Deniz Kuvvetlerinin Gelişmesi
İlkçağlarda gençler eğitimlerinin bir parçası olarak silah kullanmayı öğrenirlerdi. Bu, kara ordusunun eğitimini kolaylaştırırdı. Savaş için toplanan askerler savaş sonrasında, kendileri­ne yeniden gereksinim duyuluncaya kadar evlerine geri dönerlerdi. Aynı yöntemi deniz kuvvetlerinde uygulamak çok daha güçtü. Savaş gemilerinin sürekli bakımlı olması ve savaşta işe yaramaları için mürettebatın iyi yetişmiş denizcilerden oluşması gerekliydi. Bu nedenle iyi bir deniz gücü yetiştirmek yavaş gelişen ve oldukça masraflı bir süreçtir.
Zenginliğini deniz ticaretine borçlu olan Eski Atina'da, ticaret gemilerini küçük ama etkili bir deniz gücü korurdu. Büyük bir kara imparatorluğu olan Perslerin ise donanmaya gereksinimleri yoktu ve bilinebildiği kadarıy­la, İÖ 480'de Salamis'te Atina donanmasıyla savaşan büyük Pers donanması Yunanistan'ı istila etmek gibi özel bir amaçla kurulmuştu. Pers kralı ordusunu topladığı yöntemle do­nanma oluşturmaya çalışmıştı; ama sonu fela­ket oldu.

Avrupa ortaçağın sonunda ticarete ve denizaşırı sömürgelere dayanan "denizci ulus­ların doğuşuna tanık oldu. Buna iyi bir örnek, ticaret yollarım korumak için yalnızca donanmasına güvenen Venedik'tir. Portekiz ve Hollanda da sömürgeler kurmak ve ticaret yapmak için uzak ülkelere gemiler gön­derdi. İspanya ve Fransa, denizaşırı topraklar ele geçirdikçe denizlerde de güç kazandılar.
Karada pek güçlü olmayan İngiltere deniz­lerdeki ustalığıyla Avrupalı komşularıyla çe­kişti ve sonunda onlara üstün geldi. Deniz gücünün bir ada ülkesine sağlayabileceği ya­rar ilk kez Kraliçe I. Elizabeth döneminde anlaşıldı. İngiltere deniz kuvvetlerinin dünya­nın en büyük gücü olması ise 200 yıl aldı. 19. yüzyılın büyük bölümünde İngiliz donanması "denizlerin mutlak hakimi"ydi.
20. yüzyılın başlarında, denizlerde İngilte­re'ye rakip olmak isteyen Almanya bir donan­ma kurdu. Ama bu girişimi başarılı olamadı; çünkü Almanya'nın ülke kaynaklarını büyük ölçüde tüketen dev bir kara ordusu da vardı. Sonuçta, İngiliz donanması I. Dünya Savaşı boyunca denizlerdeki en büyük savaş gücü olarak kaldı.
1921–22 yıllarında güçlü donanmalara sahip ülkelerin temsilcileri, ABD'deki Washing­ton, D.C.'de buluşarak deniz kuvvetlerini sınırlama kararı aldılar. ABD ve İngiltere bu karara uyarken, Japonya ve Almanya kısa bir süre sonra yaptıkları savaş gemisi sayısını artırdılar. 1939'a gelinirken- artık dünya, güç­lü donanmaların sonucu doğrudan etkileyece­ği başka bir dünya savaşı için hazırdı.
II. Dünya Savaşı'nda uçak gemileri deniz kuvvetlerinin harekâtında önemli görevler yüklendi. Zırhlı savaş gemileri kıyı bombardı­manının yanı sıra yolcu ve ticaret gemilerini düşman denizaltılarının saldırılarından koru­du. 7 Aralık 1941'de Japonların Pearl Harbor'a yaptıkları baskın ABD donanmasına bü­yük zarar verdi. Müttefikler 1944'te Fransa'ya denizden çıkarma yapmak için çok büyük bir çıkarma filosu kurdular.
Günümüzde dünyanın en güçlü ve en geliş­kin silahlarla donatılmış donanmalarına ABD ve SSCB deniz kuvvetleri sahiptir. II. Dünya Savaşı'ndan bu yana ABD deniz kuvvetleri birçok yeni silah, gemi ve uçak geliştirdi. ABD'nin denizlerde dolaşan dört vurucu filo­su Birinci, İkinci, Altıncı ve Yedinci filolar­dır. Bunlar uçak gemileri, nükleer bombalar ve güdümlü füzeler taşıyan uçaklarıyla dünya­nın en güçlü donanmasıdır.
SSCB deniz kuvvetleri denizaltıları, uçak gemileri ve nükleer enerjiden yararlanan kru­vazörleri ile ABD'den sonra ikinci sıradadır. Önceleri kendi karasularında dolaşan SSCB donanmasının bugün uzak ülkelerde de üsleri vardır ve gemileri bütün okyanuslarda do­laşır.