Solunum Sİstemİ / Solunum Sİstemİ Yolları-Solunumla Geçen Bulaşan Hastalıklar Hakkında
Havayla yaşayan canlılardaenerji oluşturmaya yarayan fiziksel ve kimyasal işlemleri gerçekleştiren sisteme solunum sistemi denir. Havayla yaşar (aerob) bir organizmanın
yaşam işlevlerini sürdürebilmesi için çevresindeki havadan yada sudan oksijen alması gerekir. Oksijen (O?) alış ve hücresel atık ürünü karbondioksiti (CO?)çevreye salış sürecine
“ solunum” adı verilir. Bir hücreli çok küçük bir organizma
edilgen yayınım aracılığıyla hücre zarından yeterli miktarda oksijen alabilir ve aynı anda karbondioksit salabilir. Buna karşılık
çok hücreli organizmalar
dokularına O? sağlamak ve CO? fazlasını atmak için
evrim geçirerek özel solunum sistemleri geliştirmek zorunda kalmışlardır. Bu sistemler en az enerji harcayarak
geniş bir metabolizma gereksinmeleri dizisine ilişkin işlevleri yerine getirebilirler. Omurgasız hayvanlarda
temelde ilkel olan gaz alış veriş sistemleri vardır; bu hayvanlardan süngerler ve yassı solucanlar gibi en basitleri
solunum gereksinmelerini beden yüzeyinden gaz değiş tokuşuyla sağlarlar. Toprak solucanı gibi daha karmaşık beden yapıları bulunan omurgasızlarda
beden yüzeyleri aracılığıyla gaz değiş tokuşunun yanı sıra
oksijenlenmiş kanı bedenin daha derin kesimlerine taşıyan basit bir dolaşım sistemi de bulunur. Böcekler gibi eklembacaklılarda
beden yüzeyine açılan ve iç dokularla bağlantılı soluk borularından oluşan ağ biçiminde bir yapı vardır. Su böceklerinin ya da larvaların soluk boru sistemleri
sudan oksijeni alma özelliğini kazanmıştır. Denizyıldızında gaz alış veriş
boru ayağında olur. Birçok omurgasızda
beden yüzeyinden dışarı bir çıkıntı biçiminde uzanmış tek bir hücre tabakasından
damar bakımından son derece zengin üst üste yığılmış tabakalara kadar
değişik biçimlerde solungaçlar vardır. Örümceklerin kitap akciğerleri
kitap yaprakları biçiminde doku levhalarından oluşur; hava
karındaki deliklerden girerek
bu levhalar arasında dolaşır.
DERİSOLUNGAÇLAR ve AKCİĞERLER
Başarılı bir biçimde evrim geçirmiş bütün solunum sistemlerindeortak bazı özellikler bulunur. Bunlardan birincisi
kan ile dış ortam arasında etkili gaz yayınımına (difüzyona) olanak veren
damar bakımından son derece zengin
büyük bir ince solunum zarıdır. İkincisi
beden dokularına yeterli oksijeni taşıma ve oradan karbondioksiti alma yeteneği bulunan dolaşım sistemidir. Üçüncü özellik
bu sistemlerde
solunum yüzeyi ile dolaysız temas durumunda olan oksijeni yenileme yeteneği bulunmasıdır. Bu bağlamda
omurgalılarda üç çeşit solunum sistemi gelişmiştir: Solungaçlar
akciğerler ve özel işlev kazanmış deri bölgeleri (örtü). Akciğerler ve solungaçlar
embriyo evresinde içi dışına dönmüş bağırsak bölümlerinden oluştuğundan
bu organlardaki solunum zarı
beden içinde iyi korunmuş bir durumdadır. Zarda
oksijen kaynağı ile kan arasında bulunan akciğerlerde 0
36 - 2
5 mikronluk ve solungaçlardaki 0
30 – 3
0 mikronluk çok küçük uzaklık
yeterli gaz alışverişini güvence altına alır. Gerek akciğerlerde
gerek solungaçlarda
çevreye açılan delikler vardır. Akciğerler bronş borularına
bronş boruları da ağız ve burun boşluklarına açılan soluk borusuna bağlıdır. Gaz alış verişi
akciğerlerin içindeki hava keseciklerinde (alveoller) gerçekleşir. Solungaçlar
ağzın arka tarafında yer alır; ağızdan giren su
solungaçlardan geçerek
solungaç yarıklarından dışarı çıkar. İkiyaşayışlılarda ve bazı balıklarda
derinin özel bir yapı kazanmış bölgeleri solunum zarı işlevi görür.
Kan ve oksijen ulaşımı. Bir solunum organı içinden akan kanyeterli miktarda oksijen yüklenerek
onu organlara
oradan da karbon dioksit yüklenerek
geriye
solunum organına taşır. Kanın oksijeni taşıması
hemoglobin aracılığıyla olur. Hemoglobin
Antarktika balıkları dışında bütün omurgalılarda bulunan bir maddedir; iyonlaşmış demir molekülleri içerir; oksijen dokulara
dokulara taşınması sırasında geçici olarak bu demir iyonlarına bağlanır. Türüne bağlı olarak
kan
her 100ml’de 5-25 ml oksijen yüklenebilir. Metabolizma sırasında dokularda oluşan karbondioksit
kan plazmasında
çözünebilir bikarbonat iyonları (HCO? ? ) biçiminde taşınır.
Solunum pompası. Su / hava ara yüzeyinde oksijenbir solunum pompasının etkisiyle
sürekli olarak sağlanır ve karbondioksit atılır. Solunum zarına taze havayı ya da suyu bu pompa sağlar (soluk alma); buna karşılık
pompalama
oksijeni azalmış ve karbondioksit çoğalmış suyu yada havayı uzaklaştırır (soluk verme). Soluk alma ve soluk alma çevrimine “havalanma “ (akciğer içindeki hava ile dışındaki havanın
değiş tokumu) adı verilir. Çevrimin yinelenmesi sırasında
içeri çekilerek zardan geçen havanın yada suyun bir dakikada geçen miktarına “ dakika hacmi” denir; dakika hacmi
bir dakika içindeki solunum (solunum hızının) ile har soluk alışta geçen su yada hava miktarının (gelgit hacmi) ürünüdür. Solunum hızında
gelgit hacminde yada her ikisinde oluşan değişiklikler
gaz alışverişini
hayvanın değişen metabolizma gereksinimlerine uyum sağlayacak biçimde düzenler.
BALIKLAR
Balıkların çoğuağızlarının içine ve solungaçlarının arasına neredeyse hiç kesilmeyen bir su akışı sağlayan bir çifte pompalama sisteminden yararlanırlar. Soluk alma sırasında
ağız boşluğunun tabanı negatif bir basınç oluşturarak
suyun ağzın içine girmesini sağlar. Solungaç kapakları kapanır ve solungaç arkası boşluğu genişleyerek
solungaç arkasında daha da büyük bir negatif basıncın oluşmasını sağlar. Böylece
suyun solungaç yaprakları arasından geçmesine olanak veren bir basınç farkı oluşur. Sonra
ağız tabanı yükselerek
ağız boşluğu içinde bu basınç farkını ve suyun akmasını sürdüren daha pozitif bir basıncın oluşmasına yol açar. Solungaç arkası odacığının içindeki basınç
çevredeki suyun basıncını aşınca
solungaç kapakları açılarak
bayatlamış su dışarı atılır.
Birçok balıksolunum için havaya da bağımlıdır. Sözgelimi
yayınbalığı
kara üstündeki göçleri sırasında yaşamını deri solunumuyla sürdürür. Durgun sularda yaşayan bazı balıklar
yüzey yayınımı dolayısıyla oksijenin oldukça yoğun olarak bulunduğu su – hava ara yüzeyine yakın durumda kalırlar. Daha başka türlerde
akciğerleri andıran yardımcı solunum organları gelişmiştir ve kanları
yüksek derecede oksijen içerir.
İKİYAŞAYIŞLILAR
İkiyaşayışlılar solunum içinderiden ve akciğerlerden
iribaşlar ve semendergiller gibi bazılarıysa
solungaçlardan yararlanırlar. Bir türde genellikle yaygın olan sistemo türün çevresine dayanır. Sözgelimi
temelde suya bağımlı bir ikiyaşayışlı olan su kertenkelesi oksijenin %75 ‘ini derisi aracılığıyla
geri kalan %25 ‘ini de akciğerleri aracılığıyla sağlar. Ağaç kurbağasıysa
oksijenin %75’ini akciğerleri aracılığıyla
geri kalan %25’iniyse derisi aracılığıyla sağlar. Karakurbağasının solunumu
akciğerlerinin şişmesini sağlayan pozitif basınç pompasına dayanır. Ağız tabanı alçalarak
hava burun delklerinden içeri emilir. Sonra burun delikleri kapanır; ağız tabanı yukarı kalkar ve havanın akciğerlerin içine girerek
akciğerlerin içine girerek
akciğerleri şişirmesini sağlar. Soluk verme
akciğerlerin edilgin biçimde büzülmeleriyle gerçekleşir.
SÜRÜNGENLER
Sürüngenlertemelde akciğer solunumu gerçekleştirirler. Bu yüzden
akciğerlerinde gaz alışverişine uygun büyük bir iç yüzey vardır. Esnek teller ve düz kas telleri
akciğerin şişmesini ve sönmesini kolaylaştırır. Karmaşık solunum yolları
bir soluk borusu ile bronşlardan oluşur. Sürüngenlerde solunum pompası
ağız boşluğu kullanılarak değil
akciğerlerdeki hava basıncının
atmosfer basıncının altına düşürülmesiyle yaratılan emme gücüyle harekete geçirilir.
Bir sürüngenin solunum çevrimiüç evreden oluşur: Soluk alma
solunumun bir süre durması (apre)
soluk verme. Soluk alma sırasında kaburga kafesi genişler ve gırtlak aralığı açılır; çevre havasının basıncına oranla
karnın ve akciğerlerin içindeki basınç düşerek
havanın akciğerlere akmasını sağlar. Hiçbir solunum hareketinin bulunmadığı solunumun bir süre durması evresinde
gırtlak yarığı açılır; solunum kasları gevşer. Soluk verme
genellikle akciğerlerin edilgin biçimde büzülmesi sonucu oluşur. Bununla birlikte
deniz kaplumbağalarında ve kara kaplumbağalarında
akciğerlerin esnek büzülmesini önleyen katı kabuklar bulunduğundan
soluk verme ve soluk alma sırasında
enerji kullanmaları gerekir.
MEMELİLER
Memelilersoluk borusundan
bronşlardan ve akciğer hava keseciklerinde sonlanan yaygın bronşçuklardan oluşan çok gelişmiş bir solunum sisteminden yararlanırlar. Hava kesecikleri
aşağı yapılı omurgalılarınkine oranla çok daha küçüktür; bunun sonucu olarak
gaz alışverişi için önemli miktarda daha büyük bir nispi yüzey alanı vardır. Akciğerlerin şişmesi
solunum kaslarının kasılmasıyla sağlanır. Solunum kasları kasıldıklarında
göğüs boşluğunu genişleterek akciğer içi basıncını alçaltır ve havanın akciğerlere girmesine olanak sağlarlar. Memelilerin soluk almaları sırasında en önemli kasları
diyaframdır. Diyafram
karın ve göğüs boşluklarını birbirinden ayıran
kubbe biçiminde
büyük bir kas tabakasıdır. Çaba harcamaksızın solunum
solunum kaslarının ve akciğerlerin gevşemeleriyle edilgen bir biçimde gerçekleşir. Hızlı (ya da zorlamalı) solunum zorunluluğu durumunda
solunum kaslarının da çalışması gerekir.
KUŞLAR
Kuşların solunum sistemiyüksek metabolizma hızına
uçma nedeniyle yüksek enerji harcanmasına ve büyük yükseltilerde yeterli oksijen sağlanmasına gereksinmesine başka hiçbir canlıda sağlanmayan rastlanmayan bir kusursuzlukla uyum sağlamıştır. Aşağı yukarı sürekli gaz alışverişi sağlayan bu sistem
ısıl düzenleme ve ileti bakımından önem taşır. Sistem
iki akciğer ile iki uzun hava kesecikleri dizisinden oluşur. Göğüs ve karın boşluklarının büyük bir bölümünü dolduran hava kesecikleri
kemiklerdeki akciğerlerden daha büyük bir hacim oluşturan yardımcı hava boşluklarına bağlıdır. Kuşların
iki ana bronşa ayrılan soluk borusu
taze havayı akciğerlerden iki karın keseciğine iletir. Öbür hava keseciklerine havayı
ikincil bronşlara taşırlar. Hava daha sonra akciğer dokusuna geçerek
damar bakımından son derece zengin çeperli küçük hava kanallarının oluşturduğu sık bir ağ halindeki hava kılcal damarlarında son bulan üçüncül bronşlar tarafından taşınır. Hava kılcal damarları
memelilerdeki hava kesecikleri gibi işlev görür: Her ikisi de gaz alışverişini gerçekleştirdiği yerdir. Bayatlamış hava ; akciğerlerden ön hava keseciklerin içine dolar ve soluk borusu aracılığıyla dışarı atılır. Taze hava
hem soluk alma sırasında
hem de soluk verme sırasında hava kılcal damarlarından geçer. Soluk alma sırasında
solunum kasları göğüs – karın boşluğunu genişleterek
bütün hava keseciklerinin içindeki basıncı düşürür. Taze hava
ön kesecikler dışında
bütün hava keselerine girer. O sırada bir miktar hava akciğerlere girerken
akciğerlerdeki bayat hava da
ön keseciklere geçer.
Soluk verme göğüs – karın boşluğundaki hava basıncını yükselten solunum kaslarıyla gerçekleştirilir. Bayat hava dışarıçevreye salınır ve taze hava
hava keseciklerinden arka hava kesecikleri yoluyla akciğerlere iletilir. Kuşlarda bu sürece
başından sonuna kadar kas tabakası yerine
bağdokusundan yapılma ince bir zar olan diyafram yardımcı olur. Diyafram
göğüs çeperine yapışan kaslara bağlanır ve bu kasların kasılmasıyla düzleşir. Kuşlarda diyafram
soluk alma sırasında akciğer hacmini azaltırken
soluk verme sırasında genişletir. Kuşların akciğerleri
memelilerinkine oranla daha katı olduğundan
soluk alma ile soluk verme sırasında
akciğer hacminde az bir değişme olur. Buna karşılık
hava kesecikleri solunum sırasında önemli miktarda şişer ve söner . Uçuş sırasında
kuş kanat çırparken soluk alma kanatlar yukarı kalkarken
soluk vermeyse kanatlar aşağı inerken olur. Kanatların inmesi göğüs kafesini bastırır ve bayatlamış havanın
ön keseciklerinden soluk borusu aracılığıyla dışarı atılmasını sağlar.
SOLUNUM SİSTEMİ HASTALIKLARI
Soru:Soğuknemli yerlerde yaşayanların solunum yolları enfeksiyonlarına yakalanma olasılığı daha mı yüksektir?
Yanıt: Evet. Sözgelimi dünyada kronik bronşitin en yüksek oranda rastlandığı ülke İngiltere’dir. Bubirçok etkenin önemini vurgular (sigara içenlerin çokluğu
hava kirlenmesi )
ama ikliminde rol oynadığı kuşku götürmez. Kronik bronşitli hastalar bir süre sıcak ve güneşli iklimde yaşadıkları zaman kendilerini çok daha iyi hissederler.
Soru: Yazları hep saman nezlesi oluyorum. Ama bir süredirözellikle de geceleri ıslıklı solumaya başladım. Doktorum bende astım olduğunu söyledi. Bunun saman nezlesi ile ilgisi varmıdır?
Yanıt:Evet. İki hastalık birlikte çok görülür ve birinin ötekine dönüşmesine sık rastlanır. Bu durumun geceleri ortaya çıkmasıev tozu olarak tanımladığımız ve ‘toz akarı’denilen asalağın yumurtalarını içeren tozlara alerjiniz olması olasılığını akla getiriyor. Astım gibi alerjik sorunların kaynağı olan bu asalak böcekleri yatak odasında ve yatağınızda kolayca saptayabilirsiniz.
Soru: Günde iki paket sigara içiyorum. Her yıl röntgen çektirerek kansere yakalanma olasılığını azaltabilir miyim?
Yanıt: Hastalığı yakalanma olasılığını ancak sigarayı bırakmak ya da azaltmakla azaltabilirsiniz. Ama her yıl röntgen kontrolünden geçmekkanserin erken dönemde saptanmasına yarayabilir. Ama bu da sonucu umduğunuz kadar etkilemez. Röntgen yardımıyla başlangıç aşamasında fark edilen kanserlerin pek azı ameliyat edilebilir
oysa kesin iyileşme umudu ancak ameliyat edilebilen hastalar için geçerlidir.
Akciğerlerin görevikandaki oksijeni temizlemektir. Soluduğumuz hava içindeki oksijen hava keseciklerinden kana aktarılır. Gerekli oranda oksijenin alınması için havanın bronşlardan geçerek akciğerlerin her yanına ulaşması ve oksijenin kana kolayca karışması için hava keseciklerinde sıvı olmaması gerekir. Bu koşullardan her hangi biri gerçekleşmediği zaman solunum yolları hastalıkları ortaya çıkar.
Nedenleri
Akciğerlerçevredeki havayı soluduğundan
havadaki tehlikeli ve bulaşıcı bileşenlerden de kolayca etkilenir. Bronşların yüzeyini kaplayan mukoza tabakası
bu tür enfeksiyonlara karşı koruyucu görevi yapar. Bu tabakayı kaplayan zarda yer alan akyuvarlar yabancı organizmaları alı koyarlar ve zarın yüzeyini kaplayan tüycükler (silia) dalgalanma hareketiyle bu molekülleri dışarı atarlar.
Batı ülkelerinin çoğunda doktorların karşılaştıkları göğüs hastalıklarının başlıca nedeni sigaradır. Sigara dumanı akciğerleri birkaç yönden etkiler: Başta bronşları kaplayan mukoza tabakası tahriş olur; bu durum tabakayı oluşturan hücrelerde yapısal bozukluklara yol açar ve hücrelerde oluşan değişiklikler denetimden çıkarak kansere zemin hazırlayabilir. Ayrıca tüycüklerin hareketleri durduğundan mukus dışarı atılamaz ve kronik bronşit oluşur. Bütün bunlardan başka sigarahava keseciklerinin çeperinde bozukluklar yaratarak
tedavisi olmayan amfizemin temelini oluşturur.
Sigara dumanının yanı sırasolunan bulaşıcı etkenler
çeşitli zatürree türleri ile akut bronşit ve tüberküloza yani vereme yol açabilir. Enfeksiyona neden olan organizmaları soluma olasılığının herkes için eşit olmasına karşılık
sigara içen kişilerin tüycükleri iyi çalışmadığından bedenin enfeksiyonları temizleme yeteneği daha azdır. Bu yüzden çok sigara içenlerde göğüs hastalıkları daha kolay oluşur. Akciğer enfeksiyonları kalıcı bozukluklar yaratabilir. Tüberkülozda ciğerlerde yaralar ve bağ dokusu oluşur
zatürreede ise apselere rastlanılır. Yine tüberküloz ve boğmaca gibi enfeksiyonlar sonucu görülen bronşektazi yani bronş genişlemesi
akciğerlerin bir bölümünde bronş çeperlerinin ve mukozanın zarar görmesiyle ortaya çıkar. Hastalıktan etkilenen bronşta enfeksiyon odakları belirir ve göğse kronik enfeksiyon yerleşir. Akciğerler
bedenin dış etkenlere karşı savunmasını sağlayan bağışıklık sistemi yüzünden de hastalanabilir. Atopik ve alerjik kişilerde bağışıklık sistemi aşırı etkinlik gösterir. Normal koşullarda bedenin bir dış etkene karşı savunması iltihap şeklindedir. Alerjik kişilerde bu tepki normalden çok daha hızlı bir biçimde gelişir ve bronşların daralmasıyla astım ortaya çıkar. Bu tip astım genellikle çocukluk çağında görülür
ama ileri yaşlarda (özellikle bronşit ve amfizemlilerde ) da ortaya çıkabilir. Gençlerde alerjinin nedeni
sözgelimi ev tozu akarı gibi tek bir alerjine (alerjiyi başlatan madde) bağlıdır. Ancak başka etkenlere bağlı alerjilerde görülebilir. Bağışıklık sisteminin iyi çalışmamasına yol açan bir başka hastalık grubu da akciğer fibrozu’dur. Hava keseciklerine yerleşen iltihap
bunların
bağ dokusu gelişmesi yüzünden çalışamaz duruma gelmesine yol açar. Hastalık daha çok çevre koşullarının etkisiyle ortaya çıkar. Çiftçilerde samana karışan toz ve topraklar kuş özellikle güvercin besleyenlerde kuş pisliğinde bulunan alerjenler akciğerlerde tipik bozukluklar yaratır. Kimi kişilerde ise hastalık
belirgin bir nedene bağlı olmaksızın ortaya çıkar.
Belirtiler
Akciğerlerde ağrıyı algılayan sinirler bulunmadığındanakciğer hastalıkları genellikle ağrılı değildir. Bu yüzden bazı hastalıkların
özellikle tümörlerin fark edilmesi gecikir. Ağrılı belirti veren tek yapı
akciğeri saran plevra
yani akciğer zarıdır. Zatürree ve virüs enfeksiyonları sonunda bu zarın iltihaplanması (plörezi)
yani zatülcenp
özellikle derin soluk alındığı zaman ağrıya yol açar. Akciğerlerdeki damarların pıhtıyla tıkanması sonucu oluşan
akciğer embolisi’nde de zatülcenpe benzer ağrılar görülür. Bunun nedeni ilgili bölgeye kan gelmemesi yüzünden buradaki akciğer zarının iltihaplanmasıdır. ‘Pnömotoraks’ denilen durumda ise akciğer zarı boşluğuna hava dolması ağrıya yol açar. Aslında akciğerler ile göğüs duvarı arasında akciğer zarını oluşturan iki zar tabakasından başka boşluk bulunmaz. Ama bazen akciğerlerden sızan hava burada birikerek ağrıya
soluk darlığına ve akciğerlerin büzülmesine neden olur.
Öksürük
Kuru öksürük yalnızca bronşların iç yüzünü kaplayan dokunun iltihaplanmasının belirtisidirama öksürük; aslında akciğerlerden yabancı maddeleri atma amacıyla gerçekleşen bir reflekstir. Zatürree ile akut ve kronik bronşitin
tüberkülozun ve bazen de astım ile akciğer fibrozunun tipik belirtisi öksürüktür. Öksürük sırasında ağızdan kan gelmesi durumunda
zaman geçirmeden doktora başvurulmalıdır. Bunun nedeni bronşit gibi basit bir hastalık olabileceği kadar kanser
tüberküloz
bronşektazi ya da emboli gibi ciddi sorunlarda olabilir.
Öksürükten sonra en sık görülen belirti soluk darlığıdır. Soluk darlığıya oksijen alışverişini bozan ve kısıtlayan hastalıklar (zatürree
amfizem
akciğer fibrozu
pnömotoraks sonucu akciğerin bir bölümünün büzülmesi yada kanser yüzünden bronşların tıkanması) ya da bronşlara hava girmesini önleyen nedenlerle (astım ve bronşit) ortaya çıkar. Astımın bir başka özelliği de bronşların daralması sonucu ortaya çıkan ıslıklı solunumdur.
Muayene
Bazen hastalığın nedeni açıkça bellidir .Ama çoğunlukla hastanın ayrıntılı muayeneden geçirilmesi gerekir. kansertüberküloz
pnömotoraks ve akciğer apsesi ile ciğerdeki kütle
aşağı yukarı her zaman röntgenle saptanabilir. Başka hastalıklarda ise röntgendeki değişiklikler bu kadar belirgin değildir.
Akciğerlerin çalışmasını incelemek için akciğer fonksiyon testleri yapılır. Bunların en basiti akciğerlerden çıkan hava miktarını ölçmektir. Bu testastım ya da bronşitten kaynaklanan daralmaları gösterir. Daha karmaşık testlerde ise
her solukta akciğerlere girip çıkan toplam hava miktarını belirleyen spirometreler kullanılır.
Eğer röntgen ya da hastanın özgeçmişi ile şikayetleri kuşkulu bir durumun varlığını gösterirsedoktor
bronkoskopla ciğerlerin durumunu inceler. Bu aygıt bronşlara kadar uzanan ve anes¤¤¤i altında hastanın ciğerine indirilen bir tür borudur. Çoğunlukla hastanın balgamı da mikroskop altında incelenir
tüberküloz bakterileri bu yöntemle saptanır. Hastalıktan şüphelenilmesine karşılık alınan örnekte bakteri bulunmazsa
örnekten bakteri üretmek (kültür) denenir. Balgamda kansere özgü anormal hücreler de saptanabilir. Ayrıca
yapılan kültür
zatürreeye tedavi amacıyla kullanılması gereken antibiyotiği saptamaya yardımcı olur.
Belirti
Ani ateşgöğüste ağrı
öksürük
kanlı balgam terleme
Çocuklarda:Ateşgöğüsteki lenf bezlerinde şişme
kilo verme
öksürükve kanlı balgam
bazen zatülcenp
Göğüste gittikçe artan sıkışma hissi ve soluk darlığı. Sık görülen öksürük nöbetleri ve balgam çıkartma
Kan tükürm e öksürük soluk darlığıbazen astım
Balgam(bazen kanlı)çıkararak öksürme.İleri evrede zatürre ve akciğerde kısmi sönmeyi izleyen bitkinlikkilo verme ve isteksizlik
Ani yüksek ateşardından kuru öksürük
bronşlarda ve soluk borusunda yoğun salgı
aşırısoluk darlığı
Burun akmasıgözlerde sulanma
öksürük
aksırık boğaz ve baş ağrısı
Üşümeyüksek ateş bademciklerde ağrı
baş ağrısı
yutma güçlüğü
çene ve boyunda ağrı.Bademcikler kırmızı ve şiştir.
Kurutahriş edici
balgamlı öksürük
hafif ateş.Öksürük iki hafta sürebilir
Hastalık
Zatürre
Verem
(Tüberküloz)
Amfizem
Pnomökonyoz
(akciğerin toz hastalığı)
Akciğer kanseri
Laringortakeal
Bronşit
(krup)
Nezle
Bademcik iltihabı
Akut bronşit
Tedavi
Yatak istirahatiantibiyotik
solunum egzersizleri
Enfeksiyon ilaçla tedavi edilir.Ciddi durumlarda üç aya kadar uzayan hastane tedavisi18 ay süreyleilaç tedavisi
Kronik bronşit ve pnomokonoyoz gibi solunum hastalıklarının sonucudur.Tedavi temiz havasigarayı bırakma ve solunum egzersizlerinden oluşur.
Bu hastalık toz tanecikleri soluma sonucu görülen bütün hastalıları kapsar.Bazı tozlar zararsızdırama silisyum ve asbest akciğer dokusuna büyük zarar verdiğinden erken tedavi önemlidir.
Tümör ameliyatla çıkartılırışın ve ilaç tedavisi uygulanır
Çocukta hemen tıbbi girişim gerekir.Hasteya antibiyotik verilirbazen hastane tedavisi gerekebilir.Evde oda sıcak tutulmalı önerilen ilaçlar verilmelidir.
Genellikle bir haftadan uzun sürmez.Ama bazen bronşit gibi sorunlar yaratabilir.Belli bir tedavisi yoktur.Aspirin ve antihistaminli ilaçlar hastayı rahatlatabilirHasta sıcak tutulmalı evden çıkmamalıdır.
Antibiyotik yada sülfonamitler.Doktora başvurunŞiddetli tedavi edilmeyen vakalar romatizmal ateşe dönüşenilir.
Havası kuru olmayan bir odada yatak istirahati.Bol sıcak içecek.Gündüz balgam söktürücü ilaçlar gece öküsürük şurubu


LinkBack URL
About LinkBacks
enerji oluşturmaya yarayan fiziksel ve kimyasal işlemleri gerçekleştiren sisteme solunum sistemi denir. Havayla yaşar (aerob) bir organizmanın 



Alıntı ile Cevapla

Bookmarks