Yine böylesi bir gündü, yaşadım seni yıllarca derinden. Yine böylesi bir gündü, bir temmuz akşamı sessizce uzaklaştım şehirden...
Öyle bir yer varsa şayet mavi kıyıların diyarına gitmek istiyorum. Çünkü yıllar boyu böyle sürecek belki de benim sensizlik sürgünüm. Çıkınımda vehmimde kalan gülüşün olacak, gözlerim de son dolunay akşamının hüznü, sessizce yol alacağım sensiz bir şehirden bir diğerine... Geçtiğim şehirlerde benden kayıp şehrin meczubu diye bahsedecekler. Hakkımda rivayetler dillenecek. Vaktiyle bir kızı sevmişte ondan böyle divane gibi dolanırmış diyecekler. Tozlu yollardan geçeceğim. Her ayak izinde sana ayrılan yollarım olacak, binkez bölünecek yine yüreğim...
Biliyormusun bazen bakışları seninkine benzeyen birine görmek istiyorum. Seninkine benzeyen her bakış canımı acıtıyor ama ben seni hatırlamakla mutlu oluyorum. Ah hayali rüyalarımda bile bana kızarken seni sevdiğimi tekrar nasıl söyleyebilirim. verilmiş sözlerden dönmek böylesine kolay ve günahsız mı... Üstelik seni kırma korkusu beni böylesine güçsüz kılarken.
Sevmeden yaşanır mı veya seni hala seviyor olduğumu söylemeden, susarak. Ama hayır seni bir daha kaybedemem... İçimde içten bir dua doğuyor, hissediyorum. Allahım, eskiden sevdiğim her kişide sana yaklaşan dualar ederdim. Aşk beni sana yaklaştırırdı. Farkettim ki şimdiye kadar ki dualarım hep kendi adımaymış. Hep benim için dua etmişim. O duyguların hapsini bana sen verdin, şikayetçi değilim. Saflığa erişemediysem bu şüphesiz kendi nefsime takılışımdandır. Beni affet. Allahım galiba zamanla isteyişlerin en güzellerine ulaşıyorum. Kalbime ilham ettiğini hissettiğim bu aşkı nefsime kirlettirmemek için sana adıyorum. Sen sana emanet edileni ne güzel himaye edersin. Ya Rabbi şimdi senden dileniyorum. Beni sevmesini isterim ama beni sevmese de olur yeter ki kalbini senin için atmaktan dur etme. Adımlarını senin yolundan uzaklaştırma, gözlerini nurundan başka yöne çevirme. Seni sevsin sen sevgiye karşılık verensin. Bana seni sevdiğini görmek yeter...


Alıntı