Konu Etiketleri:

faruk nafiz çamlıbelin resimleri, bir bakışın kudreti bin lisanda yoktur bir bakış bazen şifa bazen zehirli oktur bir bakış bir aşığa neler neler anlatır bir bakış bir aşığı saatle, faruk nafiz aşk şiirleri, yerden göğe faruk nafiz, faruk nafiz çamlıbel şiirleri, faruk nafiz çamlibel şiirleri, acı dolu resimli şiirler, aşk şiirleri faruk nafız, faruk nafiz çamlıbel hayatı, bir bakış bir aşığı aşkından emin eder, sevdalı bakış resimleri, bakiş resmi, nafiz çamlıbel şiirleri, faruk nafiz çamlıbel yerden göğe, bakışlar şiir, görmedim, bir bakış, viran bir sokak, bakış resimleri, faruk nafiz camlıbel sevgi şiirleri, faruk nafiz çamlıbel yerden göğe şiiri, yerden göğe şiiri faruk, faruk nafiz çamlıbel in hayat şiiri, faruk nafiz çamlıbel gönül şiiri ile ilgili resimler, faruk nafiz yerden göğe,

+ Konu Cevapla
1 den 5´e kadar. Toplam 5 Sayfa bulundu

Faruk Nafiz Camlibel Şiirleri _Faruk Nafiz Camlibel'den Resimli Şiirler

 BENİM DÜNYAM Katagorisinde ve  Ask Ve Sevgi Forumunda Bulunan  Faruk Nafiz Camlibel Şiirleri _Faruk Nafiz Camlibel'den Resimli Şiirler Konusunu Görüntülemektesiniz.=>Onu Bir Gün Görmedim Yüzüme sert çizgiler çekti senin adını, Hasret saatlerini saydı saçımda aklar. Senin ağzından çıkan bir cümlenin ...

  1. #1
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.891
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Faruk Nafiz Camlibel Şiirleri _Faruk Nafiz Camlibel'den Resimli Şiirler









    Onu Bir Gün Görmedim

    Yüzüme sert çizgiler çekti senin adını,
    Hasret saatlerini saydı saçımda aklar.
    Senin ağzından çıkan bir cümlenin tadını
    Ne bugün içki verdi,ne bu gece dudaklar!

    Sorma,nasıl yollarda tutunabildiğimi,
    Nasıl siyah rüzgara yaşımı sildiğimi...
    Görür görmez kapında yere devrildiğimi
    Ürperdi bir tekinsiz kedi gibi sokaklar.

    Gece muzlim şeklini bana çizmese perde,
    Sesin bir sırça gibi kırılmazsa içerde,
    Beni bugün serilmiş görenler orta yerde
    Yarın da bir çukurun içinde bulacaklar...

    Faruk Nafiz Çamlıbel

  2. #2
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.891
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Faruk Nafiz Camlibel Şiirleri _Faruk Nafiz Camlibel'den Resimli Şiirler





    Gizli Bakışlar




    Gizli Bakışlar

    Bir bakışki açıyor gönül muammasını,
    İki sevdalı kalbin en gizli yarasını,
    Bir bakış ki kudreti hiç bir lisan da yoktur,
    Bir bakış ki bazen şifa, bazen zehirli oktur.

    Bir bakış, bir aşığa neler anlatır,
    Bir bakış, bir aşığı saatlerce ağlatır
    Bir bakış, bir aşığı aşkından emin eder,
    seven insanlar daima gözleriyle yemin eder.

    Faruk Nafiz Çamlıbel

  3. #3
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.891
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Faruk Nafiz Camlibel Şiirleri _Faruk Nafiz Camlibel'den Resimli Şiirler





    Üyeler Görebilir ]
    GİZLİ BAKIŞLAR
    Bir bakış ki açıyor gönül muammasını,
    İki sevdalı kalbin en gizli yarasını,
    Bir bakış ki kudreti hiç bir lisanda yoktur,
    Bir bakış ki bazen şifa, bazen zehirli oktur.
    Bir bakış, bir aşığa neler anlatır,
    Bir bakış, bir aşığı saatlerce ağlatır
    Bir bakış, bir aşığı aşkından emin eder,
    Seven insanlar daima gözleriyle yemin eder...
    Faruk Nafiz Çamlıbel

  4. #4
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.891
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Faruk Nafiz Camlibel Şiirleri _Faruk Nafiz Camlibel'den Resimli Şiirler







    HAN DUVARLARI
    - Yağız atlar kişnedi, meşin kırbaç şakladı, Bir dakika araba yerinde durakladı. Neden sonra sarsıldı altımda demir yaylar, Gözlerimin önünden geçti kervansaraylar... Gidiyordum, gurbeti gönlümle duya duya, Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya. İlk sevgiye benzeyen ilk acı, ilk ayrılık! Yüreğimin yaktığı ateşle hava ılık, Gök sarı, toprak sarı, çıplak ağaçlar sarı... Arkada zincirlenen yüksek Toros Dağları, Önde uzun bir kışın soldurduğu etekler, Sonra dönen, dönerken inleyen tekerlekler...
    Ellerim takılırken rüzgârların saçına Asıldı arabamız bir dağın yamacına. Her tarafta yükseklik, her tarafta ıssızlık, Yalnız arabacının dudağında bir ıslık! Bu ıslıkla uzayan, dönen kıvrılan yollar, Uykuya varmış gibi görünen yılan yollar Başını kaldırarak boşluğu dinliyordu. Gökler bulutlanıyor, rüzgâr serinliyordu. Serpilmeye başladı bir yağmur ince ince. Son yokuş noktasından düzlüğe çevrilince Nihayetsiz bir ova ağarttı benzimizi. Yollar bir şerit gibi ufka bağladı bizi. Gurbet beni muttasıl çekiyordu kendine. Yol, hep yol, daima yol... Bitmiyor düzlük yine. Ne civarda bir köy var, ne bir evin hayali, Sonunda ademdir diyor insana yolun hali, Arasıra geçiyor bir atlı, iki yayan. Bozuk düzen taşların üstünde tıkırdıyan Tekerlekler yollara bir şeyler anlatıyor, Uzun yollar bu sesten silkinerek yatıyor... Kendimi kaptırarak tekerleğin sesine Uzanmış kalmışım yaylının şiltesine. Bir sarsıntı... Uyandım uzun süren uykudan; Geçiyordu araba yola benzer bir sudan. Karşıda hisar gibi Niğde yükseliyordu, Sağ taraftan çıngırak sesleri geliyordu: Ağır ağır önümden geçti deve kervanı, Bir kenarda göründü beldenin viran hanı. Alaca bir karanlık sarmadayken her yeri Atlarımız çözüldü, girdik handan içeri. Bir deva bulmak için bağrındaki yaraya Toplanmıştı garipler şimdi kervansaraya. Bir noktada birleşmiş vatanın dört bucağı, Gurbet çeken gönüller kuşatmıştı ocağı. Bir pırıltı gördü mü gözler hemen dalıyor, Göğüsler çekilerek nefesler daralıyor. Şişesi is bağlamış bir lambanın ışığı Her yüzü çiziyordu bir hüzün kırışığı. Gitgide birer ayet gibi derinleştiler Yüzlerdeki çizgiler, gözlerdeki cizgiler... Yatağımın yanında esmer bir duvar vardı, Üstünde yazılarla hatlar karışmışlardı; Fani bir iz bırakmış burda yatmışsa kimler, Aygın baygın maniler, açık saçık resimler... Uykuya varmak için bu hazin günde, erken, Kapanmayan gözlerim duvarlarda gezerken Birdenbire kıpkızıl birkaç satırla yandı; Bu dört mısra değil, sanki dört damla kandı. Ben garip çizgilere uğraşırken başbaşa Raslamıştım duvarda bir şair arkadaşa; "On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan Baba ocağından yar kucağından Bir çiçek dermeden sevgi bağından Huduttan hududa atılmışım ben" Altında da bir tarih: Sekiz mart otuz yedi... Gözüm imza yerinde başka ad görmedi. Artık bahtın açıktır, uzun etme, arkadaş! Ne hudut kaldı bugün, ne askerlik, ne savaş; Araya gitti diye içlenme baharına, Huduttan götürdüğün şan yetişir yârına!... Ertesi gün başladı gün doğmadan yolculuk, Soğuk bir mart sabahı... Buz tutuyor her soluk. Ufku tutuşturmadan fecrin ilk alevleri Arkamızda kalıyor şehrin kenar evleri. Bulutların ardında gün yanmadan sönüyor, Höyükler bir dağ gibi uzaktan görünüyor... Yanımızdan geçiyor ağır ağır kervanlar, Bir derebeyi gibi kurulmuş eski hanlar. Biz bu sonsuz yollarda varıyoruz, gitgide, İki dağ ortasında boğulan bir geçide. Sıkı bir poyraz beni titretirken içimden Geçidi atlayınca şaşırdım sevincimden: Ardımda kalan yerler anlaşırken baharla, Önümüzdeki arazi örtülü şimdi karla. Bu geçit sanki yazdan kışı ayırıyordu, Burada son fırtına son dalı kırıyordu... Yaylımız tüketirken yolları aynı hızla, Savrulmaya başladı karlar etrafımızda. Karlar etrafı beyaz bir karanlığa gömdü; Kar değil, gökyüzünden yağan beyaz ölümdü... Gönlümde can verirken köye varmak emeli Arabacı haykırdı "İşte Araplıbeli!" Tanrı yardımcı olsun gayrı yolda kalana Biz menzile vararak atları çektik hana. Bizden evvel buraya inen üç dört arkadaş Kurmuştular tutuşan ocağa karşı bağdaş. Çıtırdayan çalılar dört cana can katıyor, Kimi haydut, kimi kurt masalı anlatıyor... Gözlerime çökerken ağır uyku sisleri, Çiçekliyor duvarı ocağın akisleri. Bu akisle duvarda çizgiler beliriyor, Kalbime ateş gibi şu satırlar giriyor; "Gönlümü çekse de yârin hayali Aşmaya kudretim yetmez cibali Yolcuyum bir kuru yaprak misali Rüzgârın önüne katılmışım ben" Sabahleyin gökyüzü parlak, ufuk açıktı, Güneşli bir havada yaylımız yola çıktı... Bu gurbetten gurbete giden yolun üstünde Ben üç mevsim değişmiş görüyordum üç günde. Uzun bir yolculuktan sonra İncesu'daydık, Bir handa, yorgun argın, tatlı bir uykudaydık. Gün doğarken bir ölüm rüyasıyla uyandım, Başucumda gördüğüm şu satırlarla yandım! "Garibim namıma Kerem diyorlar Aslı'mı el almış haram diyorlar Hastayım derdime verem diyorlar Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ım ben" Bir kitabe kokusu duyuluyor yazında, Korkarım, yaya kaldın bu gurbet çıkmazında. Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı! Bahtına lanet olsun aşmadınsa bu dağı! Az değildir, varmadan senin gibi yurduna, Post verenler yabanın hayduduna kurduna!.. Arabamız tutarken Erciyes'in yolunu: "Hancı dedim, bildin mi Maraşlı Şeyhoğlu'nu?" Gözleri uzun uzun burkuldu kaldı bende, Dedi: "Hana sağ indi, ölü çıktı geçende!" Yaşaran gözlerimde her şey artık değişti, Bizim garip Şeyhoğlu buradan geçmemişti... Gönlümü Maraşlı'nın yaktı kara haberi. Aradan yıllar geçti işte o günden beri Ne zaman yolda bir han rastlasam irkilirim, Çünkü sizde gizlenen dertleri ben bilirim. Ey köyleri hududa bağlayan yaşlı yollar, Dönmeyen yolculara ağlayan yaslı yollar! Ey garip çizgilerle dolu han duvarları, Ey hanların gönlümü sızlatan duvarları!..
    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

  5. #5
    Admin Almira - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Oct 2008
    Mesajlar
    13.891
    Tecrübe Puanı
    17


    Tanımlı Ce: Faruk Nafiz Camlibel Şiirleri _Faruk Nafiz Camlibel'den Resimli Şiirler






    Bedirhan GÖKÇE nin Kral Fm deki Üçüncü Sayfa radyo programı kayıtları Faruk Nafiz ÇAMLIBEL e ait Allahaısmarladık isimli şiiri
    Allahaısmarladık
    Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
    Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git…
    Bir yarın göçtüğünü, çöktüğünü bir dağın
    Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!

    Yavrusunun yoluna dalan bir dul bakışı
    Andırıyor ışıksız evinde pencereler.
    Biraz yeşermek için beklesin artık kışı
    Çağlayansız yamaçlar,suyu dinmiş dereler.

    Bir sarı yaprak gibi düştü gönlüm yoluna,
    Buğulu gözlerimden geçmediğin gün olmaz:
    Benim kadar titremez hiç bir yiğit oğluna,
    Hiç bir ana kızına bu kadar düşkün olmaz.

    Bin fersahtan duyarım kimle gülüştüğünü,
    Alnından öz kardeşim öpse ben irkilirim.
    Değil yalnız ardına kimlerin düştüğünü,
    Kimlerin rüyasına girdiğini bilirim.

    Gözlerimi gün gibi kamaştıran yüzünü
    Daha candan görürüm senden uzaklaşınca.
    Sararırsın dönüşte görünce öksüzünü:
    Bir gelinlik kız olur aşkım senin yaşınca.

    Elimi beş yerinden dağladı beş parmağın,
    Bağrımda da yanmadık bir yer bırakmadan git.
    Bir yarın göçtüğünü,çöktüğünü bir dağın
    Görmemek istiyorsan ardına bakmadan git!

    Faruk Nafiz ÇAMLIBEL

Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0