+ Konu Cevapla
1 / 3 Sayfa 123 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 13 Sayfa bulundu

Ozanlarımız (Ozanlarımız Hakkında) Hayatı Biyografisi

 Türkiyeden Biyoğrafiler Katagorisinde ve  Edebiyat Tr ( Kimdir ) Forumunda Bulunan  Ozanlarımız (Ozanlarımız Hakkında) Hayatı Biyografisi Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ŞEMŞİ YASTIMAN Hayatı ve Şiirleri Asıl adı ''Mehmet Galip Şemsettin'' olan Şemsi Yastıman, Şekerci Ahmed Ağa ve Ilhamiye Hatun'un oğlu ...

  1. #1
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ozanlarımız (Ozanlarımız Hakkında) Hayatı Biyografisi







    ŞEMŞİ YASTIMAN



    Hayatı ve Şiirleri

    Asıl adı ''Mehmet Galip Şemsettin'' olan Şemsi Yastıman, Şekerci Ahmed Ağa ve Ilhamiye Hatun'un oğlu olarak 10 Temmuz 1923'de Kırşehir'de doğdu. Bir süre Izmir'de bulunan ve burada evlenen Şemsi Yastıman, daha sonra Istanbul'a yerleşti ve san'at hayatını burada sürdürmeye başladı. Kısa sürede şöhreti arttı, gazinolarda çalışmaya başladı.Aşıklık geleneğinin çesitli türlerinde seslendirdiği eserlerle ve bilhassa dönemi içinde unutulmaya yüz tutmuş olan ''destan'' ve ''taşlamaları'' ile sevildi.
    Şemsi Yastıman, doğduğu gün ve ay'a tesadüf eden 10 Temmuz 1994 tarihinde Lapseki'de vefat etti.

  2. #2
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Ozanlarımız (Ozanlarımız Hakkında) Hayatı Biyografisi





    Aşık Veysel Şatıroğlu

    Ben giderim adım kalır
    Dostlar beni hatırlasın
    Düğün olur bayram gelir
    Dostlar beni hatırlasın


    Can bedenden ayrılacak
    Tütmez baca, yanmaz ocak
    Selam olsun kucak kucak
    Dostlar beni hatırlasın...
    Aşık Veysel, hayatini anlattığı bir şiirinde "Ücyüz-onda gelmiş idim cihana" diyor. Yıl 1894 oluyor hesapça. Sivas'a bağlı Şarkışla ilçesinin Sivrialan Köyünde dünyaya gelmiş. Anasi Gulizar, bir yaz günü koy dolaylarındaki Ayıpınar merasına koyun sağmaya gittiğinde; oracıkta bir yol üstünde doğurmuş Veysel'i. Göbeğini de kendi eliyle kesmiş. Yaman kadınmış Gülizar ana. Bebesini bir çaputa sarıp yürüye yürüye köye dönmüş. Babası Ahmet; b****** adini Veysel koymuş. Yıllar geçmiş aradan büyümüş, konuşmuş, yürümüş Veysel çocuk. Böylece yedi yaşına varmış. O yıl bir çiçek hastalığı salgını olmuş Sivas'ta. Küçük Veysel de yakalanmış. Sol gözünde, cicegin beyi çıkmış kendi deyimiyle... Göz akıp gitmiş. Sağ gözüne de perde inmiş, önceleri. Yalnız ışığı seçebiliyormuş, bu gözüyle. Babasına "Çocuğu Akdağmadeni'ne götür, orada bu gözünü açacak bir doktor var." demişler. Sevinmiş Ahmet emmi. Gel gör ki talihsizlik yine yakasını bırakmamış Veysel'in. Bir gün inek sağarken babası yanına gelmiş. Veysel ansızın donuverince; yakında bulunan bir değneğin ucu öteki gözüne girivermiş. O göz de akıp gitmiş böylece. Veysel'in Ali adında bir ağabeysi ve Elif adında bir kız kardeşi varmış. Hepsi çok üzülmüşler Veysel'in kotu kaderine.

    Babası meraklı adammış. Halk ozanlarından şiirler okuyup ezberleterek avutmaya çalışmış oğlunu. Sivas'ın köyleri saz sairleriyle dolu. Onlar da ara sıra gelip Ahmet emminin evine uğrarlarmış. Veysel ilgiyle dinlermiş calip söylediklerini. Babası, oğlunun ilgisini görünce; bir saz alıp vermiş ona. İlk saz derslerini, babasının arkadaşı olan Çamşıh'lı Ali Ağa'dan almış. Ve gitgide, kendini iyice saza vermiş Veysel. Unlu Halk ozanlarının şiirlerini çalıp söylemiş bir zaman. Yirmibes yasındayken (1919) anası, babası Veysel'i Esma adında bir kızla evermişler ve kısa sure sonra ikisi de göçüp gitmiş bu dünyadan (1921). Acı üstüne acı gelmiş, ama bitmemiş talihin kotu oyunu. İkinci çocuğu on günlükken, anasının memesi ağzına tıkanarak ölmüş, ardından da karisi yanaşmalarıyla evden kaçmış. Bu olay çok koymuş Veysel'e. Daha dertli olmuş ve iyice içine kapanmış. Karisi koyup gittiğinde bir kızı varmış Veysel'in. Daha bir yasini bile bitirmemiş. İki yıl kucağında gezdirmiş Veysel, ne çare o da yaşamamış. Bu sıralar Veysel'i yeniden evermişler. Bu karisi çocuk vermiş Aşığa. Biri olmuş, iki oğlan, dört kız, altısı sağ. Onlar da 18 torun vermiş Veysel'e.

    Aşık Veysel, Cumhuriyetin Onuncu yıl dönümüne rastlayan 1933 yılına kadar, başka ozanların şiirlerini çalıp söylemiş. Kendi deyişlerini söylemekten utanır, çekinirmiş. O yıllarda sairlerimizden rahmetli Ahmet Kutsi Tecer tanımış Veysel'i. Onun ışık tutuculuğuyla Veysel'in şiirleri aydınlığa kavuşmuş. Veysel; şairliğinin gelişmesinde Tecer'in büyük yardımlarını gördüğünü söylerdi her zaman. Veysel'in gün ışığına çıkan ilk şiiri Gazi Mustafa Kemal Pasa için söylediği: "Türkiye'nin ihyası Hazreti Gazi" mısrasıyla başlayan şiirdir. Bundan sonra bütün yazdıklarını calip söyler olmuştu. 1933 yılına kadar, köyünden dışarı hemen hemen hiç çıkmadığı halde; bundan sonra bütün yurdu dolaşmış, yurdunun çeşitli şehirleriyle kasabalarını, köylerini yakından tanımıştır. Halk ozanlarından en çok Karacaoglan'i, Yunus'u, Emrah'i, Dertli'yi severdi. Çağımızın ozanlarından Ahmet Kutsi Tecer'in ayrı bir yeri vardı Veysel'de. Onun aracılığıyla Koy Enstitülerinde bir sure saz öğretmenliği de yapmıştı Veysel. Sırasıyla Arifiye, Hasanoğlan, Cifteler, Kastamonu, Yildizeli, Akpınar Koy Enstitülerinde bulunmuştu. 1952 yılında İstanbul'da büyük bir jübilesi yapılan Aşık Veysel'e 1965 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi, "Anadilimize ve Milli Birliğimize yaptığı hizmetlerden dolayı" özel bir kanunla vatani hizmet tertibinden aylık bağlamıştı.

    Veysel'in bir başka özelliği daha vardı; köyünde ve çevresinde ondan önce bir tek meyve ağacı olmadığı halde, Sivrialan'da ilk meyve bahçesini o yetiştirmişti. Hem öyle bir bahçe ki, içinde elmadan kayısıya, kirazdan cevize kadar turlu turlu meyve ve çiçek vardı. Veysel, kardeşlerinin yardımıyla bu bahçeyi yapmaya başladığı zaman köylüleri "Atalarımız bunca yıl böyle bir is yapmamışlar, su kor adam onlardan iyi mi bilecek ki böyle ise kalkıştı?" demişler. Birkaç yıl sonra ağaçlar yetişmiş, meyve vermiş. Köylüler önceki dediklerini hatırlayıp utanmışlar ve bu defa "O kor değilmiş, meğer kor olan bizmişiz diyerek Aşık Veysel'i kutlamışlar. iste böylesine uzağı gören bir insandı o... Yetmiş yıl karanlık bir dünyada yaşadı (ölümü 21 Mart 1973). Fakat karanlık gözlerindeydi yalnız, içi apaydınlıktı, şiirleri de öyle... Halk şiirimizin bu güçlü ozanı yarim yüzyılı aşkın bir sure yazdıklarıyla, calip söyledikleriyle çevresine ışıklar saçtı. Sanırım simdi de mezarında son uykusunu ışıklar içinde uyuyordur. Yalnız çağımızda yasayanlar değil, bizden çok sonra yasayacaklar da "Dostlar Beni Hatırlasın" şiirini unutmayacaklar ve her zaman rahmetle anacaklardır.

  3. #3
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Ozanlarımız (Ozanlarımız Hakkında) Hayatı Biyografisi





    ERCİŞLİ EMRAH




    Hayatı ve Şiirleri

    Yaşamı ile ilgi kesin bilgiler yok. Van�ın Erciş ilçesinde doğduğu ve 17�nci yüzyılda yaşadığı biliniyor. Arı bir Türkçe kullandı. İçten ve halk zevkine yakın bir söyleyişi vardır. Yurt sevgisi, aşk, doğa güzelliği, özlem gibi konuları işlediği ve hayatını anlattığı Emrah ile Selvihan adlı halk öyküsüyle ün kazandı. Bu öykü Doğu Anadolu�nun yanısıra Azerbaycan, Türkmenistan ve Ermenistan�da da değişik isimlerle tanınır ve sevilir. Ercişli Emrah�ın en şansız yanı Erzurumlu Emrah ile karıştırılmasıdır. Bazı şiirleri Erzurumlu Emrah�a mal edilmiştir.







    YÜZBİN MİHNET İLE BİR BAĞ YETİRDİM

    Yüzbin mihnet ile bir bağ yetirdim
    Yemedim meyvesin el aldı gitti
    Ağlar gözyaşımı Ceyhun eyledim
    Çalkandı dünyayı sel aldı gitti

    Yüzbin dert çekmişim bin dahi gerek
    Çok ömür ister ki bir dahi görek
    Yârim elden aldı o zalim felek
    Hoyrat dost bağından gül aldı gitti

    Nazlı yâre kem haberim geliptir
    Dostlar ağlar düşmanlarım gülüptür
    Dediler ki Dertli Emrah oluptur
    Kimi kazma kimi bel aldı gitti




    Seherde ugradim ben bir güzele

    Seherde ugradim ben bir güzele
    Dedim sarhos musun söyledi yoh yoh
    Ag elleri bogum bogum kinali
    Dedim bayram midir söyledi yoh yoh

    Dedim ala nedin dedi gözümdür
    Dedim seker nedir dedi sözümdür
    Dedim alma nedir dedi (y)üzümdür
    Dedim öpeyim mi söyledi yoh yoh

    Dedim Inci nedir dedi disimdir
    Dedim kalem nedir dedi kasimdir
    Dedim onbes nedir dedi yasimdir
    Dedim daha var mi söyledi yoh yoh

    Dedim ölüm nedir dedi aynimda
    Dedim zulum nedir dedi boynumda
    Dedim turunç nedIr dedi koynumda
    Dedim ver agzima söyledi yoh yoh

    Dedim sirma nedir dedi telimdir
    Dedim Ince nedir dedi belimdir
    Dedim Emrah nedir dedi kulumdur
    Dedim satar misan söyledi yoh yoh




    Agalar gurbetten geldim

    Agalar gurbetten geldim
    Geldim ki nazanim gitmis
    Silam bana hor göründü
    Salinip gezenim gitmis

    Içmisim ezel sarabi
    Yine kavustur yarabbi
    Destinde askin kitabi
    Okuyup yazanim gitmis

    Hasret içtim elde bade
    Oldu efganim ziyade
    Ördek uçtu kaldi ada
    Göllerde yüzenim gitmis

    Bir dahi saz almam ele
    Mailim ben tatli dile
    Top zülfünü ince bele
    Tarayip düzenim gitmis

    Bir dahi içmeyem bade
    Kuzum seni vermem yade
    Süt beyaz üstüne sade
    Giyinip tozanim gitmis

    Istemem bahçeyi bagi
    Içirdiler bana agi
    Beyaz fese penhe bagi
    Baglayip gezenim gitmis

    Bu dünya böyle kalirsa
    Küffardan öç alinirsa
    Va'de gelüben ölürsem
    Mezarim kazanim gitmis

    Dün gece gördüm düsümde
    Civan duruyor karsimda
    Tarihim mezar tasimda
    Okuyup yazanim gitmis

    Emrah eder nedir bela
    Baba düstüm gurbet ele
    Yine saz alayim ele
    Eyveh ki nazanim gitmis


    (Emrah der ki hele hele
    Baba kalk gidelim yola
    Bir daha saz almam ele
    Sazimi düzenim gitmis)




    Bir yigit gurbete çiksa

    Bir (y)igit gurbete çiksa
    Gör basina neler gelir
    Silasi fikrine düser
    Yas gözüne dolar gelir

    Kalemnen çekilmis kaslar
    Gözümden akittim yaslar
    Yuvasin terk eden kuslar
    Yuvam diyer döner gelir

    Emrah diyer servi boyun
    Hürü melem midir soyun
    Sürüden ayrilan koyun
    Kuzum diyer meler gelir




    Tutam yar elinden tutam

    Tutam yar elinden tutam
    Çikam daglara daglara
    Olam bir yareli bülbül
    Inem baglara baglara

    Birin bilir binin bilmez
    Bu dünya kimseye kalmaz
    Yar ismini desem gelmez
    Düser dillere dillere

    Emrah der ki bu günümdür
    Arsa çikan tütünümdür
    Yare gidecek günümdür
    Düssem yollara yollara




    Uca daglarin basindan

    Uca daglarin basindan
    Perim güle güle gelir
    Ondört onbes nazeninnen
    Elin vermis ele gelir

    Yeriyip terliyip izi
    Humarlanip ala gözi
    Deriptir deste nergizi
    Terin sile sile gelir

    Emrah diyer üç-ce bayram
    Olam gözlerine hayran
    Ya maraldir ya da ceyran
    Düsüp çölden çöle gelir

  4. #4
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Ozanlarımız (Ozanlarımız Hakkında) Hayatı Biyografisi





    Dadaloğlu


    Dadaloğlum yarın kavga kurulur
    Öter tüfek davlumbazlar vurulur
    Nice koç yiğitler yere serilir
    Ölen ölür kalan sağlar bizimdir


    19. yüzyılda yaşamış güney illerinin büyük şairi Dadaloğlu hakkında kesin bir bilgiye sahip değiliz. Bu durum hemen bütün halk şairleri için böyledir. Bunun sebebi saz şairlerinin çoğunun ümmi oluşu ve aydın zümrenin onlara önem vermemiş olmasıdır. Bu yüzden yazılı belge bulmak çok güçtür. Hele divan şairlerinden bahseden tezkerelerde halk şairlerinin adlarına rastlamak mümkün değildir. Bunun için yaşadıkları zamanda hayatlarına dair bilgi vermeyen halk şairlerini incelemek zorlaşmaktadır. Bu durumda rivayetler ve şiirleri ile yetinmek zorundayız.


    Dadaloğlu içinde durum aynıdır. Her büyük şair için olduğu gibi güneyde her bölge onu kendine mal etmeye çalışmıştır. Rivayetler birbirini tutmaz olur.


    Dadaloğlu toros dağlarında dolaşan göçebe Türkmen aşiretlerinin Avşar boyundandır. Şiirlerinde ;


    Kalktı göç eyledi Avşar elleri
    Ağır ağır giden iller bizimdir


    Gibi mısralara rastlanmaktadır.


    Bu aşiretin gezdiği yerle Torosların Erzin, Payas, Adana, Kozan çevreleridir. Türkülerinde onun hayalini görür gibi oluruz. Bir elinde sazı bir elinde tüfeği tepeden tepeye koşarak aşiret erlerini savaşa teşvik ederek Osmanlıya hıncını haykırır.


    Kaypak Osmanlılar size aman mı
    Biraz sonra :


    Şahdan ferman türkmen ili göçünce
    Daha da hey Osmanlıya aman mı


    der. Top gürültülerine karışan sazının tellerine dokunur. Padişaha meydan okur.


    Hakkımızda devlet etmiş fermanı
    Ferman padişahın dağlar bizimdir


    Diye haykırır. Bunun gibi tarihi olaylarla ilgili türküleri çoktur.


    Dadaloğlu kavga olmadığı zamanlar bir tabiat ve aşk şairidir. Her türlü güzelliğe vurgundur.
    Fakat asıl özelliği ve kudreti cenkler için yaptığı türkülerinde görülür. Yaşadığı çevrenin tarihi olayları onu bir cenk şairi yapmıştır. belki de en güzel eserleri dağlarda dövüşler arasında kaybolup gitmiştir.


    Dadaloğlu büyük bir halk şairidir. Şiirlerinde kudretli bir sanat ifadesi görülür. İlgilendiği olaylar dolayısıyla hem bir devrin tarihini hem de bir toplumun duyuş ve düşüncelerini yaşatmıştır. Bu bakımdan Dadaloğlu edebiyatımızın dikkatle üzerinde durulmaya değer şairlerinden biridir. en çok bilinen şiirlerinden bir tanesi avşar elleridir.




    Avşar Elleri


    Kalktı göç eyledi avşar elleri
    Ağır ağır giden eller bizimdir
    Arap atlar yakın eyler ırağı
    Yüce dağdan aşan yollar bizimdir


    Belimizde kılıcımız kirmani
    Taşı deler mızrağımın temreni
    Hakkımızda Devlet Vermiş Fermanı
    Ferman padişahın dağlar bizimdir


    Dadaloğlum yarın kavga kurulur
    Öter tüfek davlumbazlar vurulur
    Nice koç yiğitler yere serilir
    Ölen ölür kalan sağlar bizimdir

  5. #5
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Jun 2009
    Mesajlar
    999
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Ozanlarımız (Ozanlarımız Hakkında) Hayatı Biyografisi





    AŞIK FEYMANİ



    Hayatı ve Şiirleri

    1942 yılında Adana'nın Kadirli İlçesinin Azaplı köyünde dünyaya geldi. Babası Mehmet, Van'ın Gevaş İlçesi'nin Avşar köyünden Hallac aşiretinden, annesi Hüsne ise Kayseri'nin Pınarbaşı İlçesi'nin Avşar Potuklu köyünden ve Avşar aşiretindendir.

    Babası Van'dan 1914 yılında Kadirli'ye göç etti. Bu yöreye gelinceye kadar Osman Taşkaya'nın babası, Güneydoğu Anadolu'da çok güç koşullarda hayat memat savaşı verir. Hiçbir yerde mekan tutamaz. Sonunda Kadirli'nin Azapil köyüne yerleşir. İki kez evlenir. Fakat her iki eşi de vefat eder. Aşık Feymani'nin anası Hüsne'nin aşireti Avşardadaloğlular yazı Kayseri'de, kışı ise Çukurova'da geçirmektedirler. Yine bir kış, Çukurova'da geçirmektedirler. Yine bir kış, Çukurova'ya geldiklerinde Osman'ın babası Hüsne Hanım'la evlenir. Aşık Feymani dünyaya geldiğinde oğluna kendi babasının adını koyar.

    Özgeçmişi hakkında bu bilgileri bize veren Aşık Feymani, aşıklığı hakkında şunları söyledi: "Küçük yaşta mecazi dediğimiz aşka tutuldum. Bu aşk 15 yaşıma kadar devam etti. Çoban Osman mahlasıyla şiir yazar, türkü söylerdim. 1964'ün sonbaharında ve 1965'in ilkbahar ve yaz aylarında birkaç kez rüyamda Nurani yüzlü bir zatı görmüştüm. Bana hep ''Feymani'' diye seslenmişti. Bu yüzden bu adı mahlas olarak aldım. 1972 yılında evlendim. Üçü oğlan, biri kız olmak üzere dört çocuğum oldu. Halen Azaplı köyü'nde oturuyorum''. Aşık Feymani, 1966 yılında başlatılan Türkiye Aşıklar Bayramı'na 1968'den itibaren katılmaya başladı. Şiir ve atışma dalında büyük başarı gösterdi. Çeşitli ödüller kazandı. Daha sonra yurt genelinde yapılan Aşıklar şölenlerine de katıldı. Şiirlerinde tasavvufi deyişlere geniş yer verir. Çukurovalı aşıklar arasında büyük saygınlığı vardır.



    GELSİN DE BAK

    Dağlar al yeşil süslenir,
    Hele bahar gelsin de bak.
    Bülbül aşkınan seslenir,
    Güle bahar gelsin de bak.

    Bayramlığın giyer dağlar,
    Her örnekten basın bağlar.
    Türkü söyleyerek çağlar,
    Sele bahar gelsin de bak.

    Emanet versen götürür,
    Menziline tez yetirir.
    Dertliye derman getirir,
    Yele bahar gelsin de bak.

    Cennet sanarsın cihanı,
    Kalkar dağların dumanı.
    İner ovanın ceylanı,
    Çöle bahar gelsin de bak.

    Dere kenarında taşlar,
    Hep yosun tutmağa başlar.
    Yuva için tüner kuşlar,
    Dala bahar gelsin de bak.

    Turnam kanadını düzler,
    Ördek avcısını gözler.
    Çığrışarak konar kazlar,
    Göle bahar gelsin de bak.

    Feymani biter acılar,
    Kağnılar yürür gıcılar.
    Kervan düzer yaylacılar,
    Yola bahar gelsin de bak


    SORAN ÖĞRENİR

    Her mücevher değerini bulmazdı,
    Sarrafından ayar danışmasaydı.
    Kerpıç yığılmayan bina olmazdı,
    Ustası mimara yanaşmasaydı.

    KöGoogle Page Rankingüsüz dereden yolcu geçmezdi,
    Kuş kanatsız olsa gökte uçmazdı.
    Kamili, cahili kimse seçmezdi,
    Oturup üç beş laf konuşmasaydı.

    Hak olmasa dağlar yüce olmazdı.
    Yük olmasa canlı cüce olmazdı,
    Gündüz gündüz olur gece olmazdı,
    Dağların ardına gün aşmasaydı.

    Feymani her güzel yar edilmezdi,
    Aşka düşmeyince zar edilmezdi.
    Hayırlı, hayırsız kar edilmezdi,
    Herkes mesleğine sınaşmasaydı


    Ahu Gözlüm

    Ahu Gözlüm Tut Elimden,
    Vazgeçmeden Emelimden.
    Aşkın Beni Temelinden,
    Yıkmadan Gel, Yakmadan Gel.

    Derde Salmadan Başımı,
    Noksan Etmeden İşimi.
    Damla Damla Göz Yaşımı,
    Dökmeden Gel, Akmadan Gel.

    Feymani�yim, Kaçma Benden,
    Usanmadı Gönül Senden.
    Ecel Tatlı Canı Tenden,
    Çekmeden Gel Çıkmadan Gel


    BELLİ OLMAZ

    Baki değil şu dünyanın ziyneti,
    Ölüm kıyametin bir alameti
    Yolcuya yıldızın, ayın alameti.
    Karanlıkta bakmayınca bell'olmaz

    Kimi yaşar birlik dirlik içinde,
    Kimi nefse esir hürlük içinde.
    İnsan hoş görünür varlık içinde,
    Yiğit düşüp kalkmayınca bell'olmaz.

    Zalimlerin bu dünyada nesi var?
    Amma o dünyada endişesi var.
    Kimin torbasında neyi nesi var,
    Ağz'aşağı silkmeyince bell'olmaz.

    Feymani kefinmiş servetin malın,
    Hakka yakın eyler ahvalin, halin.
    Sabrı var mı yok mu öğünen kulun,
    Beliları ilkmeyince bell'olmaz


    EVVEL
    Var mıyıdım yok muyudum,
    Şu ilemde bundan evvel.
    Az mıyıdım çok muyudum,
    Şu alemde bundan evvel.

    Gelen miydim, giden miydim ?
    Yaprak mıydım, beden miydim?
    Toprak mıydım, maden miydim?
    Şu alemde bundan evvel.

    Yürür müydüm adım adım,
    Yine Adem miydi adım.
    Ne yedim içtim yaşadım,
    Şu alemde bundan evvel.

    Ayna mıydım resim miydin?
    Manamıydım cisim miydi?
    Feymani'ye isim miydin?
    Şu alemde bundan evvel

+ Konu Cevapla
1 / 3 Sayfa 123 SonuncuSonuncu

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •  
Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0