Yelken Tarihi
Vikingler sayesinde Avrupa ülkeleri de yavaş yavaş kare yelken ile tanıştılar.Fakat Mısır ve yakın yerlerdeki yelkencilik daha da ilerlemişti ve Arap denizciler latin yelken adı verilen üçgen şeklindeki yelkeni buldular.İlk üçgen yelkeler Fas ile Hindistan arasında kullanıldı.Bu yelken ile istenilen yöne gidilebiliyordu(direk rüzgarüstüne hariç).Kısa sürede çok yaygınlaştı çünkü kare yelkenli gemiler limanlarda beklerken,bu tip yelkenli gemiler suya açılabilior ve rahatça seyir yapabiliyorlardı.
Yelken tarihi, insanlığın gelişimiyle doğrudan orantılıdır.Bilimde gelişen insanoğlu,yelken ile denizleri keşfetmeye başladı.Rüzgarın bir kuvvet olduğunu ve kullanabileceğini anladıktan sonra ,yelkeni yaparak,günümüze kadar gelen bu önemli aracı kullanmış oldu.Tarihteki ilk yelkenin mısırlılar tarafından papirüs kağıdı kullanılarak yapılığı ve ilk Nil nehrinde denendiği biliniyor.
Bu yapılan ilk yelken kare şeklindeydi, dolayısıyla sadece rüzgarı arkadan aldığı zaman ilerliyebiliyordu ve uygun rüzgarı bulmak için, yelkenler birçok zaman ya denizde ya da günlerce limanlarda beklemek zorunda kalıyorlardı.Zamanla yelkenlerin boyu büyüdü ve sonucunda daha büyük yelkenli gemiler yapılmaya başlandı.Akdenizde ticaret başladı.Daha çok taşımacılıkta kullanılan bu gemiler, zamanla savaş gemilerine dönüştü.
Yelken ilk Mısırlılar tarafından bulunduğu için yelkenli gemiler genelde Akdeniz'de görülüyorlardı.Fakat yeni yerler bulmak isteyen cesur kişiler yelkenle dünyanın bilinmeyen yerlerine gittiler.
Fakat Akdeniz'de yapılan gemiler okyanus şartlarına pek uygun değildi ve pasifik kıyısında yaşayanların,büyük ağaç kavuklarını oyarak yaptıkları gemiler oldukça sağlam oluyordu.Pusulanın da bulunmasıyla denizcilikte hızlı bir ilerleme yaşandı.Sanayi devrimiyle buhar gücünün bulunmasına kadar, yelkenli gemiler hem ticaret amacıyla hemde savaşmak amacıyla çok uzun yıllar kullanıldı.Günümüzde de gezi veya spor amaçlı yelkenlileri kullanıyoruz.
Yelken Nedir?
Yelkenin en genel tanımını, ''rüzgar enerjisini kullanarak kuvvet oluşturan ve bu kuvvetin etkisiyle bağlı bulunduğu nesnenin hareket etmesini sağlayan araç'' olarak yapabiliriz.Nesnenin kelimesini kullanmamızın esas amacı yelkenin denizde,karada ve buzda fizik kurallarına göre özel olarak tasarlanmış araçlara takılabilmesidir. Dolasıyla yelkenleri genelde deniz,göl ve akyanuslarda seyir halinde görsekte rüzgarın esdiği sürece her şekilde ürettiği kuvvetten faydalanabiliriz.Rüzgarın esmediği durumlarda kuvvet üretilemeyeceği için yelkenlerimizde görevlerini yapamazlar.
Yelkenler dakron kumaşı veya içinden şeritler geçirilmiş özel bir kumaş ile yapılır.Bu kumaş esnekliği,kalınlığı,tasarımı ve sağlamlığı (vs.) göz önünde bulundurularak yelkenlerde kullanılır.Yelkenler dümdüz değildir. Her yelkene özel bir tor (derinlik) verilerek yelken üç boyutlu hale gelmesi sağlanır.Bu şekilde yelken üzerinde akan havanın basınç farkı yaratması sağlanarak kuvvet elde ederiz.Fakat yelken özellikle rüzgar,güneş ve tuzun yıpratıcı etkilerinden eskir.Özellikle derinliğini, esnekliğini kaybetmiş ve esen havalarda formunu koruyamayarak titreşim yapan yelkenler miladını doldursalar da kuvvet üretebilecek durumdadırlar.
Yelken Nasıl Çalışır?
Günlük hayatta hepimiz yelkenlerin ilerlediğini ve uçakların uçtuğunu görmekteyiz fakat bunların nasıl çalıştığını fazla irdelememişizdir.İşte şimdi o imkansız gibi görünen ama aslında göremediğimiz kuvvetlerin yaptığı etkileri inceleyeceğiz.
En uygun yelken şeklinin üçgen değil hekzagonal olduğunu bilsekte gerek çok pahalıya mal olmaları gerekse de yapılmalarının zorluğu nedeniyle üçgen yelkenleri kullanmaktayız.Yelkenlerin iki tip çalışması vardır.Birincisi ve en basiti asırlar önce Mısırlılar'ın bulduğu rüzgarın arkadan itmesiyle bir kuvvet oluşturan çalışmadır.İkincisi ise yelkenin her iki tarafından akan havanın basınç farkınından oluşan çalışmadır.Görüldüğü gibi biz zor olan ikinci tip çalışmayı açıklayacağız.
Yelkene yanda görüldüğü gibi yukarıdan kuş bakışı bakalım.Yelkene gelen hava molekülleri yelkene vurduğu zaman iki kısıma ayrılır.Bir kısmı rüzgar üstünden(rüzgarın geldiği taraf), diğer bir kısmı rüzgar altından geçer.Yelkenin rüzgar altı kısımdan akacak olan hava moleküllerinin izleyeceği yol rüzgar üstü taraftaki yola eşit olması için onlarında bir kıvrım yaparak yelkene paralel dolaşmaları gerekir.Fakat büyük bir çoğunluğu kestirme yolu tercih ederek kısa yoldan yelkenin arka kısmına ulaşırlar.
Bu moleküllerin yelkenden aynı anda çıkmaları gerektiğine göre rüzgar altı taraftaki moleküller daha hızlı gitmek zorundadırlar.Şİmdi devreye Bernoulli Teoremi giriyor.Teoreme göre hız arttığı zaman hava basıncı düşerdi,dolayısıyla yelkenin rüzgar altında bir alçak basınç alanı oluşur.Buna nazaran rüzgar üstü taraftaki hava moleküllerinin büyük bir kısmı yelkene değmeden düz bir çizgi halinde yelkenden çıkarlar.
Daha kısa sayılabilecek bir yol giderler ve rüzgar üstü taraf yüksek basınç alanı oluşur.
Havanın hareketinin yüksek basınçtan alçak basınca doğru olduğunu öğrenmiştik.O yüzden
yelkende dışarı doğru yani rüzgar altına doğru bir kuvvet oluşur.Bu kuvvet gelen rüzgara diktir.Bu kuvvetin bir kısmı ilerlemeye bir kısmı ise yatrımaya harcanır.Bu şekilde bellirli bir açıyla (teoride 22,5 derece) rüzgara karşı yol alabiliriz.
1Direk
2Gırcala
3Matafiyon
4Açavela Gönderi
5Alt Yaka
6Ön Yaka
7Üst Yaka
8Arka Yaka
9Bağlantı Köşesi
10Mandar Köşesi
11Pik Köşesi
12Iskota Köşesi
13Dikiş
14Çıta Cebi
15Çıta
16IYRU Kodu
17Sicil Numarası
18Bumba Çekeri
19Koç Boynuzu yada kıstırmaç
20Bumba
21Bumba Ayı
A Arka Yaka Uzunluğu : 2800 mm.
B Üst Yaka Uzunluğu : 1240 mm.
C Ön Yaka Uzunluğu : 1750 mm.
D Alt Yaka Uzunluğu : 2000 mm.
E Orta noktalar arasındaki uzaklık : 1700 mm.
F Mandar ve Pik köşesi ara uzaklığı : 2580 mm.
G Alt Yaka Sehimi : 150 mm.
H Çıta Cepleri Boyu : 450 mm.


LinkBack URL
About LinkBacks






Alıntı ile Cevapla



Bookmarks