Konu Etiketleri:

çanakkale savaşı hikayeleri kısa, kurtuluş destanı anıları, kurtuluş savaşının ayak sesleri canak kale, kurtuluş savaşında yaşanmış olaylar anılar, çanakkale savası ile ilgili kısa anılar, şehitlik ve çocuklarla ilgili anılar masallar, kurtuluş savaşı ile ilgili kısa piyesler, kısaca sabiha gökçen, tarih bilimi ile ilgili kısa öyküler, kurtuluş savaşı ile ilgili anılar, canakkale ile ilgili anılar, çanakkale ile ilgili kısa anılar, çanakkale ile ilgili kısa olaylar, anılar kurtuluş savaşı, kurtuluş savaşının kısaltılmış hali, kurtuluş savaşı ile ilgili çok kısa anılar, çanakkale savaşı ile ilgili kısa anılar, çanakkale savaşı ile ilgili gelin hikayeleri, kısa savaş hikayeleri, ilgili kısa hikayeler, vatan sevgisiyle ilgili yaşanmış olaylar, çanakkale savaşı ile ilgili kısa anektodlar, kisa çanakkale anilari, çanakkale savaşları ile ilgili anılar, kurtuliş savaşi hikayeler,

+ Konu Cevapla
1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Anılar -Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Cumhuriyet Tarihi Forumunda Bulunan  Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Anılar -Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Kurtuluş Savaşı Kurtuluş Savaşı Hikayeleri Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Edincikli Mehmet Er "Edincikli Mehmet Er'in bir top mermisinin ...

  1. #1
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.314
    Tecrübe Puanı
    9


    Tanımlı Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Anılar -Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anılar







    Kurtuluş Savaşı
    Kurtuluş Savaşı Hikayeleri
    Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler

    Edincikli Mehmet Er

    "Edincikli Mehmet Er'in bir top mermisinin parçaladığı konumdan kanlar içerisinde bir et parçası sarkmaktadır.Yalvarırcasına:

    "Komutanım ne olur şu kolumu kes!"
    Sağ eliyle yakaladığı ve tuttuğu sarkık kola bakan Teğmen donmuştur.Edincikli Mehmet Er tek ve emin sesi ile tekrarlar:
    "Allah Aşkına, Allah Rızası için kes şu kolumu!!!"
    Bu ilahi cümleleri eimr gibi işiten Teğmen Saip, bıcağı kola kola vurur.Gık bile dememiştir, Edincikli Mehmet.Bir sağ elindeki kola, bir ileride Allah! Allah! nidaları arasında çarpışan erlere bakar ve kolu fırlatır: "Bu kol vatana feda olsun," der.Yerdeki et parçalrından başını kaldıran Teğmen'in karşısında kimse yoktur.Çünkü, Edincikli, Hakla alış verişe başlayınca herşeyi, acıyı, özlemleri unutuyor, rahmet deryalarında, tecelli dalgalarında yıkanıp arınırken, kolunun fani bedenden ayrılma işlemini duymuyordu.O ateş, o yangın fakat getirilmez feryatlar içinde, edincikli bu cehennemi ateş altında kendinden geçti.Bir avuç istek ve özlem halinde yandı, tüttü.
    Edincikli Mehmet, çoktan kolunun öcünü almak için vatan için Allah için hücum saflarına katılmıştı.Alayların içine karışır, teke tek vuruşur.Onu durdurmak mümkün değil artık, yine harikalar gösterir, bire bir dövüşür, bire on dövüşür, bire yüz dövüşür... Allah'ın yardımıyla haklamadığı kafir kalmaz.Ama kaderden kaçılmaz ki! Kolunun kopmasıyla kaybettiği kan onu halsiz düşürmeye başlamış Edincikli'ye şimdi de şehitlik mertebesi ekleniyordu.Güzel yüzü soldu, sarardı, canı teninden süzüldü...Gözü dünyaya kapandı..."


  2. #2
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.314
    Tecrübe Puanı
    9


    Tanımlı Ce: Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Anılar -Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anı





    Nezahat Onbaşı
    Milli Mücadele`nin ilk madalyası 9 yaşında cephelerde savaşan Nezahet Onbaşı`ya layık görüldü. Ama o madalyayı hiçbir zaman alamadı.
    Nezahat Onbaşı`nın hikayesi:
    Nene Hatun, Halide Edip, Erzurumlu Kara Fatma, Adile Onbaşı, Kara Ayşe ve daha nicesi... Onlar İstiklal Harbi`nin sembol kadınlarıydı. O listede adı çok anılmayan; ama daha küçük bir kız çocuğu iken cephelerde at süren, çarpışan bir de Nezahet Onbaşı vardı.
    Babasıyla Geyve Savaşı, Konya İsyanı, I. ve II. İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz muharebelerinde gösterdiği kahramanlıklarla anılacaktı. Yaşı küçük olduğu için Cumhuriyetin kadın kahramanlarının listesine bile çok sonraları girecekti. Çünkü o, Türkiye Büyük Millet Meclisi`nin İstiklal Madalyası ile ödüllendirmeye karar verdiği ilk çocuktu.
    Nezahet Onbaşı`nın hikayesi aslında Çanakkale Savaşı günlerine kadar uzanıyor. Savaş yıllarında annesi Hadiye Hanım daha 24 yaşındayken ince hastalığın (verem) kurbanı olur. O günlerde İstanbul işgal altındadır, küçük kızın babası Albay Hafız Halit Bey ise cepheden cepheye koşmaktadır. Hafız Halit Bey bir müddet sonra komutasındaki 70. Alay ile Anadolu`daki Milli Mücadele saflarına katılma kararı alır. Tabii kızını da yanında götürmek zorunda kalır. Böylece kader Küçük Nezahet`i daha 9 yaşındayken cephelerle tanıştırır.
    At sırtında geçen ilk günün gecesinde donma tehlikesi atlatır. El bebek gül bebek büyüyeceği bir dönemde öksüz kalmıştır çünkü. Hafız Halit Bey küçük kızını kimseye emanet edemeyeceğini düşünerek adeta cephelerde büyütür. Küçük Nezahet, askerlerden at binmeyi, silah tutmayı öğrenir. Tam üç sene cephelerde bilfiil babasının katıldığı her muharebeye katılır. 70. Alay`ın simgesi olur adeta. Cephede Mustafa Kemal Atatürk`ün ve İsmet İnönü`nün de dikkatini çeker.

  3. #3
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.314
    Tecrübe Puanı
    9


    Tanımlı Ce: Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Anılar -Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anı





    BEN BABAMLA ÖLMEYE GİDİYORUM, SİZ NEREYE GİDİYORSUNUZ?
    İstiklal Savaşı başladığında Alay Komutanı Albay Halit`e, Yunan askerleriyle en çetin çarpışmaların yaşandığı Gediz hattını müdafaa görevi verilir. Minik Nezahet, yanı başında süngü süngüye çarpışan Mehmetçik`in şehit oluşunu görecek kadar savaşın içindedir artık. Gediz Cephesi Yunanlılara karşı ilk yenilginin alındığı cephelerden biridir. Ancak Türk askeri düşmanın lojistiğini kesmek için verdiği mücadeleyi sonuna kadar sürdürür. Zor anlar yaşanır. Tarihe kaybedilen muharebe olarak geçen Gediz Cephesi`nde sadece bir alay başarılı olmuştur. O da Hafız Halit Bey`in kumandasındaki 70. Alay`dır. Küçük Nezahet`i onbaşı yapacak, daha sonra onu Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsülerindeki tartışmalara taşıyacak en önemli olaylardan biri de bu sırada vuku bulur.
    Türk askeri Yunan saldırıları karşısında zor anlar yaşamaktadır. O sırada cepheden kaçmayı düşünenler bile olur. Yaklaşık 600 kişilik alayı ile en zor sınavı veren Hafız Halit, umutların tükendiği noktada atıyla askerlerin önünü kesen küçük kızı Nezahet`i bulur. Minik, ama vatan sevgisiyle dolu yürek cephe gerisine kaçmaya çalışan askerlerin karşısına duvar gibi dikilir ve ağzından şu sözler dökülür: `Ben babamın yanına ölmeye gidiyorum, siz nereye gidiyorsunuz?`
    Babasına destek olmak isteyen bir çocuğun çırpınışlarının ötesindedir gayreti. Atın üstündeki küçük kız, askerlerin yüzüne tokat gibi bir gerçeği, `vatan sevgisini ve şehadeti` haykırınca hepsi geri döner. Çoğu cephede şehit düşer, ancak Gediz muharebesi kaybedilse de Yunan askerinin Anadolu`nun içlerine kolay sızması geciktirilir. Küçük Nezahet, sınavı kazanmıştır. Artık o elinde oyuncaklarıyla askerin arasında gezen bir kız çocuğu değil, 70. Alay`ın Nezahet Onbaşısı`dır.

  4. #4
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.314
    Tecrübe Puanı
    9


    Tanımlı Ce: Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Anılar -Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anı





    İnsanlık Dersi
    Çanakkale Savaşlar'ında savaşıp, bir kolu ile bir ayağını kaybeden Fransız Generali Bridges, yurduna döndükten sonra anlattığı bir savaş hatırasında şöyle diyor:
    "Fransızlar, Türkler gibi mert bir milletle savaştıkları için daima iftihar edebilirsiniz.Hiç unutmam.Savaş sahasında döğüş bitmişti.Yaralı ve ölülerin arasında dolaşıyorduk az evvel, Türk ve Fransız askerleri süngü süngüye gelip ağır zaliyat vermişlerdi.Bu sırada gördüğüm bir hadiseyi ömrüm boyunca unutamayacağım.Yerde bir Fransız askeri yatıyor, bir Türk askeride kendi göleğini yırtmış onun yaralarını sarıyor, kanlarını temizliyordu.Tercüman vasıtası ile şöyle bir konuşma yaptık:
    Niçin öldürmek istediğin askere yardım ediyorsun? Mecalsiz haldeki Türk askeri şu karşılığı verdi:
    "Bu Fransız yaralanınca cebinden yaşlı bir kadın resmi çıkardı.Birşeyler söyledi, anlamadım ama herhalde annesi olacaktı.Benim ise kimsem yok.İstedim ki, o kurtulsun, anasının yanına dönsün". Bu asil ve alicenap duygu karşısında hüngür hüngür ağlamaya başladım.Bu sırada, emir subayım Türk askerinin yakasını açtı.O anda gördüğüm manzaradan yanaklarımdan sızan yaşlarımı dondurduğunu hissettim.Çünkü, Türk askerinin göğsünde bizim askerinkinden çok ağır bir süngü yarası vardı ve bu yaraya bir tutan ot tıkamıştı.Az sonra ikisi de öldüler..."

  5. #5
    Admin Viole - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Feb 2009
    Mesajlar
    5.314
    Tecrübe Puanı
    9


    Tanımlı Ce: Kurtuluş Savaşı İle İlgili Kısa Hikayeler Anılar -Kurtuluş Savaşı İle İlgili Anı





    Gazi Mehmet Aşkının Anlattıkları
    “İngiliz donanması Saroz’dan top atışları ile bize son derece ağır kayıplar verdiriyordu.Böyle bir atıştan sonra, aynı, birlikte silah arkadaşım Recep Eniştemin iki ayağı kopmuş çalıların üzerinde gördüm, henüz sağ idi.Yanına kadar gidebildim.Onu o vaziyette görünce ağlamaya başladım. Henüz ruhunu teslim etmeyen Recep Eniştem:

    “Kardeşim niçin böyle ah edip aglarsin, benim cigerimi daglarsin! Allah’ in verdigine merhaba! Takbir- i Rabbani böyle imiş! Onun kazasi geri çevrilmez ve hükmüne mani yoktur. Elimizden ne gelir.Arzuladigim savaş yolunda oldu.O saadet bana yeter! Sen sag kalirsan, anamin elini benim içinde öp! Emzirdigi sütleri helal etsin!” dedikten sonra:

    “Başimi kibleye dogru çevir!” diye bildi... Ruhu çoktan uçmuştu...

    “Halil, bölükte süngü hücumuna kalkmıştı, ağır bir yara alarak yanıma yıkıldı.Bir mütted sessiz kaldı ve sonra: “Ahiretlik ölümüm yaklaştı, öldükten sonra cesedimi geriye götürtme, buraya ellerinle göm! Üzerimde harbediniz! Ta ki Gazilerin ayak seslerini Allah! Allah! Nidalarını rahatlıkla duyayım!” dedi ve gülerek ruhunu teslim etmişti



    “Karayürek deresi’ne doğru iniyorduk: Bir akşam beni keşif kolu çıkardılar bu derenin yatağında geziniyordum.Çok susamış idim. Dere şırıldıyordu, mataramı doldurdum. Birkaç yudum içtiğimde, içtiğim suyun tadı çok başka idi avucuma mataradan su aldığımda, matarama doğdurduğum suyun kan olduğunu anladım.”


    Kocadere köyünde büyük bir sargı yeri kuruluyor. Kimi Urfalı, Kimi
    Bosnalı, Kimi
    Azerbaycanlı, Kimi Adıyamanlı, Kimi Gürünlü, Kimi Halepli çok sayıda
    yaralı getiriliyor…

    Bunlardan biri Lapsekinin Beybaş Köyündendir ve yarası oldukça ağırdır.
    Zor nefes
    alıp vermektedir. Alçalıp yükselen göğsünü biraz daha tutabilmek için
    komutanının elbisesine yapışır. Nefes alıp vermesi oldukça zorlaşır ama
    tane tane kelimeler dökülür dudaklarından.

    ‘Ölme ihtimalim çok fazla… Ben bir pusula yazdım… Arkadaşıma
    ulaştırın…’
    Tekrar derin nefes alıp, defalarca yutkunur: ‘Ben…Ben köylüm Lapseki’li
    İbrahim Onbaşından 1 Mecidiye borç aldıydım… Kendisini göremedim. Belki
    ölürüm. Ölürsem söyleyin hakkını helal etsin’

    ‘Sen merak etme evladım’ der Komutanı, kanıyla kırmızıya boyanmış alnını
    eliyle
    okşar. Az sonra komutanının kollarında şehit olur ve son sözü de
    ’söyleyin hakkını helal etsin’ olur…

    Aradan fazla zaman geçmez. Oraya sürekli yaralılar getiriliyor.
    Bunlardan çoğu
    daha sargı yerine ulaştırılmadan şehit düşüyor. Şehitlerin üzerinden
    çıkan eşyalar, künyeler komutana ulaştırılıyor.

    İşte yine bir künye ve yine bir pusula. Komutan göz yaşlarını silmeye
    daha
    fırsat bulamamıştır. Pusulayı açar, hıçkırarak okur ve olduğu yere
    yığılır kalır. Ellerini yüzüne kapatır, ne titremesine ne de göz
    yaşlarına engel olamaz…

    Pusuladaki Not
    ‘Ben Beybaş Köyünden arkadaşım Halil’e 1 mecit borç verdiydim. Kendisi beni
    göremedi. Biraz sonra taarruza kalkacağız. Belki ben dönemem. Arkadaşıma
    söyleyin ben hakkımı helal ettim.’

    Siz bu olayın neresindesiniz?

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0