Hakkari Doğal Güzellikleri ve Tarihi Mekanları ve Eserleri -Hakkari Resimleri
Konu Etiketleri:
hakkari, ters lale, hakkari çukurca askeriye, tarihi mekanların, ülkemizin doğal güzellikleri, ülkemizin tarihi ve doğal güzellikleri, türkiyede bulunan dogal güzellikler, türkiyenin doğal güzellikleri ve tarihi eserleri ile ilgili resimler, hakkari sümbül, türkiyenin tarihi ve turistik kaynaklarının isimleri, turkiyenin doğal güzellikleri, tabiat harikaları, tarihi ve doğal güzelliklerimiz, türkiyenin önemli tarihi kültürel ve doğal mekanları, ünlü tarihi güzelliklerinin yapılarının resmi, ülkemizden doğal güzellikler, yüksekova, doğu anadolu bölgesinin doğal güzellikleri, türkiye nin doğal ve tarihi güzellikleri, türkiyenin tarihi ve doğal kültürel güzellikleri, türkiyemizin doğal güzellikleri, yurdumuzun doğal güzellikleri, türkiyedeki bitkiler, hakkari varagöz vadisi, iç anadolu bölgesi tarihi ve doğal güzellikleri,
Hakkari Doğal Güzellikleri ve Tarihi Mekanları ve Eserleri -Hakkari Resimleri
Turizm Gezi Tatil Türkiye Katagorisinde ve Doğu Anadolu Bölgesi Forumunda Bulunan Hakkari Doğal Güzellikleri ve Tarihi Mekanları ve Eserleri -Hakkari Resimleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>H akkari'deki Tarihi eserler Hakkari Dağları Hakkari Tarihi Yapısı Hakkari de Vadiler ve Ovalar
Hakkari'deki Platolar ve Yaylalar
Cilo Dağı ...
Hakkari Doğal Güzellikleri ve Tarihi Mekanları ve Eserleri -Hakkari Resimleri
Hakkari'deki Tarihi eserler Hakkari Dağları Hakkari Tarihi Yapısı Hakkari de Vadiler ve Ovalar
Hakkari'deki Platolar ve Yaylalar
Cilo Dağı (Merkez)
Hakkari dağlarının en yüksek kütlesini oluşturan Cilo Dağı Güneydoğu Torosların doğu uzantısıdır. Buzul Dağı olan Cilo Dağı, III.dönem (Tersiyer) (65-2,5 milyon yıl önce) ortaya çıkmıştır. Yaklaşık 3.500-4.000 m. yüksekliğinde olup, Türkiye’nin ikinci yüksek doruğu buradaki Ulu Doruk veya Reşko Tepesi’dir (4.135).
Cilo Dağı çeşitli gerilmeler ve binmeler sonucunda kıvrılmış, kırılmış, bu nedenle de yöreye engebeli bir yapı kazandırmıştır. III.dönemin sonlarında yanardağ etkinlikleri ile karmaşık bir özellik kazanmıştır. Ayrıca bu dağlar batıda Büyük Zap Suyu, güneyde Şemdinli Suyu, doğu ve kuzeydoğuda da Nehil Suyu tarafından derin biçimde yarılmıştır. Bunun sonucu olarak da yer yer 1.000 m.ye ulaşan sarp vadiler meydana gelmiştir. Cilo Dağı güneydoğuya ve doğuya doğru da alçalmaktadır.
Kış aylarında yoğun kar yağışı nedeniyle karın kalınlığı 2-3 m.yi geçmektedir. Buzul yönünden de Türkiye’nin en zengin dağıdır. Bugün burada 21 vadi buzulu bulunmaktadır. Dağın yüksek yaylaları göçer aşiretleri için sayfiye işlevi görmektedir. Dağın aşağı yamaçlarında çok seyrek meşe ağaçları dışında yoğun bir bitki örtüsüne rastlanmaz. Kış turizmi yönünden önemli olup, Varagöz Vadisi ile Sat Gölü yakınlarında tarih öncesi çağlardan kalma resimlere rastlanmıştır.
Ters Lale (Şemdinli)
Ters Lale, Hakkari’nin Cilo Dağları’nda yetişen dünyanın en nadide çiçeklerinin başında gelmektedir. Bu dağlarda kendiliğinden yetişen ve boyu 75 cm.yi bulan, her dalında 3-8 lalenin ters olarak geliştiği bu çiçek kaçak olarak Avrupa ülkelerine satılmakta ve buralarda kozmetik ile ilaç sanayinde kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra süs çiçeği olarak da yararlanılmaktadır.
Ters Lale, Avrupa’da Fritillasio İmperialis, Kejan Lalesi, Prestika, Karagöz Lalesi, Emperyalis Ağlayan Gelin ve en çok Şemdinli yöresinde yetiştiğinden de Şemdinli Lalesi gibi isimlerle anılmaktadır. Yöre halkı tarafından da Ağlayan Gelin, Kerbela ve Kral lalesi olarak da bilinmektedir. Bunun da nedeni çiçeğin her sabah etrafa su yaymasıdır. Ters Lale Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu'nca koruma altına Bercelan Yaylası (Merkez)
Hakkari merkez ilçenin kuzeyindeki Karadağ üzerinde bulunan Bercelan Yaylası ile 18-20 km. uzaklıktadır. Çevresinde Seyithan, Golaşın ve Golan Gölleri ile Zap Suyu vadisi bulunmaktadır.
Burada dağlardan kopan büyük kayalar doğal köGoogle Page Rankingüler oluşturmuştur. Yöre halkı bunlara “Şeytan KöGoogle Page Rankingüsü” ismini yakıştırmıştır. Vadinin yakınında Sine Kayalıkları yer almakta olup, bu yörede Melise Suyu ile Çeman Düzlüğü bulunmaktadır. Bitki örtüsü bakımında da oldukça zengindir.
Kuş Cenneti (Yüksekova)
Hakkari, Yüksekova’da, deniz seviyesinden 1925 m. yüksekliğinde, 2.800 hektarlık geniş bir alana yayılmış olan Yüksekova bitki örtüsü ve su yönünden oldukça zengin bir bölgedir. Yüksekova’nın ortasından Nehil Çayı akmakta olup, çevresi insan boyundan daha yüksek olan saz ve kamışlarla kaplıdır. Ayrıca burada bol miktarda bozulmamış orkideler yetişmektedir. Çevre bilimcilerine göre de doğal dokusu bozulmamış Türkiye’nin ender bölgelerinden biridir.
Yörede kuluçkaya yatan kuş türleri bulunmaktadır. Bunların başında da; erguvan, balıkçıl, saz delicesi, çayır delicesi, leylek, turna, toy, ve kızılbacak, kızıl akbaba, yılan kartalı, doğu atmacası, küçük orman kartalı, kaya kartalı, küçük kartal, doğan ve puhu kuşları gelmektedir.
Ce: Hakkari Doğal Güzellikleri ve Tarihi Mekanları ve Eserleri -Hakkari Resimleri
Ağlayan Gelin Ters Lale
Dünyanın ileri 26 medeniyetine ev sahipliği yapan Anadolu toprakları, benzersiz coğrafyası, kıtalar arası köGoogle Page Rankingüsü, dünya üzerindeki konumu nedeni ile Avrupa-Sibirya, İran-Turan ve Akdeniz bitki coğrafyalarını bu topraklar üzerinde yan yana getirir. Türkiye’de her üç bitkiden biri endemiktir. Bu topraklar (Anadolu toprakları) üzerinde görülen üç bitkiden birinin; dünyadaki yayılmaları sadece ülkemizle sınırlıdır. Bu zengin tabiat yapısı nedeni ile bitkiler açısından dünyadaki en zengin ve en önemli ülkeler arasında yer alır. Anadolu toprakları aynı zamanda bir çok önemli bitki türünün anavatanıdır. Ülkemiz zengin bitki örtüsüne sahiptir. 9000 bitki türünün 3000’ni kadar endemiktir. Olağanüstü bir bitkisel çeşitlilik arz eden ülkemizde endemik bitki 3000 iken, bu sayı Avrupa‘da 2500 civarındadır. Ülkemiz değişik şifalı bitkilere sahip olmakla beraber, bu bitkiler yeterince değerlendirilmediği için heba olup gitmektedirler.
Dünyada bir benzeri daha bulunmayan ve anavatanı “Dağların Kenti” olarakta bilinen ilimizde yetişen Ters Lale, dünyanın en nadide çiçeklerinden biridir. Kan kırmızı, göz kamaştırıcı rengiyle kadife hassaslığındaki çiçeği ile estetik görünümlü tersliğiyle adeta bir doğa harikasıdır. Ters Lalenin asıl önemi; “endemik bir tür olması” yani dünyada yalnızca Hakkâri’de doğal olarak yetişmesindendir. Ters Lale doğal görünüşüyle mevcut kültür lalelerinden çok daha gösterişlidir. Göz kamaştırıcı rengi ile yakından bakıldığında Ters Lalenin bir doğa harikası olduğu kolaylıkla gözlemlenir.
Medeniyetlerin beşiği olan Hakkari’mizde geçmişte yaşamış Asurilerin her sabah göbeğinde su yaydığı “Ağlayan Lale”, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği zaman Meryem ****** göz yaşlarından yere akan damlalarla yetiştiğine inanılan, adına ‘Ağlayan Gelin’ de denilen Ters Laleler, aynı zamanda Hıristiyan aleminin kutsal çiçeği olarak da kabul ediliyor. Bir efsaneye göre: Edirne ilimizde bulunan ve mimari açıdan bir şaheser olan; Selimiye Camisi’nin yapılacağı mevki, bir bayana ait lale bahçesiymiş. Mimar Sinan eserini burada yapmak istediğini padişaha söyler. Ancak bayan bahçesini vermek istemez. Israrlar sonucu bayan eğer eserde benden bir hatıra olursa bahçemi vereceğim der. Bunun üzerine Mimar Sinan’da müezzinler mahfelindeki mermer ayağa Ters Laleyi işletir. Bu nadide doğa harikası çiçek, güzelliği, narinliği ve tersliğiyle bütünleşmiştir Selimiye Camisi’nde. Anadolu da XII.yüzyılda itibaren lale süsleme motifi olarak kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de genç kızlarımızın çeyizlerinde de Ters Lale motiflerini görmek mümkündür. Hoşgörünün simgesi yüce Mevlana Hazretleri : “Bir göz ki o bakışı; o güle o laleye dönmüştür.”, “Can hep o lale bahçesinden söz açmaktadır.”, “ Ey lale gel de sen yanağımdan renk al.” Ferhat ve Şirin öyküsünde, Şirin’in öldüğü haberini alan Ferhat; üzüntüsü ile havaya fırlattığı kazmanın başına düşmesi ile kendi kendisinin ölümüne neden olmuş ve akan kanından “Lale Çiçekleri” açmıştır. Ünlü halk ozanımız Âşık Veysel de türküsünde “ Lale der ki: “Ey Allah’ım, benim boynum neden eğri? Yardan ayrı düştüm gayrı, benden ala çiçek var mı?”
Hakkari dağlarında kendiliğinden yetişen, her sapta 3 ile 8 lalenin ters büyüdüğü genellikle bir sapta 6 lale meydana geldiği, boyu 60 ila 80 cm yi bulan Ters Lale 1400 – 2500 rakımında belirli yerlerde yetişmektedir. Gen merkezinin ilimiz olduğu halde kaçak yollarla Avrupa ülkelerinde satıldığı ve buralarda kozmetik ve ilaç sanayisinde kullanılmakta hatta süs çiçeği olarak parkları süslemekte olduğu biliniyor.
Avrupa da Fritillaries İmpreilas, “Keşan lalesi”, Prestika “Karagöz lalesi”, Emperyalis “Ağlayan Gelin” gibi isimlerle anılmaktadır. Halkımız tarafından da Ağlayan Gelin, Kerbela ve Kral Lalesi, Kral Tacı, Yayla Çanı, Yere Bakan Lale olarak da bilinmektedir.
İlimiz bitki çeşitliliği ve zenginliği bakımından bir botanik bahçesi niteliğinde ve müzesi durumundadır. İlimizin kalkınması açısından biyolojik çeşitliğin yerel bitki türleri envanterinin çıkarılması, bitki pateninin alınması, on doğal rengi bulunan Kardelen kokusundan insanların ferahlandığı Nergis, Süsün ve Beybüne kadar pek çok ekonomik değeri olan bitki ve çiçek türlerinin araştırılması, ıslah edilmesi ve korunması gerekmektedir.
Zengin biyolojik çeşitliğin ekonomiye çok büyük katkısı olacağından, mutlaka kırsal kalkınma, yerel bitki türleri ile ilgili projelerin hayata geçirilmesi gerekmekte ve bunlar olduğu takdirde; özellikle Avrupa ülkelerinde çok büyük bir pazar payına sahip olma imkânına sahiptir
Ce: Hakkari Doğal Güzellikleri ve Tarihi Mekanları ve Eserleri -Hakkari Resimleri
Hakkari'nin Çukurca ilçesi Tarihi
Çukurca, Urartu uygarlığının ilk yerleşim yerlerinden biri olarak bilinmektedir. Abbasiler bu küçük yerleşim yerini "mir" adı verilen dini, siyasi askeri şeflikle yönetmişlerdir. Selçuklular döneminde Çukurca İmadiye Beyliği'ne bağlanmıştır. Selçuklular'dan sonra Osmanlı döneminde Hakkari beyliği'ne tabi olmuştur. I. Dünya Savaş'ında Ruslar ve Nasturi'ler Çukurca'yı yakıp yıkmışlardır. Musul sorunu ile önem kazanan Çukurca, 1926 yılında Ankara Antlaşması ile Türkiye toprakları içine alınmıştır. 6068 sayılı kanunla 1953 yılında ilçe yapılmıştır.
Ekonomik Yapı
İlçenin temel geçim kaynakları tarım ve hayvancılık olup, terör nedeni ile gerilemiş ve ciddi bir gelir kaynağı olmaktan çıkmıştır. Halen devlet memurluğu, koruculuk ve küçük esnaflık temel geçim kaynaklarıdır. İlçede her hangi bir sanayii tesisi bulunmadığı gibi ciddi anlamda sanatkar kesimde mevcut değildir. Bu alandaki eksikliği gidermek üzere 580 metrekare alana sahip küçük bir sanayi sitesi projesi Kaymakamlıkça hazırlanmış Valilikçe de desteklenerek uygulanmaya geçirilmiştir. Projenin uygun nitelikte işyeri temin etme işlevi yanında marangozluk, demir doğrama, oto tamirhanesi, sıhhi tesisatçılık alanlarında atölyeler açılmak suretiyle bu alanlardaki ihtiyaç karşılanarak iş imkanı yaratma ve sanat eğitimini teşvik etme yönü bulunmaktadır. Atölyeler kapsamında 10 milyarlık makine alımı gerçekleştirilmiştir. Projenin Nisan 1999 sonuna kadar tamamlanması planlanmaktadır. İlçede dar alanda yüksek verim elde etmek ve tarımı geliştirmek amacı ile ilçenin iklim koşulları da göz önüne alınarak kaymakamlıkça seracılık projesi hazırlanarak Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı kanalı ile uygulamaya 1998 yılı ilkbahar mevsiminden itibaren geçirilmiştir. Proje kapsamında her biri 195 metre kare olan 20 adet sera ile üretim için gerekli tohum, ilaç ve suni gübre bulunmakta, üreticiye teşvik amaçlı olmak üzere ücretsiz olarak temin edilmektedir. Tarımın canlandırılması yanında geçmiş yıllarda temel geçim kaynağı olan hayvancılığın geliştirilmesi de amaçlanmıştır. Kaymakamlıkça hazırlanan küçükbaş hayvancılık projesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca desteklenmek sureti ile uygulamaya konulmaktadır. Bu kapsamda 8 milyarlık harcama yapılarak yaklaşık 60 aile projeye alınmıştır. Alternatif üretim biçimlerini ilçe ile tanıştırmak amacıyla alabalık üretim tesisi projelendirilmiş projeye yüzme havuzu da ilave edilerek sosyal boyut kazandırılmıştır. Proje sayın Valimiz tarafından desteklenerek uygulamaya sokulmuştur.
Çukurca’da Eğitim Eğitim, sonucu geç alınan fakat sonucu en etkili olan yatırımdır. Çukurca’da eğitim bu yaklaşımla ele alınmaktadır. Eğitim düzeyi düşük olmasına karşın eğitimli toplum olma hedefine ulaşma gayreti içinde bulunmaktadır. İlçede halen beş ilköğretim okulu, bir YİBO, bir lise bulunmakta, sekiz derslikli ilköğretim okulu ile bir YİBO inşaatı devam etmektedir. Öğrencilerin eğitim hedeflerini üniversiteye taşımada yardımcı olmak amacıyla halk eğitim bünyesinde ücretsiz üniversite hazırlık kursları 1997-1998 eğitim öğretim yılından itibaren verilmektedir. Geçmiş yıllar da sadece üniversite birinciliği kontenjanıyla bir yüksek kurumuna yerleşmek olanaklı iken kurslar sayesinde 1998 yılında yüksek başarı elde edilmiştir. Halen bütün branşlarda, eksiksiz olarak, öğretmenlerimiz üniversite hazırlık kurslarına özverili bir şekilde devam etmektedir.
Üçüncü zaman yereyleri Alp-Himalayalar'ın ülkemizdeki bağlantı kuşağı durumundaki Torosların en heybetli bölümünü oluşturur Dış doğu Toroslar Bitlis sınırından sonra Hakkari dağları ismini alır. İran sınırına kadar devam eder. Dağlar Doğu-Batı doğrultulu uzanır. Ancak bu uzantılar, Kuzey-Güney doğrultulu derin vadilerle parçalanır.Ulaşım Bu Akarsu yatakları durumundaki vadi yamaçlarında, yer yer ise dağların zirvelerindeki geçişlerden Sağlanır.
Yükseltinin 1500 ile 2000 metre arasında yoğunluk kazandığı bu bölümde 30 'un üzerinde doruk 3000 metreyi aşar. Bunların en önemlilerinin ilçelere göre dağılımı aşağıdaki gibidir.
Bilim adamları, Hakkari ilimizin, henüz keşfedilmemiş bir bölge olduğunu söylerler. Son yıllarda, Hakkari bölgesindeki Sat dağları ile Yüksekova vadisinde yapılan bilimsel araştırmalar, çok ilginç sonuçlar vermiş, bu bölgedeki mağaralar ve mağara girişlerinde ilk çağlara ait kaya resimlerine rastlanmıştır. Resimler, daha çok bu bölgede sık sık görülen dağ keçilerini temsil ediyordu. Tarih öncesi insanlarının sert taslarla kayalara oyduğu bu resimler, av hayvanlarının kolayca yakalanabilmesi için yapılmıştı. Mağara devri insaninin inancına göre, resmi yapılan hayvan, kurulan tuzağa kolayca düşüyor ve avlanıyordu. Ayrıca, burada yetişen dağ keçilerinin midelerinde sert bir tas meydana geliyordu. Söylentilere göre bu tas, çeşitli hastalıklara, özellikle zehirlenmelere karşı ilaç olarak kullanılıyordu. Bugün de, bu inanç Hakkari bölgesinde yaşamaktadır.
Doğu Toroslar'ın İç-Doğu Toroslar ve Orta-Dağı Toroslar'dan en güneydeki üçüncü sırası olan Dış-Doğu Toroslar, batıdaki Amanus Sağları ve Misis Tepelikleri'yle başlayarak, Malatya'nın güneyindeki Ergani ve Bitlis'in çevresinde sıra dağlar sürer. Dış-Doğu Toroslar, buradan İran sınırına dek Hakkâri Dağları'nı oluşturdu .
Hakkâri dağları genellikle batı-doğu yönünde uzanır ve Orta İran Çöküntü Alanı'nı güneyden çevreler . Hakkâri Dağlarının il alanı içinde kalan kesimleri Habur, Zap, Avarobaşin vadileri ve Yüksekova Çöküntü Havası ile parçalanmıştır.
Botan, Habur ve Zap sularının su bölümü çizgisi boyunca , batı-doğu yönünde uzanan dağlar, çok yüksek bir kabartı oluşturur . Bu sıradağ doğuya doğru gidildikçe genişler. Deniz düzeyinden yüksek bir temel üzerinde yükselen dağların kimi kolları, kuzeye ve güneye uzanır.
Sıradağın Botan Havzası'na bakan bölümleri, il sınırları dışında kalmaktadır ve akarsuların oluşturduğu derin vadilerle parçalanmıştır. Bu çok yüksek yaylalarda, kışlar uzun ve sert geçtiğinden, yerleşik yaşam yok denecek denli azdır.
Sıradağın il alanı içinde kalan güney kesimleri ise , çok deha yüksektir. Dağların çoğunluğu 3.000m geçer. Habur ve Zap suları ile kolları, bol yağış alan bu yüksek dağlardan beslenmektedir. Sulara karşı direnci az olan şistler ve eosen kalkerleri içinde, eşine Türkiye'nin hiçbir yerinde rastlanmayan derinlikte ve sarplıkta, vadiler oyulmuştur.
Derin, bazen bir duvar gibi dik ve sarp yamaçlı vadilerin arasında kalan dağ kolları, ilin Zap Suyu'nun batısında kalan kesimini, kuzey-güney yönünde bölümlere ayırır. Bu dağ gruplarının en önemlileri, Habur Suyu ve Siirt il sınırı arasındaki 3.725m yükseltili Karadağ (Terma Dağı ),3.019m yükseltili İncebel Dağı, 3.752m yükseltili Karadağ, 3.264m yükseltili Türemiş Dağı, 3.253m yükseltili Altın Dağları ve 3.000m üzerindeki Konaklı Dağı'dır.
Bu dağların üzerinde , yaşam olanakları son derece kısıtlıdır . Dağların yamaçlarında yer alan platolar fazla engebeli olmamakla birlikte, yükselti nedeniyle yerleşik yaşam çok sınırlı olmaktadır. Vadiler dar ve derin olduğundan, tarım alanlarının genişliği, genellikle birkaç dönümü geçmemektedir.
Hakkâri Dağları'nın bu kesiminde iklim, yükseltiye bağlı olarak büyük değişimler göstermektedir. Yüksek bölümlerde kış hazirana denk sürerken, yamaçlarda iklim yumuşak, yazlar serin geçer, Vadi oluklarında, özelikle güneyde Irak sınırına yakın yerlerde sıcak iklim özellikle görünmeye başlar. Yükselti ve iklim çeşitliğine bağlı olarak, çok çeşitli, kültür bitkileri yetiştirme olanağı doğar. Güney deki vadi tabanlarında çeltik yetiştirilirken , daha kuzeyde mısır , buğday ,arpa ekilebilmektedir.
Doğal örtü, vadi tabanından dağları doruklarına iklim ve yükseltiye bağlı olarak, bağlı olarak, birbirinden kesin çizgilerle ayrılır. Vadi tabanları, sınırlı tarım alanları dışında , genellikle ceviz ve dut ağaçlarıyla örtülüdür . Vadi yamaçlarında başlayarak yaklaşık, 2.000m yükseltiye dek yer, yer meşenin egemen olduğu ormanlar vardır. 2.000m yükseltiye kuşağından sonra, bodur ağaçlar ve otsu bitkilerle kaplı bir kuşak gelir. Bunu karla örtülü kuşak izler.
Hakkâri il topraklarını ortadan bölen Zap Suyu Vadisi'nin doğusunda, Hakkâri Toroslarının ana kütlesi olan kuzeydoğu ve güneydoğu yönünde açılarak İran ve Irak sınırlarına dek uzanır.
Yörenin en yüksek tepesi, ülkenin de en yüksek dağlarından olan Cilo (buzul)Dağı'nda dır. Hakkâri il merkezi doğusunda, Zap Suyundan sonra, Sümbül(3.467 m ) ve Mere (3.200 m) Dağları ile birden bire yükselen Cilo kütlesinin temelini, kalkerli ve volkanik kayalar oluşturur. Batı-doğu yönünde uzanan bir kıvrım dağı olan bu kütle, doğuya gidildikçe yükselmektedir .Ana kütle, 3.000 m yüksekliğinde bir kabartı durumundadır. Sırtın sağında ve solunda genellikle çıplak, dik ve sarp çok sayıda doruk yükselir. Bunlar sırasıyla 3.500m yükseltili Kisara Dağı, 4.060m yükseltili Suppa Durek Dağı,3.700m yükseltili Köşedireği Dağı ve bütün Cilo kütlesinin en yüksek noktası olan 4.135m yükseltili Reşko(Gelyaşin ya da Uludoruk ) tepesidir, 3.850m yükseltili Maunseli Sivrisi ve 3.650m yükseltili Gelyano tepesi asıl kütleden ayrılarak kuzey yönünden uzanan bir kol üzerindedir.
Zap suyunun doğusunda Sümbül dağı ile başlayıp Gevar ovasının Güneyi boyunca İran sınırına dek uzanan bu yüksek sıra dağla, güneydeki Irak sınırı arasında kalan alan Şemdinli yöresinin en sarp kesimidir.Cilo ve Şemdinli yörelerindeki yüksek dağlardan çıkan ve güney yönünde akan akar sular , kalkerler ve volkanik kayaçlardan oluşan toprakların zamanla oymuş ve birtakım sarp bölmelere ayırmıştır. Cilo dağından güney batı yönünde Zap suyu dirseği içine doğru uzanan geniş dağ kütlesi, bu şekilde yontulmuş ve parçalanmıştır.Bu engebeli kütle üzerinde 3.000m'yi geçen çok sayıda doruk vardır.3.250m yükseltili Beridalo ve Yekboy dağları ,3.250m yükseltili Samur dağı,3.460m yükseltili Gare Dağı bunların başlıcalarıdır. Avarobaşın Çayı (Rubareşin) ile Şemdinli Çayı arasında ,geniş ölçüde volkanik kayalardan oluşan Sat Dağları (İkiyaka Dağları) uzanır.Kütlenin üzerinde 3.540m yükseltili Sat Dağı ile 3.356m yükseltili Gevaroki Dağı önemli doruklardır.
Şemdinli Çayı ile Hacıbey Dersi arasında uzanan Karadağ , doğuya doğru yönelerek İran-Türkiye sınır dağları ile birleşir.Hakkari İli'nde, Nehil Vadisi ile Şemdinli'nin doğusunu kaplayan dağlar, Zap, Nehil, Avarobaşin, Şemdinli ve Hacıbey sularının havzaları ile İran'daki Urmiye kapalı göl havzasının su bölümü çizgisini oluşturur. Türkiye-İran sınırı bu ara üzerinde geçmektedir.Güneyden kuzeye doğru 3.150m yükseltili Çimen Dağı , 2.954m yükseltili Karacadağı 3.008m yükseltili Beyazdağ ve 3.807m yükseltili Mordağ, en önemli doruklardandır.
Cilo Dağı'yla, Şemdinli yöresinin yüksek dorukları ve sınır dağlarının yüksek bölümleri ,derin çukurlar, irili ufaklı taşlar ve buzullarla kaplıdır.
Genellikle, çıplak olan bu dağların, yalnızca güneye bakan bölümlerinde ve yer yer vadi yamaçlarında meşe ve ceviz ağaçlarına rastlanır. Yüksek kesimler karlarla kaplıdır.
Bookmarks