Konu Etiketleri:

adolf hitler, 2dünya savaşında toplama kampları, hak etmişti, ikinci dünya savaşı rusya, rembrandt kimdir, bırlenbach, adolf hitler yaşıyormu, aldof hitler kimdir, hitler hakkında, savaş sonrası almanya türklerin alınması fotoları, hitler kimdir, adolf hitlerin rusyaya girme planları, 2 dünya savaşı adolf hitler, rothschild ailesi kimdir, vermeer kimdir, hitler amerika ziyareti, adolf hitler kimdir, nazi bayrakları, adolf hitler yahudi soykırımı, her ırk bir arada, adolf hitlerin hayati, eğitilmiş adolf hitler, büyük diktatör 1940, klara voss, adolf hitler hayati,

+ Konu Cevapla
1 / 2 Sayfa 12 SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 7 Sayfa bulundu

Adolf Hitler(Adolf Hitler Kimdir?-Adolf Hitler Hakkında)Adolf Hitler

 Türkiyeden Biyoğrafiler Katagorisinde ve  Bilim Tr ( Kimdir ) Forumunda Bulunan  Adolf Hitler(Adolf Hitler Kimdir?-Adolf Hitler Hakkında)Adolf Hitler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Adolf Hitler (1889 - 1945) Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan ...

  1. #1
    Senior Member YuReGim - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    299
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Adolf Hitler(Adolf Hitler Kimdir?-Adolf Hitler Hakkında)Adolf Hitler







    Adolf Hitler (1889 - 1945)

    Adolf Hitler, 20 Nisan 1889 yılında Yukarı Avusturya'nın Braunau kasabasında doğdu. Bir gümrük memuru olan Alois Hitler (1837–1903) ve Klara Pölzl (1860-1907) 'ün altı çocuğundan dördüncüsüdür.

    İlk tahsilini doğduğu kasabada, orta tahsilini Linz şehrinde yaptı. On üç yaşında tüberkülozdan babasını (Hitler'in memur olmasını isteyen babası Alois Hitler ile arası açılmıştı çünkü kendisi sanatçı olmak istiyordu), on sekiz yaşında (1907) annesini kaybetti. Orta öğrenimini başarısız bitirince ressam olma ümidiyle Viyana Güzel Sanatlar Akademisi sınavına girdi ancak başarısız oldu.

    Alman Tarihi derslerinde Akademideki profesörlerin Yahudi olduğu, ve Yahudilere karşı ilk kinin burada oluştuğu anlatılır. Bir başka teze göre ise Hitler'in annesinin ölüm anında gelen doktor bir Yahudiydi. Adolf Hitler annesinin ölümünü kabullenemeyip, bu Yahudi doktoru sorumlu tuttu. Ve bir çok bilim adamlara göre Hitler'in babaannesi Yahudi'dir. Bu yüzden bütün doğduğu yerleri yakmıştır.

    1912'de Viyana'dan Münih'e geldi. 1914'de I. Dünya Savaşı çıkınca Hitler, Bavyera ordusuna gönüllü olarak girdi. Alman mağlubiyetinden sonra Hitler, arkadaşı mühendis Feder ve altı kişi tarafından kurulmuş olan Alman İşçi Partisi isimli gizli bir fırkaya katıldı ve kısa sürede bu fırkanın reisi oldu. Fırkanın adını NSDAP (Nationalsozialistische Deutsche Arbeiter Partei/ Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi) olarak değiştirdi ve nüfuzunu arttırdı. Taraftarlarına kısaca "Nazi" ismi verildi. Kendisine de, taraftarları, rehber anlamına gelen "Führer" lakabını verdiler. Parti 25 maddelik bir program hazırladı. Bu programın ilk maddesi Almanya'yı Versay'ın zilletinden kurtarmak idi. Alman vatandaşlığının yalnız Alman kanını taşıyanlara hasredilmesi lazım geleceği programın temel maddelerindendi. Aynı zamanda büyük sermayeyi devleştirmek de yine programın esaslarından birini teşkil eder. Völkischer Beobachter adlı gazeteyi yandaşları çıkarıyordu. Josef Goebbels bu gazetenin tamamen parti bülteni halini almasını sağladı. Gazetede partisinin fikirlerini açıklayan makaleler yayınladı.


    1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Şimdilerde bu kitap Almanya'da antisemitizme yol açtığı gerekçesiyle yasaklanmaya çalış çok sıkışıyordu. Bu kitapla birlikte yeni teşebbüslerine de yol gösterdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930 seçimlerinde yüzde 18 oy ile SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.

    Seçimle işbaşına gelen Adolf Hitler kısa zamanda anayasa değişikliği hakkını elde etti. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Almanya'da aşırı artık gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük
    otobanlar inşa ettirdi. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu. Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 30 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir.
    Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu.

  2. #2
    Senior Member YuReGim - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    299
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Ce: Adolf Hitler(Adolf Hitler Kimdir?-Adolf Hitler Hakkında)Adolf Hitler





    Siyasi Kariyeri



    1924'de Münih'ten hükümeti devirmek için teşebbüslerde (Birahane Darbesi) bulundu fakat başarılı olamadı. Bunun üzerine 10 ay hapse mahkum edildi ve bu zaman içinde "Mein Kampf" (Kavgam) isimli bir kitapta fikirlerini yazdı. Bu kitap, partinin bundan sonraki faaliyetlerine yön verdi. 1924 ve 1929 yılları arasında partisi başarısız oldu. Ancak Dünya Ekonomik Krizinden sonra daha fazla oy kazanabildi (1929). 1930SPD'den sonra ikinci büyük parti oldu. Hitler'in oyları Katoliklerden daha fazla Protestanlardan, şehirlerden daha fazla kırsal bölge ve kasabalardan, işçilerden daha fazla orta ve üst kesimden geldi.
    1932 yılında yapılan üçüncü genel seçim, 31 Temmuz tarihlidir. Seçim sonuçlarından yine parlamentoda çoğunluğu sağlayabilen bir parti çıkmamıştır. Toplam oyların yüzde 37’sini alan Nazi partisi, parlamentoda çoğunluğu sağlayamamakla birlikte en çok sandalye sayısına sahip partiydi.


    1933 yılının Ocak ayında, Komünistlerin bir genel grevle tüm ekonomiyi işlemez hale getirerek bir “devrimci durum” yaratacakları ya da ülkede içsavaş çıkacağı konusundaki endişeler o derece derinleşmişti ki, Cumhurbaşkanı Paul von Hindenburg
    Ancak Katolik Merkez Parti’yle bir anlaşma sağlanamadı. Milliyetçi Parti’nin de desteğini alan Hitler, ülkeyi yeniden bir genel seçime götürmüştür.
    Hükümette olmak dolayısıyla devletin tüm olanaklarını kullanan bir seçim kampanyası yürütülmüştür. Öte yandan Hitler, hiçbir şekilde ulusalcı bir sosyalist olmadığını, gerçekte ne olduğunu çok net bir şekilde, gereken yerlere anlatabilmişti. Bu seçim kampanyası sırasında endüstri ve finans-sigorta devlerinden büyük miktarda mali destek sağladılar.


    27 Şubat 1933 akşamı Reichstag’ta bir yangın çıkmıştır. Büyük ihtimalle Nazi partisi tarafından yapılmıştır. Soruşturma kısa sürede polisi Marinus van der Lubbe adından yarı-deli bir komüniste götürdü. Yangını çıkaranın kendisi olduğunu itiraf etti.
    Ertesi gün, Hitler Hindenburg’a, anayasanın kişi hak ve özgürlükleriyle ilgili maddelerini ortadan kaldıran bir kararname imzalattı. İzleyen günlerde Nazi partisi ve Milliyetçiler dışındaki tüm partilerin yayınları ve seçim çalışmaları durduruldu.
    5 Mart 1933 günü yapılan seçimlerde Nazi partisinin oyları yüzde 44 düzeyine çıkmıştır. Milliyetçi partilerin oyları düşmüş olmakla birlikte parlamentoda çoğunluk sağlanabiliyordu.
    Seçimlerin hemen ertesinde parlamentodan bir “yetki kanunu” çıkartıldı. Bu kanun, Reichstag’ın tüm yetkilerini dört yıl süre ile kabineye devrediyor, ve çalışmalarına bu süre için ara veriyordu.
    Ancak böyle bir kanun için parlamentoda üçte iki çoğunluk kararı gerekmektedir. Bu çoğunluk kararının nasıl sağlandığı Nürnberg Mahkemeleri tutanaklarına da geçmiştir. Oylamanın yapılacağı gün parlamento SA tarafından kuşatılmış, bazı Sosyal Demokrat parlamenterler içeri alınmamıştır. Zaten 81 komünis parlamenter de seçimlerden önce göz altına alınmıştı.
    23 Mart 1933 günkü parlamento oturumunda “Halkta ve Almanya’daki Sıkıntının Kaldırılmasına Dair Kanun (Gesetz zur Behebung der Not von Volk und Reicht) adındaki yetki tasarısı kabul edilmiştir.



  3. #3
    Senior Member YuReGim - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    299
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Ce: Adolf Hitler(Adolf Hitler Kimdir?-Adolf Hitler Hakkında)Adolf Hitler





    Bu kararnameyle yürütme ve yasama erklerini eline almıştır. Hemen ardından diğer partileri yasakladı. Büyük bir propaganda faaliyeti yürüterek ve olağanüstü hitabet ve ikna kabiliyetini kullanarak bütün Alman halkını Nazi bayrağı altında birleştirdi. Kendisini, Almanların yanılmaz büyük lideri ilan etti ve halkı da buna inandırdı. Bundan sonra Alman halkı ölümüne kadar Hitler'in peşinden körü körüne gitmiştir.
    Halka, ülkeyi içinde bulunduğu durumdan kurtaracağına söz verdi ve bu yolda çalışmalarına başladı. Almanya'da aşırı artış gösteren işsizliği savaş hazırlığı için kullanarak, iş sahası oluşturdu. Ülke genelinde büyük otobanlar inşa ettirdi.
    Ülkedeki bütün aksaklıkların nedeni olarak Yahudileri ve çingeneler gibi bazı azınlıkları gösteriyor, Alman ırkının üstün ırk olduğunu söylüyordu. Bütün bir Alman halkını da bunlara inandırmayı başardı ve tarihin en büyük soykırım faaliyetine girişti. Bütün Yahudileri toplama kamplarında topladı. Çalışabilecek durumda olanlar

    ayrıldıktan sonra diğerleri gaz odalarında öldürülüp, fırınlarda yakıldılar. (Bu faaliyetler sadece Almanya'da değil, daha sonra işgal edilen bütün ülkelerde de gerçekleştirildi. Bu şekilde tüm Avrupa'da yaklaşık olarak 5.5 milyon Yahudi ve yarım milyon çingene öldürüldü.) Alman ırkını iyileştirmek adına, binlerce zihinsel engelli insan da hastanelerde, verilen gizli emirlerle öldürülmüştür.
    Hitler, tüm Almanca konuşan insanları bir çatı altında toplamak istiyordu (Avusturya ile Almanya sınırında bulunan bir kasabada doğması bunun nedenlerinden biri olarak gösterilir). Bu amaçla önce Avusturya'yı, daha sonra Çekoslavakya ve Polonya'yı Sovyetlerle beraber işgal etti. Bu işgaller, İkinci Dünya Savaşı'nı başlatan kıvılcım oldu. Batı Avrupa ülkelerini ve Rusya'yı(ne kadar Polonya'yı paylaşsalarda aralarındaki savaşın kaçınılmaz olduğunu iki tarafta biliyordu. İkisininde istekleri çakışıyordu) karşısına aldı. Bu cephe genişliği II. Dünya Savaşı'nın sonucunu belirleyen en önemli etken oldu daha sonradan Amerika Birleşik Devletleri'nin de savaşa dahil olması yenilgiyi hazırladı.

    Bir süre, neredeyse bütün Avrupa'yı elinde tutması bunuda 1.Dünya Savaşı'ndan yenilgi ve büyük tazminatlarla ayrılmış, 1929 Büyük Buhramı'yla tamamen sıfırlanmış bir devleti beş yıl içerisinde bir süper güce çevirip bütün dünya'ya kafa tutması, savaş planlarını generallerine bırakmadan kendisinin yapması, kendi savunduğu ve haklı olduğu fikirler nedeniyle Yahudileri öldürmesi onun bir askeri, ekonomik ve siyasi bir deha olduğu gerçeğini ortaya koyar. Yıllarca batı toplumu onlarda açtığı yara nedeniyle Hitler'in iyi yönlerini saklayıp sadece Yahudileri öldüren bir manyak olarak göstermiştir. Onun Almanya'sının 5 yılda ulaştığı sınırlara daha önce Avrupa'da bir Roma İmparatorluğu yüzyıllarda ulaşmıştır. Birde Napolyon Bonaparte(Hitler'le bir çok ortak yönü vardır ve ne kadar Hitler öyle bir şey söylemesede Napolyon'dan etkilendiği öne sürülür) 20 yılda ulaşmıştır ama onun da yıllarca kazandığı savaşlar, kazandığı topraklar unutulup kaybettiği tek savaş yüzünden tahttan indirilmiş, kin ve nefretle küçük bir adaya sürgüne yollanmıştır. Fransa'da heykelinin dikilmesi, bütün Dünya tarafından imrenilcek bir lider haline gelmesi yüz yıllar almıştır. Belki şimdi adı anılmayan Adolf Hitler yüzyıl sonra Almanya'da heykeli dikilecektir ama şu anda tüm dünya tarafından ABD'nın Japonya'ya atom bombalaları attığı bir dönemde Yahudileri öldürdüğü için nefret edilmektedir.
    Savaş sonucunda Almanya'nın yenilgisini gören Adolf Hitler ümitsizliğin iyice artması üzerine 29 Nisan 1945'te Berlin'de karısı Eva Braun'la birlikte aynı anda siyanür hapı içip, önce Eva Braun'u sonrada kendisini bir silah vasıtasıyla vurarak intihar etti. Kendi isteğiyle Führerbunker bahçesinde benzinle cesetleri yakılmıştır. Hitler'in bunu istemesinin sebebinin Sovyet ordusu tarafından yakalanıp teşhir edilmek istememesi olduğu iddia edilmektedir. Tüm bu 'resmi' hikayeye rağmen Hitler'in sonuyla ilgili çeşitli iddialar 'komplo teorileri' seviyesinde de olsa hala tartışılmaktadır.
    Hitler ölmeden önce ikili vasiyetnamesini yazdırmıştır: Siyasi ve Özel Vasiyetname. Hitler'in siyasi vasiyetnamesi bir hınç çığlığıdır. Ona göre; Almanya bütün milletler için bir zehir gibi tehlikeli olan Yahudileri ve Bolşevizm'i kovalamaktan asla vazgeçmemelidir. Almanya'nın geleceğini tartışmasız bu olgu belirleyecektir. Hitler, savaşa girmekte haklı olduğunu savunuyor ve yenilgiden korkak yalancı generalleri sorumlu tutuyordu. Özel Vasiyetinde ise, tüm hayatı boyunca topladığı sanat eserleriyle doğduğu şehir olan Linz'de bir müze kurulmasını istedi. Tüm şahsi mallarını partiye eğer parti kalmamışsa devlete bıraktığını söylüyordu seçimlerinde yüzde 18 oy ile Hitler’i, Katolik Merkez Parti’yle bir koalisyon kurarak istikrarlı bir hükümet kuracağı umuduyla başbakan atamıştır
    Hitler ABD'ye savaş ilan ediyor
    1941, Almanya

    1941 Aralık ayının ilk haftasıydı. İkinci Dünya Savaşı sırasında Amerikalıların belki de ülkelerine en sadık haftasıydı. Birçok Amerikalı Pearl Harbor olayına orduya yazılarak yanıt vermişti. Sonra da Japonya'ya savaş ilan edildi. Ancak Almanya ile ilgili bir karar çıkmadı. İşte bu yüzden Alman Führeri Adolf Hitler bazı yanlış kararlar aldı.

    Ne oldu da Almanya Amerikalıları karşısına aldı? Almanya hızla Avrupa'da ilerlemiş ve Önce Polonya, sonra Norveç, Danimarka, Fransa, Yunanistan, Balkan ülkeleri derken, Batı Rusya da ele geçmek üzereydi. Bu noktada iki pürüz çıktı. Biri başarısız İngiltere saldırısı, öteki de Almanların Kuzey Afrika'daki küçük gücü Rommel'in İskenderiye'den gelen İngiliz kuvvetleri tarafından sıkıştırılmasıydı.

    Rusya'daki saldırı ilerliyordu. Sovyetlerin kalbi olan Ukrayna düşmüştü. Leningrad kuşatılmış ve insanlar açlıktan ölmek üzereydi, Alman ordusu Kremlin'e yaklaşıyordu. Ancak Moskova yolundaki ordu Hitler'in emriyle kuzey Ukrayna'ya çağrıldı ve oradaki Rus ordusunun etrafı çevrildi. Sonuçta askeri tarihin en büyük toplu katliamlarından biriyle Sovyetler Birliği 700 bin asker kaybetti. Ardından Moskova'nın da düşüşüyle direniş kırılacak ve Stalin kaybedecekti.

    Bunun hevesiyle Almanlar o son saldırıya geçti. Ancak Rusya'da son elli yılın en soğuk kışı başlamıştı. Alman ordusunun bu şartlar için donanımı yetersizdi. 5 Aralık'a gelindiğinde Almanlar Mançurya ve Sibirya sınırındaki Rus güçlerinin 10 bin km. uzakta olduğunu düşünüyordu. Ama güçlü ve iyi eğitimli Sibirya ordusu Moskova'yı kurtarmak üzere gelmişti.

    Japon uçaklarının Pearl Harbor'u bombaladığı gün Sibirya ordusunun birlikleri de Moskova'da Almanları durduruyordu.

    Şimdi İkinci Dünya Savaşı'nın kaderini değiştiren başarısız planlara bir bakalım. Savaştan önce Almanya ve Japonya görüşme yapmıştı ve Japonya Pasifik'teki Fransız-İngiliz birliğine karşı bir müttefik arıyordu. Hitler de Japonları yanında savaşa sokup Rusya'ya Sibirya'dan saldırtmak istiyordu. Japon ordusundan da bu fikre sıcak bakanlar vardı. Ancak Stalin bu planları öğrenmişti. O yüzden Almanlar saldırır saldırmaz Sibirya birliklerini harekete geçirmişti.

    Rusya'ya karşı saldırı başlatılır başlatılmaz Alman Dışişleri Bakanı Japonlara Sibirya'nın alınmak için onları beklediğini bildirdi ama Japon tarafında sessizlikle karşılandı. Japonlar Pearl Harbor planıyla meşguldü. Hemen hemen tüm Alman Genelkurmayı, Japonya'nın ABD ve İngiltere'ye saldırdığını duyunca şaşırdılar. En azından İngiltere'ye saldırmaları ilginç bir haberdi. Bu, İngiltere'nin kaynaklarını bir savaş için daha parçalayacağı anlamına geliyordu. ABD'ye gelince, Alman subayları nefeslerini tuttu.

    ABD hala olaylardan uzak kalma duygusu içindeydi ve savaşın dışındaydı. Amerikalılar İngiltere'ye ve Sovyetler'e yapılan anlaşmalar çerçevesinde bazı desteklerde bulunuyordu. Bir ay önce Amerikan birlikleri İzlanda'ya çıkmış, Almanlar ve Amerikalılar karşılaşmış ancak ABD hala işin içine pek girmemişti.

    Hitler'in danışmanlarının Japon saldırısına tepkisi farklı farklıydı. Japonların Rusya'ya saldırmamasından duyulan bir rahatsızlık vardı. (Aslında sonraki on yılda Japonlar Ruslarla diplomatik ilişkileri geliştirmişti.) Almanlar Pearl Harbor saldırısını Amerikalıların Almanya'ya da savaş açmak için bahane olarak kullanmasından korkuyorlardı.

    Ardından 11 Aralık'ta Hitler ABD'ye savaş ilan etti.

    Bu sefer Hitler'in danışmanları şaşkınlık içindeydi. Neden ABD'ye savaş ilan etmişlerdi ki? Rusların işinin hala bitmemiş olduğu ortadaydı, İngiltere'nin hala bir çobana ihtiyacı vardı ve Japonların da güvenilmez bir müttefik olduğu belli olmuştu. Japonlar Rusya'ya saldırmayı reddediyorlardı. Bu da Sibirya ordusunu serbest bırakmak demekti.

    Anlaşmaları bir zamanlar yırtıp atan Hitler, Almanya ve Japonya arasında bir dostluk anlaşması olduğunu ve Almanya'nın Japonya'yı ABD'ye karşı desteklediğini açıkladı. Japonların San Francisco'da yapılacak bir anlaşmayla istediklerini yaptıracakları kehanetinde de bulundu.

    Hitler'e Amerikalıların Birinci Dünya Savaşı'ndaki rolü, özellikle Fransızlara ve İngilizlere yaptıkları sınırsız yardım hatırlatıldı. Ayrıca Almanya'nın ABD'ye saldıracak yeterli donanımı yoktu. ABD yıllardır oturup güçlü bir donanma yarattıysa onunla başa çıkmak zor olacaktı.

    Danışmanları Amerikan propagandasının etkisinde kalınca Hitler öfkeyle karşı çıktı. Japonlar ABD'nin zayıf yönünün farkına varmış ve bunu kullanıyordu. ABD de Museviler yüzünden "bozulmuş"tu. Artık Amerikan halkını yola getirmenin zamanı gelmişti.

    Ancak Hitler'e Moskova'daki durumun kötüye gittiği anlatıldı. Hitler bunun geçici bir durum olduğunu söyledi ve orduyu geri çekip baharda daha güçlü bir şekilde saldırma fikriyle dalga geçti.

    Sert, kesin ve tartışmasız bir şekilde Sibirya ordusuna karşı savaşılmasını emretti.

    Sonraki bahar Almanya gerçekten de yeni birliklerle saldırdı ancak 1941'deki ordu kadar güçlü eğildi. Wehrmacht kışın bir milyondan fazla kayıp vermişti. Leningrad'ı kuşatıp Moskova'yı alacak güçleri kalmamıştı. Ukrayna'nın kontrolü de elde tutulamıyordu. Bu arada Kuzey Afrika'da da Alman askerleri vardı.

    Rusya'da savaşa devam edip ABD'ye savaş ilan etmek o zaman için iyi bir fikir gibi görünmüş olabilir, ancak bir fiyaskoyla sonuçlanmıştı.


  4. #4
    Senior Member YuReGim - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    299
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Ce: Adolf Hitler(Adolf Hitler Kimdir?-Adolf Hitler Hakkında)Adolf Hitler





    Hitler'in İsmet İnönü'ye Mektubu

    Türkiye Cumhurbaşkanı, Ekselans Bay İsmet İnönü Ankara Bay Başkan,
    Alman hükümetinin arzu hilafına ve İngiltere ve Fransa'nın 3 Eylül 1939'daki savaş ilanı kararıyla Alman halkına empoze edilen savaşta, Alman Reichi'nin şu sıradaki hedefi, Avrupa kıtasında İngiliz nüfuzunu bertaraf etmektir. Bu; yüz yılardan beri devam eden Avrupadaki devletleri birbirine karşı oynayarak yıpratma metoduna son vermenin bir koşulunu oluşturmaktadır. İngiltere'nin, Avrupanın çeşitli bölgelerinde askeri nüfuz kazanma yolundaki çabaları, Alman Reichi'ni, bu bölgelerde, toprak kazanma yönünde veya siyasi nitelikte herhangi bir başka amaca yönelik olmayan önlemleri almaya zorunlu kılmaktadır.
    Bu bakımdan Ekselans, size, Yunan topraklarına yerleşme yolundaki İngiliz önlemlerinin gitgide tehditkar bir nitelik aldığı şu sırada, bu koşulların gerektiği belirli karşılıklı önlemleri almaya karar verdiğimi açıklamak isterim.
    Bu nedenle Bulgar hükümetinden, Alman Silahlı Kuvvetleri'nin bir kısım birliklerine, bu yoldaki belirli güvenlik önlemlerini uygulamak için izin vermesini rica etmiş bulunuyorum. Öteden beri Almanya'ya karşı dostluk ilişkileri içinde bulunan Bulgaristan, bu ilişkileri, Üçlü Pakta katılmak suretiyle daha da takviye etmiş ve alınacak önlemlerin Türkiye'ye yönelmeyeceğinden emin olarak, bunların uygulanması için gerekli izni vermiştir.
    Ben de Ekselans, size bu fırsattan yararlanarak resmen bildiririm ki, Almanya'nın bu önlemleri, hiçbir şekilde Türkiye'nin toprak bütünlüğüne veya siyasi yapısına yönelmiş değildir. Aksine, birlikte yürüttüğümüz büyük ve hayati savaşın hatıralarıyla ve bu savaşı izleyen ıstıraplı yılların hatıralarıyla dolu olarak, size, Almanya ve Türkiye arasında gerçek dostluğa dayanan bir işbirliği için gelecekte dahi bütün koşulların var olduğuna kesin olarak inandığımı belirtmek isterim.
    Çünkü;
    1. Almanya bu bölgelerde hiçbir toprak çıkarı peşinde değildir. Alman birlikleri, söz konusu tehlikelerin giderilmesinden hemen sonra Bulgaristan ve Devlet Başkanı Antenoscu ile uyum içinde Romanya'yı terk edeceklerdir.
    2. Savaşın sona ermesinden sonra Avrupa'nın yaralarını sarma yolunda başlayacak ekonomik gelişme, Almanya'yı ve Türkiye'yi zorunlu olarak, tekrar yakın ilişkiler içine sokacaktır.
    Bu alanda önemli bir faktör, Almanya'nın çıkarlarını, yalnız kendi endüstri mallarının satışında görmediği, aynı zamanda en büyük alıcı olma eğilimini de taşıdığıdır.
    Bunların dışında inanıyorum ki, savaştan sonra gerçekleşecek yeni anlayışlar düzeni, Almanya'yı hiçbir şekilde Türk hükümetinin hedefleriyle karşı karşıya getirmeyecek, aksine, iki devletin yakınlaşması, bu alanda hem Türkiye'nin hem de Mihver Devletleri'nin çıkarına olacaktır.
    Bu bakımdan ben şimdi olduğu gibi gelecekte de, Almanya ile Türkiyeyi karşı karşıya getirebilecek hiçbir neden olmayacağı görüşündeyim. Bu düşüncelerle, Bulgaristan'da ilerleyen Alman birliklerinin Türk sınırlarından, orada bulunmalarının amacı hakkında yanlış bir yorum bulunulmasına meydan vermeyecek kadar uzak kalmalarını emrettim. Şu kayıtla ki, Türk hükümeti, bizi, bu tutumumuzda bir değişiklik yapmaya zorunlu kılacak önlemlere girişmeyi gerekli görmesin. Ancak böyle bir durum dahi, Almanya'nın Yunan topraklarına yerleşme amacını taşıyan İngiliz önlemlerine karşı çıkma konusundaki isteğinde bir değişiklik yapmayacaktır.
    Bu mektubumu Ekselans, Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkileri hiçbir koşul altında kötüleştirmemek, aksine, mümkün olan her şekilde iyileştirmek ve uzak gelecekte dahi iki taraf için verimli olacak şekilde düzenlemek yolundaki içten isteğimin bir dile getirilmesi olarak kabul ediniz.

  5. #5
    Senior Member YuReGim - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Mar 2011
    Mesajlar
    299
    Tecrübe Puanı
    2


    Tanımlı Ce: Adolf Hitler(Adolf Hitler Kimdir?-Adolf Hitler Hakkında)Adolf Hitler





    Adolf Hitler in Sanat Koleksiyonculugu

    Adolf Hitler' in sanat koleksiyonculugu



    1. Adolf Hitler’in resim sanatındaki kişisel tercihi 19. yüzyıl avusturya-bavyera tür resmiydi. Carl Spitzweg ve Eduard Grützner’in eserleri hitler’in ilk satın aldığı tablolardır. mfa’nin (monuments, fine arts, and archives, u.s. army) raporuna göre mayıs 1945 tarihinde hitler’in koleksiyonunda 5350’si eski ustalara ait olmak üzere 6755 tabloya rastlanmıştı. bugünkü araştırmalar ise koleksiyondaki resimlerin sayısının 4800 ile 5000 arasında değiştiğini göstermektedir.

    Adolf Hitler’in koleksiyonunun üç farklı kaynağı bulunmaktaydı: sanat tacirleri aracılığıyla para karşılığı satın alınan eserler, ülke içindeki yahudilerin koleksiyonlarından ve işgal edilen ülke koleksiyonlarından el konularak elde edilen eserler ve hitler’e hediye edilen eserler. 1920li yılların sonunda sanat eseri satın almaya başlayan hitler’in ilk kaynağı “mein kampf”’ın satışlarından elde ettiği gelirdi. nsdap’ye yapılan bağışlardan da pay alan hitler, 1933 yılında iktidara gelince kamu kaynaklarından mümkün olduğunca fazla faydalanmaya başladı. 1937 yılında devlet içinde kulturfonds (kültür fonu) oluşturdu. kulturfonds, posta idaresi’nin çıkarttığı sonderbriefmarken (özel pul) satışından elde edilen gelire dayanmaktaydı. kurulduğu tarihten iii.reich’ın çöküşüne kadar bu fonun senede ortalama 6,5 milyon rm (reichsmark) geliri olmuştur. adolf hitler koleksiyonunun kendisine ait olmadığını, devlet için eser satın aldığını belirterek kamu kaynaklarından faydalanmasını meşru bir zemine oturtmak istemiştir.

    Adolf Hitler koleksiyonculuk hayatı boyunca kırk sekiz sanat taciri ile çalışmıştır. ilk yıllarda fotoğrafçı Heinrich Hoffmann’ın danışmanlığından faydalanan hitler, yıllar geçtikçe çalıştığı tacirlerin sayısını arttırmıştır. iii.reich’daki sanat piyasasının merkezi konumunda olan münih’te maria alma dietrich, berlin’de karl haberstock gibi isimler aracılığıyla eser satın alan hitler yurtdışında da eser satın almak için bağlantılar kurmuştur. sanat tacirleri aracılığıyla daha çok eski ustaların ve 19. yüzyıl avusturya-bavyera ressamlarının eserlerini satın alan siyasetçi aynı zamanda nazi sanatı koleksiyoncusudur. her sene grosse deutsche kunstausstellung’u ziyaret ederek ortalama 200-300 eser satın alan koleksiyoncu sadece 1938 yılında söz konusu sergide 582.185 rmlik bir harcama yapmıştır. ortalama aylık gelirin 150 rm olduğu iii.reich’da adolf hitler tüm koleksiyonculuk hayatı boyunca 163.975.000 rm harcamıştır. führer’in koleksiyonculuk faaliyetleri tek başına tüm iii.reich sanat piyasasını etkilemekteydi. kendisinin 19.yüzyıl avusturya-bavyera tür ressamlarına olan tutkusu nedeniyle carl spitzweg, defregger, thorma gibi ressamların eserlerinin fiyatı oldukça artmıştı.

    almanya ve avusturya’daki yahudilerin koleksiyonlarına el konularak ve alfred rosenberg’in kurduğu einsatzstab reichsleiter rosenberg’in (err, yani rosenberg birimi) faaliyetleri aracılığıyla adolf hitler’in koleksiyonuna bedel ödenmeden çok sayıda eser kazandırılmıştır. örneğin sadece viyana yahudilerinden el konularak alınan parça sayısı 324’tür.

    adolf hitler’in koleksiyonunun diğer bir kaynağı da kendisine verilen hediyelerdir. nazi ileri gelenlerinin özel günlerde birbirlerine hediye vermek gibi bir alışkanlığı bulunmaktadır. özellikle göring ve goebbels hitler’e çok sayıda sanat eseri hediye etmişlerdir. göring’in hediyeleri arasında, bir lenbach portresi, iki pannini tablosu, rembrandt’ın “democritus ve heraclitus” isimli tablosu, dürer’in yirmi sekiz adet çizimi bulunmaktadır. hitler’e verilecek hediyelerin seçiminde oldukça titiz davranılıyordu. örneğin ribbentrop, 1944 yılında hitler’e doğumgününde vereceği hediyenin seçimi için paris’te bir birim kurmuştur. söz konusu birim hitler’e verilecek hediye olarak büyük friedrich’in bir büstünü seçmiştir. yabancı devlet başkanları da hitler’e birçok hediye vermiştir. örneğin çekoslovakya başkanı emil hacha, 1939 yılında ellinci yıl doğumgünü hediyesi olarak hitler’e spitzweg’in “gümrük bekçisi” isimli tablosunu hediye etmiştir. hitler’in spitzweg tutkusu ve babasının gümrük memuru olması hediye seçiminde ne kadar dikkatli davranıldığının göstergesidir. almanya ve italya 1936 yılında dostluk anlaşması imzaladıktan sonra hitler ile mussolini arasında yoğun bir hediye alış verişi gerçekleşmeye başlamıştır. adolf hitler 1938 yılında gerçekleştirdiği roma ziyaretinde mussolini’den bir giovanni pannini tablosunu, italyan faşist partisi’nden bir etrüsk vazosu’nu hediye olarak almıştır. ii. dünya savaşı’nın başlamasıyla hediyelerin değeri yükselmeye başlar. 1940 yılında mussolini tarafından hitler’e hans makart’ın “floransa’da veba” isimli triptiki hediye edilir. ispanya diktatörü francisco franko’nun da 1939 yılında hitler’e ispanyol ressam zuloaga’nın üç tane tablosunu hediye ettiği bilinmektedir.

    adolf hitler, 20 haziran 1939 tarihinde dresden resim galerisi yöneticisi hans posse’yi makamına çağırarak, memleketi linz’de “tarih öncesi dönemlerden günümüze kadar üretilmiş en iyi sanat eserlerinin” toplanacağı bir müze kurmak istediğini belirtmiş, posse’yi bu projenin başına getirmiştir. 26 haziran 1939’da tüm kamu kurumlarına adolf hitler imzalı, posse’ye her türlü yardımın sağlanmasına yönelik bir emir gider. projenin adı sonderauftrag linz (özel görev linz) olarak belirlenir. projeye yönelik ilk somut adım temmuz 1939’da atılır ve posse hitler’in emriyle, anschluss sonrasında gestapo tarafından el konulan louis de rothschild koleksiyonu’nu incelemek üzere viyana’ya gider. posse, rothschild koleksiyonu’ndan ve viyana’daki diğer koleksiyonlardan 269 esere el koyar. içlerinde holbein, cranach, rembrandt, tintoretto, fragonard, boucher gibi ustaların eserlerinin de bulunduğu 122 tablo sonderauftrag linz için seçilir. linz’de kurulacak müze için uygun bulunup el konulan eserler münih’teki sonderauftrag linz merkezinde toplanmakta, burada fotoğrafları çekilerek kataloglanmaktaydı.

    adolf hitler koleksiyonunu oluştururken gerekirse almanlara bile baskıcı yöntemler uygulayabiliyordu. buna en iyi örneklerden biri czernin ailesi’ne yapılan baskıdır. adolf hitler, posse’den viyana’da yaşayan alman czernin ailesi’nin elinde bulunan jan vermeer’in “stüdyosundaki sanatçının portresi” isimli tablosunun mutlaka satın alınmasını ister. kont czernin tabloyu adolf hitler’e satmayı reddeder. bunun üzerine aileye baskı oluşturmak için maliye bakanlığı’nca vergi soruşturması başlatılır. herhangi bir vergi borcu bulunmayan aile tabloyu satmamakta diretince gestapo’nun elinde bulunan çeşitli aile yakınları pazarlık konusu yapılır. kont czernin bunun üzerine zamanında amerikalı andrew mellon tarafından altı milyon rm teklif edilmiş tabloyu 1,4 milyon rm’a hitler’e satmak zorunda kalır.

    posse, haziran 1940 tarihinde yazdığı senelik raporda, bir sene içinde sonderauftrag linz için 465 resmin toplandığından bahseder. senelik bütçesi on milyon rm olan posse, işgal edilen her ülkeyi ziyaret ederek proje için eser topluyordu. posse’nin 1942 yılında kanserden ölmesiyle sonderauftrag linz’in başına hermann voss atandı. voss’un ilk önemli başarısı fransız koleksiyoner adolphe schloss’un ağırlıklı olarak 17. yüzyıl hollanda resimlerinden oluşan koleksiyonunu elde etmek olmuştur. fransa ile yapılan anlaşma sonucu louvre müzesi’nin koleksiyondan kırk dokuz eseri seçme hakkı vardı. geriye kalan 262 eser ise hitler’in koleksiyonuna dahil edildi. voss, göreve geldiği ilk sene büyük bir başarı göstererek projeye 881 eser kazandırmıştır.

    sonderauftrag linz 1943 yılına kadar mümkün olduğunca gizli tutulmaya çalışılır ve ilk kez 1943 yılında adolf hitler’in doğumgünü dolayısıyla kunst dem volk isimli dergide yazılan bir yazıda projeden bahsedilir. yazıda führer’in tüm koleksiyonunu savaş sonrasında gerçekleştirilecek ülkeyi güzelleştirme projeleri çerçevesinde inşa edilecek olan linz müzesi’ne bağışlamış olduğu ve tüm alman ulusunun bu bağış nedeniyle hitler’e şükran borcu olduğu belirtilmekteydi.

    1945 yılında adolf hitler’in koleksiyonundaki binlerce eserden önemli bir kısmı 19. yüzyıl alman ve avusturya ressamlarına aitti. buna göre yetmiş beş lenbach, elli sekiz stucks, elli sekiz kaulbach, elli beş waldmüller, elli iki menzel, kırk altı grützner, kırk dört spitzweg tablosu koleksiyonda bulunuyordu. eski ustalardan rembrandt’tan on beş, bruegel’den yirmi üç, vermeer’den iki, canalettos ve tintoretto’dan on beşer, tiepolo’dan sekiz, tiziano’dan dört, leonardo da vinci’den iki, botticelli, guardi, pannini, veronese’den de birer eser koleksiyonun parçasıydı.

    adolf hitler intihar etmeden önce yazdığı vasiyette şöyle demiştir:”senelerdir oluşturduğum koleksiyona kattığım resimleri kesinlikle kendim için değil, memleketim linz’de kurulacak olan müze için satın aldım” savaş sonrasında amerikan ordusu eserleri geldikleri ülkelerine göre ayırarak ülke hükümetlerine iade eder. fakat hükümetler eserleri gerçek sahiplerine vermekte istekli davranmaz. örneğin fransa’da özel koleksiyonerlerin çoğu eserlerini geri

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0