Konu Etiketleri:

tribün şovu hangi yil düzenlenen dünya kupasinda çikmiştir, 80 li yılların saç modelleri, meksika dalgası hangi yıl başladı, 80 li yılların kıyafetleri, 80li yılların ençok tutulan arabesk şarkıları, 80 l yıllarla ilgili sözler, 80 li yıllar saç, 80li yillarda turkiye, 80li yıllar modellerı, 1980 li yıllar, 80 li yıllar görsel, 80 yillar sac, içi ışıklandırmalı karton ev modelleri, meksıka dalgası olan trıbun sovu ne zamn oldu, meksika dalgası olarak bilinen tribün şovu hangi yıl düzenlenmiştir, 80 li yıllar saç modeli, trt 1 in 2000 yıllarında gündüz kuşagında yayınlanan meksika dizileri, 80 li yıllarda giyim, şişmanlar için 80 li yılların kıyafetleri, 80 li yıllar saç modelleri, 1980 li yillardaki saç modelleriri, 80 li yıllarla ilgili yazılar, mufit sacici, 1980 yılların saç tasarım, 80 li yılları ile ilgili 3 paragraflı bir yazı,

+ Konu Cevapla
3 / 3 Sayfa BirinciBirinci 123
11 den 15´e kadar. Toplam 15 Sayfa bulundu

80'li Yıllar / 80'li Yıllarda / 80'li Yıllar hakkında

 Bilim Forumları Katagorisinde ve  Bireysel Gelişim Forumunda Bulunan  80'li Yıllar / 80'li Yıllarda / 80'li Yıllar hakkında Konusunu Görüntülemektesiniz.=>1980 YILINDA TASARLALAN MG YAPIMI KONSEPT Bİ OTOMOBİL 80'li yıllar ve bir albüm kapağı tanıdık bir yüz..gerçi tanımama ihtimalinizde var...

  1. #11
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.048
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: 80'li Yıllar / 80'li Yıllarda / 80'li Yıllar hakkında







    1980 YILINDA TASARLALAN MG YAPIMI KONSEPT Bİ OTOMOBİL






    80'li yıllar ve bir albüm kapağı tanıdık bir yüz..gerçi tanımama ihtimalinizde var

  2. #12
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.048
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: 80'li Yıllar / 80'li Yıllarda / 80'li Yıllar hakkında





    Bir Bilanço - 80'li Yıllarda Türkiye' de Sanat Üretimi


    Sergi kavramı ve Genel Yönetim: Beral Madra

    Karşı Sanat’ın kuruluşundan bu yana üstlendiği toplumsal belleği canlı tutma işlevi içinde düzenlenen “Bir Bilanço” başlıklı sergi 80’li yıllarda görsel sanatlar alanındaki gelişmeleri, bu üretimin temellendiği siyasal, ekonomik, toplumsal, kuramsal gerçeklere doğru açılarak, modernizm ve post-modernizm olgularını irdeleyerek gündeme getiriyor.

    Yakın dönemi araştıran ve yorumlayan böyle bir serginin yapılmasının nedeni öncelikle, günümüzün hızlı değişime yatırım yapan görsel-işitsel-nesnel kültür tüketimi bağlamında durmadan yıpranan düşünsel/kuramsal bellek ve üretim birikimini toplumun gündeminde tutmaktır. İkinci olarak geç kalmış ve şimdilerde kurulması düşünülen ya da kurulmakta olan modern ya da çağdaş sanat müzelerinin/merkezlerinin içerik sorunlarına bilimsel ve belgesel bir katkı ve çözüm önermektir. Üçüncü olarak, yetişmekte olan sanat ve kültür yöneticileri için görünmeyen bir üretimi görünür kılarak, araştırma ve yorum yapmalarını sağlamaktır.
    Kuşkusuz, bütün bunlardan öte, 80’li yıllardaki üretimleriyle, Türkiye kültür ortamına ivme kazandıran sanatçıları ve belki artık var olmayan yapıtlarını toplumun dikkatine sunmaktır.

    Sergi, Türkiye’de demokrasinin bütünüyle yitirildiği, şiddetin ve krizli ekonomik süreçlerin yaşandığı, iletişim, medya ve tüketim kültürünün yerleşmeye başladığı 80’li yıllarda, her şeye karşın söylen(e) meyen söylendi mi, anlatıl(a) mayan anlatıldı mı, im-alem, çoğulluk ve göndermeler gerçekleşti mi, gibi sorulara belgeler ve yapıtlarla yanıt vermeyi amaçlıyor. Bu bağlamda sergi, geniş bir disiplinlerarası konferans ve açıktorumlar ile de destekleniyor.

    Sergi, Siyaset, Ekonomi, Toplum, Sanat ve Kültür Olayları, Görsel ve Nesnel Sanat Üretimi, Galeriler, Sanat Kurumları ve Koleksiyoncular, Eleştiri, Mimarlık, Sinema, Belgeseller, Konferans ve Söyleşiler gibi bölümleri içeriyor.

    Sergi, Ayşe Çetinkaya, Beral Madra, Belgesel Sinamacılar Birliği, Denizhan Özer, Derya Bengi, Evrim Altuğ, Feyyaz Yaman, Grafikerler Meslek Kuruluşu, Müfit İşler, Özkan Taner, Vecdi Sayar’dan oluşan yönetim ekibi ve Begüm Akkoyunlu, Deniz Aygün, Elif Dastarlı, Hande Özdilim, Müfit Selçuk, Ömer Faruk Şerifoğlu, Pınar Çelik, Saliha Yavuz, Şebnem Aydın’dan oluşan araştırma ekibi tarafından düzenleniyor. Serginin grafik ve yerleştirme tasarımı Tulya Madra tarafından yapılıyor.

    Sergi kitabı sergi süresi boyunca konferans, söyleşi ve diğer belge katkılarıyla hazırlanacak ve yayınlanacaktır.


    Sergi, hızlı bir değişim geçiren kültür dokusu içinde geçmişi değerlendirmeyi amaçlayan bir Bilanço olarak sunulurken temelde “Anlatıl(a) mayanın Anlatılması” kavramını da içermektedir. Bu kavram, Post-modernizm’in tanımlamaları içinde yer alan “ayram” (differend) terimine ve Erol Göka’nın 1993’de
    Birikim (sayı 49) dergisinde çıkan, Postmodern’i Batı düşünürlerin tanımları, “ meta-anlatı olarak din” ve “tanrının bıraktığı boşluğun doldurulması” bağlamında ele alan “küller arasındaki ruh” yazısına odaklanmaktadır:

    “ Derrida, Foucault, Baudrillard, Deleuze gibi poststruktturalist filozofların, Lyotard’ın ve onların Nietzsche, Heidegger gibi öncülerinin düşünce tarihine katkılarını, mevcut dünyadaki sözümona “postmodern” yaşantı fenomenlerinin tutarsızlıklarını gerekçe göstererek karalamaya kalkmak entellektüel bir fiyaskodur.

    Lyotard’a göre postmodern düşüncede im (sign) representasyondan (temsil etme) daha çok presentasyon (ibraz) durumundadır. Presentasyonun semiyotiği ise differend’i (temsil edilmeyen) gerektirir. Differend sayesinde bir sözün ifade içindeki yeri saptanabilir; bir söz, bu ifade içinde yanlış bir yere girdiğinde bunun sancısını çeker: Heideggeriyen anlamda differend “söylenmeyen”, “düşünülmeyen”dir, nihil’dir; çağdaş kültürün çılgınlığında ifade edilememekten dolayı kıvranan anlatılmayanın anlatılmasıdır. Lyotard’ın differend’i referent’in (gönderim) karşıtıdır; Heidegger’in nihil’i gibi hem sınırları hem ufku belirlenmiş; Paul Ricoeur’un “plurisignificative” (çoklu imleyim) dediği akıcı ve imlalı bir dili karakterize eden sınırsız semiyozis’ten çok daha fazla ve değişik bir şeydir. Saf ifade edilmeyendir; yalnızca söylenin sınırlarında değil, varoluşun saçaklarında titreşir durur...
    İm çağının sonu gelmiştir (Derrida) şimdi; differend kendini açığa vurmuştur; total varlık, gerçek im-alem (sign-universe) , dil oyunlarının önüne geçmiştir. Postmodern logosentrik alemin nihai sınırlarını yapılandıran “unpresentable” olana (differend’e) yeni presentasyonlar bularak küller arasındaki ruhu ortaya çıkarma girişimidir.”

    Yazının bu paragrafı 80’li yıllarda Istanbul odaklı sanat üretimini tanımlayıcı bir içerik taşıyor. Sergiyi post-modernizm gibi, “küller arasındaki ruhu ortaya çıkarma” girişimi olarak nitelendirmek, kuşkusuz abartılıdır; çünkü 80’li yılların sanat üretimi küller arasında gömülmemiştir, ancak gösterildiği zamandan bu zamana kadar kitleyi bilgilendiren bir müze ya da sanat merkezi bağlamında görünmeyen bir üretim olarak, ilklere sahip çıkma iddiası taşıyabilen kişi ve kuruluşlar tarafından yanlış ya da haksız kullanıma açıktır; bu olumsuzluğun bir an önce giderilmesi gerekir. Toplum kendisine sunulmak üzere üretilmiş bir yapıt topluluğunu istediği zaman görebilme hakkına sahip olamadı; bu kültürel açıdan sakıncalı bir bellek ve sorumluluk boşluğu yaratmaktad

  3. #13
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.048
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: 80'li Yıllar / 80'li Yıllarda / 80'li Yıllar hakkında





    80�li yılların ortasında popülaritesini arttıran ve bir dönemi başlatan Volkswagen Golf GTI.

    Beetle modelinin tarihçesinden hatırlayacağımız üzere Golf modeli Volkswagen firmasını büyük bir darboğazdan kurtarmıştı. 60�lı yılların sonunda finansal sorunlar yaşayan firma yıllık 800 milyon mark kayba uğramıştı. Alman üretici ürettiği dünyanın en meşhur aracı olan halkın otomobili Beetle �ın üretimi ve satışı ile rakiplerini geride bırakmış ve büyük popülarite sağlamıştı, ancak aracın arkadan itişli ve su soğutmalı K70 motorlu versiyonu Beetle �ın popülaritesini kaybetmesine neden olmuş ve firma İtalyan tasarımcı Giorgetto Giugiaro �nun yardımına başvurarak önden çekişli motoru önde bulunan ve sonradan Golf olarak adlandırılacak Hatchback modelini üretti.Golf küçük küçük olduğu kadarda sağlam ve ekonomik bir araçtı, 1979 yılında İngiltere�de sağ direksiyonlu modeli ile karşımıza çıkan Golf büyük bir pazarada girmiş bulunuyordu. 30 ay boyunca milyonlarca Golf �ü yollara çıkaran firma eski finansal gücünü dönmeye başlamış ve Golf imajını yükseltmek için 6 motorspor mühendisinden bir takım oluşturarak Golf�e yeni bir çizgi kazandıracak projeye soyunmuştu. Enjeksiyon sistemi ile yenilenen ve daha güçlü kimllik kazanan yeni Golf arkasında ve ön ızgarasında GTI rozetini taşıyordu. Uzun süreli sade aile otomobili imajından sıyrılan Golf aile otomobili segmentinde performansın ön planda tutulduğu modellerin atası olmuş ve model yelpazesinin yeni bir bireyi olmuştu.Golfmodeli Volkswagen�in krizden kurtarmış ancak başka bir sorunu beraberinde getirmişti, aile otomobili olarak ünlenen bir araç yarattığı bu yeni segmentte, performans otomobili olarak nasıl satılacaktı?Volkswagen Grubu Pazarlama Stratejileri bölümü başkanı Geird Burmann bu olayı şöyle özetlemekte:�Hızlı akserelasyonu olan bir araç satın alabilirsiniz, ancak bu araçlar belli kimliklere sahiptirler, Bmw ve Porsche gibi. Ancak Volkswagen gibi halkın otomobili üreten firma konumundaysanız ürettiğiniz araçlarda sunacağınız performans size avantaj sağlamayabilir.�Golf Gti kendini bir anda BMW 1602, Escort RS2000, Lotus Sunbeam ve Alfasud Ti gibi rakiplerin karşısında bulmuştu.Gazeteci Steve Cropley bir test esnasında başından geçen bir olayı şöyle anlatıyor:� Galler�de bir Ferrari test ediyorduk, 5.0 litrelik V12 motora ve 180 mil/s maksimum hıza sahip. Hayatımda hiç yapmadığım kadar hız yapıyordum, ve bir GTI tarafından kovalanıyordum. Durmamla beraber ne kadar çabuk bana yetişdiğini gördüm�O dönemlerde İngiltere�de normal araç modellerinin spor versiyonlarını üretmekte konusunun uzmanı olan Ford�un ürettiği Escort XR3 karşımıza çıkıyor. XR3 enjeksiyon sistemi olmayan bir araç olmasına rağmen Volkswagen�den daha ucuza piyasaya çıkarak İngiltere�nin en çok satan GTI modeli oldu.Frankfurt�ta yapılan 2003 otomobil fuarında örtüsü kaldırılan 5. nesil yeni Golf GTI � ın dedesi olan GTI çıktığı ilk günden bu yana popülaritesini korumakta.Üyeler Görebilir ]

  4. #14
    Admin Duru - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Nov 2008
    Mesajlar
    24.048
    Tecrübe Puanı
    28


    Tanımlı Ce: 80'li Yıllar / 80'li Yıllarda / 80'li Yıllar hakkında





    80' li yıllardaneler oluyordu?

    OTOBAN SERiSi Şehirler arası otobüslerde çalan Otoban-1, Otoban-2 diye habire devamı çıkarılan bir kaset serisiydi. Dönemin uyanık bir yapımcısı pöpüler arabesk-fantezi şarkıları toplamış aralarına da embesil fıkralar döşemişti. Fakat dönemin de embesilliğinden kaynaklanıyor olsa gerek pek bir tuttu bu seri. Şehirler arası yolculuklarda otobüslerde sürekli bu kasetler çalardı. SAVSAK TURIZMIN ..... YOLCULARI Dönemin en popüler esprilerinden biriydi. En alakasız yerde bile yapıldığında kimse yadırgamaz topluca kahkahalar atılırdı.
    ARKADAŞLIK KARTI Bu da seksenlerin kitschliklerinden biriydi. Vapurda, trende veya kalabalık bir otobüste bir kadınla karşılaştınız. Çok hoşlandınız. Arkadaşlık teklif edeceksiniz, fakat konuşamıyorsunuz kalabalıkta. Kolayı var. Arkadaşlık kartı. Kartın üzerinde "merhaba bayan, sizden çok hoşlandım acaba arkadaş olabilir miyiz? Eğer cevabınız evetse kartın sağ tarafını, hayırsa kartın sol tarafını yırtıp kartı iade ediniz" yazardı. Ve kartın her iki tarafında üzerinde "Evet" ve "Hayır" yazan iki kulakcık bulunurdu. Kadın bunlardan birini keser size geri verirdi. Bu kartlar piyasada acaip satardı. Bu karta en son 95 de rastlamıştım.
    AĞLAYAN ÇOCUK POSTERİ Özellikle kamyoncular aşıktılar o çocuğa. Hemen hemen her kamyonda bulunurdu posteri. Önce önden bir resmi vardı. Çok tutunca çocugu yandan da çizdiler, sağa sola bakarken çizdiler. Onlar da çok sattı.
    PEŞİN VEREN, VERESİYE VEREN Posterlerin kralıydı. Bütün bakkallarda bulunurdu. Çok kötü çizilmiş bir yağlı boya tabloydu. Çelik kasasının yanına kurulmuş, pahalı bir koltukta oturan şişman adam purosunu tüttürerek keyifle gülümser (Peşin Veren); hemen yan tarafındaki karede ise fareler oynaşan dükkanında borç senetleriyle boğuşan bir deri bir kemik yoksul esnaf (Veresiye Veren) hüzünle bakardı. En son bir varoş bakkalında gördüm. Bakkaldan istedim ama satmadı.
    BU MEKTUBU EN AZ YEDİ KİŞİYE DAHA YOLLAMAZSANIZ KIÇINIZ KURUR Seksenlerde en sık rastlanılan salaklıklardandı. Daha çok frenk icadi olan bu toplumsal paranoya müsebbibi mektuplar memlekette de çok tutmustu. Sürekli insanlardan bu tür mektuplar gelirdi. Şöyle başlardı mektup; "Bu mektubu alıp da yollamayan bilmem kimin kızı öldü, bir diğerinin difransiyeli patladı, biri canına kıydı, biri bir günde iflas etti. Onların yaşadıklarını yaşamak istemiyorsan bu mektubu en az yedi tanıdığına gönder" Mektubu alan aman benim de başıma böyle şeyler gelmesin diye hemen kopyalayıp yedi kişiye daha postalardı. Böylece o mektup bütün ülkeyi dolaşırdı.
    TUVALET KAPAĞI Yine bir seksenler klasiği... Özellikle gecekondu semtlerindeki evlerde, alaturka tuvaletler koku yapmasın diye deliğe kapatılan, ve üzerine bir ağırlık düştüğünde açılan anlamsız bir kapaktı. Çok anlamsızdı, çünkü kakanız o kapağın üzerine düşer ve kapağı yıkamak falan için ayrıca bir uğraş gerekirdi.
    SSSSSSSWEEPS Sweps hoş içimli bir gazozdu ve fakat toplumsal hayatımıza gazoz olmaktan çok bir "sözlü taciz" malzemesi olarak girdi. Sokakta bir kadının arkasına takılır ve uzun bir süre "ssssssss..." diyerek gidilirdi. Tam kadın döneceği sırada yüz başka bir tarafa çevrilir ve "...ssssweepssssss" denirdi. Böylece hem laf atılmış hem de bir şekilde yırtılmış olunurdu.
    SENIN ANANA BACINA LAF ATSALAR İYİ Mİ OLUR? Dönemin en popüler kadın lafıydı. O zamanlar sokağa hangi kadın çıksa manyağın biri mutlaka dayanamaz paspasın olayım temennisiyle laf atardı. Ve kadınlardan gelecek cevap hiç şaşmazdı! "Hayvan! Senin anana bacına laf atsalar iyi mi olur?"
    ULUSAL VİDEO Seksenlerin sinema estetiği... Sinemalar mortu çektigi için video furyası başlamıştı. Özellikle Türker İnanoğlu'nun Ulusul Videosu, ortalığı kasıp kavuruyordu. Almanya piyasasi için yapılmış, video kamerayla çekilmiş, kötü ışıklı anlamsız filmlerdi. Evde videosu olan herkes video player tembelliğe alışmasın mantığıyla onları kiralar izlerdi. Hala bazen gündüz kusağı filmlerinde rastlıyorum. Dönemin video yıldızları Yunus Bülbül, Bülent Kayabaş, Bahar Öztan, Ahu Tuğbaydı.
    MERCİMEK TV Çiftçinin elinde mercimek kalınca halka kakalamak için yapılan TRT programlarıydı. Her gün akşam saati mercimekli yemek tarifi yaparlardı. Her şeye mercimek katılırdı. Mercimekli köfte, mercimekli bulgur, mercimekli işkembe çorbası, mercimekli baklava gibi uzayan abuk sabuk bi listesi vardı. Hatun bi profesör çıkar mercimeğin yararlarını anlatırdı.
    HALİÇ'İN ALTI ALTIN DOLUYMUŞ Bu da en büyük geyikti... Herkes inanırdı. Japonlar biz temizleyelim demişler de bizimkiler izin vermemişler... Yıllar sonra Dalan haliçi temizlemeye kalktığında bu geyikler ayyuka çıktı. Dalan altınları gotürdü dendi. İstek vakfını neyle kurdu sanıyosunuz?
    KARTON EVLER Seksenlerin ikinci yarısında popüler olmuş bir şeydi. Bütün çocuklar manyaklar gibi gazetelerin verdiği karton evlerden yapmaya çalışırdı. Sonra gazeteler karton araba, karton oyuncak vermeye başladılar. Bütün Türkiye karton evler, karton arabalar, karton yemekler, karton kartonlarla dolup taşmaya başladı. Kartondan mahalleler bile kuruldu. Sonra birden gazeteler karton vermeyi kestiler. Kimse de sonra o karton evleri aramadı.
    KANBER İLE UYANIK Gap Tv'nin Lorelle ve Hardysi... Köylülere zirai bilinç aşıyalım, lakin eğlensinler de sıkılmasın garibanlar mantığıyla bulunmuş bir şeydi. Kanber ağa her zaman bir salaklık yapar, uyanık da onun salaklığını katlayan yeni bir salaklık yapar ve finalde ikisi de yatağa düşerlerdi. En son doktorla birlikte gelen muhtar ya da öğretmen onlara işin doğrusunu öğretirdi. Öyle değil böyle derdi. Böylece köylülerimiz bilinçlenirdi. Sonra yok oldular.
    ASKER ÇAKMAGI Erotik çakmak da denebilir... Çok popüler bir şeydi. Çakmağı yakınca çakmaktaki resim yavaş yavaş soyunur ve siz sigaranızı yakana kadar bedavaya striptiz izlemiş olurdunuz.
    ANKARA GAZOZU Güzel içimli bir gazozdu. Sonradan içinde fare ölüsü bulunmuş geyiği çıktı. Kimse içmemeye başladı. Fabrikası kapandı.....Söylenti işte..
    KİBRİTTEN EV Bir de bu mevzuu vardı. Bu da yetmişlerden seksenlere devretmiş bir mirastı. Her kasabada ya da mahallede mutlaka bir manyak çıkar bir iki yıl ugraşır kibrit çöplerini birbirlerine yapıştırarak kocaman bir ev yapar ve "bakın psikopatım ben" der gibi dükkanının vitrinine koyardı" Çakar çakmaz çakan çakmak devrıyle birlikte kibrit evler de yok oldu.

  5. #15
    beyzik
    Guest

    Tanımlı Ce: 80'li Yıllar / 80'li Yıllarda / 80'li Yıllar hakkında





    sdddddda sasç şdç oskf fjndj caw wat is your name jlş

Yetkileriniz

  • You may not post new threads
  • You may post replies
  • You may not post attachments
  • You may not edit your posts
  •  
Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0