Konu Etiketleri:

fazıl hüsnü dağlarca hayatı, fazıl hüsnü dağlarca detaylı hayatı, fazıl hüsnü dağlarca şiirleri inceleme, fazıl hüsnü say hayati, ünlü şairlerin okul konusundaki çocuk şiirleri, fazil hüsnü dağlarca şiirleri inceleme, fazıl hüsnü dağlarca şiir incelemesi, fazıl hüsnü dağlarca biyografisi, fazıl hüsnü dağlarca hayatı ayrıntılı, çocuk şiirleri inceleme,

+ Konu Cevapla
1 den 2´e kadar. Toplam 2 Sayfa bulundu

Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir? - Hayatı, Biyoğrafisi, Hakkında )

 Türkiyeden Biyoğrafiler Katagorisinde ve  Edebiyat Tr ( Kimdir ) Forumunda Bulunan  Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir? - Hayatı, Biyoğrafisi, Hakkında ) Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir? - Hayatı, Biyoğrafisi, Hakkında ) Bütün yaşamını şiire adayan, kendisini anlatmak için ...

  1. #1
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Jan 2009
    Mesajlar
    120
    Tecrübe Puanı
    4


    Tanımlı Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir? - Hayatı, Biyoğrafisi, Hakkında )







    Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir? - Hayatı, Biyoğrafisi, Hakkında )
    Bütün yaşamını şiire adayan, kendisini anlatmak için başka hiçbir edebiyat türünü düşünmeyen Fazıl Hüsnü Dağlarca, diğer edebiyatçıların farklı türlerde yapmayı seçtikleri çalışmaları hep şiirde denedi. Düş gücüyle kendine özgü alegoriler, semboller yaratan, tasarılar ortaya atan ozanın ayağı hep yurdunun, insanlığın yaşadığı ortamın toprağında oldu.

    Tam doğum tarihi 26 Ağustos 1914 olan ozanın gerçek adı Mehmet Fazıl Dağlarca’dır. Süvari Yarbayı Hasan Hüsnü Bey’in oğlu olan Dağlarca ilk ve orta öğrenimini Anadolu’nun çeşitli yerlerinde tamamladı. Kuleli Askeri Lisesini (1933) ve Harp Okulunu (1935) bitirdi. II. Dünya Savaşı yıllarında bölük komutanı olarak Trakya’da görev yaptı. 1950’de, 15 yıllık askeri görevden sonra emekli olarak Basın Yayın ve Turizm Genel Müdürlüğü’nde ve Çalışma Bakanlığı’nda çalıştı. Emekliye ayrıldıktan sonra İstanbul’da “Kitap Kitabevi”ni kurdu. 1960-64 arasında, 43 sayı devam edecek Türkçe adında bir dergi çıkardı. 1970’te, kurduğu yayınevini kapattı. Dağlarca’nın edebiyata olan ilgisi çok genç yaşlarda başladı; henüz 13 yaşındayken Yeni Adana gazetesinin öğrenciler arasında açtığı öykü yarışmasında birinci oldu. İlk şiiri olan “Yavaşlayan Ölüm”, 1933’te İstanbul dergisinde çıktı. Edebiyat dünyasında adını duyurması 1934’te, Harp Okulu öğrencisiyken Varlık’ta yayımladığı şiirlerle oldu. Şiirlerini Yücel, İnkılâpçı Gençlik, Türk Dili, Yeditepe, Çağrı, Ataç, Yön gibi dergilerde yayımladı.

    Bazı eleştirmenler Dağlarca’nın şiirinin üç devre geçirdiğini belirtir: “Sezgisel Dönem” (1933-45), “Geçiş Dönemi” (1945-55) ve bugüne dek uzanan “Akılcı Dönem”. Ş. Kurdakul, Dağlarca’nın değişik dönemlerinde şiirine kaynak olan duyarlılıkların üç yönde geliştiğini söyler. Birincisi tek olarak insanın evren karşısındaki şaşkınlığını, yalnızlığını, korkularını ölüm gerçeğine karşın yaşarken duyduğu bunalımları işlemeye çalıştığı daha çok içe dönük şiirler; ikincisi insanın doğa ve aykırı toplum güçleri, kurulu düzenin görülen görünmeyen yasaları içinde günlük yaşamlarını saran sıkıntı ve acıları, buhran ve patlamaları işlediği dışa açık, toplumsal şiirler; üçüncüsü ise destanlar ve çocuk şiirleridir.

    1960’lardan sonraki şiirlerinde ülkede yaşanan toplumsal değişime paralel olarak Dağlarca iç ve dış sorunlara daha duyarlı, ulusal çıkarlara sahip çıkma bilincinin geliştirildiği, sömürüye ve ezilen halkların mücadelesine yakınlık duyan ve emperyalist baskıya karşı çıkan şiirler kaleme aldı. Dayak (1965), Pulsuz Dilekçe (1965), adlı şiirlerinde sömürüye karşı savaş çağrısında bulunurken, Dev Yürümeden Önce adlı alegorik şiirinde emperyalist baskıya karşı çıktı. Vietnam Savaşımız adlı kitabında Vietnamlılara duyduğu yakınlığı dile getirdi. Dağlarca’nın en özel yanlarından biri Cumhuriyet’i izleyen yıllarda, çok özlenmiş olan destan şiirini yaratması, Mustafa Kemal’i eylemi içinde şiirleştirmesi oldu. Ozan, bir toplumu ulus yapan bütün acıların yasıyla zaferlerin sevincini şiirlerinde işledi. Eserlerinde olayları tarihsel gelişimi içinde ve savaşlar çizgisi düzeyinde ele aldı. Bu durum, destanların bütünlüğünü zedelemese bile, her parçanın ayrı ayrı yüklendiği işlevin daha çok önemsenmesine yol açtı.

    Dağlarca’nın bir başka özelliği de şiirlerinde çocukları en çok barındıran ozan olmasıdır. Dağlarca’nın, “Çocuklarda” dizisi kapsamında yayımlanan 20’nin üzerinde kitabı bulunuyor. Dizinin ilk kitabı Açıl Susam Açıl 1967’de yayımlandı ve yazar o günden sonra çocuk kitapları yazmaya hep devam etti. Çocuk şiirleri yıldızları, kuşları, okulu, doğayı ama asıl olarak hiçbir şeye indirgenemeyecek sonsuz bir evreni anlattı. “Çocuk severliğim şiir severliğime eşittir” diyen şair, bu yapıtları yazarken kendisinin ilk yaşamını, büyümeyen yanını aydınlığa çıkarttığını söyler.

    Cumhuriyet dönemi Türk edebiyatının en verimli şairlerinden biri olan Dağlarca’nın bir özelliği de bütün edebi yaşamını sadece şiire adamasıdır. Kendisini anlatmak için başka hiçbir türü denememiş, şiir dışında bir yol düşünmemiştir. Dağlarca’nın şiirleri bugüne dek pek çok dile çevrildi, birçok ödül kazandı. Ayrıca Türkolog Giselle Kraft tarafından Dağlarca üzerine “Dağlarca’da Hayvan Sembolü” adlı bir doktora tezi hazırlandı.

    2007’de Yapı Kredi Yayınları tarafından Dağlarca’nın toplu eserlerini yayımlama çalışmaları başlatıldı. 2007-08’de daha önceden kitaplaşmamış şiirlerini içeren Orada Karanlık Olurum, Arkası Siz, Genç ve İçeri Sait Faik yayımlandı, Dağlarca’nın seçme şiirlerini içeren Dört Kanatlı Kuş’un yeni basımı yapıldı, ayrıca “Dağlarca Çocuklarda” dizisinde Ozanın çocuklar için yazdığı kitapların 16’sı yayımlandı. YKY, Dağlarca’nın 3 ciltlik toplu eserlerinin ilk cildi 2008 güzünde yayımlayacak.

    Dağlarca’nın yapıtlarından bazıları

    Havaya Çizilen Dünya, 1935; Çocuk ve Allah, 1940; Daha, 1943; Çakırın Destanı, 1945; Taş Devri, 1945; Üç Şehitler Destanı, 1949; Toprak Ana, 1950; Sivas’lı Karınca, 1951; İstanbul Fetih Destanı, 1953; Anıtkabir, 1953; Asu, 1955; Delice Böcek, 1957; Batı Acısı, 1958; Mevlana’da Olmak: Gezi, 1958; Özgürlük Alanı, 1960; Hoo’lar, 1960; Cezayir Türküsü, 1961; Çanakkale Destanı, 1965; Vietnam Savaşımız, 1966; Haydi, 1968; 19 Mayıs Destanı, 1969; Hiroşima, 1970; Malazgirt Ululaması: 26 Ağustos 1071-1971, 1971; Bağımsızlık Savaşı, 1973; Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1973; Horoz, 1977; Çukurova Koçaklaması, 1979; Nötron Bombası, 1981; Yunus Emre’de Olmak, 1981; Çıplak, 1981; Dildeki Bilgisayar, 1992; O’1923/Tapınağa Asılmış Gövdeler, 1998; Seviştilerken, 1999; İmin Yürüyüşü/Biçimlerle Soyunmak, 1999; Ötekinde Olmak (Oralarda/İkisi) 2000; Dün Geceki/En Sevmek (Şeyh Galib’e Çiçekler), 2000; İçimdeki Şiir Hayvanı, 2007.

    Büyük şairin vasiyeti: Evimi müze yapın

    Şair Fazıl Hüsnü Dağlarca, bu yılın ilk aylarında yaptığı bir röportajda ölümünden sonra Kadıköy’de yaşadığı evin müze haline getirilmesini vasiyet etmişti. Evini Kadıköy Belediyesi’ne bağışlayan Dağlarca, Mühürdar Caddesi’ndeki evinde kendisini ziyaret eden Kadıköy Belediye Başkanı Selami Öztürk’e, evinin müzeye dönüştürülmesi için vasiyette bulundu.

    Dağlarca, Öztürk’e, "Barış Manço’nun evinin belediye tarafından müze olarak düzenleneceğini öğrenip memnun oldum. Ben de yıllardır içinde yaşadığım, şiirlerimi yazdığım evimin ölümümden sonra yaşamaya devam etmesini istiyorum. Evimi alıp müze olarak düzenlesinler" dedi.

    Ünlü şair, müzenin yaşayan bir müze olması, bir bölümünde kitapları ve eşyasının sergilenmesi, bir kısmının da kafeterya gibi olmasını dileğini Öztürk’e aktararak, "Buraya gelip gençler, kadınlar, kızlar otursun, kitap okusun, bir şeyler içsinler. Tabii burayı belediye işletsin" diye konuştu.

    Dağlarca, vasiyetinin nedenini ise şu şekilde açıkladı: "Ben İstanbul’un birçok yerinde ikamet ettim. Gezdim, gördüm, yaşadım. Ama en çok Kadıköy’ü sevdim. Tabii Kadıköy eskiden bir başka güzeldi. Güzellik sergisiydi; çirkin kadın, çirkin adam, çirkin çocuk yoktu. Ya da biz göremezdik. Kadıköy’e Moda’ya çıktığımız zaman, üstümüze başımıza ayrı bir özenirdik. Kadıköy’ün kadınları hep güzel kokardı." Dağlarca, çocukları çok sevdiğini belirterek, "Onlar için çok kitap yazdım. Okullara gittiğimde etrafımı sarıp imza istemeleri de beni çok mutlu ediyor. Ama artık sokağa çıkamadığım için gidemiyorum. Evim müze olursa çocuklar gelsin burada iyi vakit geçirsinler istiyorum" şeklinde konuştu.

    CEZAYİR TÜRKÜSÜ

    Ya Allah
    Ya Allah derim ki
    Titrerim
    Kara sesimden
    Ya Allah.
    Ya su
    Akar da aydınlığın uzak anılarımdan
    Şırıldar yüreğimde ünlü korsanların dalgaları.
    Yüce sultanlarin kılıçları parlar yüzümde
    Ya su, anlıyor musun?
    Burası Cezayir, ya çöl,
    Develerin binlerce yıl taşıdığı, atalardan,
    Sevgi,
    Us,
    Kişiliğim ya çıngırak.
    Yıldızlar kötü olacakların üçgenlerinde
    Yok etmiş üç yönü.
    Yedi yönü var etmiş mutsuz kişiliginde yıldızlar,
    Ama uyukluyorum işte
    Ya dönence, ağlamak dururken.
    Ya hurma, tadın yok gayri,
    Nice saklasan yalnızlığı
    Koyu yeşilliğini büyütsen nice,
    Yitmiş güzelliğimiz
    Ya hurma, elim ayağım acı.
    Nasıl haykırıyor çiğnenmis kumlar, duyuyor musun?
    Ya ana kalk
    Ya kadın yürü
    Ya oğul koş
    Bir anlamın gereken kurtuluşuna.
    Kurt iskeletlerince çirkindirler şimdi,
    Ölülerim vurulmuşlar alınlarından,
    Düşmüşler Akdenize doğru.
    Özgürlükleri kalmamış artık
    Al benim ölülerimi, ya gece.
    Ya toprak ko beni gideyim gideyim,
    Varmışların ardına öcül öcül.
    Ve küçücük ve eski ve yırtık bayraklar arasından,
    Ya gök
    Al beni.

  2. #2
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.210
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Ce: Fazıl Hüsnü Dağlarca ( Fazıl Hüsnü Dağlarca Kimdir? - Hayatı, Biyoğrafisi, Hakkın





    ESERLERİ:

    ŞİİR:
    Havaya Çizilen Dünya (1935)
    Çocuk ve Allah (1940)
    Daha (1943)
    Çakırın Destanı (1945)
    Taş Devri (1945)
    Üç Şehitler Destanı (1949)
    Toprak Ana (1950)
    Aç Yazı (1951)

    İstiklal Savaşı- Samsun’dan Ankara’ya (1951)
    İstiklal Savaşı- İnönüler (1951)
    Sivaslı Karınca (1951)
    İstanbul-Fetih Destanı (1953)
    Anıtkabir (1953)
    Asu (1955)
    Delice Böcek (1957)
    Batı Acısı (1958)
    Mevlana’da Olmak (Gezi) (1958)
    Hoo’lar (1960)
    Özgürlük Alanı (1960)
    Cezayir Türküsü (Fransızca, İngilizce ve Arapça çevirileriyle birlikte, 1961)
    Aylam (1962)
    Türk Olmak (1963)
    Yedi Memetler (1964)
    Çanakkale Destanı (1965)
    Dışarıdan Gazel (1965)
    Kazmalama (1965)
    Yeryağ (1965)
    Vietnam Savaşımız (İngilizcesiyle, 1966)
    Kubilay Destanı (1968)
    Haydi (1968)
    19 Mayıs Destanı (1969)
    Vietnam Körü (destan-oyun) (1970)
    Hiroşima (Fransızca,İngilizce çevirileriyle, 1970)
    Malazgirt Ululaması (1971)
    Kınalı Kuzu Ağıdı (1972)
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk (1973)
    Horoz (1977)
    Hollandalı Dörtlükler (1977)
    Çukurova Koçaklaması (1979)
    Nötron Bombası (1981)
    Yunus Emre’de Olmak (1981)
    Çıplak (1981)
    İlk Yapıtla 50 Yıl Sonrakiler (1985)
    Uzaklarda Giyinmek (1990)
    Dildeki Bilgisayar (1992)

    ÖDÜLLERİ

    1946 CHP Şiir Yarışması üçüncülüğü
    1956 Yeditepe Şiir Armağanı Asu kitabıyla
    1958 Türk Dil Kurumu Şiir Ödülü Delice Böcek kitabıyla
    1966 Milli Talebe Federasyonu Turhan Emeksiz Şiir Armağanı Delice Böcek ile
    1977 Sedat Simavi Vakfı Ödülü’nü Peride Celal ile bölüştü, Horoz şiir kitabıyla
    1967 International Poetry Forum (Uluslararası Şiir Forumu, Pittsburg
    Amerika) tarafından "En İyi Türk Şairi" seçildi
    1974 Struga (Yugoslavya) Şiir Festivalleri’nde Altın Çelenk ödülü

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0