Konu Etiketleri:

müzelerde bulunan eserler ve çeşitleri, istanbula gelen turist cıplaklar, arkeoloji muzesii, arkeoloji istanbul müzesi eserlerin resimleri ve bilgileri, istanbul arkeoloji müzesi nin içi, istanbul arkeoloji müze girişindeki tanrı, istanbul arkeoloji müzesi eserleri, arkeoloji muzesi en önemli eserleri, istanbularkeoloji müzesindeki eserlerinresimlerive isimleri, istanbul arkeoloji müzesindeki tüm eserlerin resmi ve isimleri, arkeoloji resim bilgileri, lysippos a ait iskender, arkeoloji müzesi resimleri, müze ve eserleri, istanbul arkeoloji müzesi eserleri hakkında bilgi, istanbuldaki müzelerin adları ve boyları, arkeoloji müzeleri görselleri, müze çeşitleri, adana arkeoloji müzesi eserleri, arkeoloji müze resimleri, istanbul akeleoji müzesindeki eserler, kastamonu müzesi, müzedeki eşyalar ve isimlerierier, istanbuldaki müze resimleri, arkeoloji müzesi eserleri isimleri,

+ Konu Cevapla
1 / 7 Sayfa 123 ... SonuncuSonuncu
1 den 5´e kadar. Toplam 31 Sayfa bulundu

İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Eserleri-İstanbul Arkeoloji Müzesi Resimleri

 Turizm Gezi Tatil Türkiye Katagorisinde ve  Anıtlar Ve Müzeler Forumunda Bulunan  İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Eserleri-İstanbul Arkeoloji Müzesi Resimleri Konusunu Görüntülemektesiniz.=>A rkeoloji Müzesi 13 Haziran 1891'deki açılışından itibaren hızlı bir şekilde koleksiyonunu genişletmiştir. Şu anda Arkeoloji Müzesi giriş kat salonlarında; ...

  1. #1
    Moderator Tanem - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.056
    Tecrübe Puanı
    4


    Tanımlı İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Eserleri-İstanbul Arkeoloji Müzesi Resimleri







    Arkeoloji Müzesi 13 Haziran 1891'deki açılışından itibaren hızlı bir şekilde koleksiyonunu genişletmiştir. Şu anda Arkeoloji Müzesi giriş kat salonlarında; sağ tarafta Arkaik Dönem'den Roma Dönemi'ne Antik Çağ heykellerini, sol tarafta ise Sidon Kral Nekropolü'nden gelen İskender Lahdi, Ağlayan Kadınlar Lahdi, Tabnit Lahdi gibi dünyaca ünlü eşsiz eserleri görmek mümkündür. İki katlı binanın üst katında ise Hazine Bölümü, Gayri İslami ve İslami Sikke Kabineleri ile Kütüphane bulunur.

    Ek binada bodrum katta 1998 yılında açılmış olan "İstanbul Çevre Kültürleri" bölümü, değişik çağlara ait civar buluntu ve tümülüs kazılarında ortaya çıkarılmış eserlerin sergilendiği salondur. "Thrakia-Bithynia ve Bizans" bölümlerine sahiptir. Ek binanın giriş katında ise "Çocuk Müzesi" sergilemesi yer alır.



    Ek binanın 1. katında "Çağlar Boyu İstanbul""Çağlar Boyu Anadolu ve Troia", en üst katta ise "Anadolu'nun Çevre Kültürleri: Suriye, Filistin ve Kıbrıs Eserleri" bölümü, 2. katta kronolojik sıralama ile teşhir edilmektedir.





    Marsyas Heykeli




    Helenistik döneme tarihlenen Marsyas heykeli Tarsus ilçesinde bulunmuştur.

    Kollarından bir ağaca asılmış olarak tasvir edilen Marsyas'ın, gördüğü işkence yüzünden gerilen kasları göze çarpar. Adeta fiziksel açıdan sessiz fakat öfkeli bir ifadesi vardır. Bu özel heykel orijinalinde, solunda oturan Apollon ve sağında derisini yüzmek için bıçak bileyen bir kölenin olduğu heykel grubunun, merkezine yerleştirilmiş olmalıdır.



    Anadolu'ya özgü bir hikayenin baş karakteri olan Marsyas, Tanrı Apollon ile giriştiği rekabetin sonuçlarına katlanır bir halde tasvir edilmiştir. Hikayeye göre, Marsyas flütünü Tanrı Apollon'un lirinden daha güzel çaldığını iddia eder. Apollon ile müzik yarışmasında berabere kalınca Apollon Marsyas'a enstrümanını ters çevirip aynı anda hem çalıp hem şarkı söylemesini söyler. Fakat Marsyas bu meydan okumayı yerine getiremez ve Apollon yarışmayı kazanır. Bir ölümlünün kendisine meydan okumasına öfkelenen Tanrı Apollon Marsyas'ın canlı canlı derisini yüzüp derisini bir çam ağacına asar. Fakat sonradan kapıldığı öfkeden pişmanlık duyarak lirini kırar ve Marsyas'ı bir ırmağa çevirir.


    Sappho Başı




    Roma Dönemi portre örneklerinden olan Sappho Başı, Lesbos (Midilli) adasında doğmuş olan şair Sappho'ya aittir.



    M.Ö.7. yüzyıl ve 5yüzyıl arasında birçok lirik şair yaşamıştır. Bu dönemin en tanınmış şairi olan Sappho'nun bir bütün halinde günümüze kadar ulaşan yalnızca bir şiiri bulunmaktadır ve bu şiir de Aphrodite'ye yazılmış bir ilahidir.



    Gençlik yıllarını doğduğu yer olan Lesbos'dan uzakta, Sicilya'da geçiren Sappho, geri döndüğünde Aphrodite'e tapınan bir grup kadının öğretmeni haline gelir. Bir efsaneye göre, sevdiği adam tarafından reddedilince kendisini uçurumdan atarak intihar etmiştir.


    Tykhe Heykeli




    Orijinali MÖ 4. yüzyıla ait olan bir eserin Roma Dönemi'nde, MS 2. yüzyılda, yapılmış bir kopyasıdır. Üskübü/Bolu'da bulunmuş olan eser zengin bir süslemeye sahiptir. Tanrıça Tykhe'nin başının üzerinde zeytin yapraklarıyla süslü şehir surunu temsil eden bir taç vardır. Sol kolunda çeşitli meyvelerle dolu bir bereket boynuzu ile zenginliğin simgesi olan Plutos ismindeki çocuğu taşımaktadır.


    Tykhe, Okeanos'un kızlarından biridir. Kader, şans, başarı tanrıçasıdır. Her kentin bir Tykhe'si vardır. Tykhe'ler kentlerin koruyucu tanrıçaları olup, başlarında şehir suru şeklinde bir taçla gösterilirler.

    SUNUM TANEM


  2. #2
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.200
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Ce: İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Eserleri-İstanbul Arkeoloji Müzesi Resimleri





    Ahhhh istanbul ahhhhh
    ellerinize saglık çokk teşekkürler

  3. #3
    Moderator Tanem - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.056
    Tecrübe Puanı
    4


    Tanımlı Ce: İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Eserleri-İstanbul Arkeoloji Müzesi Resimleri





    Miletos Faustina Hamamları Heykel Grubu

    MİLETOS FAUSTİNA HAMAMLARI HEYKEL GRUBU
    Tanrı Apollon ve Musalarını, yani ilham perilerini, tasvir eden bu heykel topluluğu Miletos antik kentindeki Faustina Hamamları'nda bulunmuştur ve M.S.2. yüzyıla tarihlenir. Faustina, Roma imparatoru Antoninus Pius'un kızı ve İmparator Marcus Aurelius'un karısıdır, Milet'in ünlü hamamlarına ölümünden sonra onun ismi verilmiştir.

    Bu heykel grubunda ışık, bilgelik, akıl tanrısı Apollon, adaleli bir genç erkek olarak tasvir edilmiştir. Bir kaide üzerine koyduğu lirini çalmaktadır. Yüzünde tanrısal ve sakin bir ifade vardır. Vücudu zarif ve iyi orantılıdır; vücut oranları bir kadın gibi oldukça muntazam işlenmiştir. Sanki melodiye başlamadan önce tellerle oynuyor gibi eliyle lirin mızrabını tutmaktadır. Tanrının bu şekilde tasviri "Apollon Kitharadoros" veya "Lir Çalan Apollon" olarak bilinmektedir.




  4. #4
    Super Moderator _kanka** - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Dec 2010
    Mesajlar
    3.200
    Tecrübe Puanı
    5


    Tanımlı Ce: İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Eserleri-İstanbul Arkeoloji Müzesi Resimleri





    araya girdim galiba sanırsam ama napıyım istanbul görünce dayanamadım efendimm)))))

  5. #5
    Moderator Tanem - ait Avatar
    Üyelik Tarihi
    Jan 2010
    Mesajlar
    1.056
    Tecrübe Puanı
    4


    Tanımlı Ce: İstanbul Arkeoloji Müzesi ve Eserleri-İstanbul Arkeoloji Müzesi Resimleri





    Büyük İskender Başı


    MÖ 356 - MÖ 323 yılları arasında yaşamış olan Makedonya kralı Büyük İskender tahta geçtiği zaman henüz yirmi yaşında bile değildi. 33 yaşında ölen efsanevi komutan, kısa krallık hayatında gerçekleştirdiği parlak ve büyük fetihler sayesinde yirmi üç yüzyıl boyunca unutulmamıştır. Pers İmparatorluğunu yıkarak Makedonya'dan Hindistan'a kadar uzanan büyük bir imparatorluk kurmuştur. Hayatının büyük bir bölümünü Asya'da geçiren İskender'in başlangıçta askeri üsler olarak kurduğu kentler zamanla kültür ve ticaret merkezlerine dönüşerek Eski Yunan kültürünün Hindistan'a kadar yayılmasında önemli rol oynamışlardır.

    Sanatsal açıdan da etkileri takip edilebilen Büyük İskender zamanı, Klasik Sanat ile Helenistik Dönem arasında bir geçiş dönemi olmuştur.

    MÖ 2. yüzyıla tarihlenen Büyük İskender Başı, Bergama'nın aşağı agorasındaki kazılarda bulunmuştur.

    Başının omzuna doğru eğik duruşu ve çok hafif arkaya doğru atışıyla alnının ortasından çıkan saç tutamı aynı bir aslanın yelesi gibidir ve her iki yandan düzensiz kıvrımlarla inmektedir. Bu Büyük İskender'e özgü bir saç tipidir. Ağır göz kapakları ile yuvarlak gözleri, kalın kirpikleri ve dişlerini pek ortaya çıkarmayan hafif açık ağzı gibi özelliklerin tümü, Büyük İskender heykellerinin genel karakteristiğidir. Bu tarz, M.Ö. 4.yüzyılda yaşamış ve sanatta Klasik'ten Helenistik'e geçişi sağlamış olan heykeltraş Lysippos'un portelerinde görülmektedir. Sanatçı, İskender için çalışmış ve İskender de portrelerini yalnızca Lysippos'a yaptırmıştır. Portrenin alnında görülen derin çizgiler, kralın çok genç olmasına rağmen karşılaşmış olduğu büyük problemleri akla getirmektedir. Eser, kral II. Eumenes yönetimi zamanındaki Bergama heykel sanatının tipik özelliklerini yansıtmaktadır.


Bilgisayar ve İnternet Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0