GEZİYORUM
Travertenleri, horozuyla ünlü: Denizli-Pamukkale
NASIL GİDİLİR?
İzmir, Salihli, Antalya veya Muğla üzerinden Denizli'ye gidenler için karayolları, araç kullanmaya elverişli ve keyifli bir yolculuk sağlıyor. Otobüs yolculuğunu seçenler İstanbul-Bilecik-Kütahya-Afyon-Denizli-Pamukkale için yaklaşık 650 Km'lim bir yol yapıyorlar. Pamukkale'ye 60 km uzaklıkta Çardak Havaalanı var. İstanbul'dan trenle gitmek isteyenler Haydarpaşa'dan nostaljik bir yolculuğa çıkabilirler. Denizli-İzmir 231 km, Denizli-Muğla 153 km,
Denizli-Antalya 226 km. Kütahya'yı çevre yoluyla aşıp Denizli'ye yola devam ederken yolun Gediz üzerinden Uşak ili içinden geçerek dümdüz bir güzergahla Sivaslı ilçesi, Çivril'den Kaklık Mağarası'nın bulunduğu kavşağa yani Denizli-Afyon yoluna bağlanabilirsiniz. Bu noktada Denizli'ye uzaklığınız 30 km. Denizli giriş çıkışında kurulan radar kontrollerine karşı özel araç sürücülerinin hızlarına dikkat etmeleri gerekiyor.
Gezimizi yılın her mevsimi gidilebilen özelliklere sahip gözde turizm merkezlerinden biri olan Denizli iline yapıyoruz. Duraklarımız arasında travertenleri ile ünlü Pamukkale, ona komşu bir başka kaplıca köyü Karahayıt, antik kentler Hierapolis, Leodikeia, Şelalesi ile ünlü adını duyuran Güney, mağara içine saklı trevertenleri ile Kaklık Mağarası ve bir eşi daha olmayan Mantar Restoran bulunuyor.
Denizli denince akla ilk gelen hiç şüphesiz üç dakika nefes bile almadan ötüp sonra da baygınlık geçirererk sırtüstü düşen Denizli horozu olsa gerek, kent merkezinde heykelleri dikilen Denizli horozları bir yana, eşsiz olduğu kadar büyüleyici güzellikteki
travetenleri ile ünlü Pamukkale ülkemizin en çok ziyaret edilen turizm yörelerinin başında geliyor. Kalsiyum oranı yüksek şifalı sularıyla dünyanın gözbebeği olan 2 bin yıllık antik kent yaz aylarında olduğu gibi kışın da turistlerin ilgi odağı olmaya devam ediyor. Bazı bölümleri yeteli suyu alamama nedeniyle sararma tehlikesine karşı yaya dolaşımına kapatılan ve çevresindeki otelleri yıkılar Pamukkale da suyun diğer bölümlere yönlendirilmesi ile günümüzde yeni traverten setleri kazanılması yoluna gidiliyor.
Değişmeyen tek özellik ise 35,5 derece sıcaklıktaki vücut ısısına en yakın kaplıca suyu olması. Bu suya girenlerin stresten kurtulup mutlu olduğu yüzlerinin gülebildiğini görebiliyorsunuz. Bunun nedeni ise insan vücudunun alçak ya da yüksek ısıda lücadele halinde olmaması olarak gösteriliyor. Kaplıca suyunun gevşetici
ve dinlendirici özelliğinin yanısıra dünyanın en yüksek kalsiyum oranına sahip olması, kırık, çatlak gibi kemik problemlerinde tedavinin çabuklaşmasında rol oynayıp hızlanmayı sağlaması.
İlk kez görenlerin patlamış mısıra, pamuktan yapılma kaleye
hatta peynir şekerine benzettiği Pamukkale travertenleri ziyaretçilere günün her saatinde değişen ışık efektleri ile unutulmaz güzellikte görsel lezzetler sunuyor. Pamukkale çevresinede Leodikeia, Tripolis gibi antik kentler de var ama en çok ilgiye çekip ziyaretçi akınına uğrayan Pamukkal'nin içinde yeraldığı Hierapolis antik kenti oluyor. Sularının dinlenme ve şifa amacı taşıması nedeniyle kurulan Hierapolis, nüfusu 40 bini aşınca ünü Leodikeia'yı geçmiş. Ne varki geçirdiği bir deprem
sonucu harabolan kent terkedilmiş, sular kontrolden çıkmış ve bugün hayranlıkla izledğimiz travertenleri oluşturmuş. Tarihte kralların yöre güzelliğinden dolyayı ömürlerinin son yıllarını geçirmek istedikleri yer olan Hierapolis'te Sütunlu Saray yolu hamam (bugünkü müze) şifa merkezi rolü üstlenmiş.
Hierapolis:
Roma ve Hristiyanlık çağı mimerlık kalıntılarının zenginliği, Hierapolis'in antik çağlardan günümüze dek uzanan en önemli ören yerlerinden biri olmasını sağlamış. İyi korunan kentte geniş bir alanı kaplayan nekropolü, eski dönemlerin en ilginç aile tipi mezar evleri ile ilgi çekiyor. Kentin Bergama
krallarından II. Eumenes tarafından kurulduğu ve Bergama 'nın efsanevi kurucusu Telephos'un karısı Hiera'dan dolayı Hierapolis ismini aldığı ileri sürülürken M.Ö. 133'de II. Attalos'un vasiyetnamesine göre bütün Bergama Krallığı ile birlikte kentte Romalıları miras olarak bırakılmış.M.S. 17'de Tiberius'un egemenliği sırasında depremle tahrip olan kenti günümüzde Alman ve İtalyan arkeologlar kazı çalışmalarıyla yeniden gün ışığına çıkarıyorlar.
sunum Almira


LinkBack URL
About LinkBacks
















Alıntı ile Cevapla












Bookmarks