+ Konu Cevapla
1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Abd'de Ermeni Soykırımı Tasarısı Kabul Edildi.

 HABERLER Katagorisinde ve  Dünyadan Haberler Forumunda Bulunan  Abd'de Ermeni Soykırımı Tasarısı Kabul Edildi. Konusunu Görüntülemektesiniz.=>ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, 1915 olayların 'soykırım' olarak nitelendiren tasarıyı kabul etti. Komitede yapılan oylamada 22 'hayır', 23 ...

  1. #1
    Super Moderator Melek - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Aug 2008
    Mesajlar
    3.823
    Tecrübe Puanı
    7


    Tanımlı Abd'de Ermeni Soykırımı Tasarısı Kabul Edildi.







    ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi, 1915 olayların 'soykırım' olarak nitelendiren tasarıyı kabul etti. Komitede yapılan oylamada 22 'hayır', 23 'evet' oyu çıktı.

    ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Howard Berman, 1915 olaylarını 'soykırım' olarak nitelendiren tasarının görüşülmesinden inisiyatifini tasarıdan yana kullandı.

    Oturumun başında Artık Ermeni soykırımını tanımanın vakti gelmiştir." diyen Berman, 'evet' oyları 'hayır' oylarını geçemeyince oy kullanma süresini bir saatten fazla uzattı. Durumun 23-22 tasarı lehine olması üzerine, son üyenin gelmesini beklemeden oylamayı hemen sona erdirdi.

    OBAMA YÖNETİMİ UYARDI

    Oturumdan hemen önce Obama yönetimi kongreye Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili tasarının geçmemesi için tavsiye bulundu. ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton konuyla ilgili uyarıda bulunmak için Temsilciler Meclisi Dışilişkiler Komite Başkanı'nı aradı. Cilnton tasarının geçmesinin Türkiye ile Ermenistan arasındaki normalleşme sürecini de riske atacağını belirtti.

    Bu arada ABD Başkanı Obama tasarıyla ilgili Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ü aradığı belirtildi. Ancak daha sonra Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün ABD Başkanı Barack Obama ile dün yaptığı telefon görüşmesinin dışında ikinci bir görüşme gerçekleşmediği kaydedildi.

    KOMİTEDE FARKLI GÖRÜŞLER

    Görüşmenin açılışında konuşan Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Howard Berman, ''Hiçbir şeyin Türkiye'nin 'Ermeni soykırımı' gerçekliğine gözünü kapamasını haklı çıkarmadığı'' görüşünü savundu.

    Konuşmasında, ''soykırımın'' yirminin üzerinde ülke ve Avrupa Parlamentosu tarafından da tanındığını belirten Berman, ''İnsan haklarının teşvikinde bir dünya lideri olarak ABD'nin de bu ülkelere katılmada ahlaki sorumluluğu bulunuyor'' diye konuştu.

    ''Her ulusun kendi tarihiyle hesaplaşması'' gerektiğini söyleyen Berman, ''Türkiye'den bütün istediğimiz bu. Türkiye'nin 'soykırımın' gerçekliğini kabul etmesinin zamanı. Bu, Türk halkı için muhtemelen zor ve acılı bir süreç olacak, ancak günün sonunda Türk demokrasisini güçlendirecek ve Türk-Amerikan ilişkilerini daha iyi duruma getirecek' ifadelerini kullandı.

    Berman, ''Türkler bu tasarının ikili ilişkilerimiz için korkunç sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Gerçekten de belki bazı sonuçları olacaktır, ancak Türkiye'nin ABD ile olan ilişkilerine, en az bizim Türkiye ile olan ilişkilerimize değer verdiğimiz kadar değer verdiğine inanıyorum'' diye konuştu.

    ORHAN PAMUK ÖRNEĞİ

    Konuşmasında Nobel Edebiyat Ödülü alan Orhan Pamuk'a da değinen Berman, Pamuk'un 1915 olaylarıyla ilgili sözlerinden dolayı ''ülkesinden kovulduğunu'' ileri sürdü.

    Berman, konuşmasından önce, Ermenistan Parlemontusunun 3 üyesi, TBMM heyeti ve Türkiye'nin Washington Büyükelçisi Namık Tan ile ''Ermeni soykırımının kurbanları'' olarak tanıttığı 3 misafirin de oturumu izlediğini duyurdu.

    Howard Berman'ın ardından söz alan milletvekili Ileana Lehtinen, tasarının geçmesinin ABD'nin güvenlik çıkarlarını riske atabilecek, istenmeyen sonuçlar yaratmayacağından emin olunması gerektiğini söyledi. ABD'nin yurt dışındaki operasyonlarına işaret eden Lethinen, tasarının üzerinde ''ciddi olarak'' düşünülmesine ihtiyaç olduğunu kaydetti.

    Milletvekili Dan Burton, tasarının kabul edilmesi halinde Türkiye ile Ermenistan arasındaki görüşmelerin yanı sıra Türk-Amerikan ilişkilerinin de tehlikeye gireceği uyarısında bulundu.

    ''Birinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan acıların farkında olduklarını'' belirten Burton, şu anda böyle bir tasarıyı kabul etmenin zamanı olmadığını, bir katkısının olmayacağını kaydetti. Burton, ABD'nin bölgeye ilişkin politikasına işaret ederek, ''Özellikle İran konusunda Türkiye gibi dostlara ihtiyacımız var'' dedi. Tasarının geçirilmesi halinde İncirlik üssünün kaybedilebileceğine dair uyarıda bulunan Burton, ''Türkiye ile Ermenistan arasında görüşmeler sürerken bu konuları tartışmayı onlara bırakmanın en mantıklısı olduğunu'' kaydetti.

    IRAK VE AFGANİSTAN VURGUSU

    Milletvekili Michael McMahon da tasarının geçmesi halinde ABD'nin Irak ve Afganistan'daki çabalarının zarar göreceğini söyledi. Irak ve Afganistan konusunda Türkiye ile yakın bir işbirliği içinde olduklarına işaret eden McMahon, tasarının geçmesi ve ardından Türkiye'nin İncirlik üssünü kapatması halinde Amerikan ordusunun Irak'tan çekilirken daha tehlikeli rotalar kullanmak zorunda olacağına işaret etti. Türkiye'nin Afganistan'a olan katkılarına dikkati çeken McMahon, tasarının kabul edilmemesi çağrısında bulundu.

    Milletvekili Eni Faleomavaga da Türkiye ile Ermenistan arasında süren müzakerelere dikkati çekerek Başkan Berman'a, bu olurken Kongrenin böyle bir tasarıyı ele almasının nedenini sordu. Berman ise protokol sürecinin sürdüğünü, ancak protokollerin henüz iki ülkenin parlamentosunca onaylanmadığını, yakın dönemde de onaylanacağını zannetmediğini söyledi.

    -''TASARIYI GEÇİRMENİN TAM ZAMANI''-
    Tasarıya destek veren bazı milletvekilleri ise ABD'nin bu tasarıyı geçirmesinin ''tam zamanı'' olduğu görüşünü savundu.

    ''Soykırımı'' tanımanın ABD için bir zorunluluk olduğunu söyleyen bu milletvekilleri, tasarının Türk hükümetiyle değil, Osmanlı İmparatorluğu ile alakalı olduğunu ifade ettiler. Bazı milletvekilleri, ''bu tasarıyı geçirmenin insanlık için bir zafer olacağı'' gibi fikirler dile getirdi.

    Milletvekili Chris Smith, ''Türk hükümetinin 'soykırımı' inkar kampanyasının tüm Ermeniler için surata bir tokat olduğunu'' söyleyerek, ''Bu meclis Türkiye'nin bir dostu, ancak dostlar diğer dostlarının insanlık suçu işlemesine izin vermez ya da bu suçların inkarına ortak olmasına izin vermez'' diye konuştu.

    Oturum sırasında milletvekili Lethinen tarafından, ABD Başkanı Barack Obama'nın tasarının kabul edilmemesi yönündeki çağrısı da okundu.
    haberturk

  2. #2
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Jan 2010
    Bulunduğu Yer
    BURSA
    Mesajlar
    345
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Abd'de Ermeni Soykırımı Tasarısı Kabul Edildi.





    Milletvekili Chris Smith, ''Türk hükümetinin 'soykırımı' inkar kampanyasının tüm Ermeniler için surata bir tokat olduğunu'' söyleyerek, ''Bu meclis Türkiye'nin bir dostu, ancak dostlar diğer dostlarının insanlık suçu işlemesine izin vermez ya da bu suçların inkarına ortak olmasına izin vermez'' diye konuştu.

    Sizin dostluğunuz yetip arttı artık , kim hayır görmüş sizin dostluğunuzdan , bir ülkenin sizin gibi dostu varken düşmanı olmasına gerek yok ..Kahrolun ..

  3. #3
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    525
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Abd'de Ermeni Soykırımı Tasarısı Kabul Edildi.





    Bizim milletvekilleride otursun zenci soykırımı çıkarsın kızıldereli soykırımı çıkarsın ırak soykırımı çıkarsın kuveyt soykırımı çıkarsın Abd de soykırımdan çok ne var

  4. #4
    Senior Member
    Üyelik Tarihi
    Aug 2009
    Mesajlar
    525
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Abd'de Ermeni Soykırımı Tasarısı Kabul Edildi.





    Asya ve Avrupa kıtaları arasında köGoogle Page Rankingü konumunda olan Türkiye, Karadeniz’i Akdeniz’e bağlayan boğazları, Ortaasya, Kafkasya ve Ortadoğu’daki doğal enerji kaynaklarının kesiştiği noktadaki jeopolitik konumuyla bütün dünyanın dikkatini çekmektedir.

    Geçmişte Osmanlı devleti, bugün de Türkiye, bu jeopolitik ve jeostratejik konumundan dolayı çeşitli entrikaların çevrildiği bir alan olmuştur. Osmanlı devletini parçalayarak tarih sahnesinden silmek isteyen sömürgeci devletler, bu entrikalarında yüzlerce yıldır Türklerle dostça yaşayan Ermenileri kullanmışlardır.

    Tarihte olduğu gibi günümüzde de, Ermeni toplumu üzerinden siyasi ve ekonomik çıkar sağlamaya çalışan ülkeler bulunmaktadır. Bazı ülkelerde Türkleri ve Türkiye’yi sözde soykırımla suçlayan anıtlar dikilmekte, bazı ülkelerde de soykırım iddiasını tanımaya yönelik kararlar parlamento gündemlerine getirilmekte, hatta kimi ülke parlamentolarında kabul edilmektedir. Gerçekte tarihçilere bırakılması gereken bu konular, siyasetçilerin elinde çıkar aracı haline dönüştürülmektedir.

    Tarih boyunca Romalılar, Persler ve Bizanslılar tarafından Anadolu’nun bir yerinden diğerine sürülen, savaşlara itilen ve çoğu kez üçüncü sınıf vatandaş muamelesi gören Ermeniler, Türklerin Anadolu’ya girişlerinden sonra Türklüğün adil, insani, hoşgörülü, birleştirici anlayış ve inancından yararlanmışlardır. Bu ilişkilerin gelişme ve doruğa ulaşma çağı olan 19. Yüzyıl sonlarına kadar süren devir, “Ermenilerin altın çağı” olmuştur. Osmanlı devletinin çalışan, liyakatli, dürüst ve becerili her vatandaşına sağladığı imkanlardan gayr-i müslimler içinde en çok faydalananlar Ermeniler olmuştur. Askerlikten, kısmen de vergiden muaf tutulurken, ticarette, zanaatta, çiftçilikte ve idari işlerde yükselme fırsatını elde etmişler ve devlete bağlı, milletle kaynaşmış ve anlaşmış olduklarından dolayı "millet-i sadıka” olarak kabul edilmişlerdir. Bu çerçevede Türkçe konuşan, ayinlerini bile Türkçe yapan bu topluluktan devlet kademelerinde önemli görevlere yükselenler, hatta Bayındırlık, Bahriye, Hariciye, Maliye, Hazine, Posta-Telgraf, Darphane Bakanlıkları, Müsteşarlıkları yapanlar olmuştur. Hatta Osmanlı devletinin meseleleri üzerinde Türkçe ve yabancı dillerde eserler de yazmışlardır.

    Ancak Osmanlı devletinin zayıflamaya başladığı dönemlerde, hemen her konuda Avrupa’nın müdahalesi baş gösterince, Türk-Ermeni ilişkilerinde de bir bozulma başlamıştır. Batılıların özellikle misyoner din adamı kisvesinde, Osmanlı devleti içine soktuğu provokatörlerin faaliyetleriyle Ermeniler; dini, kültürel, ticari, sosyal ve siyasi açılardan Türk toplumundan uzaklaştırılmaya çalışılmıştır. Böylece, çoğu defa Türklerin zararlı çıktığı trajik olaylar başlamış, Doğu Anadolu’da başlatılan ve İstanbul’a kadar yayılan isyan hareketlerinde binlerce Türk ve Ermeni hayatlarını kaybetmiştir.

    Birinci Dünya Savaşı sırasında ise; Osmanlı askeri olarak düşmanlara karşı savaşan veya geri hizmetlerde çalışan Ermenilere karşılık, Ermenilerin önemli bir kısmı düşman kuvvetlerinin yanında Türklere karşı savaşmıştır. Cephe gerisinde de komitacı Ermeniler kadın, çocuk, yaşlı ayrımı yapmaksızın katliamlara girişmişler, yüz binlerce Müslüman’ın hayatına kastederek Doğu Anadolu’yu bir harabe haline çevirmişlerdir.

    Devletin bunları yatıştırmak ve durdurmak için aldığı tedbirler istismar edilmiş ve dış devletlerin tahrik ve vaatleriyle Ermeniler, bin yıl refah içinde yaşadıkları ülkeyi parçalamaya çalışmışlardır.

    Anadolu dışında kurulan Hınçak, Taşnak, Ramgavar, Hınçak İhtilal Komitesi, Silahlılar Cemiyeti, Ermenistan’a Doğru Cemiyeti, Genç Ermenistan Cemiyeti, İttihat ve Halas Cemiyeti ve Karahaç Cemiyeti gibi örgütler, halkı silahlı ayaklanmaya sevk etmişlerdir.

    Osmanlı devleti, Birinci Dünya Savaşı içinde, Ermeni isyanının yoğun olduğu Doğu Anadolu’da, bir yandan cephede Rus ordularıyla ve Rusların yanında yer almış olan Ermeni kuvvetleriyle savaşmak zorunda kalmıştı. Diğer yandan da cephe gerisinde Türkleri katleden, Türk köy ve kasabalarını yakıp yıkan, ordunun ikmal tesislerine ve konvoylarına saldıran Ermeni çeteleri ile mücadele etmek zorunda kalmıştır.

    Ayrıca hem cephede hem de cephe gerisinde savaşmak durumunda bırakılmasına rağmen, 9-10 ay, cephe gerisindeki önemli tehlikeyi “mahalli tedbirlerle” çözüme ulaştırmaya çalışmıştır. Bu arada, 24 Nisan 1915’te, cephe gerisinde faaliyette bulunan Ermeni komitecilerine yönelik bir operasyon yapmış ve vatana ihanet eden 2345 komiteciyi tutuklamıştır.

    Komitecilerin dışında özellikle Rus sınırına yakın bölgelerdeki Ermeni halkın da devlete isyan halinde olduğunu görünce, son çareye başvurmuş ve bölgedeki Ermenilerden sadece isyan hareketine karışanları savaş bölgesinden alıp, ülkenin emniyetli bölgelerine “sevk ve iskâna”, o dönemdeki ifadesiyle “tehcir”e tabi tutmuştur. Bu uygulama ile aynı zamanda her şeyden önce cephe gerisinde iç savaş ortamında bulunan Ermeni halkın can güvenliği sağlanmıştır. Çünkü Ermenilerin bölgedeki Türklere yaptıkları katliam ve mezalimin karşılığını müslüman halk da vermeye başlamıştı.

    Ermenistan ile bir takım siyasi ve ekonomik çıkarlar için Ermenileri kullanan bazı devletler, yer değiştirme uygulamasını ve 24 Nisan’daki tutuklamaları bir “soykırım” gibi göstermek ve dünya kamuoyunu bu konuda ikna etmek için yoğun bir propaganda faaliyetine girişmişlerdir(1).

    Oysa Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, Osmanlı devletini işgal eden devletlerden İngilizler, aralarında Osmanlı siyasi ve askeri liderleriyle önde gelen aydınların da bulunduğu 143 kişiyi “Ermeni olaylarında savaş suçu işledikleri” gerekçesiyle tutuklayarak Malta adasına sürmüş ve hapsetmiştir. Suçlamalarla ilgili olarak Osmanlı, ABD ve İngiliz arşivlerinde geniş çaplı araştırmalar yapılmıştır. Buna rağmen, Malta’daki tutuklular hakkında iftiraları kanıtlayacak deliller mahkemeye sunulamamıştır. Sonuç olarak Malta'daki tutuklular, kendilerine hiçbir suçlama dahi yöneltilmeden ve duruşma yapılmadan 1922'de serbest bırakılmışlardır.

    Ancak Türkleri sözde soykırımla suçlama gayretleri durmamış; Malta’daki yargılama sürecinde İngiliz basınında Osmanlı Hükümeti’ni sözde soykırım ile suçlayan ve bu konuyu ispata yeltenen bazı uydurma belgeler yayınlanmıştır. Söz konusu belgelerin General Allenby komutasındaki İngiliz İşgal Kuvvetleri tarafından Suriye'deki Osmanlı Devlet Dairelerinde ortaya çıkarıldığı iddia edilmiştir. Ancak, İngiliz Dışişleri Bakanlığı tarafından sonradan yapılan soruşturmalar, İngiliz basınına verilen bu belgelerin İngiliz ordusu tarafından ele geçirilen belgeler olmayıp, Paris'teki Milliyetçi Ermeni Delegasyonu tarafından müttefik delegasyonlara gönderilen yazılar olduğu anlaşılmıştır(2).

    Bütün bu gerçeklere rağmen, sözde soykırım iddialarını gündemde tutmak için olağanüstü gayret sarf eden Ermeni komiteleri, terör eylemlerine yönelmişlerdir. 1965'ten sonra, çeşitli ülkelerdeki Ermenilerin, Türkiye aleyhine başlattıkları karalama kampanyasıyla dünya ve Türkiye kamuoyunda varlığını hissettiren sözde Ermeni Sorunu, 1970'li yıllardan itibaren yurtdışındaki Türk temsilciliklerine yönelik terör eylemlerine dönüşmüştür.

    Gurgen (Karekin) Yanikan adlı bir yaşlı Ermeni’nin 27 Ocak 1973'de ABD'nin Santa Barbara kentinde, Türkiye'nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ile Konsolos Bahadır Demir'i katletmesiyle başlayan "Bireysel Ermeni Terörü", 1975'den itibaren tıpkı 1915 öncesinde olduğu gibi "Örgütlü Ermeni Terörü"ne dönüşmüştür. Yurtdışındaki Türk görevliler, diplomatlar, elçilikler ve kuruluşlarına yönelik Ermeni saldırıları, kısa sürede hızlı bir tırmanma göstererek yoğunluk kazanmıştır.

    Ermeni teröründe, Türkiye’deki iç huzursuzluğun zirveye çıktığı 1979 yılından itibaren büyük bir artış gözlenmeye başlanmıştır. Ermeni teröristler, 21 ülkenin 38 kentinde, 39'u silahlı, 70'i bombalı, biri de işgal şeklinde olmak üzere toplam 110 terör olayı gerçekleştirmişlerdir. Bu saldırılarda 42 diplomatımız ile 4 yabancı hayatını kaybederken, 15 Türk ve 66 yabancı uyruklu kişi de yaralanmıştır(3).

    Ermeni terör örgütleri, dış dünyanın tepkileri üzerine 1980’li yıllarda taktik değiştirerek, PKK terör örgütü ile işbirliğine girmişlerdir. 1984 yılında PKK sahneye çıkarılmış ve Asala-Ermeni terörü geri plâna çekilmiştir. Belgeler, Bekaa ve Zeli kamplarında ASALA ile PKK militanlarının birlikte eğitim gördüklerini ortaya koymuştur.

    Türk güvenlik güçlerinin PKK terörü ile mücadelede başarı sağlamasının ardından Ermeni komiteleri, sözde iddialarını Ermenistan devletinin açık desteği ve Ermeni Diasporası aracılığıyla sürdürmeye devam etmektedirler. Çeşitli ülke parlamentolarından “sözde Ermeni Soykırımı”nı kabul eden yasaların ve önerilerin çıkmasını sağlamaya çalışarak, asılsız iddialarını dünya kamuoyuna kabul ettirmeye çalışmaktadırlar.

    Amaçları, sözde iddialarını tüm dünyaya “tanıtmak”, Türkiye’yi bu temelsiz iddiaları “tanımak” zorunda bırakmak, sözde soykırımdan dolayı Türkiye'den "tazminat" ve "toprak" almak ve "Büyük Ermenistan" rüyasını gerçekleştirmektir.

    DİPNOTLAR

    1) Osmanlıdan Günümüze Ermeni Sorunu, Yeni Türkiye Yayınları, Ankara 2000.

    2) Yıldırım, Dr. Hüsamettin, Ermeni İddiaları ve Gerçekler, Ankara 2000, s. 38 (PRO.FO. 13 Temmuz 1921, 371 / 6504 / E.8519)

    3) Şimşir, Bilal, Şehit Diplomatlarımız, Bilgi Yayınevi, Ankara 2000, 2 Cilt.
    kaynak: ermenisorunu.gen.tr/turkce/ozet/index.html

  5. #5
    Member
    Üyelik Tarihi
    Dec 2009
    Mesajlar
    85
    Tecrübe Puanı
    3


    Tanımlı Ce: Abd'de Ermeni Soykırımı Tasarısı Kabul Edildi.





    olan oldu artık :S 3t planı gerçekleştrcklerdir

+ Konu Cevapla

Tags for this Thread

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •  
Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0