilisesinin varoluş mücadelesi verdiğinden
bahsederek Türklere “barbarlar” diye hitap etmektedir.
Kıbrıs Kilisesini Nuh’un Gemisi’ne benzetmektedir.
1821’de Türklerin Rum papazları katlettiği, 1974 Yılında Kıbrıs’ı
işgal ettikleri belirtilmektedir.
İlköğretim Sosyal Ahlak Dersi Kitabında;
Karikatürize edilmiş haritada, Kıbrıs; üzerinden kan damlayan dikenli
tellerle ikiye bölünmüş ve kuzey tarafının üzerinde Türk bayrağı
bulunan bir asker botu ile ezilmekte.
Altındaki açıklamada:
“Kıbrıs devletinin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı 1974’teki Türk işgali
ile açık bir şekilde ihlal edilmiştir.
Haritada Kuzey ve Güney sınırları gösteriliyor. Haritanın üstüne
“ Unutmuyoruz” diye büyük bir başlık atılmış, altındaki açıklamada ise:
“İşgal Bölgesi %36.4, 3 bin ölü, 1619 kayıp ve 824 esir.”
İlköğretim Din Bilgisi Kitabında;
Türk döneminde sürekli despotluk olduğu, Türklerin Ortodoks kiliselerini
camilere çevirdiği, kiliseye acımasız vergiler uyguladıkları, papazların
sürgüne gönderildiği ve Türklerin kiliseleri yağma ederek kiliselere s
aygısızlıkta bulunduklarından bahsedilmektedir.
Türklerin Hristiyanlığa düşman olduğu izlenimi
yaratılmaktadır.
-----------------------------------------------------------------
Üyeler Görebilir ]
MACARİSTAN
Macaristan Kültür Bakanlığı İnternet Sitesinde;
1456 Yılında Osmanlı Ordularının Macaristan istikametine yönelmesi üzerine
Papa III ncü CALİXTUS Hıristiyan dünyasını Haçlı seferine davet etti
ve Hıristiyanlardan savaşın kazanılması için kiliseye giderek dua etmeleri
ve kiliselerde günde üç kez çan çalınmasını emretti.
Bu duyuru beklenilenden daha etkili oldu.
22 Temmuz 1456’da Macar Komutanı Janos HUNYADİ komutasındaki
birlikler Belgrad’da Osmanlı Ordusuna ağır kayıplar verdirdiler.
Bir çok kişi yapılan duaların bu başarının kazanılmasında etkili
olduğunu düşündü.
Papa bu zaferi 06 Ağustos’ta öğrendi ve Hıristiyan Dünyasında zafer
günü olarak kutlanmasını buyurdu.
Papa VI’ncı ALEXANDER, 09 Ağustos 1500’de bütün Hıristiyan dünyasında
kiliselerde öğle vakti çanların çalmasını buyurdu.
Bu nedenle her gün saat 1200’de kiliselerde çalan çanların anlamı Türklerin
1456’da Belgrad’da yenilgiye uğratılmasını kutlamaktır.
İlköğretim Tarih Kitabında;
Kitabın, Ermeni ve Kürt sorunu bölümlerinde, ATATÜRK’ün görüşlerine de
yer vererek tamamen İngiliz görüşü yansıtılmaktadır.
Kitapta Türkler aleyhinde ağır eleştiriler bulunmaktadır.
Sözde Ermeni Soykırımını Ermeni trajedisi olarak ifade eden yazar,
kitabında ATATÜRK’ün Ermenilerin güneye göç ettirilmesi esnasında
katliama uğradığı ve sorumluların cezalandırılmasını talep eden
görüşlerine yer vermektedir.
Tehcir kanunu nedeniyle Ermenilerin yalnız doğu Anadolu’da değil,
Trakya’da dahil olmak üzere bütün bölgelerden göç ettirildiği ve
göç esnasında Kürt aşiretler tarafından katliama tabii tutulduğu
ifade edilmektedir.
Binlerce Ermeni’nin de Alman subaylar ve Alman Protestan din adamları
tarafından kurtarıldığı ifade edilmektedir.
Yazar ayrıca, AB Parlamentosunun 1987 tarihli kararına gönderme yaparak,
1948 tarihli BM Anlaşması gereğince 1915-1917 tarihlerinde meydana gelen
olayları soykırım olarak kabul etmesi gerektiğini belirtmektedir.
Kürt İsyanı bölümünde ise, 1925 ve 1937 isyanlarının bastırılmasında
uygulanan yöntem ve taktikler nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti ve TSK
eleştirilmektedir.
Olayları İngiltere’nin Trabzon Konsolos yardımcısının görüşlerinden
alıntılar yaparak tek taraflı olarak anlatmakta ve sözde Ermeni
soykırımı ile benzerlikler kurmaktadır.


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla











Bookmarks