Henüz 16 yaşındayken Akyol mucizeler yaratmaya başlamıştı.
Erman Kunter, Harun Erdenay, İbrahim Kutluay gibi skorerlerin izinden giderek bir efsane olma yolunda.
Ondan çok şey bekleniyordu ve bu beklentiler ya çok erken gelmişti ya da çok yüksekti.
Belki de Akyol henüz hazır değildi. Sebebi ne olursa olsun Akyol potansiyelini tam anlamıyla açığa çıkaramadı.
Son yıllarda beklentiler öfkeye dönüştü ve performansı da dibe vurmaya başladı.
İki sezon önce işler o kadar kötüye gitti ki Akyol takımdan çıkarıldı.
Birçok kişi onun bu duygusal sürüklenmeden hiçbir zaman kurtulamayacağını ve güvenini tekrar toplayamayacağını düşünmüştü.
Ama Türkiye’den bir süreliğine uzak kalarak İtalya’da oynamak onu çok geliştirdi.
Belki hiçbir zaman bir yıldız olamaz ama bu takımın ihtiyacı olan dışarıdan şutları sağlayabilecek isim olabilir.
Biraz yavaş olsa da şut konusunda her zaman karşı takım için tehlike arz ediyor.
Sinan GÜLER
Güler savunmada tam bir panter. Uzun kolları ve çevik ayakları ile rakip oyuncuya sahayı zindan edebiliyor.
2007-08 sezonunda rakiplerine göz açtırmayarak Beşiktaş’ı Beko Basketbol Ligi’nin zirvesine ve ULEB Cup’da da ilk sekiz arasına taşıdı.
Bir sonraki yıl da Efes’i final serisine kadar getirerek Willie Solomon’u beş top kaybına zorladı.
Fakat oyun süresi geçtiğimiz yıl düşüşe geçti.
Sahada başarılı bir sporcu ve durdurulamaz bir oyuncu olsa da yarım saha hücumu henüz yeterince gelişmemiş durumda.
Dış şutlarını geçerli bir seviyeye getirdi, ayrıca yapabileceklerini ve sınırlarını çok iyi biliyor.
Sahada çok şey ortaya koyuyor ve neredeyse hiçbir şeyi bozmuyor.
Her takımın ama özellikle de Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu türden bir oyuncu.
Şimdi bu birikmiş kar toplarını büyük bir çığa dönüştürme zamanı.
Ayrıca Güler sahada, Türkiye’nin baskılı defansının lideri de olacaktır.
Barış ERMIŞ
Doğum Tarihi: 3 Jan.1985
Doğum yeri: İstanbul (TUR)
Boy: 194cm/6'4"
Pozisyon Oyun kurucu
Oynadığı Kulüp: Banvit, TBL (TUR)
Ömer ONAN
O yaşlanmıyor, sadece daha iyiye doğru yol alıyor.
İlk ve en önemli oyunculardan olan Onan kilit bir savunmacı ve her türden oyuncuyu pota altında sindirebiliyor.
Rakip şutöre sahayı adeta dar ediyor. Onan’ın ikinci özelliği ise çizgisel hızı çünkü neredeyse herkesi geride bırakabilir.
Dünya çapında bir koşucu ve işini asla yarım bırakmıyor ama onun en heyecan verici özelliği bir dünya yıldızına dönüşme hikayesi.
Savunmada da oldukça iyi ama rakiplerinin arasından sızarak iyi sayılar da bulabiliyor.
Bugünlerde şutlarıyla da güvenilir olduğunu kanıtladı ve savunma görevlerinden de asla ödün vermiyor.
Bu takımın hayalini kurduğu her şeyin somut bir örneği.
Geçtiğimiz iki sezon boyunca ciddi sakatlıklar yaşadı ve bu da onu biraz sınırladı.
Şutör garda oldukça ihtiyaç duyan Türkiye’nin ise onun en iyi oyununa bel bağlamış olduğu ise bir gerçek.
Ersan İLYASOVA
Sahaya ilk adım attığında 16 yaşındaydı ve Ersan İlyasova’nın çok büyük işler başaracağı o zamanlardan belliydi.
Fakat sağ ayak bileğindeki sakatlık bazı endişeleri de beraberinde getirdi ve onu biraz geciktirdi.
NBA’deki ilk zamanları da çok parlak sayılmazdı. Ama Barcelona ile geçirdiği iki yıl harikalar yaratmışa benziyordu.
Görünüşe göre ACB, Türk oyuncuları rehabilite etmekte oldukça başarılı oluyor.
İspanyada geçirdiği zaman boyunca İlyasova, Katalan kulüp ile başarıdan başarıya koşmaya başladı.
Küllerinden yeniden doğan İlyasova, eski yerini geri almak için inatçı ve çok yönlü bir oyuncu olarak NBA’e geri döndü.
Temelde bir basketbol oyuncusunun sahip olabileceği tüm yeteneklere sahip ve bunu da sahada gösterebiliyor.
Tek eksiği ise pas konusundaki zayıflığı.
Fiziksel açıdan zayıf bir oyuncu gibi gözükse de, istatistikleri oldukça kuvvetli.
İlyasova Türkiye için mucizeler yaratabilecek güçte.
Semih ERDEN
2.11 cm’lik boyun rağmen Erden, savunmada bazen hafife alınıyor çünkü hiç kimse onun 2.22 cm'lik kanat genişliğini hesaba katamıyor.
Uzun kolları ve hızlı ayakları ile boyalı alanda her köşeye ulaşıyor ve rakip takımın hücumunu bozarak durumu kendi lehine çevirebiliyor.
Zayıf vücuduna rağmen “Türkiye’nin Çin Seddi” olarak anılan 24 yaşındaki oyuncunu ribauntları da oldukça iyi.
Erden’in problemi ise, bazen başarılarını oldukça yeterli görüp rahat tavırlar içine girmesi. Ama dört yıl önce, antrenörü Aydın Örs ona sınırlarını zorlamayı öğretti ve bu sayede oyunu daha iyi anlamasını sağladı.
Hücumda hala çok etkili olamasa bile orta sahadan bulduğu sayılar ve zor pozisyonlarda sıçrayarak attığı şutlarla etkili olabiliyor.
Oğuz Savaş ile birlikte boyalı olanda çok iyi bir ikili oluşturuyorlar ve birbirlerini paslarla destekleyerek fazlaca sayı üretebiliyorlar.
Kerem TUNÇERİ
Bir defasında kadro dışı kalan Tunçeri, bugünlerde takımın denge unsuru olma görevini üstleniyor.
Genç oyun kuruculara daha fazla yer vermek için 2006 ve 2007’de milli takıma çağrılmadı fakat bu süre içinde oyununu oldukça geliştirdi ve dönüşüyle harikalar yaratması bekleniyor.
Güçlü fiziği ve hızlı ayaklarıyla Avrupa’nın en iyi savunma oyuncularından biri. Türkiye savunması onunla başlıyor.
Ayrıca isabetli paslar da atabiliyor ve topu çalıp hızla potaya ilerleyebiliyor. Yurtdışında geçirdiği üç yıl oyununa çok şey kattı.
Kendine güveni arttı ve oyunu daha iyi anlamaya başladı.
Dikkati çok çabuk dağılan bir takıma göre sahada takımın beyni olabiliyor ve dümeni ele alabilecek en güvenilir oyuncu olma özelliğini de devam ettiriyor.
Oğuz SAVAŞ
Savaş çember gerisinde oynamayı seçtiği için eşine ender rastlanır bir oyuncu.
Güçlü ve çevik yapısı ile en güçlü pivotlardan biri olarak anılıyor.
Boyalı alanda bir metrekarelik bir çap içinde oynuyor ama topu her iki taraftan da çevirip sonunu sayıyla taçlandırabiliyor.
Aynı zamanda oldukça gelişmiş bir basketbol zekasına da sahip.
Geçtiğimiz iki sezon boyunca oyununa atış alanını da ekledi ve artık iyi üçlükler de atabiliyor.
Olması gereken her şeye sahip gibi görünüyor değil mi?
Yanal hareketleri muhtemelen onun tek zayıf noktası ve antrenör Tanjevic sahanın her noktasında savunma uygulayabilen oyuncuları seçmeyi tercih ediyor.
Yani tıpkı Mehmet Okur gibi, ona pek de uygun olmayan bir sistemin içerisinde.
Yine de Savaş’ın yetenekleri göz ardı edilemez ve ileriki yıllarda Türkiye’nin en iyi skorerlerinden biri olacağı aşikar.
Kerem GÖNLÜM
Kerem Gönlüm’ün tersine işleyen yıldız olma kariyeri, birçok sporcunun makus talihi gibi hep lekeli kalacak.
Bunun nedeni de doping. 2008-09 Türkiye Ligi finallerinde Gönlüm'ün rutin kontroller sırasında doping kullandığı ortaya çıktı ve 1 yıl takımdan uzaklaştırıldı.
Bir senedir düzenli bir şekilde basketbol oynamayan oyuncu, Dünya Şmp.na katılarak ülkesine hizmet etmeye devam edecek.
Boyuna göre çevikliği ve yorulmak nedir bilmemesi ile farklı olduğunu hemen hissettiriyor.
Oyunu kurallarına göre oynamayı seviyor.
Çok fazla sayı üretme potansiyeli olmasa da farklı alanlarda görev alarak bu açığı rahatça kapatıyor.
Artık herkesin sorduğu soru şu: “Acaba şu anda ne durumda?”
Ender ARSLAN
Arslan sahanın her iki tarafında da çevikliğini kullanarak avantaj elde edebilen bir oyuncu.
Topu eline aldığı zaman ölümcül olabiliyor ve sayı atmadığı zamanlarda da güvenilir bir savunma oyuncusu haline geliyor.
En büyük problemi ise hem karar verirken hem de yönetirken aceleci davranması. O, dur durak bilmeyen bir savaşçı.
Sahada birden bire alevlenebiliyor. Maç esnasında oyun kurucuların asla yapmaması gereken bir hatayı yapıyor ve neredeyse panik moduna geçiyor ama yıllar geçtikçe daha da olgunlaştığı bir gerçek.
Şimdi 27 yaşında olan oyuncu hatalı kararlarını bir kenara attı ve Tunçeri’nin de yardımıyla oyununu inanılmaz boyutlarda geliştirdi.
Yetenekleri konusunda Tunçeri’nin adeta zıt kutbu gibi ve bu yüzden birbirlerini çok iyi tamamlıyorlar.
Ama tıpkı Tunçeri gibi o da geçen sezonu çok iyi kapatamadı.
Ömer AŞIK
Savunmanın 2.12 cm'lik yıldızı Aşık'ın kanat genişliği 2.24 cm ve o kadar çabuk hareket edebiliyor ki gardlar bile ona gıpta ediyor.
Zamanlama içgüdüleri de oldukça gelişmiş olduğu için tam bir boyalı alan gardı diyebiliriz. Aşık savunması ile oyunu o kadar değiştiriyor ki bunu tarif etmek bile imkansız.
Sahaya adım attığı an rakipleri üç sayı çizgisine geriliyor ve hiç kimse içeri giremiyor ve bu sayede tuhaf kararlar vermek zorunda kalabiliyorlar.
Hücumda hala eksikleri olsa ve serbest atışları oldukça başarısız olsa da savunmadaki varlığı hepsini telafi edebiliyor.
Yıldız olmak onun kaderinde var ama 2008’de bir sakatlık geçirdi ve altı ay boyunca oynayamadı.
Basketbola oldukça genç bir yaşta (16) başladığını düşünürsek bu ara onun için iyi olmadı.
Ama Türkiye sahnesine fırtına gibi geri dönerek yeteneğinden bir şey kaybetmediğini gösterdi.
Aynı zamanda 2009 FIBA Avrupa Şmp.’nda da boyalı alanın efendisi olarak anılıyordu.
Fakat sakatlık belası onun peşini bırakmadı. Aralık ayında hem Türkiye hem Euroleauge’de kaosa neden olan köGoogle Page Rankingücük kemiğini kırdı ve iki ay boyunca sahalardan uzak kaldı.
İyileştikten sonra Fenerbahçe onunla yeni bir sözleşme imzalamak istedi ve bu sözleşmeyi imzalayana kadar takımdan uzak tuttu.
Aşık ise teslim olmadı ve sezonun geri kalanı boyunca yedek kulübesinde oturdu.
Şu andaki formunu kimse bilmiyor ama Türkiye’nin en büyük savunma kozu olduğu kesin.
Hidayet TÜRKOĞLU
Türkoğlu, Türkiye’den çıkan en iyi oyunculardan biri.
İyi bir oyun kurucu olarak başladı ama boyu 2.08 cm olduğundan tüm pozisyonlarda oynamaya başladı.
Ribauntları, pasları ve şutları tartışmasız mükemmel ve buna boyuyla hızını da eklediğimiz zaman, 31 yaşındaki oyuncu sahada pivot dışında tüm pozisyonlarda oynayabiliyor.
Oyununun en büyük problemi bağlılık ve olgunluk ile ilgiliydi ama zamanla bir yıldız oldu ve liderliği ele aldı.
Birkaç yıl önce kazandığı NBA'in kendini en çok geliştiren oyuncu ödülünü tamamen hak etmişti.
Özellikle zihnen kendini çok geliştirdi ve bu onun istatistiklerine de yansıdı. İstatistiklerini bu kadar yükseltince 2009 NBA Finalleri turunda Orlando’nun karar mekanizması haline geldi.
Türkoğlu egosunu törpülemeyi başardı ve takımın bir parçası olarak oldukça rahat oynuyor, ayrıca her durumda topun kendisine verilmesi gibi bir isteği de yok.
Her zaman işleri takımı adına kolaylaştırmaya çalışıyor ama durumlar sarpa sarınca mücadeleden de çekinmiyor.
Şutlarını adeta kendisi yaratıyor. Ne yazık ki geçen yaz Toronto ile geçirdiği sezon onun en kötü NBA sezonu oldu.
Ama belki de bu iyi bir şeydir.
Milli takımda yapmak istediklerini rahatça gerçekleştirebilir.
Bookmarks