Awuz bir
qulaq eki- bir söyle
eki eşit.
"Ağız bir

kulak iki; bir söyle

iki dinle."
Abzar alğınça
xonşu al.
"Ev alma

komşu al."
Alma tereginden ari tüşmes.
"Elma

ağacından uzağa düşmez."
Arba bulan qoyan tutmas.
"Arabayla tavşan tutulmaz."
Awruwnu xadirin saw bilmes.
"Hastanın hâlinden sağlıklı anlamaz."
Ecelgi duşman el bolmas.
"Eski düşman dost olmaz."
Gelinni betin gelgende görerbiz.
"Gelinin yüzünü gelince görürüz."
Güye gölekni talar
qayğı yürekni talar.
"Güve gömleği yer

kayğı yüreği yer."
İşleygende erinme
işde çolaq görünme.
"Çalışırken erinme

işte beceriksiz görünme."
Kim ekeniñ ni bilme süyseñ
qız tilet.
"Kim olduğunu bilmek istersen

kız istet."
Köp söznü azı yaxşı
az söznü özü yaxşı.
"Çok sözün azı iyi

az sözün özü iyi."
Qatın aytar
er qaytar.
"Karısı söyler

koca uyar."
Yetişgen qız da
yerlengen at da bir.
"Yetişkin kız

eyerlenen at gibidir."
B. YAZILI EDEBİYAT
Kumuk yazılı edebiyatının gelişmesini üç döneme ayırarak inceleyebiliriz: 1) Müşterek dönem (XIX. yüz yıla kadar); 2) Ekim devrimi öncesi dönem (XIX-XX. yüz yılın başı); 3) Ekim devrimi dönemi (XX. yüzyılın başından günümüze).
1. Müşterek Dönem (XIX. yüz yıla kadar)
Genel olarak Kumuk Türklerinin XX. yüz yılın başlarına kadar yazılı edebiyatlarının olmadığı görüşü hakimdir. Meselâ

B. S. Çobanzade'ye göre

Kumuk yazılı edebiyatı halk edebiyatının hemen hemen aynısıdır. M. Bala

Kumuk yazılı edebiyatının 1917 yılına kadar

gerek dil ve şive

gerek muhteva bakımından

bilhassa Kazan ile Bahçesaray'ın edebî tesirinde geliştiğini; 1917'den sonra ise

bunların yerini Bakü'nün işgâl ettiğini belirtir. A. İnan ise Kumuk Türklerinin Sovyet devrine kadar kendi şivelerinde edebî bir dil yaratmak ihtiyacını duymadıklarını; çünkü bunların edebiyat ihtiyaçlarını Kazan'da

Azerbaycan'da

Kırım'da ve Türkiye'de yazılıp basılan Türkçe neşriyatın tatmin ettiğini söyler. Kumuk kitap bilimcilerinden Hasan Orazayev'e göre de XVI-XVII. asırlarda

hattâ XVIII. asırda bile

bütün kuzey Kafkasya'da yazı dili olarak Türkçe hakimdir. Öte yandan Kumuk âlimlerinden S. M. Aliyev

yazılı edebiyatlarının XV. yüz yılda yaşamış olan şair
Ummu Kamal (Ümmî Kemâl) ile başladığını iddia eder. O devre kadar ise

Kumukların edebiyatının Umumî Türk edebiyatı ile birlikte mütalâa edilmesi gerektiğini belirtir. Oysa Ummu Kamal'ın Dağıstanlı olmakla birlikte İstanbul'da yetiştiğini ve eserlerini Türkiye (Osmanlı) Türkçesiyle yazdığını biliyoruz. Bunun da ötesinde

Osmanlı Türkçesinin

ünlü Kumuk şairi Yırçı Kazak'a (1830-1879) kadar Kumukların yazı dili olduğunu S. M. Aliyev de kabul etmektedir. 1931'de ölen ünlü Kumuk âlim ve şairi Abusupiyan Akayev'in eserlerinin dilinde bile Osmanlı Türkçesinin renklerinden izler görülür. Bilindiği gibi Osmanlılar 1590 yılında bütün Dağıstan'ı hükümdarlıkları altına almışlardı. Bu tarihten itibaren Dağıstan'da Osmanlı Türkçesinin tesiri gittikçe güçlenerek kendini göstermeğe başlamıştır. Bu tesirin güçlenmesinde

hac maksadıyla mukaddes topraklara giden Dağıstanlı müslümanların diğer Türk siyasî ve kültür merkezlerine de uğrayıp oralardan oldukça fazla sayıda Türkçe kitap ve yazma getirmeleri de rol oynamıştır.
Özet olarak denilebilir ki

XV. yüz yılda yaşamış
Ummu Kamal'dan XIX. yüz yılda yaşamış olan
Yırçı Kazak'a kadar yetişmiş
Ummu Kamal
Amanhor
Miskin Halimat ve
Kakaşuralı Abdurahman gibi Kumuk şairlerini ve eserlerini

Müşterek Türk Edebiyatı çerçevesinde mütalâa etmek gerekir. Adı anılan şairlerin

zaten tek tük ve dağınık yazmalarda bulunan şiirlerinin Kumuk edebiyatının teşekkülüne hizmet eden belli bir birikim meydana getirdiğini söylemenin

şimdilik savunulması güç bir iddia olacağını göz önünde bulundurarak

onlar hakkında elimizde bulunan bilgileri burada özetlemekle iktifa ediyoruz.
Ummu Kamal (Ümmi Kemal

XV. yüz yıl)

şimdiki
Bavtogay köyünün yerinde bulunan
Kounkala adlı eski Kumuk köyünde doğmuştur. İlk tahsilini köyünde aldıktan sonra Şirvan'da okumuş ve Osmanlı ülkesine gitmiştir. Orada hapse atıldığı ve Dağıstan'a dönemediği söylenir.
Ummu Kamal
şiirlerini umumî Türk edebî dilinde yazmıştır. Yazmaları 18. yüzyılda yaşayan Lezgi şair
Ali Ruhuli'den kalan kitapların arasında bulunmuştur. Bazı şiirleri devrimden önce Türkiye'de

Kazan'da çıkan kitaplarda yer almıştır.
Kaynaklarda geçen ilk Kumuk şairlerinden
Amanhor (1670-1706)

Astrahan'da okumuş

zalim beylerin halka yaptığı zulüm ve haksızlıkları
yırlarında dile getirmiştir.
Yırları çeşitli yazmalarda bulunmaktadır. İlk Kumuk kadın şair olan
Miskin Halimat'ın hayatı hakkında bilgi yoktur.
Kakaşuralı Abdurahman (Atlıboyunlu Abdurahman: XVIII. yy. sonu-1870)

Dağıstan'da ve Şirvan'da çeşitli âlimlerden

devrine göre iyi bir eğitim almış

muhtelif Kumuk köylerinde mollalık yapmıştır. Abdurahman'ın eserlerinde de Türkiye (Osmanlı) Türkçesi hakim olmasına rağmen şiirleri Kumuklar arasında yayılmıştır. Devrimden önce bir kaç kere basılan şiirlerinin konuları dinî ağırlıklıdır.
2) Ekim Devrimi Öncesi Kumuk Türk Edebiyatı (Yazılı Kumuk Türk Edebiyatının Doğuşu: XIX-XX. yüz yılın başı)
Kumuk Türkçesiyle yazılı edebiyatın doğuşu

XIX. yüzyılda gerçekleşmiştir. Bu yüz yılda Rusya Müslümanları arasında süratle gelişmekte ve yayılmakta olan yenileşme hareketi ve modern edebiyat akımlarının tesiri ile Kumuk Türklerinde de yeni eserlere

gazete ve dergilere karşı ilgi uyanmıştı. Bu ilginin uyanmasında

Petersburg Üniversitesi Şarkiyat Fakültesinde dersler veren
M. A. Osmanov
din âlimi

mütercim ve edip
Abusupiyan Akayev
mütercim ve edip
Nuhay Batırmurzayev gibi Kumuk aydınlarının katkısı önemlidir. M. A. Osmanov

üniversite muhitinden aldığı ilhamla

halkının şifahî halk edebiyatı mahsullerini derleyip yayımlamış

ayrıca yenileşme fikirlerinin Kumuk aydınlarına ulaştırılmasında öncü olmuştur. Abusupiyan Akayev ve Nuhay Batırmurzayev

Kazan'da basılan eserleri Kumuk Türkçesine kazandırmış

kendileri de şiir ve hikâyeler yazmışlardır. Bu aydınların çabaları

XIX. yüz yılın ikinci yarısında yaşamış olan ve sözlü gelenekten yetişen
Yırçı Kazak'ın şiirleri ile birleşince Kumuk edebiyatının gelişmesi kuvvetli bir ivme kazandı.
Kumuk edebiyatının ilk parlak şairi ve Kumuk Türkçesinin edebî dil hâline gelmesinde tartışmasız öncü hüviyetinde olan kişi
Yırçı Kazak'tır. Halk

Kazak'a (1830-1879)

yır söylemedeki mahareti sebebiyle "yırçı" lâkabını vermiştir. Gerçekte Yırçı Kazak

sözlü geleneğe bağlı bir şair olmakla birlikte

Kumuk Türkçesini şiirlerinde öyle ustalıkla kullanmıştır ki

âdeta edebî bir dil meydana getirmiştir. Herhalde Kumuklar arasında Yırçı Kazak'tan önce de büyük halk şairleri yetişmişti. Ancak Yırçı Kazak'ın öne çıkmasında

muhakkak ki muasırı olan M. A. Osmanov gibi Petersburg'da Şarkiyat Fakültesinde okutmanlık yapan aydın bir insanla tanışmış olması ve Osmanov'un onun şiirlerini yayımlaması etkili olmuştur. Nitekim Bekir Sıtkı Çobanzade'nin de isabetle tespit ettiği gibi Yırçı Kazak; dilinin sağlamlığı

teşbihlerinin doğruluk ve isabeti ile şiirlerindeki samimî kaygı bakımından Türkmen şairi
Mahdum Kulı'na benzer; hattâ Kazak'ın üslû
p ve halk şiirini kullanma bakımından onu aştığı bile söylenebilir. Yırçı Kazak'ın hayatı hakkında bilinenlerin çoğu
sözlü rivayetlere dayanır. Bir kaç kere sürgüne gönderilmiştir. Sürgünde yazdığı şiirleri son zamanlarda ortaya çıkarılmış ve ötekilerle birlikte doğumunun 150. yılında S. M. Aliyev tarafından Zaman Gelir (Mahaçkala

1980) adıyla kitaplaştırılmıştır. Şiirlerini ilk derleyip yayımlayan

kendisi de tanınmış Kumuk şairlerinden olan ve yukarıda da değinildiği gibi Yırçı Kazak'la bizzat tanışıp görüşen M. A. Osmanov'dur. Osmanov'un söz konusu yayını

Petersburg'da Şarkiyat Fakültesinin kararıyla basılan ve kendisi tarafından aynı fakültede ders kitabı olarak okutulan
Nogayskaya Xrestomatiya ("Nogay ve Kumuk Yırları Antolojisi": Petersburg

1883) adlı eserdir. Osmanov'dan sonra 1903 yılında Abusupiyan Akayev

Bahçesaray (Kırım)'da yayımladığı kitabında Yırçı Kazak'ın şiirlerine de yer vermiştir.
Mahammat-Apendi Osmanov (Mehmed Efendi Osmanzade

1838-1904)

Kumuk edebiyatının gelişmesinde Yırçı Kazak'tan sonra rol oynayan ikinci önemli kişidir. Osmanov'un babası Petersburg'da çar muhafız bölüğünde kadı olarak çalışıyordu; kendisi Dağıstan'da medrese tahsili görmüş

Tatar ve Azerbaycan Türkçelerinden başka Rusça ve Arapçayı da öğrenmiş; 1865'te Petersburg'a gitmiş ve babasının yerine

Müslümanlardan kurulu çar muhafız bölüğünde kadı olmuştur. İlme istidadı sebebiyle Petersburg Üniversitesine Türk dili okutmanı olarak alınmış ve 1880'lere kadar Şarkiyat Fakültesinde dersler vermiştir. Osmanov'un Kumuk edebiyatına katkısı

buradaki görevi esnasında Kumuk ve Nogay halk edebiyatı mahsullerini toplaması ve yukarıda anılan
Nogayskaya Xrestomatiya (Nogay ve Kumuk Yırları Antolojisi) adlı kitapta yayımlamış olmasıdır. Ders olarak okuttuğu bu kitabında Osmanov'un kendi şiirleri de yer alıyordu.
Aslında Osmanov'un eseri iki büyük bölümden meydana gelir: Birinci bölümde (s. 1-105) Nogay Türkçesi metinleri

ikinci bölümde ise (s. 106-174) Kumuk Türkçesi metinleri vardır. Osmanov

eserinde bazı mektuplara da yer vermiştir. Bunlardan birisi de Yırçı Kazak'ın Osmanov'a hitaben yazdığı ve onu

yurduna dönmeye davet eden manzum mektubudur. Bu mektup S. M. Aliyev'in Kazak'ın şiirlerini
Zaman Gelir (Mahaçkala

1980) adıyla yayımladığı kitapta da yer almıştır. Osmanov'un antolojisinde yer alan ve Türkiye'ye toplu olarak göçün Kuzey Kafkasya'da yaşayan Türk kavimleri için kurtuluş yolu olup olmadığı konusunda yapılan tartışmalardan ibaret olan "Molla Akay'ın Türkiye ile ilgili düşünceleri"

"Molla Akay'ın savının Molla Hacı Şemseddin tarafından çürütülmesi"

"Molla Akay'ın cevabı"

"Molla Abdürrahim'in Molla Akay'a itirazı" gibi yazılar

XIX. yüz yıl Kumuk edebiyatının örneklerinden sayılabilir.
Osmanov'un şiirlerinde sade bir dil

ancak kuvvetli bir üslû
p görülür; Kazan'da gelişen ceditçilik hareketinden aldığı ilhamla sosyal meseleler üzerinde durmuş

halkı ilim tahsiline çağırmış

içki gibi kötü alışkanlıklardan uzak durmasını nasihat etmiş; bunun yanında yiğitlik gibi temaları da işlemiştir. Yukarıda anılan kitabından başka 1899'da Kazan'da
Nasihat adlı bir şiir kitabı daha yayımlanmıştır. Kendisinin ölümünden sonra şiirleri

1926'da Buynaksk'ta
Mahammat-Apendi Osmanovnu Şi'rular Macmuası adıyla yeniden basılmıştır.
âlim

gazeteci

naşir

eğitimci

yazar

şair; telif ve tercüme kırktan fazla eserin sahibi
Abusupiyan Akayev (1872-1931)

Kumuk Türkleri için Kazakların
Abay Kunanbayev'i gibidir. Çobanzade

onu çok ve çeşitli yazması bakımından Ahmet Mithat'a benzetir. Müspet ilimlerle moral değerleri birbirine dayandıran ve
Usû l-i Cedîd'i Bahçesaray'dan Dağıstan'a ilk ilk getiren kişi olarak onu önemli bir cemiyet adamı kabul eder.
Abusupiyan

memleketinin çeşitli şehir ve köylerinde

önde gelen âlimlerin rahle-i tedrisinden geçip temel bilimleri tahsil ettikten sonra bir süre kendi başına Doğu edebiyatının klasikleri üzerinde çalışmış

bilâhare Kazan'a gitmiş

orada tahsilini tamamlamış ve 1902'de Dağıstan'a döndükten hemen sonra halkının eğitimine hizmet maksadıyla memleketi Töbenkazanış'ta iki yıllık bir okul açmıştır. O

devrinin müspet bilimlerine vukufiyetinin yanında dinî konularda da derin bilgi sahibiydi. Nitekim eserlerinin önemli bir kısmını dinî konulara hasretmiş ve bu yolla

yalan yanlış bilgilerle halkı kandıran sözde mollaların kötülüğünden onları korumayı hedeflemiştir. Dağıstan'da Kumuk dilinde kitaplar basma işini başlatan

ilk millî matbaayı kurdurup işleten de Abusupiyan'dır.
Söz konusu matbaa

A. Akayev'in desteği ile 1900 yılında Timurhan-Şura'da
Muhammed Mirza Magrayov tarafından kurulmuş ilk Müslüman matbaasıdır. Bu matbaanın kurulması

Dağıstan'da Kumuk Türkçesiyle neşriyatın başlamasını ve Kumuk Türk edebiyatının filiz vermesini sağlamış bulunuyordu. Bu matbaada ilk olarak medreselerde okutulan Arapça ders kitapları basıldıktan sonra A. Akayev'in Kumuk Türkçesiyle yazdığı kitapları basılmaya başlandı. Dağıstan'da Arap harfleriyle basılan kitapların hemen hemen hepsinde ya müellif olarak ya da aracı olarak Abusupiyan'ın emeği vardır.
Abusupiyan

önceleri 1917'deki Ekim devriminin savunucularındandı; aslında o

sovyet devletinin kuruluş fikrini

"eşitlik"

"özgürlük" gibi söylemlere inanarak

halka refah getirir ümidiyle benimsemiştir. Devrim lehine makaleleri ve şiirleri vardır; hatta enternasyonal marşını da Kumuk Türkçesine tercüme etmiş

ilk Bolşevik yayınlardan olan ve Avarca yayımlanan "İşçi Halk" gazetesinin redaktörlüğünü yapmıştır. Ancak yıllar sonra

rejimin iç yüzünü

bilhassa dine karşı politika ve uygulamalarını gördüğünde

verdiği destekten ötürü fevkalâde pişman olmuştur. Nitekim ömrünün sonlarına doğru

1929 yılında dini

beyleri

eski âdetleri övüyor diye

milliyetçi diye

yeni hayata uymuyor diye 10 yıllık mahkû
miyet cezasıyla Sibirya'ya sürgüne gönderilmiş
esaretin ağır şartlarına fazla dayanamamış ve sürgünde ölmüştür. Kendisi sürgüne gönderildikten sonra evi basılmış ve bütün Dağıstan'da en zengin olarak bilinen kütüphanesindeki kitaplarının tamamı
kimisi alınıp götürülmek
kimisi de sokak ortasında yakılmak suretiyle ortadan kaldırılmıştır.
Telif ve tercüme dinî eserler yazmanın yanında

bilhassa Kazan Tatarcasından
Totuname
Yusup va Zulayha
Dahir va Zuhra gibi eserleri Kumuk Türkçesine aktarmış
Hazir Darman "Hazır ilâç" adlı bir tıp kitabı da yazmıştır.
Sullam al-Lisan
onun Arapça-Kumukça-Avarca-Rusça olmak üzere dört dilli hazırladığı sözlüğüdür. Kumuk Türkçesinin söz hazinesini zenginleştirmek için 200 sayfalık bir de terimler sözlüğü hazırlamıştır. En değerli eserlerinden biri 1903'te Bahçesaray'da yayımlanan
Macmu al-Aşgar al-Acamiyat adlı antolojisidir. Bu kitapta Kumukların ağızdan ağıza söylene gelen yırlarını

sarınlarını

atışmalarını

atalar sözlerini

Kumuk şairlerinin bir önceki neslinden olan Yırçı Kazak'ın

M. A. Osmanov'un

Manay Alibekov'un ve kendisinin bazı edebî eserlerini toplamıştır.
Abusupiyan

şiirlerinde yeni hayatı ve işçilerin durumunu ele almıştır. Meselâ "
Sabançı" adlı şiirinde bir işçinin günlük çalışmalarını tasvir etmiştir.
Yazbaş "Bahar" adlı şiirinde baharın güzelliklerini tasvir eder.
Kızyaşlanı Tilinden Şikayat "Kız Çocuklarının Şikâyeti"
Yaşlağa Nasihatlı Türk "Gençlere Nasihatlı Türkü"
Ananı Tilinden Balağa "Ananın Dilinden Çocuğa" adlı şiirlerinde gençleri

dünya ilimlerinin öğrenildiği okullara çağırır. Bunların yanında dinî şiirleri de vardır. Kendi açtığı okulda hazırlayıp bastırdığı coğrafya

tarih

matematik

vBulletin. ders kitaplarıyla da eğitime hizmet etmiştir.
Bu dönemde yetişmiş bir diğer Kumuk şairi olan
Manay Alibekov (Alibekzade

1861-1920)

tahsili olmadığı hâlde zekâsı ve M. A. Osmanov'un tesiriyle ilmin ve eğitimin önemini kavramış

Kumuk aydın ve şairleri arasına girmiş velû
d bir şairdir. Kumuk âdetlerini işlediği ve tasvir ettiği şiirlerinin yanında
Çar'ın ve yerli beylerin halka yaptığı zulümleri dile getirip tenkit ettiği şiirleri de vardır. Ayrıca halkı ilim öğrenmeye ve ilerlemeye davet etmiştir. Çobanzade
Alibekov'u "köy ve köylü şairi" olarak kabû l etmekle beraber
şiiri sadece sanat kaygısıyla yazmadığı için över.
Kumuk edebiyatının teşekkülüne nesir sahasında öncülük eden
Nuhay Batırmurzayev'tir (1865'te doğmuş

1919'da öldürülmüştür). Batırmurzayev

halkı okumaya özendirmek için ilginç bazı Doğu hikâyelerini Kumuk Türkçesine tercüme etmiş

bunların yanında
Yazık Habiybat (1910)
Davud bulan Layla (1912) ve
Nasipsiz Canbike (1914) adlarında

günümüzde de merakla okunan hikâyeler yazmıştır. Bu hikâyelerinde yazar

Dağıstan kadınlarının ağır durumlarını anlatmıştır. Aynı zamanda Rus-Japon savaşı ve Rusya ile Dağıstan kavimleri arasındaki ilişkiler üzerine yazılar ve politik şiirler de yazan Batırmurzayev

yerli edebiyatı kuvvetlendirmek için 1917'de oğlu
Zeynulabit ile birlikte
Tançolpan isimli edebiyat cemiyetini kurmuştur. Aşağıda tekrar değinileceği gibi bu cemiyet

aynı adla bir edebiyat dergisinin de neşrine başladı.
Kumuk Türkçesiyle yazılmış ilk önemli roman olan
Amanxor'un müellifi
Abdul-Huseyn İbrahimov (1890-1962)'dur. Amanhor

yazarın Kumuk halk hikâyelerinden

destanlarından ve yırlarından da faydalanarak yazdığı önemli bir eseridir. İbrahimov

ilk basımı 1915'te yapılan eserini

bir hayli değişikliklerle iki defe daha yayımladı. Rusça

Arapça

Farsçayı bilen ve Doğu klasiklerini okuduğu gibi Rus klasik edebiyatını da tanıyan İbrahimov

şiirler de yazmıştır. Onun şiirlerinde N. Batırmurzayev'in tesiri görülür.
Alim Paşa Salavat
Çobanzade'ye göre Kumuk şiirinde ilk defa yiğitlik ve maziyi yüceltme konularını aşarak daha çağdaş ve medenî konuları ele alması bakımından önemlidir.
Temir Bolat Biybolatov (Doğumu: 1879)

ilk Kumuk besteci

mütercim

dramaturg

yazar

aktör ve rejisördür. Eserlerinin çoğunu Devrimden sonra yazmış olmakla birlikte 1910'da çıkan şiir kitabı önemlidir. Sovyet rejimi döneminde hapse atılmış

bir daha hürriyet yüzü göremeden ölmüştür. Çobanzade'ye göre Biybolatov'unfaaliyet sahası daha çok tiyatro ve müzikaldir. Şiirlerinin lirik yönü dikkat çekicidir. Dağıstan'ın Rus istilâsına karşı savaşan millî kahramanlarından
Şamil ve
Hacı Murad için yazdığı şiirleri Kumuk halkının dilindedir. Dili temiz Kumuk Türkçesi

duyguları ince

mevzuları başka Kumuk şairlerine göre daha şairanedir.
Önceleri Yırçı Kazak'ın tesirinde şiirler yazan

bilahare Devrim taraftarlarının etkisiyle "işçi sınıfı" konusunu şiirlerinde işleyen
Aybala Dadaw (1856-1926)

Kumuk Türklerinin ilk "proleter" şairi olarak bilinir ve Devrim Dönemi Kumuk edebiyatının hazırlayıcılarından sayılır.
3. Ekim Devrimi Sonrası Kumuk Türk Edebiyatı
1917'de yapılan Ekim Devrimi

Sovyetler Birliği sınırları içinde kalan diğer Türk boylarının olduğu gibi Kumuk Türklerinin de gelişme yolunu bambaşka bir istikamete çevirdi. Bu dönemde her ne kadar edebî sahada yeni türler ve konular görülmeye başlanmış ise de edebiyat

millî kimliğini neredeyse tamamiyle yitirmiştir. Yeni rejim

temellerini sağlamlaştırdıktan sonra bir zamanlar ideolojisini ve hakimiyetini kabul ettirebilmek için kendilerinden faydalandığı aydınları

şairleri ve yazarları tutuklamış

sürgüne mahkû
m ederek Sibirya'ya göndermiş; eserlerini de ortadan kaldırmıştır. Yukarıda da değinildiği gibi Abusupiyan Akayev
Temirbolat Beybolatov
Bahavutdin Astemirov
bunlardan bir kaçıdır. Zaten ilk eserlerin basımında kullanılagelen Arap harfli yazı 1928'de Lâtin esaslı alfabeyle değiştirilmişti. 1938'den itibaren ise bu alfabe de bıraktırılmış; yerine Kiril esaslı
Rus imlâsının izlerini taşıyan ve gû ya fonetik
ama gerçekte yazılması ve okunmasında bazı karışıklıklara müsait olan bir alfabe ve yazı sistemi kabul ettirilmişti. Böylece yeni nesillerin eski eserleri okuması imkânı ortadan kaldırılmış oluyordu.
Bu dönemin tipik özelliği

edebî sahada ısmarlama konuların işlenmesidir. Muhakkak ki bu durum

edebiyatın gelişmesini olumsuz yönde etkileyen bir başka faktör olmuştur. 1941-1945 Yılları arasında cereyan eden 2. Dünya Savaşına Kumuk aydın ve ediplerinden de katılanlar ve onların arasından ölenler olmuştur. Savaşta Alimpaşa Salavatov

Mahammat Kurbanov ve başka kabiliyetli yazarların ölmesi

Kumuk edebiyatının gelişmesine ket vuran bir diğer faktördür.
Ekim Devriminden önce yetişen Abusupiyan Akayev

Manay Alibekov

Nuhay Batırmurzayev

Abdul-Huseyn İbrahimov

Temir Bolat Biybolatov ve Aybala Dadaw gibi Kumuk aydınları

devrimden sonra da edebî faaliyetlerine devam ediyorlardı. Devrim döneminde Kumuk edebiyatının ilk örneklerini de bu aydınlar verdiler. Bu cümleden olarak
Nuhay Batırmurzayev ve oğlu
Zeynülabit'in kurdukları
Tançolpan cemiyetinin aynı adla yayımlanan ve Kumuk edebiyatının gelişmesinde mektep rolü oynamış olan edebiyat dergisinde aynı aydınların yazıları

hikâyeleri

şiirleri yayımlanıyordu. Bunlar arasında
Temir Bolat Biybolatov'un ayrı bir yeri vardır. Onun ilk defa 1910'da çıkan şiir kitabından sonra yazdığı şiirleri Tançolpan'da yayımlanmaya başlamıştı. Daha sonra 1926'da

Mahaçkala'da bütün şiirleri bir kitap hâlinde yayımlandı. Biybolatov'un
Schiller ve
Shakespeare'den tercümeleri de vardır. Biybolatov

aynı zamanda ilk Kumuk tiyatro yazarı olup
Şamil ve
Suvperi gibi piyesleri yazmıştır.
Devrimden sonra yetişen en tanınmış Kumuk şairlerinden birisi
Abdulla Mahammadow (Magomedov 1869-1937)'dur. Dönemin siyasetine uygun olarak şiirlerinde ideolojik propaganda geniş yer tutar. Nitekim
Tıñ lağız Qart Neler Söyley adlı şiir kitabının yayımlandığı 1934 yılında kendisine Sovyet Hükümeti tarafından "Dağıstan halk şairi" unvanı verilmiştir. Yusuf Gereyev
Kumuk edebiyatının başka bir tanınmış yazarıdır. Eserlerinde Azeri şairi Sabir'in etkisi görülür.
Molla Nasreddinni Sefer Yoldaşı adlı eseri 1928'de Mahaçkala'da yayımlandı. Eserlerinde hiciv karakteri vardır.
Alimpaşa Salawatov (Alim Salawat: 1901-1943)

2. Dünya Savaşından önce ün kazanan yazarlardan birisidir. Şiirleri
Birinçi Gesek Yır Kitabı
Ekinci Gesek ve Şirular Macmuası adlı eserlerde yer almıştır. Piyesler ve çocuk kitapları da yazmıştır. Piyesleri;
Kızıl Partizanlar
Aygazi
Karaçaç
Kumuk tiyatrosunda sürekli gösterilegelmiştir.
Bahawdin Astemirov (1898-1967)

Dağıstan'da sovyet hakimiyetinin kurulmasına aktif bir şekilde katılmış şairlerden olup Dağıstan Sovyet Yazarları Birliğinin de ilk başkanıdır. Haksız yere suçlanıp sürgüne gönderilmiş ve orada 20 yıl kalmıştır.
Yabuşuw
Tangçolpan
Kim Bile
Almaşındı Zamanlar ve
Yaşmın adlı kitapları yayımlanmıştır.
Abdulwahap Suleymanov (Doğumu: 1909)

meşhur Kumuk şair ve dramaturglarındandır. Yaratıcılığı

Sovyet Kumuk edebiyatının gelişmesine büyük katkı sağlamıştır. Edebî faaliyetleri 30'lu yıllarda başlamış

şiirler ve piyesler yazmıştır. 2. Dünya savaşında Almanlara ve Japonlara karşı savaşmış

savaştan sonra Dağıstan Sovyet Yazarlar Birliği üyesi seçilmiş ve Kumuk tiyatrosu direktörü olmuştur. Ayrıca Nizami

Nevayi

Puşkin

Lermantov

Gorki v.b.'den pek çok eser tercüme etmiştir.
İnkılap Tolqunları
Qarangılıqdan Yarıqğa
Ötgen Günler
Yırlar wa Poemalar
Oylarım
Süyer Edim Men gibi şiir kitapları;
Aybike
Alyaqay wa Teleqay
Dawda Toy
Altın Qutuqnu Sırı
gibi piyesleri yayımlanmıştır.
Atqay Hacamatov (Doğumu: 1910)

Devrim sonrasında yetişen bir diğer Kumuk edîbidir. Kumukça ve Rusça pek çok kitaplarının yanında
Aq Gögürçün adlı masalı İngilizceye tercüme edilmiştir. Şiirler yanında
Men Öktemmen
Qumuq Tüzde
İgitni Ahlüsü gibi romanlar da yazmıştır. Kumuk tiyatrosunda
Bolat Qapğun
Ansar
Sotaw Bulan Raşiya
Ak Gögürçün adlı piyesleri oynanmıştır. Muhtelif Rus yazarlarının eserlerini Kumuk Türkçesine tercüme etmiş olup çocuklar için yazdığı şiirleri

masalları ve poemaları da vardır.
Kamil Sultanov (Doğumu: 1911)

hem şair

hem edebiyat eleştirmenidir.
Basgın adlı ilk kitabı 1934'te çıkmış

bugüne kadar bir çok şiirleri

edebiyata yönelik kitapları yayımlanmıştır.
Dağıstannı Şairleri
Türlü-türlü Xalqlanı Şairleri
Kumuklanı Adabiyatı
v.b. kitapları ile Kumuk edebiyatına hizmet etmiştir.
Yukarıda

haklarında özet bilgi vermeye çalıştığımız Devrim sonrası ilk dönem Kumuk ediplerinin yanında

burada ancak isimlerini anarak geçebileceğimiz ve şiirleri

hikâyeleri

romanları

piyesleri ve bilhassa Rusçadan olmak üzere çeşitli dillerden yaptıkları tercümelerle Kumuk edebiyatının gelişmesine katkı sağlayan şu şair ve yazarları da gösterebiliriz:H. Anvar

İbrahim Kerimov

Absalam Askerhanov

Sracdin Tokbolatov

Şarip Alberiyev

Alipaşa Umalatov

İzamit Asekov

Abdulla Abakarov

Abdurahim Abdurahmanov

Muhtar Aliyev

Patimat Abukova

İsrapil İsayev

Akay Akayev

Biysoltan Hacimuradov

Abdulhamit Tatamov

Vahit Atayev

Mahammat Kadırov

Abdulmecit Mecidov

Mahammatbek Osmanov

Mahammat-Şapi Minatullayev

Abzaydin Hamidov

Mahammat Atabayev

Ahmat Caçayev

Sahadulla Abusuyev

Uzlipat İbrahimova

Mahammat-Nabi Halilov

Badrutdin

Abdul-Kerim Zalimhanov

Latip (Hacakayev)

Mahammat-Amin Adilhanov

Şeyit-Hanum Alişeva

Atav Atayev

Caminat Kerimova

H. (Haciyev) Bahavdin. Bu saydıklarımızın hepsi de Tançolpan dergisinin 1994'te çıkan
Xaligi Qumuq Şairler "Bugünkü Kumuk Şairleri" özel sayısında seçme şiirleriyle yer almıştır.
"Açıklık" ve "yeniden yapılanma" politikalarının getirdiği yumuşama ortamında
Badrutdin
Şeyit Hanum Alişeva
Latip Hacaqayev gibi şairlerin millî ve dinî konuları işlemeye başladıkları görülmektedir. Günümüzde

Abusupiyan Akayev'in dinî nitelikli eserlerinin

Yırçı Kazak'ın ortak millî maziyi hatırlatan şiirlerinin Kiril harfleriyle yeniden yayımlanması; Tançolpan dergisinde Kur'an'ın Kumukça çevirisinin tefrika edilmesi ve nihayet Kumuk halk hareketi Tenglik'in millî kimliğe sahip çıkmayı düstur edinen faaliyetleri sayesinde Kumuk edebiyatı

yeni ufuklara doğru yol alıyor.
Bookmarks