Denizcilik terimlerinin, çok eski zamanlara uzanan ilginç hikâyeleri vardır. İşte, şeytan çarmıhından kruvazöre ve kaptana kadar denizcilik terimlerinde küçük bir gezinti...
Gündelik hayatımızda kullandığımız çoğu kavram ve terimin ciddi bir tarihsel hikâyesi olduğunu fark etmeyiz. Bu öyküleri öğrendiğimizdeyse, hiç düşünmeden kullandığımız bir kelimenin arkasında ne denli zengin tarihsel, kültürel ve sosyal anlamlar gizli olduğunu görür ve şaşırırız. Denizcilik terimleri de, uygarlıklara, kültürlere ve tarihe dair ilginç ipuçları sunuyor. İşte Latince'den İngilizce, Flamanca ve Türkçe'ye büyük bir anlamsal yolculuk yapmış birkaç terimin öyküsü...
"Captain" (Kaptan) kelimesi Saxonların baş ve şef anlamına gelen "Caput" kelimesi ile bir şeref unvanı olan "Thane" den türemiştir. Caputhane gelimesi zamanla Captain olarak şekillenerek, birçok dile yerleşmiştir. Günlük denizcilik dilindeki "Ahoy" ise, Vikinglerin "Aye Aye" nidalarından gelir. Eski İngilizce'de "Aye", evet anlamında kullanılırdı.
Şeytan çarmıhı
"Cruiser" (kruvazör) de Hollanda dilinde çaprazlama geçmek anlamındaki "kruise"den gelir. Hollanda gemilerinin korsanlığa başlayıp nakliye yollarını çaprazlama kesmeleriyle dile girmiş ve gemilerin zig zag seyir yapmasına "kruise - cross" denmeye başlanmıştır. Yüzlerce sene bu deyim "criss cross sailing" -birbirini kesen- anlamında kullanılmıştır.
Bazı denizcilik terimleri ise kaynaklarını kutsal kitaplardan almıştır. Bunlardan en bilineni "Jacob's Ladder", şeytan çarmıhıdır. Tahta basamakları olan ve ip veya kablolarla yapılmış olan bir merdiven atılarak küçük teknelerden gemiye binilmesi için kullanılan şeytan çarmıhı, adını İncil'deki bir öyküden alır. Öyküye göre Jacob, (Yakup Peygamber) rüyasında bir merdivene tırmandığını ve merdivenin sonunda cennete eriştiğini görmüştür. Dolayısıyla buna Yakub'un Merdiveni anlamına gelen "Jacobs Ladder" (şeytan çarmıhı) denmiştir.
Gündelik hayatta kullanılan bazı deyim ve terimlerin arkasında da bir denizcilik hikâyesi olduğunu çoğu zaman bilmeyiz.
Top çocuğu
"Knock off work" (işi bırakmak) deyimi de, kürek kadırgalarından doğmuştur. Esirlerin düzgün bir ritimle kürek çekmelerini sağlamak için davula benzer bir alet kullanılmaktaydı. Bu enstrümanla, dinlenme veya nöbet değiştirme zamanını belirtmek için özel bir vuruş yapılırdı.
"Son of a gun" da eşlerin kocaları ile birlikte seyire çıktıkları tarihlerden kalan bir denizcilik terimidir. Denizciler, topların bordadan atış yapmalarının -özellikle zor doğumlarda- doğumu hızlandıracağına ve kolaylaştıracağına inanırlardı. Dolayısıyla yeni doğan çocuğa da "son of a gun" (top çocuğu) denirdi.


LinkBack URL
About LinkBacks





Alıntı ile Cevapla

Bookmarks