Antik çağlardan beri zehir zemberek bir geçmiş yakıştırılmış bu pembe beyaz çiçeklihayata sımsıkı tutunan çalıya...
Ama söylenegeldiği gibi gerçekten bir cehennem çiçeği mi o?
Denize yakın yerlerde soluk alır. Dere yataklarında uyur. Yol kenarlarına çıkar gezinir. Eski medeniyetlerin yitik şehirlerinde saklanır. Büyük şehirlerde aniden ortaya çıkar. Tozlu bir patikadaköy kahvesinin bahçesinde
bir dağın yamacında
uçurumun kıyısında
bağın bahçenin arasında
tarlanın sınırında göründüğü de olur. Dalar gider toprağa nerede olursa… Sağlı sollu kilometre taşı olur yollar boyunca. Korkusu yoktur mevsimlerden
kışın yapraklarını yele sele bırakmaz. Yazları pembeden bir alev yakar çiçekleriyle en delisinden. Dokunanı yoktur bakanı çok. Adı ‘Zakkum’dur.
Dört mevsim yeşil kalanbeş metre yüksekliğe erişebilen
başı çok sıcak iklimlerde bile dimdik
zehir zemberek
zehir zıkkım bir ağaç.
ÇİÇEKLERİN ZÜMRÜDÜANKASI
Bittiği coğrafyaya göre Ağı çalışıAğı çiçeği
Ağı dalı
Avu
Ayan
Fattak
Zekkum
Zıkkım ağacı
Ağu ağacı
Zokum
Öleander
Laurier rose ya da bilimsel adıyla ‘Nerium Oleander’. Arap dilindeki adı ‘Şeceretü’z-zakkûm’
Türkçe ‘zokum’ olarak da telâffuz edilen zakkum (zıkkım)
halk dilinde ‘çok acı
zehir zemberek’
‘zehir zıkkım’ gibi birçok benzer deyimle günlük hayatımızda.
Antik çağdan bugüne farklı isimlerle yaşanan zehirli bir geçmişe rağmen masumpembe ve beyaz çiçekli küçük bir çalı o. Ya da Batı’da
güney Portekiz’den başlayarak bütün Akdeniz sahilleri boyunca
Suriye’de
batı ve güney Anadolu’nun dere yataklarında tarifsiz ve uçuk kaçık kokusuyla aniden biten bir zambakgil. Susuzluğa dayanıklılığı
her tür toprakta yetişebilmesi
yansa bile küllerinden yeniden yeşermesiyle ünlü. Diğer Akdeniz ülkelerinde olduğu gibi Türkiye’de de genellikle kendiliğinden yetişir. Sıcak iklimli coğrafyalarda park ve bahçelerin alımlı
bol çiçekli
gösterişli duruşu da kendiliğindendir. İklimin uygun olmadığı yerlerde seralara ekilir. Her şartta tutunur toprağa. Dallarına karşılıklı dizilmiş mızrak biçimli
kalın ve derimsi yaprakları kışın zor şartlarında bile eksik olmaz. Yaz aylarında sanki hiç solmadan ve dökülmeden açıp duran pembe beyaz çiçekleri tüylü başçıkları (çiçek tozu taşıyan bölüm)
kalınlaşmış tepeciğe (çiçek tozu yakalayıcı bölüm) yapışıktır. Uzun kılıflar halinde kapsüle benzeyen zehirli meyvelerinin içinde çok sayıda tüylü tohum bulunur. Kim bilir belki de tohumlarının rüzgârla arkadaşlığı zakkumun kendiliğinden varolması için onu destekleyen şeydir. Yapraklarında reçine
tanen
glikoz
oleandrin adında bir glikozit de olan zakkum zehirleyici özelliğini bu glikozitten alır.
ZEHİR ZIKKIM BİR ÇİÇEK
Zakkum“zıkkımın kökünü ye”
“ye de zıkkımlan”
“zıkkımın köküne kadar yolun var” deyimlerinin kaynağı olduğunu bilmeden sarar antik kentlerin etrafını. Su kenarlarını
dere yataklarını
dağ yamaçlarını
kurak toprakları
yolları
patikaları
gri şehir caddelerinde bitiverir. Zehrinden olmalı
ne solar dört mevsim yaprakları
ne de biri çıkıp çiçeğini koparır dalından. Akdeniz ülkelerinde bulunan pembe ve beyaz renkli katmerliler başta olmak üzere çiçekli türü dışında
birçok tropik türü de bulunur zakkumun. Tropikal türlerinin birçoğunun kokulu olduğunu
elde edilen hibridlerle literatürde tanınan 500 zakkum türü olduğunu
Fransız Milli Koleksiyonu’nda 230 kadar türünün bulunduğunu
dünyada zakkum için özel kulüp ve derneklerin kurulduğunu bilmeden zehir zemberek yaşar aramızda. Şehrin en işlek caddelerinde
refüjlerde çit görevini üstlenir. Sulanmasa da çiçek açarak taş bahçeli şehirleri canlandırır. Dört tarafı su adaların faytonları onun çiçekleriyle şenlenir. Sık dallarında haziranda açan ve bütün yaz dökülmeden duran çiçekleri defter aralarında kurutmak için değil göğse takıp “yaşıyorum” demek içindir. Ya zehriyle yitirilenler? İçindeki zehir acaba sadece öldürücü mü?
Zehirli olduğu eski çağlardan beri bilinen zakkumun zehrine dair mişli zaman kipiyle yazılacak birçok söylence var. Büyük İskender’in İran seferi sırasındabirçok atı
yenik düşüp geri çekilen düşman askerleri tarafından sulara atılan zakkum yapraklarından çıkan zehir nedeni ile ölmüş. Ateşte et pişirmek için zakkum dallarından şiş hazırlayan ve etleri bu şişlerde kızartan askerlerin de büyük kısmı bu savaşa katılamamış.
Zakkumun zehrinden zarar görmeyenler de var. Danaid cinsi kelebeklerzakkum özsuyunu emerek
özel hücrelerinde depo ederlermiş. Bu kelebekleri yiyen kuşlar
kusma
şiddetli ishal belirtileri gösterir ve bir daha aynı türden
aynı renkli kelebeklere saldırmazlarmış. Ortadoğu ülkelerinde yaşayan bir tür çekirge de zakkum özsuyunu emerek depolar ve tehlike anında bu zehri düşmanına püskürtürmüş.
Dünyaca zehirli olarak bilinen zakkumun zehrine dair söylenceler şifa hikâyelerine döner mi dönmez mi bilinmez. Ama iyondor
korent sütun başlı antik kentlerin
‘zehir çiçeği’ zakkumun pembe çiçekleriyle yaşam bulduğu kesin. Çünkü o her engele karşı yaşama tutunuyor. O bir dere yatağında çiçeklerini alıp giden haris suya eğilirken cesur... Ona su veremeyen dağın başında taş bir eve can suyu verecek kadar cömert. Onu işaret alıp olduğu yerde yaşam başlatacak olana koşulsuz can yoldaşı.
Nasıl bir cehennem çiçeği bu böyle?
Yaşam bile “burada varım” diyor onun olduğu yerde!


LinkBack URL
About LinkBacks

hayata sımsıkı tutunan çalıya...






Alıntı ile Cevapla

Bookmarks