Claude Simon (Claude Simon Kimdir? - Claude Simon Hakkında) Hayatı Biyografisi
Fransız yazar Simon, Nouveau Roman denilen edebiyat türünün uluslararası alanda takdir kazanmasını sağladı. Ana temaları savaş ve sanat olan deneysel dil çalışmalarının en önemli yönü, olayların klasik zaman süreci içinde anlatılmasına son vermesidir.
Simon Fransız kolonisi Madagaskar'da Tananarive'de dünyaya geldi. Babası I. Dünya Savaşı'nda 1914'te şehit düşen bir subaydı. Çocuk annesiyle birlikte Perpignan'da (Fransa) oturan anneannesiyle dedesinin yanına taşınarak burada okula gitti. Paris'te liseyi bitirdikten sonra Oxford ve Cambridge'de üniversiteye devam etti. Niyeti ressam olmaktı. Andre Lhote adlı ressamın asistanlığını yapmaya başladıktan kısa bir süre sonra ressam olma sevdasından vazgeçerek yazarlığa yöneldi. 1934/35'te Luneville/Lorraine'de askerlik hizmetini tamamladıktan sonra, 1936'da uluslararası tugaya katılarak İspanya İç Savaşına katıldı. Üç yıl sonra, 1940'ta II. Dünya Savaşı'nda asker olarak cephede çarpışırken, savaş esiri olarak Almanların eline düştü. Altı ay sonra esir kampından kaçmayı başardı ve savaşın sonuna kadar vatanı olan Güney Fransa'da saklandı.
1954'ten Sonra: Yeni Biçimlere Yönelişi
Simon ilk edebi yapıtı olan Le tricheur'ü (Düzenbaz) 1945'te yayınladı. Bu ilk yapıtı, tıpkı daha sonraki çalışmaları arasında bulunan La corde raide (Gergin İp, 1947) adlı otobiyografik yapıtı ve Gulliver (1952) adlı romanı gibi, Amerikalı yazar William Faulkner'in yapıtlarını hatırlatmakla beraber, varoluşçu etkiler de gösteren daha çok geleneksel bir anlatım stiline sadık kalmıştır. Simon 50'li yılların ortasından sonra yeni edebi stillere yöneldi. 1954'te çıkan Le sacra du printemps (Bahar Ayini) adlı romanı ilk kez Nouveau Roman'ın (Yeni Roman) gelişini haber vermektedir. Burada geleneksel, gerçekçi roman konusu arka plana geçmekte ve bunun yerine "nesnel dünyayı" dilsel olarak kapsayıp, kronolojik sıra izlemeyen tasvir ve tasarımlar, kendilerine özgü edebi bir biçim olarak ön plana geçmektedir. Burada psikolojik yönlerle yazarların toplumsal ya da siyasal tutumları artık bir rol oynamazlar, insanın ruhu ancak somut hareketlerinden ve duygusal ifadelerinden belli olmaktadır. Alain Robbe Grillet'in 1963'te Pour un nouveau roman (Yeni Bir Roman İçin) adlı deneme yazısında teorik olarak formülleştirdiği gibi, anlatımlar dil ve stil açısından içeriklerin bu yeni biçimine uymalıydı. Mekân ve zaman kaldırılmış olup anlatım perspektifleri sürekli olarak değişmeliydi.


LinkBack URL
About LinkBacks




Alıntı ile Cevapla

Bookmarks