BAKİ’NİN HAYATI
Asıl adı Mahmut Abdulbaki olan Baki İstanbul’da doğmuştur.Türk şair Fatih camisi müezzinlerinden Mehmet adlı birinin oğludur.Çocukluğunda saraç (eyerci) çıraklığı yaptığı ileri sürülür.Başka bir yoruma göre ise babasının müezzinlik ettiği fatih camisinde ‘’serrac’’(kandilci)olarak çalışmıştır.medreseye girme fırsatını bularak devrin ünlü bilginlerinden Karamanlı Ahmet ve Mehmet Efendilerden ders gördü.Bu dönemde İstanbul’un ne beğenilen genç şairlerinden biri olarak tanındı.Hocası karamanlı Mehmet Efendi için yazdığı ‘sünbül’ redifli kaside ile medrese çevresindeki ünü büsbütün genişledi .
Bütün hayatında sanatını mevki elde etmek için araç olarak kullanan şair,ilki müderris Kadızade Şemsettin Ahmet Efendi tarafından korundu.Nahcivan seferinden dönen Kanuni sultan Süleyman’a sunduğu bir kaside;(1554) ile padişahın ilk kez dikkatini çekti.aynı yıl Kadı zade Şemsettin Ahmet Efendi;Halep kadılığına atanınca onunla birilkte gitti,birlikte İstanbul’a dönerken 81559) Konya’ya uğradıkları sırada Şeyhülislam Ebusuut Efendinin oğlu Kadı Mehmet Çelebi ile tanışma yolunu sağlayarak ondan,babasına verilmek üzere bir ‘Tavsiyename’ almış.İstanbul’da Şeyhülislama bu mektupla birlikte birde kaside sunmuştu.Bu dönemde ilerleme olanakları çok genişledi.kanuni kendisine ‘mülazemet’ verilerek 25 alçalık bir medrese müderrisliğine atanmasını emretti.(1563). Daha sonra çeşili medreselerde müderrislik yaptı.Bu dönemde Kanuni Baki’yi çok beğeniyor kendi şiirlerini ona gönderip nazireler (Baki’nin ‘medef’ redifli gazeli bu nazirelerin en ünlüsüdür) yazmasını istiyor,şaire sık sık lütuflarda bulunuyordu.Kanuni Abdulbaki gibi bir kabiliyeti bulup bulup çıkarıp itibar eylemesini padişahlığının çok haz duyduğu birkaç olayından biri olarak gördüğünü söylemiştir.Kanuni’nin ölümü ile hayatta en kuvvetli dayanağını kaybeden şair duyduğu acı ile ünlü mersiyesini yazdı.
II. Selim döneminde Sokullu’nun koruyuculuğunu da sağlayarak müderrislik hayatında ilerlemeyi sürdürdü.Sahn-ı müderrisi oldu.(1573). Aynı yıl padişahın özel meclislerine çağrılmaya başlandı.
III. Murat devrinde de yükselerek müderrisliğin en yüksek derecesi olan Süleymaniye müderrisliğine getirildi.(1575);bir ara padişahın gözünden düşerek Edirne Selimiyesi’ne (1576) sonra Mekke (1579) ve Medine (1580) kadılıklarına atandı.İstanbul’a dönünce (1582) Mekke’de iken Arapçadan çevirdiği Mekke tarihini konu edinen Fazail-i Mekke adlı yapıtı III. Murat’a sundu.Muradi mahlasıyla şiirler yazan padişahın bir gazelini de tahmis etti.
Üyeler Görebilir ]


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla

Benim hayatımıda yaz bak gör nasıl popiler olucan kankiş


Bookmarks